Güzelliğin kadrini, erdemin gizini gül topluluğu
bilir.Şiirin şiir yüzünü, çilede gönül derdini gül neferi bilir.
Gül bahçesinde tutam tutam menekşe,nergis gözlerden nilüfer
bakışlar, yasemin eller;
Gül kadrini bilir.Bülbül gibi,
bağban gibi..
“Beyaz gül, kırmızı gül/güller arasından gelir”
“Gülistanda bir gül var, ben Onun kölesiyim”
“Çok severim söyleyemem, sen goncasın gül diyemem”:
Çiçekler üzerinde etüd yapan bir Macar alimine göre, gül
büyük ve saf bir aşkın ifadesiymiş.Gülü yaprağıyla beraber taşımak
lazımmış.Yapraksız gül taşımak sevgiliden ayrılmaya delalet edermiş.
Hiç koklanmamış bir gül demeti şafakla , büyük bir akarsuya
atılıra insan saadete kavuşurmuş.Tabi bu güllerin dalında dahi koklanmamış
olması gerekirmiş.
Mühendislikte kullanılan, jalon diye anılan alacalı
değneklerin en iyisi gül ağacından yapılır.
“Açılan bir gül gibi, gir kalbe gönül gibi”
“Gülü saran yaprağa, seni sordum yıllarca”
“Gülüm seni koparmışlar,hoyrat ile fırlatmışlar, adına türkü
yakmışlar.Hesabım var, hesabım var!..”
Türkülerde, şarkılarda böyle yanıp söner gül.Barışın,
aşkın,nezaketin, zerafetin simgesi gül.Peygamber kokusu, peygamber teni gül.
“Diriliş Günü”nün feneri, sevginin resmi gül.
Gülün gül renginde gül aydınlığına ermek gül topluluğunun
emelidir.
Sevgi için, dostluk için, sevinç için gül; gül ve gül...
Naci GÜMÜŞ