• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon KAPİTALİZMİN RUHU PROTESTAN AHLAK VE İSLAM

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

 

 

 Ramazan tüm coşkusuyla sürmekte, sadece nefsimizin aç bırakılması değil, nefsin kıyamadığı servetlerimizden başkaları için de harcama, doyurma ve yardım faaliyetlerimizle insan olmanın erdemini bolca sergileyerek sürmektedir. Hep söyleriz, “Tehlike kapitalde değil. bizim ona bakışımızdadır”. Bizi esir almayan, amaç haline gelmeyen para, yani bizi kontrol etmeyen, aksine bizim kontrolümüzdeki para gerçekten kutsal bir metaya dönüşür. Asli ihtiyaçlarımızın dışında insanlık hizmetinde, zor durumdaki fakir fukaraya harcadığımız, doymak bilmek hırslarımızı dizginleyip başkalarıyla, çalıştırdığımız insanlarla paylaşabildiğimiz servet elbette bize kutsallığın yolunu açar.

 

 İnsanca davranışların değer olmadığı ve her şeyin para ile ölçüldüğü bir dünyada yaşamaktayız. İktisadi düşünce, sosyoloji ve din sosyolojisi alanındaki birçok eser vermiş ünlü Alman düşünür ve sosyolog Max Weber, 1904–1905 yıllarında yazdığı Almanca adı “Die Protestanische Ehtik und der Geist des Kapitalizmus” olan “Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu” adlı eserinde, kapitalist dayandığı tabanda Batı değerlerini sorgulamıştır. Yazarın temel tezi, Hıristiyan Dini’de aydınlanma ile gelişen Protestan Ahlak anlayışının kapitalizmin gelişmesini sağlayan ruh olduğudur. Katolik mezhebi daha çok dünyadan el etek çekmeyi, zenginlikten kaçınıp, bir lokma bir hırka ile yaşamayı yeğlemiş olduğundan kapitalizmin gelişmesini engellemiştir. Kapitalizm başlangıçta İspanya ve Portekiz gibi Katolik ülkelerde gelişmesine rağmen daha sonra Protestanlık ortaya çıkınca sanayi devrimi ile İngiltere. Hollanda, Almanya, ABD gibi Protestan ülkeler öne çıkmıştır. Bu ülkelerde birbirine benzer Luther, Calvin, Püritenlik gibi Protestan anlayışlar gelişmiştir.

 

   

Weber’in Protestan ahlak anlayışı, temelde Calvinist yoruma, onun ilahi takdir öğretisine ve dünyevi yaşantıya önem vermeye dayanır. Ünlü Alman Protestan lider Martin Luther, bu konuda öne çıkan bir yorumu yoktur ve Katolik düşünceye yeni bir katkısı yoktur. Calvinistler, kendilerine özgü kaderci anlayıştan dolayı diğer Protestan kollardan ayrılırlar ve Kapitalizmin en fazla geliş ülkelerde geçerli inanç Calvinizmdir. Bu inançta kişi eğer seçilmişse yani cennete gideceklerdense, bir işaretle Tanrı’nın bu durumu kendisine göstereceğine inanır. Bir özel bir yeteneğe sahip olmak gibi. Kişi eğer birtakım niteliklere sahip değilse, kurtuluşa ermek yani seçilmişlerden olmak için, başka bir işaret olan zenginliğe yönelir.   İnsanların, Katolik yorumda olduğu gibi dünyayı terk edip, zenginlik peşinde koşmayı zararlı görmez. Aksine çalışıp kazanırlarsa bu seçilmiş olduklarını gösterir ve onlar zenginleşerek ibadetlerini yerine getirmiş olurlar. Katolik yorum kutsal kitapları İncil’in buyruklarına daha uygun düşmektedir. Ancak maalesef bu dinin mensupları kutsal kitaba bağlı olmaktan ziyade kiliselerinin özel yorumlarına daha fazla bağlıdırlar. Luther faizi meşrulaştırmanın yolunu açtı, Calvin ise tamamen helal kabul etti. Böylece Kapitalizmin ana dayanağı olan para ticaretinin de yolu açılmış oldu. Bu gelişmeler batı dünyasında insanı metalaştıran kapitalizmin yaygınlaştırılmasını hızlandırmış oldu. Weberin Hıristiyanlığın Protestanlıkla kapitalizmin gelişmesine yaptığı katkılar konusundaki değerlendirmelere katılmamıza rağmen, ilk başlangıç ülkeler olan Katolik İspanya ve Portekiz de dâhil olmak üzere, kapitalizmin geliştiği ülkelerde, ön planda daima Yahudilerin olduğunu maalesef görememiştir.  Yahudilikte hayat bu dünyadan ibarettir, özellikle her türlü zenginlik ve güç sahibi olmak istenir. Diğer toplumların arasında dışlandıklarından ve askerlikten muaf olduklarından her türlü meslek, sanat, ticaret ve gelişim tek uğraş amaçları olmuştur. Bizce kapitalizmin gerçek ruhu Yahudi mal ve para tutkusudur.

 

 

Konuyu İslam’a getirecek olursak durum çok açık ortadadır ve Kapitalist bir zihniyeti Kuran’la bağdaştırmak mümkün değildir. Allah Kuran’da yardımlaşmayı emreder ve zenginliğin belirli kişilerin ellerinde biriken bir güç olmasını yasaklar (Haşr-7). Şimdi bir Beled suresi gibi bir sure varken İslam’da sorumsuzca servet biriktirmek ve keyfince harcamaktan bahsedilebilir mi?

 

 

1- Hayır; bu şehre yemin ederim,

2- Ki sen, bu şehirde oturmakta iken,

3- Babaya ve doğan-çocuğa da.

4- Andolsun, Biz insanı bir zorluk içinde yarattık.

5- O, hiç kimsenin kendisine asla güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

6- O: “Yığınla mal tüketip-yok ettim” diyor.

7- Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor?

8- Biz ona iki göz vermedik mi?

9- Bir dil ve iki dudak?

10- Biz ona ‘iki yol-iki amaç’ gösterdik.

11- Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi.

12- Sarp yokuşun ne olduğunu sana öğreten nedir?

13- Bir boynu çözmek (bir köleye özgürlük vermek)tir;

14- Ya da açlık gününde doyurmaktır,

15- Yakın olan bir yetimi,

16- Veya sürünen bir yoksulu.

17- Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak.

18- İşte bunlar, sağ yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meymene).

19- Ayetlerimizi inkar edenler ise, sol yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meş’eme).

20- “Kapıları kilitlenmiş” bir ateş onların üzerinedir.

 

Allah nefsi arzularını, zevk ve sefa peşinde gidenleri Allah nefsi arzularını-egosunu tanrı edinen kimseler olarak tanımlamaktadır (Casiye-23). Hal böyle olunca bir müslümanın kapitalist anlayıştaki biri gibi sorumsuzca servet biriktirip sorumsuzca zevk ve sefa içinde yaşaması Allaha karşı isyan etmesinden ve ona savaş açmasından başka bir şey olamaz. Kuranda bulunan bunlara benzer birçok ayetten bazılarını aşağıda göreceksiniz. Ramazanında daha açıkça yaşanan İslam’ın ruhu ile kapitalizmin ruhunun farkını iyi anlayalım.

 

 

Ey iman edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve rahiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve (insanları) Allah yolundan engellerler. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele! (Tevbe-34)

 

Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekat verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakiler ancak onlardır! (Bakara-177)

 

Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça "iyi" ye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir. (Ali İmran-92)

 

Degerli Yazarimiz İLHAN AKKURT Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cuma, 04 Haziran 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün3157
Dün4075
Tüm Zamanlar3780348
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 520 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1361
İçerik : 1479
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?