Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon EGOİZMİN ÖZGÜRLÜĞÜ ve LİBERALİZMİN ESARETİ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

 

Egoizmi benmerkezcilik, yani insanın her konuda öncelikle kendi ihtiyaç ve üstünlüğünü savunma dürtüsü olarak tanımlayabiliriz. Bu dürtüde başkalarının ihtiyaç ve üstünlüklerine yer yoktur.   Her canlı gibi insanın da hayatını sürebilmesi için bazı ihtiyaçları vardır.   Bunların bazıları hayat için zaruri ihtiyaçlar, bazıları ise zamanla değişen ve hayatı daha iyi şartlarda sürdürme amaçlı lüks ihtiyaçlardır. Tabi bu ihtiyaçların karşılanması insan için yorucu bir çabayı gerektirir. İşte insanlık faaliyetlerinin temeli ve insanlık tarihi bu çabanın eseridir.

İnsan bu çabada yeryüzünde yalnız değildir. Çevresinde kendisi gibi ayni şekilde hayatta kalma ihtiyaçları peşinde koşan başkaları da vardır ve birbirleri ile ilişki içindedirler. İşte sorun burada başlamaktadır. Her insan bu ilişkilerde iki uç noktanın arasında bir yerdedir. Ya, diğer insanların hayat hakkını düşünmeden her ne yolla olursa olsun hiçbir kural tanımadan, sadece kendi ihtiyaçlarını temini düşünmek ya da, diğer insanlarında hayat hakkı olduğu ve dünya nimetlerini belirlenmiş haklar ölçüsünde diğer insanlarla paylaşmak. İşte bunlardan birincisi benmerkezci egoist düşünce, ikincisi ise biz merkezci toplumsal hayat düşüncesidir.

Egoist düşüncede insan diğer insanlarla bir yarış ve rekabet halindedir. Bir an önce en kestirme yoldan dünya nimetlerinin en güzelini, en yaralısını en büyüğünü elde etmek ister. Tabi bu iş tek başına kol gücüyle olacak iş değildir. Önce gücüyle çevresine güç toplar ve hâkimiyet oluşturur. Bu da yetmez, sonra da başlar bu hâkimiyetini genişletmeye ve dünyaya hâkim olmak, bu da yetmez tanrı gibi kâinata hâkim olmak ister. İşte insanlık tarihi bu kavgaların tarihidir. Biri ölmüş yerine başka biri çıkmış veya daha güçlenen başka birileri hâkimiyeti ele geçirmiştir. Tarih boyunca insanlık bu tiranların esaretinde zulüm altında zor şartlarda yaşamışlardır. Bir de zaman zaman bu tiranlara karşı gelen ve insanca yaşamı savunan birileri de olmuştur. Egoizmin karşısında çeşitli peygamber ve din adamları çıksa da, hep kısa dönemli olmuş, ilerleyen yıllarda dinler de bu sömürünün bir aleti olmuştur. İnsanlar hep hak ve özgürlüklerin insanca düzenlendiği bir dünya özlemi içinde yaşamışlardır.

Batıda “Aydınlanma Çağı” ile adalet, eşitlik, özgürlük, insanlık gibi sloganlarla ayaklanan insanlar, bu aristokrat teokrat destekli tiranlıklara baş kaldırarak, bilimi ve insan aklını rehber edinen, yeni bir dünya kurmuşlardır. Özellikle insan özgürlüğü bu medeniyetin ana paradikması haline gelmiştir. Özgürlük temel alınarak önce ekonomide kapitalist, yönetimde ise çoğulculuğa dayanan cumhuriyet sistemi kurulmuştur. Ancak ortada görülemeyen veya birilerinin gizlemeye çalıştığı önemli bir hata vardı. Bu yeni sistemde her şey ekonomiye indirgenmiş ve özgürlükten amaç insan mutluluğu için insana verilen hedef  “Sınırsızca dilediği gibi tüketmek, sınırsız mal biriktirmek ve lüks içinde bir hayat”. Ekonomik modelleri “Sınırsız ihtiyaçların sınırlı kaynaklarla tatmini” gibi egoizmi kamçılayan esasları temel aldı. Bunun tabii sonucu olarak bir “Altına hücum” sendromu başlamış oldu ve her yer sömürgeleştirildi. Bu hata sonucu ortada ne özgürlüğü ne de insan haklarını düşünen kaldı ve dünyada insanlık tarihinde görülmemiş katliamlar ve esaretler yaşandı. Bu uygulamalar karşı çeşitli isyanlar ve komünizm gibi alternatif sistemler ortaya çıktı.

Sonunda aydınlamacılar sistemde bazı revizyonlara gitmek zorunda kaldılar. Vahşi kapitalizmi ve cumhuriyeti ıslah ederek, serbest Pazar ekonomisi ve yönetimde daha özgürce bir sistem olan demokrasiye geçilerek tüm dünyada özgürlük temeline dayanan “LİBERAL DÜŞÜNCE” hâkimiyeti kurulmaya başlandı. Ancak sistemin adı ne olursa olsun insanlık tarihinde beri değişmeyen, problemin temelinde yatan, insan egoizmini tetikleyen anlayışların hiç değişmediği ve hatta bilim maskesi altında daha da meşrulaştırıldığını görmekteyiz. Çünkü hâlâ insan için tek hedef “maddi güç” sahibi olmaktır ve hayat ekonomiden ibaret haldedir. Özgürlük adına “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” ve “Sınırlı kaynaklarla, sınırsızca üretmek ve tüketmek” esasına dayanan “herkesin birbirini geçmesi gereken rakibi olduğu anlayışıyla rekabetçi bir yarışı meşrulaştıran Liberal Ekonomik Düzen egoizmi kamçılayan ve insan egoizmini meşrulaştıran bir düzendir. Çok açık anlamıyla liberalizmin özgürlük anlayışı “EGOİZMİN ÖZGÜRLÜĞÜ” dür.

Görünüşte herkesin eşit şartlar altında özgürce yarıştığı bir rekabet ortamını savunmaktadır. Ancak bu şartlar altındaki bir yarışı insanlık tarihinde yönetimi güçlülerin ele geçirmesi gibi yine güçlü olan kazanacaktır. Yıkılan feodaliteler tekrar hortlatılacak, dünya ve insanlık bir avuç “KÜRESEL DEREBEYİ”NİN hâkimiyetine geçecektir. Yani doymak bilmez güç peşinde koşanların bu amacı, ekonomi bilimi altında sistemleştirilmekte ve meşrulaştırılmaktadır. insanlık yine bu egoistçe hırslarının esiri olan insanların esaretine düşmektedir. Tüketim adına insanların egoist hırslarını ateşleyen ve onları maddenin esaretine düşüren bu sitemin doğru adı “LİBERAL ESARET” olmalıdır. Daha önce açıkça güç kullanılarak silah zoruyla olan esaret, bu kez liberal ekonomik düzenin kuralları altında meşrulaştırılarak, rakip şirketlerin serbest rekabetle ve insanlığınsa egoizmin özgürlüğünün yol açtığı tüketim köleliğiyle gerçekleştirilmektedir. Yeni küresel derebeyleri işi iyi biliyor. Eskileri gibi insanları zorla esaret altına almıyorlar ve biliyorlar ki zorlamanın sonucunda patlama yaşanıyor. Egoizmin özgürlüğünün önünü açıp, insanları uyuşturucu bağımlısı gibi tüketim bağımlısı yaparak gönüllü esaret sistemini kurmaktadırlar. Liberal esaret dememizin nedeni budur. Zincirsiz özgür gönüllü kölelik sistemi.

 

Degerli Yazarimiz İLHAN AKKURT Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cuma, 04 Haziran 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1692
Dün2585
Tüm Zamanlar4114437
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 71 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2238
İçerik : 1491
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?