Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 

(23 NİSAN MİLLÎ HAKİMİYET VE ÇOCUK BAYRAMI'NIN 97.YILI MÜNASEBETİYLE)
cocuklar2     Kirlenmiş dünyanın, kıyılmış doğanın, bozulmuş havanın kurtarıcısı; sevinç ve mutluluk umudu çocuklardır. Sevgiyi körükleyen, ümitleri alevliyen onlardır. Dünyanın kirli yüzünün temiz gönülleri, Eskimolardan yenidünyalara kadar çiçek yüzlüler onlardır. Acıları da, feryatları da, sevinçleri de en yürekten duyan onlardır. Çocuk gülümsemesi gül açılımıdır. Onlar olmazsa belki de duyarlıklar yok olacak, duygular körleşecek, gayeler belirsizleşecekti.

 

       Geleceğin ışık gülleri, yüceliş unsurları, gül aydınlığının sevgi kahramanları çocuklardır. Çocuklarına değer vermeyen, onları iyiliğe, güzelliğe yöneltmeyen milletlerin geleceği huzurlu ve mutlu olamaz. O saf, temiz ve duru yürekleri sevgi ile beslemeyen, manen doyurmayan insanlık aydınlık yarınları hak edemez. ”Dünya Çocuk Günü, Çocuk Bayramı, Çocuk Vakfı, Çocuk Hakları Beyannamesi, Sokak Çocukları Derneği”; çocuk gönlü kadar temiz bir dünya, gül medeniyeti kuracak kadar nezih bir sayfa açabilecek midir? Bu istikamette ciddi, samimi gayretler devam edecek midir? Edecektir, diyorum. Anneler gülü öğretecekse, masal geri gelecekse, uçurtmalar yeniden gelincik, papatya tarlalarının, berrak derelerin üzerinden uçacaksa; çocuklar dünyayı kurtarmıştır demektir. Bu basit bir söylem, sıradan bir temenni değildir.

 

        Çocuklar için dünya zirvesi de geç kalınmış bir olaydır. Zira dünyada her gün Onbinlerce, yılda Milyonlarca çocuk ölmektedir. Türkiye’de de Yüz binlerce sahipsiz, kimsesiz ve sokak çocukları vardır. İşyerlerinde çalıştırılan milyonlarca çocuğun da yarısından fazlası sosyal güvenlik hakkına sahip değildir. Ve Türkiye’de ve dünyada milyonlarca çocuk çalışmak mecburiyetiyle karşı karşıyadır. Bunlara savaş çocuklarının acılarını çığlıklarını ekleyin; “Zambak Çocukları” şiirini tekrar tekrar okuyun.

 

      Bu gök sancısı, ağaçların ağlaması, yerin daralması gibi bir şey; ninnilerin susması, masalların unutulması, Yüce Yaradan’ın anılmamasıyla başlamıştır sanki. Helal haram kavramlarının değer kaybına uğradığı, kan ve süt terkibinin bozulduğu, bir sürecin doğurgan mecra ve macerasıdır belki.

 
     Çocuklarla ilgilenen kurum ve kuruluşların, geleceğin aydınlık ve huzurlu yarınlarını kurmayı ilke edinen ideal insanların ve bütün dünya öğretmenlerinin “çocukları hakkıyla sevmeyi, onlarla ilgilenmeyi ve onları tehlikeler karşısında korumayı, cehennemden kurtuluşa vesile” sayan iki cihan sultanı, medeniyet güneşi Hz. Muhammed (s.v.a)’in mesajını düstur edinmelerini, çocuğun dünyasına, çocuğun gönlünden girmeleri gerektiği; 45 yıl ömrümü verdiğim mesleğimin tecrübe ve müşahedeleriyle vurguluyorum.
 

Çocuk ruhunu, çocuk bakışını, çocuk duyumlarını yüreğimde hissediyor, acılarını, sevinçlerini her an duymanın yorgunu, çocuk düşlerin kaybolmuş hatıraların, unutulmuş kasabaların ağlayan çocuğuyum sanki. Ninnisini kaybeden, şiiri saklanan, betonlarda oynamaktan yorulan, yalanlarla avutulan, bayramlarda unutulan, dünyanın neresinde olursa olsun; Afrika gerçeği kadar çıplak, Güneydoğu kadar sıcak çocuk benim işte... Destanları unutan, masallara bigâne çocuklarla da çocuğum işte. Günahsız, masum... 

Ümit ve sevgi, çocuk var oldukça sürecektir yeryüzünde. Her gün yeni ve taze bir başlangıç, her çocuk bir gelecektir. Toprak, hava ve su var oldukça tohum yeşerecek, çiçekler açacak; gül aydınlığını, gül medeniyetini kuracaklar yine çocukluktan gelenler olacaktır. Yeter ki gönlümüzde çocuk olsun, yüreğimizin gözlerinde çocuk gülsün. Bir zamanlar hepimiz çocuktuk ve her mevsim bahara koştuk. “Diriliş”i kutlamak için. Çocuk demek, bahar demektir. Gül aydınlığı çocuğun kendisi demektir. Gönül sitesini ihya etmek, gül medeniyetini de kurmak onlara yaraşır.

EK NOT:

2005 yılı UNICEF Basın Özetinden:

                · Tüm dünyadaki toplam çocuk sayısı: 2.2 milyar. (2013 itibariyle; 2 milyar 850 Bin)

  ·Gelişmekte olan ülkelerde yaşayan çocuk sayısı:1.9 milyar.
·Yoksulluk içinde yaşayan çocuk sayısı: 1 milyar, her iki çocuktan biri.
·Sahra Güneyi Afrika’da 18 yaşından küçük nüfus: 340 milyon; Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da:153 milyon; Güney Asya’da:585 milyon; Doğu Asya ve Pasifik’te:594 milyon; Latin Amerika ve Karayipler’de:197 milyon; Orta ve Doğu Avrupa ile Bağımsız Devletler Topluluğu’nda: 108 milyon. 

Son Güncelleme (Pazartesi, 24 Nisan 2017 10:33)

 
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 

 

NaciGumusİç çırpınışının, anlatamamanın, anlayamamanın acısı mıdır, yoksa İyilikte yarışma kulvarını bulamamak, sevgiyi çoğaltacak öğeleri görememek endişesinin, vefa duygusunun tahrip edilmiş olabileceği ihtimalinin ihtimali midir korkuları besleyen? Çocuklara türkü, bebelere ninni bırakamamanın gerçekliği mi, masalı yok eden, aşkı ayağa düşüren olgunun sorumlularını sorgulayamamanın acizliği mi  bizi çaresiz bırakan? Oysaki ümit damarları hala canlı. Şiir varsa, şarkı varsa, türkü söyleniyorsa, çiçekler açıyor, kuşlar ötüyorsa; duyarlıklar vardır, geç kalınmamıştır, erdemli bir yürüyüş, onurlu bir duruş makes bulur.

 

Göklerde doğan ve kartalı, yerlerde gül ve bülbülü görebilme olanağı var mıdır, var. Bardağın dolu tarafına bakmak, sahip olduğumuz değerlerin farkına varmak yeterlidir. Yeterlidir yeterli olmasına ama bu bakışı en samimi biçimde harekete geçirecek dinamik güç kıvılcım mı beklemekte? Bize düşebilecek bir eylem, ya da eylem planımız yok mudur? Paranın, mal ve mülkün, mevki ve şöhretin esaret zincirini kırabilme imkanı yok mudur? Vardır... Bütün haksızlıkları, zulümleri bizler icad ediyoruz da sonra Tanrı’ya şikayet ediyoruz değil mi...Oysaki  “bir mumdan bin mum yanar” , bir gönül yapan, bir kâbe bina inşa etmiş sayılır değil mi?... ”

 

Gül bahçesinde öncellikle çer çöp, gübre olur, dal diken çıktıktan sonra gül gülüverir.. Bir çiçekle bahar olmazsa bin çiçek ekmek gerekir. Gerçi her şey Allah’ın dilediği  gibi cereyan eder, fakat tedbir ve gayret bize vazifedir. Hayal kurmak, istekler büyütmek bize teselli verebilir, ancak kararımız eyleme dönüşmedikçe netice almak  mümkün değildir.. Kendi vicdan  ve ruhumuzla anlaşabilirsek  gaflet ve bencillik engelini aşar, aydınlık-huzur veren o yere varırız sanırım. Allah’tan korkmayandan korkarak, hamama girip terlemek... Dilini tutarak, gönlünü açarak netice almak demek istiyorum. Her şeyi olanın alamayacağı çok kıymetli bir şeyi, hiç maddi bir şeyi olmayan biri fevkalade alabilir. Nedir O? – Gönül... İntikam almak duygusunu  yok ederek, tereciye tere satmadan, pişmiş aşa su katmadan huzur iklimine yol alınabilir. Atalarımız ; “edebi, edepsizden öğren” demişlerse de, edebi olmayan toplumun edebiyatı, edebiyatı olmayan toplumun edebi olmaz.

 

Günahkâr insanların  temiz yürekli insanlardan hoşlanmaması kadar tabii bir şey olamaz düşüncesiyle mi rahatlarız acaba?  Belki de..  Zira hırsız elbette ki ışıktan hoşlanmayacaktır. Öyleyse her kesin gönlüne ışık tutmak, kafaları aydınlatmak en doğru yol olabilir, diyebiliriz gibi bir noktada kaldık sanırım. Gönül ve kafa birliği, gönül ve kafa esenliği ki; hayata bakışı ve duruşu anlamlandırırda mutabıksak,  gönül ve kafanın durduğu yeri biliyoruz demektir. Gönül ışığıdır ki kafayı aydınlatan.. Kafa aydınlanmadan birey de aydınlanmaz, toplum da… Gönül öyle sınırsız  ve engin bir denizdir ki  ışığı yanmadan doğru yol bulunamaz. Gönül  ışımadan, kafa aydınlanmaz, yürek temizlenmez.

 

Gönül ışığıdır ki yürekleri ferahlatan, dimağı aydınlatan,  vicdan izan ve merhamet duygularını besleyen. Bedenin gıdası yiyecek-içecek, ruhun gıdası dua ve ibadet ise  üç boyutlu yaşamanın, mutluluğu hazırlamanın yolu gönül ışığıyla kafayı aydınlatmaktır.

 

 

 Naci Gümüş

 Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
  

 

Son Güncelleme (Pazar, 09 Nisan 2017 21:04)

 
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 


NaciGumusİnsanlık vahşetin utanç girdabında kör, sağır ve dilsiz kalmıştır. Riya, sinsilik, şeytanlık kol geziyor. İç ile dışın, madde ile mananın arasındaki korelâsyon bozulmuştur. Derin düşünce ve tefekkür; menfaat ve çıkar seline kapılmış sanki. Müslüman İslâm’dan azade,  insan insanlıktan. Gerilim ve çatışmadan beslenen dünya siyaseti kirlenmiş; acı, kan ve gözyaşı sermaye olmuştur adeta. Zulüm ve haksızlık karşısında kıpırdamayan vicdanları tarih lanetle yâd edecektir.

Ortadoğu coğrafyasında ve dünyanın başka yerlerinde ölümler, kıyımlar yıllardır devam etmektedir. Güç ve iktidar savaşçıları binlerce kurbana doymamaktadır. Mazlumlar çoğalmakta, mağdurlar yığınlaşmakta, feryatlar arşı yırtmakta. Masum çocuklar, melek bebekler açlıklardan ve kirli savaşlardan ölmektedirler.  Suriye'nin İdlib kentinde gerçekleştirilen kimyasal silahlı saldırıda 150 kişinin ölmesi, 500 kişiden fazlasının yaralanması daha yeni bir katliam. Ve bu ne ilk, ne de son. Lanet olsun. Bütün kıyım ve yıkım hareketlerini şiddetle kınıyorum. Lakin Hamasetle, sloganlarla insanlık kurtulmaz. 


Etik değerlerin bulandığı, kavramların sulandığı, hak ve hukukun zedelendiği bir dünyada erdemli onurlu, yetkin ve etkin,  yüksek donanımlı, yüksek ruhlu  politikacılara, diplomatlara, gazetecilere,  düşünürlere her zamandan daha fazla ihtiyacımız vardır. Hava, su, güneş ve ekmek kadar ihtiyacımız vardır. Bencillikten, kategorize etmekten, itham etmekten,  renk, dil, ırk ve mezhep ayrımcılığından sıyrılmadıkça insanlığa katacağımız hiçbir şey olmaz.Müslüman olarak ta İslam adına konuşma hakkımız olmaz.

Gördüğümüz resimde insan insanlıktan, Müslüman Müslümanlıktan uzak duruyor gibidir. İnsan olarak insanlık adına, Müslüman olarak İslâm adına hareket etme mecburiyeti içerisinde; öncelikle kendimizden başlayarak,  bütün dünya insanlığının iyiliği için, barış, huzur, güven ortamı için, işsizliğin, cahilliğin, fakirliğin bitmesi için  topyekûn ayağa kalkmalı,  boş kalabalıklar olmaktan kurtulmalıyız.
“Kim zerre ağırlığınca hayır işlerse onun mükâfatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir” (Âyet-i Kerime)

Son Güncelleme (Çarşamba, 05 Nisan 2017 21:27)

 
Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1749
Dün2656
Tüm Zamanlar3950421
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 106 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2071
İçerik : 1482
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?