• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
ZİYARETÇİLERİMİZ
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.

PostHeaderIcon ŞU MİKROPLAR HANGİ BATAKLIKTA ÜRETİLİYOR? (2)

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

 

mehmet_ali27 Temmuz 2015 tarihinde sitemizde yayınlanan aynı başlıklı yazımız ile Kur’ân dışındaki kaynaklardan öğrenilmeye çalışıldığında, dinin kimseye bir yarar sağlamadığı gibi ayrılıkçı güruhların üremesine sebebiyet verdiği anlatılmak istenmişti.

Eğer “kara bayraklılar” uydurma hadisini esas kabul ederseniz adına ne derseniz deyin İslâm dini ile ilgisi olmayan bir güruhun, Allahuekber nidalarıyla Müslümanları katlettiğini göreceksiniz.

Eğer Kur’ân da hiç yeri olmayan “mehdi” inancını esas kabul ederseniz, adına ne derseniz deyin bir güruhun, hizmet kandırmasıyla içinden çıktığı toplumu sömürerek ülkemiz de iç savaş çıkarmak için salyalarını akıtan ve kendilerini üst akıl sanan yıkılmaya mahkûm devletler tarafından kullanılmasına razı olduklarını göreceksiniz.

Ahiret hayatına inanmayan sömürgeciler ellerinde kadehleri ile Tv. ekranlarından Müslümanların birbirlerini öldürmelerini seyretsinler, Kur’ân dan uzaklaştırılmış şu piyonlar  önlerine konulan darbe senaryolarını oynamaya, kendilerini kurtaracaklarını sandıkları mehdilerine yaranmaya çalışsınlar . Plân ne güzel işliyor değil mi?

Bizler de Kimya laboratuarında analiz-sentez yapan ilim adamları gibi “Şu hadis sahih, şu değil” kargaşası içinde boğulalım.

Peki, bizi yaratan Rabbimiz ne diyor, hiç merak ettik mi?

{Ve şüphesiz sana vahyedilen [KUR’ÂN], senin için de, toplumun için de gerçekten bir öğüttür/şan-şereftir siz ondan SORGULANACAKSINIZ.} (Zuhruf 44)

Dinimizi; bizleri paramparça yapan, mezheplere ayıran, birbirimize düşman eden, Peygamberimizin ölümünden 150-200 yıl sonra uydurulan hadislerden değil de, bizleri rüşde ulaştıracak olan Kur’ân dan öğrenir ve din tüccarlarının saltanatlarına son verirsek bu sıkıntılı günlerden kurtulacağımız umulur.

Aksi halde kendilerin mehdi ilân eden sapıkların kirli bilgi kaynaklarını hâlâ din sanarak kendi kendimizi mankurtlaştırmaya devam edersek, günlerimizi heder ettiğimizi çok geç anlayacağız. Eğer Kur’âna inanıyorsanız işte ispatı:

{Allah'ın izni/ bilgisi olmaksızın, hiç kimse için iman etme yoktur. Ve ALLAH, KİRLİLİĞİ/AZABI AKLINI KULLANMAYANLARIN ÜZERİNE BIRAKIR.} (Yunus 100)

Aklımızı kullanalım. Bataklıklarda boğulmayalım.

Bakî olan Allah’a emanet olunuz. 

Son Güncelleme (Çarşamba, 24 Ağustos 2016 21:32)

 

PostHeaderIcon Aziz Milletimize

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 


NaciGumusSon günlerde terör saldırılarında çok sayıda vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve yaralanmıştır. Bir İnsanlık suçu olan, vahşetin en kötü yüzünü gösteren terörü şiddetle kınıyor ve nefretle lanetliyoruz.

Bu süreçte teröre karşı birlik, beraberlik ve sağduyu içinde ortak hareket etmek her zamankinden daha çok önem taşımaktadır.

Hürriyet ve bağımsızlığımızı hedef alan, istikrara kasteden terör saldırılarının bir daha yaşanmamasnı diliyor, saldırıda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına ve bütün milletimize başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Her Türk bir Kürt’tür, her Kürt bir Türk’tür. Her Türkiyeli Orhan Gazi kadar Türk, Sait Nursi kadar Kürt, Mehmet Akif kadar
 Arnavut, Osman Bey kadar Osmanlı soyundandır. Bütün Müslim ve Gayri Müslim tebaasını kucaklayan İslam ve Peygamber ümmetiyiz. Özü itibariyle de İNSAN’ız. İNSAN olamadıktan sonra mensubiyetimizin de önemi yoktur. Renk, dil, din, ırk, mezhep mülahazalarıyla hareket etmek ilkelliktir. Milliyetçi değil Milletçi olmak daha evladır.

Şiddet, hiddet gayri insani bir tutumdur. Yüce Kuran’da; “Bir insanı öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir. Bir insanı yaşatan (bir kişinin hayatını kurtarmak suretiyle) bütün insanları yaşatmış gibidir ”(Maide-32) beyânı vardır. Kürt-Türk bir millettir. İslâm Milleti. İslâm barış demektir, birlik demektir. İslam ile Müslüman arasındaki fark ne ise, etle kemik ne ifade ediyorsa Kürt’le Türk de Odur. Diyarbekirli Ali Emiri’yi Yahya Kemalden, Çağın dehası büyük mütefekkir Sezai Karakoç’u, Necip Fazıldan, Cemil Meriç’ten ayırmak mümkün mü? Kültür ve Medeniyetimizin gelişmesine, kardeşliğimizin pekişmesine emeği geçen sayılmayacak kadar Türk ve Kürt sanat ve düşünce adamı, bilim insanımız vardır. Şeyh Edebâli’nin, Molla Gûrani’nin, Ebussuud Efendinin, Melâye Cizirî’nin torunları olan Kürtler; Mehmet Fatihle, Akşemseddinle, Şeyh Galiple hep övünç duydukları gibi, milyonlarca Türk de Beddiüzzaman Said NUrsi ve O'nun gibi mütefekkirlere sınırsız bir muhabbetle bağlandılar. Türkiye Cumhuriyeti Devletini Türkler ve Kürtler birlikte kurdu ve asli unsurlardır. Güçlü Büyük Türkiye’yi de birlikte inşa etmekten başka çıkar yolları yoktur.


Naci GÜMÜŞ
Gönül Sitesi Sahibi ve
Genel Yayın Yönetmeni
e-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir  

Twitter: https://twitter.com/nacigm
 

Son Güncelleme (Pazartesi, 22 Ağustos 2016 10:24)

 

PostHeaderIcon ALTIN NESİL NASIL HAİN NESİL OLDU

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

ilhan akkurt1970-80 arasında F. Gülen’in ALTIN NESİL konferanslarını ve kitaplarını herkes bilir. Altın Nesil, masum Anadolu’muzun saf çocuklarının IŞIK EVLERİ’inde, açılan yurt ve okullarda ülke geleceğinde inançlı kadrolar ve nesiller yetiştirilme çabasının ismidir. Bu çabadaki özveriyi ve yetişen güzide gençliği gören Anadolu insanı bu çalışmalara omuz vererek çok büyük fedakârlıkla desteklemiştir.

Yıllardır inançlı insanımız devlet çarkında varlığını, en ufak İslami dirilişe geçit vermeyen ceberut ve darbeci Kemalist-sola karşı, kendini gizleyerek koruyabildi. Namaz kılan başı örtülü bir memurun bulunduğu dairede yaşaması ve yükselmesi mümkün değildi. Darbeci zihniyetin elinde laiklik, tam bir din düşmanlığına dönüşmüştü ve sırf başörtüsünden dolayı binlerce genç okullarından atılmıştı. Atatürkçülük adına yapılan bu baskılarla, inançlı kesimin resmi kurumlarda yaşaması mümkün değildi ve bu yüzden hiç kimse bu gizli örgütlenmeden rahatsızlık duymuyordu. Yani inançlı kesimin takiyye-kendini gizleyerek varlığını sürdürmesinden başka bir yolu yoktu. Bu yolu az çok her inançlı gurup kullanıyordu.Siyaset kurumu ve partilerin durumu da çok farklı değildi. Basit endişelerle inançlı kesimin kurduğu partiler defalarca kapatılmıştı. Darbeci 28 Şubat dönemini baskılarıyla cemaat lideri F. Gülen yurt dışına göç etmiş veya ettirilmişti. Böylece siyaset kurumuna da sahip çıkan Anadolu insanı Akparti’ye güç vermesiyle bu mücadele daha da şiddetlenmişti. Halkın büyük çoğunluğunun oyuyla demokratik yollardan iktidar olan hükümetin ilk 10 yılı çok büyük tehditlerle yönetimde kalabilmiştir. İşte devlette gizli yapılaşmanın asıl suçlusu bu zihniyettir.

Her fikir hareketinin hedefi, devletleşmek ve bir gün ülkeyi kendi fikirleri doğrultusunda yönetmektir. Bu her fikir hareketi için normal bir şeydir ve suç değildir. Hal böyle ise FETÖ hareketine neden hain diyoruz? Altın Nesil’in kendini gizleyerek darbe ile hedefine ulaşması, Anadolu insanının istediği olmayacak mıydı? Altın Nesli neden hainlikle suçluyoruz? Bir hareketin böyle hain olmasının 2 tane dış, buna yol açan 2 tane de iç sebebi vardır. Önce hainlik yaftası vurulmayı hak ettiren 2 dış sebebi anlayalım. ABD’yi bile jandarma gibi kullanarak  dünyayı tek bir elden yönetmeye çalışan küresel bir derin güç odağı vardır. Bu güç, kendileriyle uyumlu çalışmayan her ülke ve iktidarı diktatör ilan etmekte; demokrasi, özgürlük ve insan hakları masalı ile kendi çıkarlarına engel olanları itaate ve devirmeye çalışmaktadır. İşte sen ülkene karşı bu güçlerle işbirliği içinde olursan asıl hain olarak anılmayı bu sebepten hak edersin. Diğer hainliği pekiştirici sebep te, seçim gibi halkın tercihiyle demokratik meşru yollarla değil zorba bir darbe ile kendi inançlı iktidarına, halkına karşı katliam yapmaktır.

Bir fikir hareketinin bu hale dönüşmesine yol açan iki iç sebebe gelince. Bu iki hata hangi fikir hareketinde bulunursa bulunsun, zamanla büyüyüp gelişen her hareketi bekleyen sonuç hainleşmektir. Bunlardan ilki, bir fikir veya inanç hareketinde bulunan “tek doğru benim yolum, benden başka doğru yoktur” saplantısıdır. Diğeri karizmatik liderlik anlayışıdır. Yani benim yolumda olmayanlar düşmanımdır, liderim çok kutsal biridir, hiç yanılmaz, ilahi güçler tarafından görevlendirilmiş devrin tek kurtarıcısıdır saplantısı. Böyle bir liderin etrafına toplanan müritler onun her dediğini sorgulamadan, tam bir haşhaşı-hipnotik robot gibi uygulayacaklarından bu gidişin sonunun bir hainliğe varacağını görmeleri mümkün değildir. Bu işin dinle minle ilgisi yoktur, bu yolda olan her fikir hareketini bekleyen sonuç budur. Ha, hitler gibi dış güçlerin emrinde olmadan iktidarı ele geçirirsen, bu kez de ülkende senin gibi düşünmeyenlere (Alman solu, Yahudileri yakması ve dünyayı ateşe vermesi) hainlik edersin.

Değerli yazarlarımızdan A.Dilipak’a “-Cemaat nasıl oldu da böyle savruldu” diye sorduğum da çak ilginç bir gerçeği anlatmıştı. Refah Partisi’nin yükseldiği 1995’li yıllarda bu derin güçlerin temsilcilerinden Gramm Füller ekibi bana da geldi ve gelin birlikte çalışalım” dedi. Ben de dedim, “-Bizden ne istiyorsunuz?”. İstekleri şuydu, “İsraille, Nato’ya, ABD ve demokrasiye karşı olmayacaksınız”. Bunlarla işbirliğine evet dediğiniz müddetçe ister şeriatçı olun, ister kral veya şeyh hiç önemli değil size pek dokunmazlar. O dönem ayni teklifleri cemaat dahil diğer pek çok İslami guruplara yaptıklarını söyledi. Cemaat bu teklife karşı çıkmadı ve sonucu Amerikano-Mehdi’ye kadar vardı. İşte bir hareketin tek bir karizmatik liderin iki dudağı arasından çıkacak sözle hareket etmesinin en tehlikeli yanı budur. Bir ülkede karizmatik bir lider çok yüksek bir oyla iktidar olsa bile derin güçler bu liderle görüşüp “-Rahat etmek istiyorsan bizimle iyi geçin” diyerek tehdit ediyorlar. Lider de çoğu zaman bu güçlere boyun eğmek zorunda kalıyor ve iyi niyetlerle yola çıkan lider, zoru görünce bu güçlerin siyasi emelleri doğrultusunda işbirlikçi olmak zorunda kalabiliyor. Takipçileri de liderin sözlerinde inançlarına ters şeyler görseler bile “vardır bir kerameti” diyerek karşı çıkmıyorlar.  Geçmişte olabilir ama günümüzde karizmatik liderliğin bu açıdan çok büyük tehdit altında olduğu bir gerçek. Bu yüzden bir fikir hareketi,  karizmatik liderlik yerine bir meclis ve şura ile yönetilmelidir. Şu an ülkemizde ordu ve kamuda yapılan güçlerin ayrılığı prensibine uygun düzenlemeler ayni zamanda siyasi partilerde de uygulanmalıdır. Partiler tepeden değil aşağıdan örgütlenmeli, genel merkez yerine seçmenlerin tercihleri doğrultusunda adaylar belirlenmeli, parti lideri yerine parti MKYK’sı etkili olmalı, bir oylamada gurup kararı olmamalı vb. gibi düzenlenmeler yapılmalıdır. Yoksa tehlike çok büyük.

Maalesef, gerçekten Anadolu’nun altın gibi çocuklarına çoook ama çook yazık oldu. Melek gibi bu çocukların kanına girenler yarın ahrette bunun hesabını veremez. Benzer hatalarla yeni nesilleri kaybetmeyelim.

 

Son Güncelleme (Cumartesi, 20 Ağustos 2016 14:49)

 
Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün227
Dün1701
Tüm Zamanlar3008021
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 23 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 682
İçerik : 1505
Web Bağlantıları : 31
Site İçi Arama
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Facebookta Paylaş