• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
ZİYARETÇİLERİMİZ
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

Mehmet_CobanBir gün gayri ihtiyari ağzımdan şu sözler dökülüverdi.

“Bir kişi; bana, üç defa söz verip yerine getirmemişse, güvenimi kaybetmiştir”

Şimdi bu sözü hangi delile dayanarak söyledim. Üç defa söz verip yerine getirmemek ne anlama gelir? Üzerinde biraz düşünelim.

Birinci: Bir insanı; ilk defa söz verdiği halde sözünü yerine getirmediğini gördüğünüzde. Aklınızın bir köşesine yazarsınız. Bana söz verdi yerine getirmedi. Söz verip yerine getirmemek büyük bir suçtur. İnsanın saygısızlığını, insana değer vermeyişini ortaya çıkarır. Söz verdiği halde sözünü yerine getirmeyen kişi, söz verdiği insanı umursamıyor demektir. Yaptığıyla kendi karakterini de ortaya kor. Yani demek ister ki, “ben öyle sözlerimi yerine getiren, dürüst, karakterli bir insan değilim. Bana güvenmeyin” der. Ancak ben; sözünü ilk defa yerine getirmeyen kişi için bu tür yorumlara, suçlamalara girmem. Derim ki; insandır olabilir. Unutmuştur olabilir. Daha önemli başka bir işi çıkmıştır olabilir. Hemen hakkında olumsuz hüküm veremem.  

İkincisi. Kişi ikinci kez bana verdiği sözü yerine getirmemişse, ikinci sözünü yerine getirmeme, birinci sözünü yerine getirmemeye şahitlik eder. Yani kişi; “sözlerimi yerine getirmeyen biriyim. Bak birinci kez sözümü yerine getirmedim. Bana iyi davrandın. Yüzüme vurmadım. Sen anlamadım. Kardeşim ben sözlerimi yerine getiren biri değilim. Bak ikinci kez yerine getirmiyorum. Söz vermeme alışkanlığıma şahitlik ediyorum”, der. Ama ben yine de, ne olur, ne olmaz. Bir şahitle insan hakkında hüküm verilmez derim. Birincideki gibi direkt karar vermem. Suçlamamalara girmem.

Üçüncüsü: Kişi üçüncü kez bana verdiği sözü yerine getirmemişse, üçüncü sözünü yerine getirmemeyle, birinci sözünü yerine getirmemeye, ikinci kez şahitlik etmiş olur. Şimdi düşünelim. Bir kişiyle ilişki kurduk. Tanıdığımız, güvendiğimiz iki kişi geldi ve dedi ki; “bununla ilişki kuruyorsun ama bu kişi sözlerini yerine getiren biri değildir. Dikkat et buna güvenilmez” Güvendiğiniz, sevdiğiniz iki kişi böyle deyince, inanmak düşer. Tedbiri ona göre almam düşer. Ama dışarıdan iki ki değil, kişinin kendisi üç kere verdiği sözü yerine getirmemişse, ilk hareketine, iki defa şahitlik etmiş olur. Artık dışarıdan başka bir şahide gerek yoktur.

Üç kez söz verip sözünü yerine getirmeyen kişi; hem iki defa “ben söz verip yerine getiren bir kişi değilim” diye ikrarda bulunmuş, hem de kendi kendisine iki defa şahitlik etmiş olur. O zaman gönül rahatlığıyla şunu derim. “Bana üç defa söz verip yerine getirmeyen kişiye güvenemem. O bu hareketleriyle, güvenilmez olduğunu hem ikrar etmiş, hem de kendi kendine şahitlik etmiştir”

Allah ayetlerinde söz vermeyi, yerine getirmeyi inancın temeli olarak göstermektedir. Bir ayetinde meal olarak; “Onlar söz verdiklerinde öylece bırakılacağını mı sandılar? Elbet biz onları verdikleri sözlerden imtihan eder. Gerçeklerini ortaya çıkarırız” İşte kişi; ikinci, üçüncü kez sözlerini yerine getirmeyerek gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Gerçeği nedir? “Bana güvenme, ben güvenilmez biriyim” Şimdi kendimize soralım. Gerçeğini hareketleriyle bağıra çığıra söyleyen bir kişiye, güvenmek nasıl bir şeydir? Saflık mı? Enayilik mi? Aptallık mı? Andolsun ki, ben saf, enayi, aptal değilim.   

Andolsun ki; üç kez söz verip yerine getirmeyen kişi, insanlık noktasında karakterinin düzgün olmadığına şahit olmuştur. 

Andolsun ki; üç kez söz verip yerine getirmeyen kişi, Allah’ın ayetine göre mümin, yani güvenilir olmadığına, kendisi şahitlik etmiştir.

                Kaliteli bir insanın göstergesi; verdiği sözleri yerine getirmektir.  

                Dikkat edin. Etrafınızda söz verip yerine getirmeyenler varsa, tehlikedesinizdir.

                Onlar sizin üzerinizden çıkar sağlamak, sizi; saf, enayi, aptal yerine koymaktadırlar.
 

Son Güncelleme (Cuma, 13 Ocak 2017 09:20)

 
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 


NaciGumusDevletimizin onuru, ülkemizin geleceği siyaset üstü millî bir meseledir. Bu konularda berrak düşüncelere, makul bir dil’e ihtiyacımız vardır. Sükûnetle, suhuletle, akl-ı selimle hareket etmek; birlik, beraberlik, kardeşlik ve insanlık duygusunu yükseltmek lazımdır.  Tarihin en kaotik ve dramatik bir dönemecindeyiz. Bir ahlak disiplini içerisinde istiklâl ve istikbalimize, özdeğerlerimize sarılmamız hayati bir önem kazanmıştır.  Zira orta iklim kuşağında, ırmakları, gölleri ve denizleri ile dört mevsim hayat fışkıran, yer altında uyuyan zengin petrol, doğalgaz ve maden yataklarıyla yabancıların, özellikle batılıların iştahını kabartan yurt edindiğimiz Anadolu yalnız bugün değil,  tam üç bin yıldan beridir tehdit ve saldırı altındadır.  Yunanlar, Persler,  İskender ve Romalılar.

Bu itibarla aydınlarımızın aydınlık kafa yapısına sahip olmaları, topluma önderlik yaparak doğru istikamet göstermeleri millî bir görevdir.  Aydın derken beyni yıkanmış entelijensiya’yı kastetmiyoruz. Lakin onlara da akıl, fikir, basiret diliyoruz. Kan, süt ve maya bozuk değilse vicdanları onlara bir gün hakikati gösterecektir.  Bizim hakikatimiz medeniyetimizdir, İki yüzyıldır dejenerasyona uğramış özdeğerlerimizdir. Onları gün yüzüne çıkartmak, medeniyetimizi diriltmek aydınlarımızın, fikir insanlarımızın, kalem erbabı yazarlarımızın öncellikli vazifesidir. Şunu fark etmemiz lazımdır ki İslam Milleti ülkeleri, Türkiye de dâhil küresel bir kuşatma ve tehdit altındadır. Devletimizin ve Milletimizin bekası için, Bunu bertaraf etmenin yolu topyekûn ayağa kalkmalı, dayanışma ruhuyla vatanımıza,  devletimize sadakatimizi göstererek üzerimize düşen millî ve dini görevlerimizi ifa etmemiz lazımdır. Büyük bir tarihi devlet tecrübesine sahip olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne mensup kutlu bir millete yakışan da budur. Stk’ların, medya mensuplarının, fikir ve düşünce insanlarının, siyaset mensuplarının bu konuda yüksek hassasiyet göstermeleri kaçınılmazdır. Aksi takdirde tarih te, millet de affetmez. Vebalden de kurtulamazlar.

Ülkü ve ideallerimize sarılmak güzel, fakat bu süreçte hamaset ve duygu fırtınasına kapılmadan akıl, mantık, ferasetle hareket etmek, soğukkanlılıkla hadiseleri yorumlayarak ilime, birliğe, uyanıklığa yaslanmak gerçekliğe daha uygundur. Bölgemizde kirli bir savaş en çirkin yüzü ile hüküm sürerken en yüksek ses Türkiye’den yükselmekte, mağdur, masum ve mazlum insanların en büyük umudu da Türkiye’dir. Batı medeniyeti çöküş arifesindedir. İki yüzlü batının sahiplendiği çağ yırtıldı. Bunu anladığımızda hassasiyetimizin ne denli önemli olduğunu idrak etmiş olacağız. Allah zalimleri kahretsin. Devletimize, milletimize zeval vermesin.

Bu vesileyle Şehitlerimize rahmet, gazilerimize şifa, yakınlarına sabır dilerken; “devlet-i ebed müddet, zulüm bitecek elbet!..” nidasıyla huzurlu bir gelecek diliyorum. 

 

Son Güncelleme (Pazartesi, 26 Aralık 2016 13:36)

 
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 

MetinOzceriİslam diyarında yaşayan kimliği İslam olarak bilinen bizlerin Görüşleri, İnançları ne olursa olsun; laik anti laik,  Alev'i Sünni, Türk Kürt, Arap. Sağcı, Solcu. Mürteci, çağdaş. Modern, gerici!.. Belki farkına varmadan kendi kendimizi farklılaştırdığımız, bu sıfatlar ne olursa olsun, Küresel güçler, ya da Batı dünyası için hiç fark etmiyor. Bizler,(Müslümanlar) onların çıkarları ve menfaatleri için her zaman tehlikeyiz. Onlar her daim bizleri farklılaştırarak, bizleri birimize düşürerek içten çökertmeye çalışacak, sonra küçük küçük parçalara ayırarak egemenliklerini tesis etmeye çalışacaklardır. Bizlerin onlar için zerre kadar bir değeri yoktur. Bizlerin farklı görüşleri, düşünceleri onlar için sadece bizleri birbirimize düşürmek için bir sebeptir, tuzaktır.

Bizi biz yapan kim ne derse desin inancımızdır. 15 Temmuz göstermiştir ki, bu ülkenin insanının kimliği ya da görüşü ne olursa olsun, Milletperver, Vatanperverdir. Kalbindeki külleri üfleyince kalbindeki inancı ona yön vermektedir.

 

Son Güncelleme (Pazar, 08 Ocak 2017 15:45)

 
Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün504
Dün1371
Tüm Zamanlar3267791
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 15 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1478
İçerik : 1440
Web Bağlantıları : 31
Site İçi Arama
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.