• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama
Hata
  • JUser::_load: Unable to load user with id: 6898

PostHeaderIcon MEDYA DENEN GÜLDÜRÜ TİYATROSU

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Toplumsal iş bölümü içindeki görevi, halkları bilgilendirmek olan medya, uygulamada, tam tersine, kitleleri cahil bırakmak ve özellikle dikkatleri temel çelişkilerden saptırmak gibi bir işlev yürütebilmektedir. Onlarca inanç üzerinden yayın yapan kanal ve bir o kadar da günlük gazete var. Geçenlerde, bunlardan birinde konu Hazreti Ali'nin adaleti idi. Bir anı: 12 Eylül dolaylarında, ülkemizde bir banker trajedisi yaşanmış ve halkın epey bir parası iç edilmişti. Hacettepe hocalarından biri batan paralarının acısıyla bankerin bürosuna gittiğinde, bir görevlinin, yüreği yanıklar topluluğuna, tarihimizin ne denli şanlı sayfalarla dolu olduğunu, hem de gayet sakin bir sesle anlatmakta olduğunu görmüş. Her neyse, böylece, sıradan insanlara bir tür ruh dinginliği pazarlanmış oluyor belki. Bir de 'ekonomi' kanalları var. Bunlar, yine sıradan insanlara, global sermaye para ürünlerini pazarlayıp paracıklarını zenginlere aktaran birimler. Her sabah dolar, euro, hisse senedi, bono, tahvil, altın, petrol, vb. ile güne başlayıp 'aktivitelerini' kesintisiz sürdürüyorlar. Sistemin bütünü bir kumarhane işlevi görüyor, ama bu kumarhane 'küresel' statüde ve dolayısıyla en muhafazakarların bile yardımcı olmaktan başka yapabilecekleri bir şey yok ( Unutmayalım, kumarhanelerde kasa daima kazanan taraftır). 'Ekmek parası' için binlerce, milyonlarca emekçi de bu 'kuruluşlarla' bütünleşiyor. Hatta bir üst görevli, böyle bir küresel pazarlama kuruluşunda 50 - 60 bin dolar aylık alırken, büyük bir özveri ve yurt sevgisi ateşiyle 14 bin lira aylıklı yerli göreve gelmiş, diye gazetede okuduk. Böyleleri de var, çok şükür. İşin ilginç yanı, hem ruhani ve hem de avantasal yayımcılığın iplerinin aynı odakların elinde oluşu.

Global sermaye medyayı bildiği gibi yönlendiriyor, çünkü büyük bölümünün doğrudan sahibi. Medya kullanılarak yeni liderler ile pop, ekran yıldızları yaratılıyor ya da mevcutlar itekleniyor. Halkların çok ama çok büyük bölümü ekranda ne gördüyse ona inanıyor, ona bağlanıyor. İnsan yaratılışı böyle, çünkü.

Kamu kuruluşu TRT de farklı değil. Geçenlerde Raptor F 22 uçaklarıyla ilgili haberi, ‘Bu çok etkili uçaklar görücüye çıktı’ biçiminde verdi. Silah endüstrisi üstün de üstü, kolay değil.
Suriye işinde de haberler hep Esat’ı gıcık edecek nitelikte. Global sermaye ve liberalizm dini, mümkün olduğunca sermaye uyumlu,
(Teknik deyişiyle ‘ılımlı’) Müslümanları iktidara taşımak ya da orada tutmak istiyor, Dubai’sel yönetimler, paracı ve petrolcüleri rahat ettirmek için…Malum.

Geçenlerde bir üst yetkili Kazakistan’ın yüzölçümü ile nüfusu arasındaki ters orantıya dikkat çekerek Kazaklara da epey bir çocuk yapmaları tavsiyesinde bulunmuş. Haklı tabi. Çinliler ne denli aptal. 500 milyonluk bir nüfus artışını doğum kontrolü yaparak kendi kendilerine engellediler. Ama Hindistan ve Afrika’nın yoksul ve hatta aç halkları bu aptallığa ‘tevessül’ etmediler.14 milyon 400 bin km kare genişliğindeki Rusya da çocuk sayısını artırarak milliyetçilik gütme seçeneğini benimserse, yakında birkaç milyarlık bir komşumuz olacak, demektir. Bu da nasıl olur, bilemiyorum. Ülkemiz yetmedi, dünyaya da parlak ‘vizyonlar’ ihraç ediyoruz.

1 Mayısta özellikle ‘Occupy’ temalı olmak üzere New York’ta 200 bin kişi yürümüş de sermaye medyası bu olayı görmezliğe gelmiş (Milliyet, 28 Mayıs 2012).

Geçenlerde bir Fransız belgesel ekranından birçok binanın 200 metre (60 -80 kat) yüksekliğe ulaştığı Hong Kong’da, 150 bin kadar emekçinin düpedüz kafeslerde yaşamaya mahkum edildiği gösterilince, bu hem küresel ve hem yerel düzeyde bozuk düzeni bir an önce yenilemenin ve dolayısıyla, izleyen yazımda, genç kuşakların bu yöndeki sorumluluğunu bir kez daha vurgulamanın zorunlu olduğunu düşündüm.

Son Güncelleme (Cumartesi, 12 Kasım 2016 21:33)

 

Degerli Yazarimiz Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 26 Mayıs 2018.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün594
Dün1485
Tüm Zamanlar4528234
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 34 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 5217
İçerik : 1505
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?