ANNELER DE ÖLÜR
BÜLENT TEKİN
Denir ki babasının
(1902’de) ölümünden sonra annesiyle yaşayan öğretmen Anna Jarvis, yaşadığı
Philadelphia kentinde
(9 Mayıs 1905’de)
annesini kaybetti. Her evlat gibi annesine hayattayken iyi bakmadığı
düşüncesiyle büyük bir üzüntü duydu. Doğmak kadar ölümün de doğal olduğunu
Anna’ya anlatmaya çalışan arkadaşları, komşuları üzüntüsünü kıramazlar. Bir
yılın sonunda Anna, ölümden çok artık anne sevgisi peşindedir. Politikacılara,
işadamlarına ve birçok yere sürekli yazarak annesinin ölüm tarihini Anneler
Günü olarak önerir. Bu düşünce büyük ölçüde kabul gördü ve (ilk) 10 Mayıs
1908’de kilisede 407 çocuk ve annenin katılımıyla kutlandı. Jarvis her
anneye-annesinin en çok sevdiği çiçek olan-birer beyaz karanfil hediye etti.
Daha sonra Kongre 1914’de bu günü onayladı. Artık bütün dünyada bu gün çiçek ve
tebrik kartlarının uçuştuğu gün oldu.
Bu günün ticari bir güne dönüşmesi
üzerine Anna Jarvis hukuki mücadele verdi, yenildi. Artık kendi savunduğu
davaya karşı çıktı. Tüm gelirini kaybetti, evini bile… Yaşamının son yılını sanatoryumda
geçiren Anna Jarvis, mutsuz, yarı kör, kimsesiz, tek başına kimsesiz, tek
başına 1948’de 84 yaşında öldü. Bayan Jarvis’in Anneler Günü davasıyla ilgili
verdiği mücadele trajikomik bir şekilde noktalandı. Neye niyet neye kısmet?..
Anna Jarvis’in annesine duyduğu
sevginin büyüklüğünü duyumsamamak elde değil ama kaç çocuk Jarvisvari bir sevgi
coşkunluğu içinde olabiliyor ülkemizde? Çocuklar annelerini, babalarını salt
böylesi ilan edilmiş günlerde mi anacak? Eğer bu böyleyse burada bir sevgiden
bahsedilemez. Çünkü böylesi bir davranış (hediye alma, telefon etme, hatır
sorma) tıpkı bayramlarda güzel giyinmeye özgün davranışlar gibidir. Bayram
biter, şıklık ve elbiseler gider. Artık günümüzde annesini yılda bir kez bile
sormayı ihmal eden çocuğa karşın anne çocuğunu her an anmaktadır. Dünyanın
gidişi bu yöndedir ve bu uzun bir süreç sonunda gelinen noktadır.
Ülkem(iz)de Anneler Günü’nün
kutlanmasını istemiyorum… Eğer Anneler Günü’nde askere yolladığı oğlunun
Şemdinli’de şehit düştüğünü duyuyorsa anneler bu günde nasıl sevinebilir?
Dağdaki PKK’linin annesi de ağlamaktadır. Barışın, sevginin, hoşgörünün
olmadığı bir yaşam tarzında hangi anne içtenlikle kahkahalarını patlatabilir?
Ülkemde çocuklarının yarınlarından sorun duymayan Emine Hanım, Hayrünnisa Hanım
gibi kaç anne vardır? Anneler gününde ülkemde iki lahmacun için dolmuşta adam
öldürülüyorsa öyle bir gün buralarda kutlanmamalıdır.
Klasik aşk anlayışını
fetişistleştirseniz aşkın önünde her engelin görünmez olduğunu
söyleyebilirsiniz. Kadını ya da erkeğe olan bağlanmayı tapınma şeklinde
varsaymak dünyanın hiç dönmediğini söylemek kadar köreltebilir beyinlerimizi.
Kadına veya erkeğe Leyla ve Mecnun düzeyinde bağlanma aile ve diğer kutsal
değerleri duyumsatmayabilir. Anne, baba, kardeş, ülke, insan, hayvan, bitki,
doğa sevgisini unutarak salt bir karşı cinse bağlanmak sarhoşluğu dünyanın
geldiği son kirlenme özelliklerindendir. Oysa anne ve babaların evlatlarını
koruma güdüleri çok gelişmiştir. (Hoş bu davranışı kedilerde bile
gözlemleyebilirsiniz ya!) Hiçbir aşk ya da bilmem ne sevgisi bunun yerini
tutamaz. Anne/baba eğer olanaklı olsaydı çocuklarının yerine bile mezara girer(di).
Bunun kanıtı her anne-babanın yüreğinde daima canla başla evlatlarına gülümser.
Anneler Günü diğer günler gibi gerçek
sevgi ve sevdaları sulandırarak salt bir günde sunulan karanfil çiçeğine
indirgeyerek, o kutsal varlıkları-doğrusu aranırsa-unutturmaya yöneliktir. Ben
böyle düşünüyorum. Bu gün popüler kültürün ticaretteki başarısının tavan
yaptığı günlerden biridir. Bu günde ülkemizde ve tüm dünyada yapılan hediye
alışveriş tutarının insanlığa bir anlık bir sevinme(?) dışında yaptığı maddi,
manevi katkı yoktur. Erkeğin bir anne adayı olabilen sevgilisine, kocanın
çocuklarının annesi olan karısına ve çocuğun yılda bir kez hatırladığı(?!)
annesine telefon etmesi, hediye alması, ziyaret etmesi parçalanamaz sevgilerden
uzaklaşmalardır.
Çocuklarının öldürüldüğü, barış olmayan
bir ülkede anneler günü ne gibi bir anlam taşır? Az sayıda komprador burjuva
ailelerin anneleri, babaları bıraktıkları miras, ticari gelecek için çok
değerli olabilir evlatlarına. Ama etiyle, tırnağıyla çocuklarına birer gelecek
için mücadele eden anne-babaların-Anna Jarvis örneği-sanatoryumlarda,
kimsesizler yurdunda öldükleri bir ülkede anne sevgisi olur mu(ymuş)? Bu
şartlar altında ülkemde Anneler Günü kutlansın istemiyorum.
----------------------------------------------------
ANA SAYFA
---------------------------------------------------------------