• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon KİMLER KİMLERİ SEVİNDİRİYOR?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 


mer_naciDershane tartışmaları olanca hızıyla devam ediyor. Kimsenin duracağı, kimselerin de durduracağı yok gibi görülüyor. Tartışmaları durduracak ve bitirecek konumda olanlar da ancak sağa sola laf yetiştirmenin derdine düşmüş, ayaklarını körük pedalından kaldırmıyorlar. Herkes kucağındakini dökme, dilinin altındakini çıkartmanın peşine düşmüş. Bilmediğimiz, duymadığımız ne varsa hepsini duyduk, hepsini gördük. Bu kadar da değildir dediğimiz, diyebileceğimiz ne varsa onları da duyduk, gördük.

Hizmet hareketinin dershaneleri savunma adına neler yaptığını ve yapabileceğini hayretler içerisinde izliyoruz. Bu ülkede bu ülkenin çilekeş insanına yapılan ve en az dershaneler kadar önemli olup, bu şekilde savunulması gereken öyle haksızlıklar yapıldı ki hangi birisini yazalım. O zaman da gördük ki dershane savunmasının binde biri bile yapılmadı. Tartışmaları ve salvoları bitirme makamında olan anacak bitirmemeye azmetmiş gibi görülen hoca efendi dershane muhafızlığının önde gideni olarak “haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” diyor. Doğrudur, peygamberimizden böyle öğrenmiştik. Ama haksızlık, sadece kendimize yapılınca değil, kime yapılırsa yapılsın, kim yaparsa yapsın karşı çıkılması gereken bir sapmadır. Kim yaparsa, kime yaparsa yine çıkıp hakkı haykıracaktık. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın yılanlığını bırakacağız. Biz peygamberimizden şöyle bir evrensel hakikat daha öğrenmiştik: “Sizden biriniz kendisi için sevip arzu ettiği şeyi din kardeşi için de sevip istemedikçe (gerçek anlamda) iman etmiş olmaz.” (Buhari, İman 6,7) İnsani olan da, İslami olan da budur.

Birilerinin din algısında bir zamanlar şöyle bir anlayış vardı. “Adam yüzünün sağ tarafına vurursa, sol tarafını dön, bir de oraya vursun. Sana taş atana sen ekmek at.” Bu sözü hatırlıyorsunuz değil mi? Birileri bu sözü çerçeveletip mekânlarının duvarlarına asmışlardı. Bu anlayış o zaman da yanlıştı, bu gün de yanlıştır. Ama yıllarca böyle salak bir Müslüman tipolojisi oluşturulmadı mı? Öyle görülüyor ki bu anlayışın yerinden yeller esmeye başlamış, buna hamdolsun.

Tartışmalar nereye gidecek?

Sonu nereye varacak?

Herkes merakla bekliyor. Herkesin merakla beklediği bir başka hakikat daha var ki oda televizyonlarından, radyolarından ve gazetelerinden yaptıkları bu tahrik ve tahrip edici yayınlar ne zaman son bulacak? Yani siz böyle gece gündüz, sabah akşam yayın yapınca ne olacak, düzenleme geri mi çekilecek. Bu konuda bir şey yapılmasın mı? Bir memleketin topyekûn eğitim sistemini siz mi belirleyeceksiniz? Siz de bilirsiniz ki bu coğrafya sadece sizden ibaret değildir? Dershaneleri savunma adına harcadığınız enerjinizi, dershaneler konusunda yapılmak isteneni anlamaya ve ona göre tavır belirlemeye ayırsaydınız çok daha hayırlı neticeler hâsıl olurdu.

Bu tartışmaların geldiği noktaya bakar mısınız? Allah’ım! Nelere kadirsin. Kimler, kimlerin yanına geçti?

Din konusunda sabıkalı olanlar,

İslami değerler noktasında sabıkası olanlar,

Dindar bir nesil noktasında sabıkası olanlar,

Yıllar yılı varlığınızdan rahatsız olanlar,

Yıllar yılı aleyhinize yayın yapmayı varlık sebebi sayanlar,

Başörtüsüne hasım olanlar, engellemek içim mahkeme kapılarına çadır kuranlar,

Hazırladıkları raporlarla sizi gammazlayanlar.

Fırsatını bulsalar ananızdan emdiğinizi burnunuzdan getirmeye kalkacak olanlar,

Velhasıl bu coğrafyanın azgın azınlığı sizin yanınızda yer aldığı zaman şöyle bir durmanız lazımdır. Başınızı ellerinizin arasına alıp derin derin düşünmeniz gerekmektedir.

Bu insanlar niçin böyle yapıyor?

Size niçin yaklaşıyorlar?

Kimler, niye seviniyor?

Kimler, kimleri niye sevindiriyor?

 

Bunların Allah algısı bizim gibi değil.

 

Bunların peygamber algısı bizim gibi değil.

Bunların Kur’an algısı bizim gibi değil.

Bunların cemaat algısı bizim gibi değil.

Bunların dini eğitim anlayışı bizim gibi değil.

Bunların Müslüman bir gençlik anlayışının, bırakın bizim gibi olmasını, böyle bir şeye zaten düşmanlar.

Peki, bunlar sizin yanınızda ne arıyorlar? “Düğün değil, bayram değil, eniştem beni niye öptü” misali bunlar sizi niye öpüyorlar. Anlaşıldı ki cemaatin önde gelenlerinin hırsı, akıllarının önüne geçmiş. Peki aşağılardaki makul olduğunu düşündüklerimiz, arkadaşlarımız size ne oluyor? Siz de mi düşünmezlerden oldunuz? Bize giydireceğinize bunları düşünseniz, tefekkür etseniz daha hayırlı bir iş yapmış olursunuz.

Televizyonlarınızın, radyolarınızın, gazetelerinizin yayınlarına gelelim. Gına getirdiniz, nefret ettirdiniz, muhabbeti öldürdünüz. Var olduğuna inandığınız sevgi tomurcuklarını ha bire törpülemeye devam ediyorsunuz.

 

Hoca efendi böyle kardeşlik olmaz diyor. Sen, televizyonlarınızdan, radyolarınızdan, gazetelerinizden böyle yayınlar yapılmasına, kin ve nefret tohumlarının ekilmesine seyirci kaldığın müddetçe kardeşliği baltalamaya devam etmiş oluyorsun. Bu yıkıcı, tahrik edici, tahrip edici, nefret ve kin duygularını körükleyici yayınları niçin durdurmuyorsun? Hükümete zarar verdiğinizi mi zannediyorsun? Hükümet zarar görünce sen kazanacak mısın? Kendinize olan muhabbeti bitirmeye mi azmettiniz?

Diyalog adına anlattıklarınız, hoşgörü adına anlattıklarınız, yazıp, çizdikleriniz ne oldu? Peygamberimizden daha mı hoşgörülüsünüz? Onun tebliğ metodundan sadece hoşgörüyü mü aldınız? O Mekke’de hoşgörüyle mi başlamıştı?

Başlattığınız ve bitirmeye niyetli olmadığınız tartışmalar kimleri sevindiriyor, biliyor musunuz?

Önce İsrail seviniyor. Bak, gör. Sen misin bize one munit diyen? Biz adamı diyalogdaşımızla böyle arkadan vururuz diyor ve seviniyor.

Hakan Fidan Mit Müsteşarı olduğunda İsrail’den fazla tepki gösteren, islamın ve müslümanların açık hasmı olan Oktay Ekşi seviniyor.

Türkiye’nin Ortadoğu ile ilgilenmesinden rahatsız olan Emperyalistler seviniyor.

Washington’daki büyük şeytan seviniyor.

Sahi niye gelmiyorsun? O şeytan mı bırakmıyor?

Lafı uzatmaya gerek yoktur. İslamın ve müslümanların düşmanlarının tamamı seviniyor.

Aşağıdaki ayetleri düşünün ve düşünmekten korkmayınız:

“Siz ey iman edenler! Sorumsuzun biri size (önemli) bir haberle geldiğinde durup gerçeği araştırın; değilse, istemeden birilerini rencide eder, ardından da yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız.” (49/Hucurat, 6)

“Müminler ancak ve ancak kardeştirler. Öyle ise birbiriyle kavgalı, dargın, kızgın kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’ın emri uyarınca birbirinizle bozuşmaktan sakının ki ilahi rahmet ve merhamete nail olasınız.” (49/Hucurat, 10)

 

PostHeaderIcon FATİH PROJESİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 56
ZayıfEn iyi 


abdulkadirMilli Eğitim Bakanlığının son yıllardaki en önemli başarılarından biri, hiç kuşkusuz, 1968 müfredatında (eğitim programı) yaptığı değişiklik gelmektedir.

Çünkü 1960’lı yılların koşullarına ve gerçeklerine göre hazırlanmış, eğitimin merkezine öğretmeni alan ve öğrenciyi pasif kılan 1968 müfredatı, bilişim teknolojisinin zirveye çıktığı çağımızda, yeni kuşak için son derece anlamsız ve yetersiz kalmaktaydı.
 

Bu nedenle eski müfredat (eğitim programı) kaldırılıp yerine öğrenciyi merkeze alan, rehberlik, kariyer ve girişimciliği öncelleyen, zengin etkinlikler içeren, eleştirel ve yaratıcı düşünmeyi sağlayan, ölçmede süreci değerlendiren, tematik yaklaşımı benimseyen, disiplinler arası uygulamaları ve teknolojik gelişimlere uyumu esas alan, öğrenciye düşünme, sorgulama ve üretme becerisi kazandırmayı ana hedef olarak gören yeni müfredat getirildi.
 

FATİH Projesi’nin hayata geçirilmesi ve zorunlu eğitimin kademe-lendirilerek 12 yıla çıkarılması, yukarıda sözü edilen müfredat değişik-liğinin bir bakıma tamamlayıcısı ve zorunlu bir sonucudur.

 

Eğitimde FATİH Projesi (Fırsatları Arttırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi Projesi) Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülmekte olup Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından da desteklenen bir projedir. Proje kapsamında Türkiye'deki okulöncesi, ilkokul, ortaokul ile lise düzeyindeki tüm okullara çok fonksiyonlu yazıcı ve doküman kamera; tüm dersliklere ise Etkileşimli Tahta yerleştirilmesi ve internet ağ altyapısı kurulması öngörülmektedir. Ayrıca her öğretmen ve öğrenciye birer tablet bilgisayar temin edilmesi planlanmaktadır.

 

Eğitimde FATİH Projesinin beş yılda tamamlanması öngörülmektedir.

Bu süreç içinde, tüm eğitim kurumlarının Bilişim Teknolojileri (BT)  donanım ve yazılım altyapısının hazırlanması, e-içerik ihtiyacı, öğretmen kılavuz kitaplarının güncellenmesi, öğretmenler için hizmetiçi eğitimler ve bilinçli, güvenli, yönetilebilir BT ve internet kullanımı ihtiyaçlarının tamamlanması ve böylece eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğinin sağlanması, BilişimTeknolojileri (BT) araçlarının öğrenme- öğretme sürecinde daha fazla duyu organına hitap edilecek şekilde etkin kullanılması ve  bilgi toplumunun yaratılması hedeflenmektedir.

 

Eğitimde FATİH Projesi: Donanım ve yazılım altyapısının sağlanması, eğitsel e-içeriğin sağlanması ve yönetilmesi, öğretim programlarında etkin Bilişim Teknolojileri kullanımı, öğretmenlerin hizmetiçi eğitimi, bilinçli, güvenli, yönetilebilir ve ölçülebilir Bilişim Teknolojileri kullanımı olmak üzere beş ana bileşenden oluşmaktadır.

 

FATİH Projesi ile orta ve uzun vadede, bireylerin yaşam boyu öğrenim yaklaşımı ve e-öğrenme yoluyla kendilerini geliştirmeleri için uygun yapıların oluşumu ve e-içeriğin gelişti­rilmesi, ortaöğretimden mezun olan her öğrencinin temel bilgi ve iletişim teknolojileri kullanım yetkinliklerine sahip olması, internetin etkin kullanımı ile her  üç kişiden birisinin e-eğitim hizmetlerinden faydalanması, herkese bilgi ve iletişim teknolojilerini öğrenme ve kullanma fırsatının sunulması, her iki kişiden birinin internet kullanıcısı olması, internet, toplumun tüm kesimleri için güvenilir bir ortam haline getirilmesi hedeflenmektedir:

 

Eğitimde FATİH Projesini meydana getiren beş bileşenden biri de “Derslerde Bilişim Teknolojileri kullanımı için Öğretmenlere Hizmetiçi Eğitim” bileşenidir. Proje bileşeni kapsamında; tüm öğretmenlerin sınıflara sağlanan donanım altyapısını, eğitsel e-içerikleri ve BT’ye uyumlu hale getirilen öğretmen kılavuz kitaplarını etkin biçimde kullanma becerilerini geliştirmelerine yönelik yüz yüze ve uzaktan eğitim aracılığıyla hizmetiçi eğitim almaları öngörülmektedir.

Proje kapsamındaki eğitimlerin genel amacı; öğrencilere zengin bir eğitim öğretim ortamı sunmak, öğretmenlerin mesleki gelişimlerine katkı sağlamak ve ülkemizi eğitimde üst sıralara taşımak olarak belirlenmiştir.

 

FATİH projesinin önemli bileşenlerinden biri de, “Eğitim Bilişim Ağı (EBA)” adı verilen e-içerik bileşenidir. Öğretmen ve öğrenciler başta olmak üzere eğitimin tüm paydaşları, sözkonusu bileşenin kurumsal web adresi olan  www.eba.gov.tr ’den, sınıf seviyelerine uygun, güvenilir ve incelemelerden geçmiş e-içerikleri bulabilmektedirler.

 
Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün482
Dün1333
Tüm Zamanlar4416338
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 49 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 3081
İçerik : 1504
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?