Hızır İrfan ÖNDER

onderirfan@gmail.com

 

Hızır İrfan ÖNDER

 

1964 yılında Rize'nin Ardeşen ilçesine bağlı Yukarıdurak köyünde doğdu. Sırasıyla Ardeşen Merkez İlkokulunu, Rize İmam-Hatip Lisesini ve Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitirdi.(İzmir / 1983-1987)

Askerlik görevini Ankara'da kısa dönem olarak yaptı. 1993 yılından beri sırasıyla Gaziantep'te, Artvin' de ve Kırklareli'nde felsefe grubu öğretmeni olarak çalıştı. Halen Lüleburgaz Düvenciler Lisesinde Uzman Öğretmen olarak görevini sürdürmektedir.

Günlük, haftalık ve aylık olmak üzere değişik gazete ve dergilerde şiirleri yayınlandı.

Evli ve iki çocuk babasıdır.

 

ŞİİRLERİ

 

Ah Anneciğim Ah

 

Ah anneciğim ah!
Çok erken bıraktın beni öksüz
Böyle yapayalnız, böyle çaresiz...
Şimdi kim uyutacak ki beni?
Kim ninni söyleyecek ki?
Soğuk kış gecelerinde kim?
Kim üstümü defalarca örtecek ki?

Ah anneciğim ah!
Kim soracak ki bıkıp usanmadan?
Aç mısın oğlum?
Yemek yedin mi yavrum?
Sofranı kurayım mı evladım? ...
O an şefkat damlardı gözlerinden anneciğim
Duymamazlıktan gelirdim ki yine sorsun diye...

Ah anneciğim ah!
Sen bir defa öldün ben bin defa!
Küllenir dendi acılar ama küllenmiyor
Ahımdan içim yanıyor!
Nerdesin anneciğim nerdesin?
Merhamet kundağına sarsana gene beni
Sevgi dolu sinene alsana gene beni...

Ah anneciğim ah!
Bir gülüşün vardı ki gül bile kıskanırdı
Sabah güneşi gibi ışırdı gözlerin.
Yaşama sevincimdin, huzur kaynağımdın...
Şimdi sen yoksun
Ne ağlayanım var
Ne senin gibi sevenim...

Ah anneciğim ah!
Kapıda beni hasretle bekleyişini özledim
Her kucaklayışında dirilirdi sanki yüreğim
Yok olurdu birden deryalar kadar derdim
Şimdi sen yoksun!
Ve ben bir bebek kadar aciz!
Bir bebek kadar çaresizim!

Ah anneciğim ah!
Sensiz bu dünyanın
Ne cefası çekilir
Ne sefası sürülür.
Biliyor musun anneciğim?
Sana kavuşmaktır artık tek dileğim
Tek dileğim: 'sana kavuşmaktır'...

 

 

Bayrağımız

 

Ey rengini kanımızdan alan bayrağımız!
Ey gecemizi aydınlatan karasevdamız!
Ey özgürlük meş'alemiz!
Varlığın, varlığımız;
Yokluğun, yokluğumuzdur!
Sen dalgalandıkça göklerde,
Göğsümüz kabarır,
Yüreğimiz enginleşir;
Boyun eğip yas tutarsan eğer!
Sarsılırız!
Yıkılırız!
Ölürüz!
Ama emin ol ki
Sana dokunan namert eli kırarız!
Seni inciten hain dili kökünden kopartırız!
Senin için bin kez ölüp bin kez diriliriz!
Çünkü biricik kutsal sevdamızsın bizim...

 

Gönül

Aşkı arzulayıp erişmek lazım,
Ağla gönül ağla Hû diye diye...
Hakk'ı destekleyip savaşmak lazım
Ağla gönül ağla Hû diye diye...

Şu sendeki kibri atıver hele,
Gaflete, zillete çatıver hele,
Dünyayı ûkbaya katıver hele,
Ağla gönül ağla Hû diye diye...

Görüneni görmek hüner değildir,
Kahkahayla gülmek huzur değildir,
Zikretmeyen kalp özgür değildir,
Ağla gönül ağla Hû diye diye...

Nefsini ateşte yak da uslansın,
Seherlere kadar amansız yansın,
Ruhun bu kazanda güzel arınsın,
Ağla gönül ağla Hû diye diye...

Hayat seni hiçe itmeden evvel,
Güz gelip de sana çatmadan evvel,
Can teninden uçup gitmeden evvel,
Ağla gönül ağla Hû diye diye...

 

Sevdiğim

Seni canımdan çok, çok seviyorum
Gönlünden koparıp atma sevdiğim,
Ellerin sözüne kanıp da sakın
Kaşlarını bana çatma sevdiğim...

Ferman buyur emir erin olayım
Kemer olup ince belin dolayım
Senin için bir gül gibi solayım
Çaresiz koyup da gitme sevdiğim...

Divaneyim diye hep hakir gördün
Ahh bir kez olsun sen hatır mı sordun
Bilmiyorum niçin İrfan'a kördün
Beni uçuruma itme sevdiğim...

Diyemiyorum

Adın hep dilimde sevdan gönlümde
Aşkımı ben sana diyemiyorum
Gönül yarasının var mı ilâcı
Derdimi Lokman'a diyemiyorum...

Hasretinden bir mum gibi eridim
Diyardan diyara düşüp yürüdüm
Sevgiyi kalbimde her an korudum
Yazık ki canana diyemiyorum...

Keşke görmeseydi gözlerim seni
Gece gündüz demez özlerim seni
Ölsem de öteden izlerim seni
Aczimi İrfan'a diyemiyorum...

 

Gönlüm Nasıl Dayansın

Sendeki bu güzellik yoktur âlemde elbet
Aşk şarabından niçin içip geldin bu gece
Hiç sevimli gelmedi bana bir ömür gurbet
Kefenimi niçin sen biçip geldin bu gece

Bir bakışın eritir taşı olduğu yerde
Gönlüm nasıl dayansın yok ki önünde perde
Ela göze vurulmak vardı demek ki serde
Nurunu dört bir yana saçıp geldin bu gece

Yanıp yanıp kül olur sana vurgun bu yürek
Vuslata eremezsem göçüp giderim direk
Mezarıma gül getir ama olmasın seyrek
Bilmem kendinden nasıl kaçıp geldin bu gece

 

Ağlamak Ne Güzel

 

Can sıkıcı hasret düştüğünde yadına
Mehtabın sinesine başını koyduğunda
Hicran şarkıları eşliğinde zamanın
Gözlerinin derinliklerinden yıldızlar aktığında
Ağlamak ne güzel...

Nedamet çöktüğünde yüreğine seher vakti
Seni namertçe kuşattığında yalnızlık.
Uyku firar ettiğinde gözlerinden her gece
İçinde sarmaşdolaş olduğunda sevgi ve nefret
Ağlamak ne güzel...

Yitirdiğinde sevdiklerini, ümitlerini
Kader doğurduğunda kazayı sancılı
Hüzün koktuğunda eylülde yapraklar
Vuslat gene başka baharlara kaldığında
Ağlamak ne güzel...

 

Hızır İrfan ÖNDER

 

Ana sayfa || Şairler ve Şiirler Sayfası