Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon CAHİLDEN MÜ’MİN OLMAZ!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfEn iyi 

mehmet_aliAğır Ceza Mahkemesine ait bir dosyanın avukat olan bir kişi ile hukuk bilgisi olmayan herhangi bir şahsın okuması arasında ne kadar fark olduğunu kabul etmeyen yoktur.

Hiç bilen kimseler ve bilmeyen kimseler eşit olur mu? (Zümer 9)

İşte bunun gibi bilgin bir kişinin Kur’ân’ı okuyup incelemesi de çok farklı olacaktır.  Bilgin kişi, incelediği bu mûcize kitap ile Peygamber arasında bir ilişki kuramaz. Neden mi?

Bilgin kişi; Peygamberin o günkü yaşamındaki bilgi seviyesini, kişiliğini ortaya koyarak yaptığı araştırma sonucunda, Kur’ân’ın kesinlikle Peygamberin eseri olmadığını ilmen ispatlar ve bu gerçeği dünyaya ilân eder. İnatçı olan kâfirler ve müşrikler ise Kur’ân’ı incelemeden, okumadan ret ederler.

Kur’ân’a inandığını iddia edip de okuyup incelemeyenlere ise; “ONLARA KUR’ÂN YETMEMİŞTİR.” Mürselât sûresinin 50. âyeti ne kadar açık değil mi? Âyetleri ört-bas etmek için başka sözler arayacaklardır. Kur’ân’a alternatif olarak aradıkları sözleri o kadar çok sevecekler, o kadar çok kendilerini inananmaya zorlayacaklardır ki! İlim adı altında Yüksek İlâhiyat merkezlerinde kürsüler kurup, süslü sözlerle tezler hazırlayıp, dine yeni hükümler koyacaklardır.

Tarafsız bir gözle bu günkü Müslümanların durumuna bir bakalım mı? Bugünkü Müslümanlar Kur'ân’ı eline almadan, içerisindekini okumadan, ne yazdığını bilmeden, Peygamberle Kur'ân arasındaki bir ilişkiyi araştırmadan “Biz Kur'ân'a inanıyoruz” demektedirler. Böyle inanç olur mu? Okumadığı, bilmediği, içeriğine vakıf olmadığı şeyi bir insanın kabullenmesi akıl ve mantık dışıdır, yalandır. Bu kişiler sadece kendilerini ve toplumu aldatırlar.

Kur’ân’ı inceleyen bilginler ise gerçekten inanır. Bakınız Rabbimiz İsrâ sûresinin 107-108 inci âyetlerinde ne diyor? “Siz Kur’ân'a ister inanın, ister inanmayın; şu daha önce kendilerine bilgi verilenler; Kur’ân onlara okunduğunda onlar, boyun eğip teslimiyet göstererek çeneleri üstü kapanırlar. Ve “Rabbimiz her türlü kusurdan arınıktır. Rabbimizin vaadi kesinlikle gerçekleşecektir” derler. Bunu ancak kitap bilgisi olanlar itiraf edebilirler. 

Rabbimiz bu âyet ile nasıl bir mesaj veriyor? Müşriklere, Cahillere, İlgisizlere ve duyarsızlara; “İSTER İNANIN, İSTER İNANMAYIN. İster ilgilenin, ister ilgilenmeyin. İster içini açıp okuyun, ister okumamakta direnin! diyor. Ama BİLGİN KİŞİ, Kur'ân’ı inceler ona inanır ve kendisini Allah’a teslim eder.

Bu arada yazı başlığındaki “cahil” sözcüğünün herhangi bir yanlış anlaşılmaya meydan vermemesi için anlamının açıklanmasında yarar vardır. Cahil, okuma yazma bilmeyen insan demek değildir. Lüzumsuz iş yapan demektir. Cahilin yaptığı işin ne dünyada ne de âhirette kendisine ve de başkalarına faydası yoktur. Boşa çalışır durur. Aynı rölantide çalışan otomobil gibi. 

Rabbimiz, cahil olmayanları bakınız nasıl tarif ediyor? Şüphesiz ki Kitap Ehlinden, Allah'a inananlar, size indirilene ve kendilerine indirilene –Allah'a samimiyetle saygı duyanlar olarak– inananlar da vardır. Onlar, Allah'ın âyetlerini az bir değere değişmezler. İşte onlar, ücretleri Rableri katında olanlardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.(Âl-i İmrân 199)

Kur’ân da, Ehl-i Kitap diye bildirilen Yahudi ve Hıristiyanların hepsinin bir olmadığı vurgulanmaktadır. “Hepsi bir değildirler. Kitap Ehli içinde doğruluk üzere bulunan bir önderli topluluk vardır ki onlar, gecenin saatlerinde boyun eğip teslimiyet göstererek Allah'ın âyetlerini okurlar. Allah'a ve âhiret gününe inanırlar, herkesçe iyi kabul edilen şeyleri emrederler, herkesçe kötülüğü kabul edilen şeylerden vazgeçirmeye çalışırlar, hayırlarda da birbirleriyle yarışırlar. Ve işte onlar, iyi insanlardandırlar. Ve onlar hayırdan ne işlerlerse asla saklanmayacaktır/ karşılıksız bırakılmayacaklardır. Ve Allah, Kendisinin koruması altına girmiş kişileri en iyi bilendir.” (Âl-i İmrân 113-115)

Şimdi elimizi vicdanımıza koyarak, bu âyetler ışığında özeleştiri yapalım. Rabbimiz Müslüman bir memlekette doğmuş olmamızın, bize bir ayrıcalık sağlamadığını, ana-babamızın bizlere koyduğu isimlerin önemli olmadığını, burada hayat sürüp öldüğümüzde ebedî hayatımızın Cennette olanlardan olduğumuz şeklinde bir garantiye inanmamamız gerektiğini bakınız kılavuz kitabımızda nasıl bildiriyor?

“Ey iman etmiş kişiler! Allah'a, Elçisi'ne, Elçisi'ne indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği kitaba ait gizli kapalı; endişe korku verecek bir şey bırakmayın. Ve kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, elçilerini ve son günü örterse; tam açıklamazsa, kesinlikle o çok uzak bir sapıklığa sapmıştır.” (Nisa 136)

Genellikle biz bu âyeti “EY İMAN EDENLER İMAN EDİNİZ” çevirisi ile okur ve bu âyet ile ilgili olarak süslü cümleler ile anlatılanları kendimizden geçercesine dinler ve sonra da alışageldiğimiz yaşantımıza devam ederiz. Yukarıda meali verilen âyet ile Allah'a, Elçisi'ne, Elçisi'ne indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği Kitaba ait gizli kapalı, endişe korku verecek bir şey bırakmayın, kafanızda bir takıntı kalmasın mesajı verilmektedir. İmanın temel öğelerinin bütünüyle yerine getirilmesinin gerekliliği bildirilmektedir. İman edebilmek için Kur’ân’ın A’dan Z’ye kadar incelenmesi gerekli olduğu ifade edilmektedir.

İmanımızın gerek bu dünyada, gerekse âhiret hayatımızda işe yaraması için hiç üzerimize alınmadığımız (“bu âyetler Hıristiyanlar içindir” aldatmacası.)  Âl-i İmrân 113-115. âyetlerindeki gibi cahil olmayan bilgili mü’minlerden olmamız için Rabbimizden hepimize gayret vermesini dilerim.

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.

Mehmet Ali Oğuz

Em. C. Savcısı

 

Son Güncelleme (Pazartesi, 04 Aralık 2017 10:43)

 

PostHeaderIcon MEVLÂNÂ BEŞİNCİ MEVSİM

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 


Mevlana
Aşk ve gönül kahramanı

Hoşgörü abidesi Mevlanam

Ariflerin  gönlünde bana da yer ver.

Diyarbekir ‘in yağızı, İzmir’in efesi, Anadolu’nun sesiyim

Nesimi’den esinti,  Birgivi’den selâm getirdim.

Selâm olsun semazenlere, Selam olsun neyzenlere

Bugün yedi bölge, dört iklim Konya,

Mevlânâ beşinci mevsim.

 

Celaleddin Rumi deryadan bir nûr,

Bu dergâhta ilhamlar dinmez bir yağmur

1001 günlük çileden geçmeye namzet erenler

Kuzey Güney , Doğu Batı, kara deniz  demeden

Pişmiş pişmiş yanmaya gelirler

Bugün yedi bölge, dört iklim Konya,

Mevlânâ beşinci mevsim.

 

Cihanşümul bir çağrıdır  Mevlânâ

O’nu  anlamak, önce kül, sonra gül olmak

Gül aydınlığında yıkanmak gerektir.

Farklı bir dünya,  hem ışıktır hem sema

Diriliş sancısıdır Mevlânâ

Bugün yedi bölge, dört iklim Konya

Mevlana üçüncü dünya

Mevlana  beşinci mevsim

 

Naci GÜMÜŞ

Son Güncelleme (Perşembe, 30 Kasım 2017 13:03)

 
Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün215
Dün1181
Tüm Zamanlar4260204
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 68 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2400
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?