Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon Düşüncenin Dili, Gönüllerin Sebili.

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 17
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Gerçeği söylemek değil, anlatmak güçtür. (Cenap Şahabettin)

Ruhumda bir devinim var, duyguların her rengi, düşüncelerin her tonu içimde dans ediyor. Açığa çıkarmak istiyorum, yansıtamıyorum. Cümlelerim sanki tutsak. Buruk bir tat, hüzün dolu bir dalga çarpıyor bazen. Belki de aradığım kelimeleri bulamamanın sancısıdır. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarırmış. Doğru söz sahibini dokuz köyden kovarmış. Söz ola kese savaşı, Söz ola bitire başı/Söz ola ağulu aşı/Bal ile yağ ede bir söz… Demiş ya koca Yunus. Onun için içimde barınan, iç dünyamda korunan duygu ve düşünceleri lâtif cümlelerle söylemek istiyorum ki ekmek kadar leziz, su kadar aziz, gün kadar aydınlık olsun. Ziya olsun, ziyan olmasın.

Öyle cümleler kurmaylım ki çileye, azaba, hüzne özleme bir çare olsun. Son söz kadar riyasız olsun, muhatabıyla rezonansa geçsin. Benim ve okuyucunun gönlüne ferahlık, düşüncelerine berraklık getirsin. Her yazarın bu hassasiyeti göstermesi gerekmez mi? Toplumun huzur ve mutluluğunu bozan bazı hadislerde bu ince noktaları bilmeyen yazarların, yayıncıların payı yok mu? Her yazdıklarını vicdan, izan terazisiyle mi ölçüyorlar. Yoksa yazarlığı bu kadar kolay, ucuz mu zannediyorlar? Tahrik, abartı, kin, garez, tarafgirlik, yalan v.b. unsurları taşıyan ifadeleri kullanmak ciddi ahlâki bir sorun değil midir? Ya da ben aşırı duyarlık gösteriyorum.

Yazarı, yazmayı ve edebi metinleri çok mühimsiyorum. Hassasiyetim bundan da olabilir. Goethe yazmayı sorunlarla, buhranlarla arasına bir mesafe koymak için yaptığını ifade eder. Acı çeken yazmakla acılarını dindirir derler. Fakat yazmak acı da çektirir, bu yönünü bilmek lazım. Şu satırlarla içimdeki hareketi bastırdım, duygu ve düşüncelerimi geçici olarak uyuttum gibi. Fikir yürütmeye devam ediyorum ama. Yazmalı mı, yazmamalı mı? Yazacaklarım beni şaşırtacaksa, içimdeki cevelan pozitif bir dalga yayacaksa, hüzünler azalıp tebessümler çoğalacaksa, yeni yeni keşiflere sebep olacaksa niye yazmayayım. Pekiyi yazdıklarım okunmayacaksa, okunursa hiçbir tesiri olmayacaksa, kanaat ve gözlemin bu yönde ise yazmamalıyım mı? Sorular sizin, cevaplar benim olsun. Neme lazım, temkinli olmalıyım. Kırk senenin hesabını da kalemim versin.

Ruhumda tepinen gerçekler, beynimde sabık düşünceler, gönlümde yeni, yepyeni, yesyeni duygular, anlatayım mı? Kendimden çıkabilsem, o aklı bulabilsem, hikmet’e vakıf olsam tamam ama anlatmak o kadar zor ki… Altında kalmak ta o kadar kolay.

Kılca gam bend-i zebân erbâb-ı dile
Feholunmaz mı fem-i hâmedeki mûlardan.

Beytinde ne diyor Sâib; “kıl kadar küçük fakat ızdırap verici bir olay bile hassas olan gönül erbabını hemen ye’se düşürür. Bunu anlamak için yazdığın kalemin ucuna dikkat et, gözle görülmeyecek kadar küçük bir tüy kalemi yazmaz hale getirir.”

Kalem tecrübemle anladım ki bütün arzular, zamanı gelince gerçekleşir. Biz zamanın imkânlarını değerlendirsek bile dünya işleri kader programına gör cereyan eder. Dili dil yapan cümleler söz ustasından, kalem erbabından sudur ederse tüm zamanlara öncülük eder. Bu itibarla edebi metinler hayatın fihristesi gibidir. Yüzyıllardır okuna gelir, yüzyıllar okuna gider. Kalem kılıçtan keskindir demişler. Ben de diyorum ki kalem düşüncenin dili, gönüllerin sebilidir. İçimdekini kalemin ucuna akıtabilsem ne olabileceğini hissediyorum.

Bu metni kendime yazdım, kalem erbaplarına fısıldadım, umuma yaydım. Düşüncelerimi dinlenmede, duygularımı uykuda bıraktım. Vakti gelince kendiliğinden girdaptan çıkacak, varyantı aşacaklar. Renkler ve dilekler sanat galerisinde arz-ı endam edecekler.

 

Degerli Yazarimiz NACİ GÜMÜŞ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Çarşamba, 16 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+1 #2 TebrikMehmet Ali OĞUZ 2012-08-11 09:53
İçinde yaşadığı toplumun ızdıraplarını yüreğinde hisseden, tesbit ettiği hastalıklara kalemiyle çözüm getiren, düşünen yazarın başarılarının devamını dilerim.
Alıntı
 
 
+1 #1 RE: Düşüncenin Dili, Gönüllerin Sebili.MEHMET ÇOBAN 2012-08-11 05:35
Yazım dili, insanın karakterini en güzel yansıtan bir araçtır. İnsan yazarken kendini eğittiği gibi, topluma da erdemi, nezaketi, fikri, inancı örneklendirir. Gerçek hayattan süzülen, içinde riya, abartı, kin, nefret, savaş olmayan her türlü söylem, yazılarda boy gösterdikçe, sanki ileride insanlığı gölgelendirecek ulu çınarlar dikilmiş gbi olur.

Hassas bir konuda kaleme aldığınız makaleyi okumaktan onur duydum. İdealize edilen şekilde yazanlar çoğaldıkça, toplum kendini bulmaya devam edecektir. Değilse politikacıların arasında, kan döken silah olmaktan öteye gitmeyecektir.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün238
Dün1043
Tüm Zamanlar4261270
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 122 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2429
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?