Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon EN İYİ OKUL EVE EN YAKIN OKUL

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 33
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

İlkokullara öğrenci kayıtları başladı. 2012-2013 eğitim ve öğretim yılı için, Adrese Dayalı Nüfus Sistemi”ndeki bilgilere göre, 30 Eylül 2012 tarihi itibariyle 66 ayını tamamlayan tüm çocukların okul kayıt işlemleri, e-okul sistemi üzerinden merkezi olarak gerçekleştirilmektedir. Okula başlama yaşı gelen çocuklarımızın velileri, bu sistem sayesinde, okul arama başta olmak üzere, birçok zahmetten kurtulmuş olmaktadırlar. Ancak buna rağmen, gerek var olan alışkanlıklar ve gerekse çiçeği burnunda velilerin “çocukları için en iyi okulu bulma” arayışı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın son yıllardaki en iyi çalışmalarından biri olan, e-okul sistemini deldirmekte ve sonuçta kurumsallaşmasını geciktirmektedir.

Birçok velinin “çocuğu için en iyi okulu” bulma arayışı, özü itibariyle son derece insanidir. Dolayısıyla bu durumu, duyarlı olmanın, sorumlu davranmanın ve kaliteyi aramanın doğal bir sonucu olarak görmek gerekir. Ancak burada “iyi okul” kavramını tartışmak, irdelemek gerekir.  Yani “Hangi okul iyidir veya bir okulun iyi okul sayılabilmesinin ölçütleri nelerdir?” gibi soruların doğru ve bilimsel karşılıklarının bilinmesi gerekir.  

 

Ne var ki, ülkemizde birçok konuda olduğu gibi, iyi okulun tespitinde de, uzman görüşünden çok, elleri öpülesi annelerin kısırlı, pastalı, kekli toplantılarındaki konuşmaları veya babaların kahvehanelerdeki sohbetleri belirleyici olmaktadır. Alınan kararlarda genellikle de “okul binasının yapısı, badanası, bahçesi, müdürü” gibi faktörler etkili olmaktadır. Bunlar elbette önemsiz faktörler değildir. Ancak öğretmenler arasında kıyaslama yapmak pek doğru olmamakla birlikte, 1-4 yıl süren ve tek öğretmenin sınıfta olduğu bir sistemde, öğretmen faktörü diğer bütün faktörlerin tamamını açık ara ile geride bırakmaktadır.

 

Sağlık Bakanlığı Mevzuatı’nda, “Sağlık sisteminden yararlanan kişinin, tedavisini yapacak hekimini seçme ve değiştirme hakkı” öngörülmektedir. Her yeni uygulamada olduğu gibi, bu uygulamada ilk başlarda bazı kişilerce çok eleştirilmiş ve birçok yönden sakıncalı görülmüştü. Ancak süreç içinde kayda değer bir sorun çıkmadan, başarılı bir şekilde uygulandığı ve çok yararlı olduğu görüldü. Milli Eğitim Bakanlığı’nda benzeri olabilecek bu sistemin, yani “velinin, çocuğunu eğitecek öğretmeni seçme hakkı”nın tartışılmasında ciddi yarar görmekteyim. Milli Eğitim Bakanlığı Mevzuatı’nda öğretmeni seçme hakkı olmadığından, konunun öğretmen boyutunu bir kenara bırakıp, temel eğitimde neden “en iyi okul, eve en yakın okuldur” boyutu üzerinde duralım.

 

Temel eğitimde neden “en iyi okul, eve en yakın okuldur?” sorusunun cevabı olabilecek sayısız neden sıralanabilir. Birkaç tanesini sıralamak gerekirse; okula ulaşmak için trafikte geçen gereksiz zaman kaybı önemli yer bir tutmaktadır. Her gün okula gidiş-geliş için ortalama birer saat harcandığını kabul edersek, 180 işgünü üzerinden bir öğretim yılında 360 saat gibi büyük bir zamana denk gelmektedir. Yanlış bilgi uğruna, veliler mini minnacık çocuklarını saatlerce uzaktaki okula gönderirken, her gün yaklaşık iki saat uykularından, dinlenmelerinden, yararlı aktiviteler için harcayacakları enerjilerinden ve oyunlarından çalmaktadırlar. Bunun çocuklarımızda oluşturduğu yılgınlık, efor kaybı, okuldan soğuma ve ailelere getirdiği maddi külfet gibi yan etkileri de cabasıdır.  

 

Çocuğu eve uzak bir okula göndermenin diğer olumsuz bir yanı da, çocukların asosyalleşmeleri, dolayısıyla arkadaşlık ilişkilerini pekiştirememeleridir. Çünkü uzak okullara gitmek durumunda bırakılan çocuklar, arkadaşlık ilişkilerini geliştirmelerine fırsat sağlayan okul dışındaki saatlerde ve tatil gibi önemli zaman aralıklarında okuldaki arkadaşlarından uzaklaşmakta, aynı şekilde aynı bina, sokak ve mahalledeki akranları ile farklı okullarda olduğu için arkadaşlık ilişkilerini geliştirememekte, onlarla kaynaşamamakta ve sonuçta sosyalleşememektedir.

 

Aynı şekilde, sosyal çevresi ve maddi imkânı olan aileler, çocuklarını uzak okula gönderdikleri zaman, sosyal çevrenin genel yapısı okula yansımamaktadır. Bu da çocuğun zihninde, gönderildiği okul ile doğduğu, içinde yaşadığı fiziksel ve sosyal çevre arasında derin uçurumlar ve tezatlar oluşmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla minnacık çocuk, bu durum karşısında şoka girmekte, kendisine bir bakıma dayatılan yeni yaşam alanını yadırgamakta, çok uzak bir köşeye atıldığı düşüncesine kapılmaktadır. Yani Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmaktadır. Bu da beraberinde son yıllarda ortaya çıkan “kalabalıkların içinde yalnızlık” sendromunun temelini oluşturmaktadır.

 

Gözbebeğimiz minicik yavrularımızın, daha sağlıklı sosyalleşmeleri, enerjilerini trafik yerine yararlı işlerde değerlendirmeleri ve daha iyi dinlenmeleri için, lütfen “en iyi okula, yani eve en yakın okula” yazdıralım.

 

Abdulkadir YILDIZ

 

Uzman Rehber Öğretmen

 

 

Son Güncelleme (Çarşamba, 04 Temmuz 2012 10:26)

 

Degerli Yazarimiz Abdulkadir YILDIZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Perşembe, 01 Mart 2012.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1571
Dün2889
Tüm Zamanlar4208951
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 128 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2221
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?