• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon SEVGİ

Metin ve Ses: Naci GÜMÜŞ

İlk insanın yaradılışından beri insanı içten içe saran, huzura mutluluğa gark eden, ruhun fırtınalarını dindiren bir güç olarak sevgi; günümüze dek ilâhi tesiriyle dertlere şifa, hastalara deva, aşıklara vefâ kaynağı oldu. Kıyamete kadar da hayatın dinamizmi hep sevgi olacaktır.

İnsanın Allah’a yönelişi, yalnız O’nun hasretiyle kanatlanması sevgi, sevgi ve sevgidendir. Çünkü Allah insanı yeryüzünün en şerefli mahluku olarak severek yaratmıştır. Mecnun’un destanlaşması, Ferhat’ın dağlar delmesi ruhlarının sevgiyle mayalanmasındandır.

Bu bağlamda Mansur’un yakılması, Nesimi’nin yüzülmesi, Hz.İbrahim’in ateşi gülistan görmesi sevgidendir.

Sevmeyen ruhların yükselmesi imkansızdır. Çiçekler ve kelebekler, güller ve bülbüller sevgiyle gerilir, kuşlar sevgiyle uçuşur, bebekler annenin şefkat dolu kucağında sevgiyle büyür. Gönüller kapısının anahtarı sevgidir. Mutluluğun ve sonsuzluğun şifresi bu kelimedir.

Sevgi var yürek dolusu aşık meltemlerin tatlı aleviyle ruhun derinliklerine kök salmış gibi. Sevgi var, denizlere yelken açarcasına Allah aşkıyla kanatlandıran; bütün sevgileri besleyen, eskimeyen eksilmeyen ... Ve bütün sevgilerin kaynağı Allah sevgisi...

Naci GÜMÜŞ

Son Güncelleme (Salı, 14 Şubat 2017 22:10)

 

PostHeaderIcon ÇAĞ YIRTILIRKEN KENDİ HAKİKATİMİZE DÖNMEK

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 


NaciGumusDevletimizin onuru, ülkemizin geleceği siyaset üstü millî bir meseledir. Bu konularda berrak düşüncelere, makul bir dil’e ihtiyacımız vardır. Sükûnetle, suhuletle, akl-ı selimle hareket etmek; birlik, beraberlik, kardeşlik ve insanlık duygusunu yükseltmek lazımdır.  Tarihin en kaotik ve dramatik bir dönemecindeyiz. Bir ahlak disiplini içerisinde istiklâl ve istikbalimize, özdeğerlerimize sarılmamız hayati bir önem kazanmıştır.  Zira orta iklim kuşağında, ırmakları, gölleri ve denizleri ile dört mevsim hayat fışkıran, yer altında uyuyan zengin petrol, doğalgaz ve maden yataklarıyla yabancıların, özellikle batılıların iştahını kabartan yurt edindiğimiz Anadolu yalnız bugün değil,  tam üç bin yıldan beridir tehdit ve saldırı altındadır.  Yunanlar, Persler,  İskender ve Romalılar.

Bu itibarla aydınlarımızın aydınlık kafa yapısına sahip olmaları, topluma önderlik yaparak doğru istikamet göstermeleri millî bir görevdir.  Aydın derken beyni yıkanmış entelijensiya’yı kastetmiyoruz. Lakin onlara da akıl, fikir, basiret diliyoruz. Kan, süt ve maya bozuk değilse vicdanları onlara bir gün hakikati gösterecektir.  Bizim hakikatimiz medeniyetimizdir, İki yüzyıldır dejenerasyona uğramış özdeğerlerimizdir. Onları gün yüzüne çıkartmak, medeniyetimizi diriltmek aydınlarımızın, fikir insanlarımızın, kalem erbabı yazarlarımızın öncellikli vazifesidir. Şunu fark etmemiz lazımdır ki İslam Milleti ülkeleri, Türkiye de dâhil küresel bir kuşatma ve tehdit altındadır. Devletimizin ve Milletimizin bekası için, Bunu bertaraf etmenin yolu topyekûn ayağa kalkmalı, dayanışma ruhuyla vatanımıza,  devletimize sadakatimizi göstererek üzerimize düşen millî ve dini görevlerimizi ifa etmemiz lazımdır. Büyük bir tarihi devlet tecrübesine sahip olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne mensup kutlu bir millete yakışan da budur. Stk’ların, medya mensuplarının, fikir ve düşünce insanlarının, siyaset mensuplarının bu konuda yüksek hassasiyet göstermeleri kaçınılmazdır. Aksi takdirde tarih te, millet de affetmez. Vebalden de kurtulamazlar.

Ülkü ve ideallerimize sarılmak güzel, fakat bu süreçte hamaset ve duygu fırtınasına kapılmadan akıl, mantık, ferasetle hareket etmek, soğukkanlılıkla hadiseleri yorumlayarak ilime, birliğe, uyanıklığa yaslanmak gerçekliğe daha uygundur. Bölgemizde kirli bir savaş en çirkin yüzü ile hüküm sürerken en yüksek ses Türkiye’den yükselmekte, mağdur, masum ve mazlum insanların en büyük umudu da Türkiye’dir. Batı medeniyeti çöküş arifesindedir. İki yüzlü batının sahiplendiği çağ yırtıldı. Bunu anladığımızda hassasiyetimizin ne denli önemli olduğunu idrak etmiş olacağız. Allah zalimleri kahretsin. Devletimize, milletimize zeval vermesin.

Bu vesileyle Şehitlerimize rahmet, gazilerimize şifa, yakınlarına sabır dilerken; “devlet-i ebed müddet, zulüm bitecek elbet!..” nidasıyla huzurlu bir gelecek diliyorum. 

 

Son Güncelleme (Pazartesi, 26 Aralık 2016 13:36)

 
Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün3973
Dün4918
Tüm Zamanlar3777089
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 31 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1320
İçerik : 1479
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?