AİHM, DEVLETİMİZ VE
BAŞÖRTÜSÜ
AV. Halil DOĞAN
Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı
Mahkeme Devletin savunmalarını kararında
tekrar etmiştir. Kararda, son zamanlarda başörtünün
siyasi simge olduğunu belirtilmektedir. Halbuki Türkiye’de
başörtülüler örtülerini hiç bir zaman
siyasi simge olarak kullanmamışlardır. Kendini bilen
Müslüman bunu yapmaz. Bazı siyasiler bitmek tükenmek
bilmeyen bu problemi siyasi amaçları için kullanmışlardır
ama bu başörtülülerin suçu değildir. Siz
bataklığı kurutmadıktan sonra sinek ilacı satan
çok olur. Bu problemi çözecek olan devlettir. Ama maalesef
devlet veya devlete tesir eden güçler problemi daha da
içinden çıkılmaz hale getirmektedir.
Asırlardır başlarını örten genelde
Müslümanlar özelde Türkler acaba hangi siyasi partidendi?
Bu gün mecliste ana muhalefeti teşkil eden Cumhuriyet Halk Partisinin
tabanında başörtülü milyonlar var. Onlarda siyasi
olmuyor da başka partide mi oluyor? Kaldı ki şu an iktidar
partisinde de milyonlarca başı açık kadın
seçmen var. Eğer siyasi simge ise bunlar neden açık?
Eğer siyasi simge ise CHP deki başörtülülerin orada
işi ne?
Hakikat şu ki yüzde doksan dokuzu Müslüman
olan ülkemizde Müslümanlara inançlarını
yaşama hakkı tanınmak istenmemektedir. Bu
azınlığın çoğunluğa
tahakkümüdür. Bu uygulama medeniyim diyen hiçbir
kişi, topluluk, ülke tarafından kabul edilemez.
"Haydi kızlar okula" kampanyası
açan devlet, aslında "haydi kızlar (açılarak)
okula" demektedir. Çünkü okula gelene
başörtünü aç yoksa giremezsin denmektedir.
Kızlarımızın cehaletini giderecekken, inancını
yok etmeye çalışılmaktadır. Ülkemizde kız
çocuklarının okumamasının müsebbibi ebeveynler
değil bizzat devlettir, devletin uygulamasıdır. Devlet
öncelikle kendi zaviyesinden bakmalı ve hatasını
gidermelidir.
Dava maalesef yeterince anlaşılamamıştır.
Belki anlatılamamıştır da. “laik üniversitede
okuyan öğrenci onun kurallarını kabul eder” derken
sanki ülkede laik olmayan bir üniversite varmış gibi
davranılmaktadır. Halbuki ülkemizde laik olan – olmayan
üniversite ayrımı yoktur. Dolayısıyla ülkemizi
tanımadan verilmiş bu karar hukuka ve realiteye aykırı bir
karardır.
Avrupa'da başörtüsü serbestken İslam
ülkesinde yasak olmasını kendilerinin bile
anladıklarını zannetmiyorum. Bu kararı “artık
başörtüsü yasaklanabilir” diye topluma dayatacak
insanlara sormak lazım “laik olmayan üniversite” nerede ?
Kızlarımızı oraya gönderelim.
Karar hukuki değil siyasidir. Kaldı ki problem de hukuki
değil siyasidir. YÖK yasasıyla ilgili kıyameti kopartan
bazı mihraklar, başörtüsü probleminde de devlet ve
millet üzerinde baskı uygulamasıdır. İslami
inancın bu ülkede yaşanmasına tahammül edemeyen bu insanlar,
gerçek düşüncelerini gizlemekte ve
çağdaşlık, laiklik, medeniyet, kamusal alan gibi
kavramların arkasına sığınmaktadırlar. Maalesef
ülkede bunlar iktidardır. Hükümet olmak yetmemektedir.
Hükümetin bu yanlışlığı düzeltmek
istemesi halinde kıyameti koparmaktadırlar. Yüzde doksan dokuzu
Müslüman olan bu ülkede devlete hakim olan bu güçler
AB kapısında 40 yıldır bizi bekleten Hıristiyan
Avrupa'nın Mahkemesine etki etmemesi mümkün değildir.
"Düşmanımın düşmanı düşman
kaldıkça dosttur" ilkesince hareket eden bu iki tarafın
başörtü konusunda müttefik olmaları hiç de
şaşırtıcı değildir. Evet bu karar siyasi bir
tercihtir. Batı, "Ilımlı İslam" , "Laik
İslam" olursan buyurun gel, ama "tek başına
"İslam" olacaksan 40 yıl beklersin demektedir. "Ne
olursan ol gel" anlayışı Avrupa'da ve bizim bazı
mihraklarda yoktur. Bizim Hıristiyanlara gösterdiğimiz
"hoşgörü" bize gösterilmemektedir,
gösterilmeyecektir de.
Laikliği olması gerektiği gibi uygulamak belki
problemi çözebilir. Zira devlet dindara da dinsize de
karışmamalıdır. İsteyen laik bir eğitim isteyen
dini bir eğitim alabilmelidir. Bu eğitimi devlet
sağlamıyorsa, sağlamak istemiyorsa halk kendisi okulu
açar, eğitimini yapar. Ben öğretmem, sen
öğrenemezsin. İnancını yaşayamazsın,
inancını yaşayanı yaşatmam. Bu nasıl bir laiklik?
Laiklik dinsizlik değil. Tamam da bu uygulama dinsizlik. O zaman sizinki
laiklik değil.
Evet devlet erkanına sesleniyoruz. Laiklik ve hemen.