Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon KENDİNİ ALDATMA HASTALIĞI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 16
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Zaman,hayatın içinde bir değirmen misali örseleyerek öğütüyor insanı.
İnsana sunulan bu hayat,hiç bilmediği bir an'a kadar belli olan bir miada proglanmış.
İnsanın ölümü de kainâtın ölümü de kendi kıyametlerinin en son merhalesidir.
Ama her insan, kendine takdim olunmuş bir hayatı hiç bitmeyecekmiş gibi algılayarak yaşamaya çalışıyor.İşte bunun için hayatın içinde hayata dair kendisi için ne varsa onları sıraya dizmeden öncelleyip elde etmeye daha bir özen gösteriyor.Hayaller kuruyor, tûl-i emeller icad ediyor hep kendi aklınca..Hedef belirlediklerine kah ulaşıyor ya da ulaşamıyor. Ama hep kendi nefsine uygun yaşam paradigmaları oluşturmaya atfediyor kendini.Kısacası kendince murat ettikleriyle birlikte yaşamak istiyor.
Bu yüzden çoğu zaman varlığını tamah, ihtiras ve kaprislerinin üzerine kurban edilircesine bırakıyor ve sonunda hiç bilmediği tutkuların kucağında hırpalanıyor.Adeta nereye varacağını bilmeden akıp giden bir şelalenin zirve noktasında bulunan bir nesnenin akibeti gibi bir yerlere savrulmayı bekliyor.Tıpkı şelalenin doruk noktasında bulunan suyun üzerinde bir nesne ne ise insan da odur hiç bitmeyecek isteklerinin üzerinde...esrarengiz umutların uçuştuğu bir bekleyiş içinde.
Ya kendini de katıp akıp gidecek bir nehirle büyük bir deryada buluşacak ya da çok yükseklerden düşüp bir girdabın koynunda kaybolacak...akibetinden habersizcesine.
İşte! Hayat dediğimiz de böyle bir şey olsa gerek.Zamanı durduramayan ama insanı öğüten bir değirmenin işlevsel hali gibi...
Bir aldanış hastalığına farkında olmadan alâyiş içinde yakalanmış bir çok insan da yaşadığı hayatın nasıl bir oyun ve oyalanmanın hengâmesinde bulunduğunu bilmeden yaşıyor.Akibetinden habersiz nehrin doruk noktasında bulunup nereye düşeceğini bilmeyen bir nesne gibi.
Başını döndüren istekler bir oyun ve enrikanın sarmalında insanı da boş heyhûlalarla oyalıyarak aldatıyor.
Hayatın içinde asıl aktör olarak rol alan çoğu insan, kendine yönelik baş döndürücü istek tuzaklarının nedense farkında olup bu tuzakları fark etmek istemeden yaşıyor.Bu dizginlenemeyen emellerine varabilmek için de kendini önce kendi yalanlarıyla kandırarak bile isteye kasten kendi kendini aldatarak yapıyor sözünü ettiğimiz eylemlerini.
Görsel dünyadaki çekiciliği olan istekler, öylesine baş döndürücü öylesine tahrik eden kuşatılıcılık içinde ki .Bir an'ın içinde vakit kaybetmeden kendine boyun eğmiş insanı kendi tüketim cenderesinin içine hemen vakumlayabiliyor.Böylesine derbeder zamanın ortamı içinde rol alan insanın bu zamanını boşa harcatmak için önünden,arkasından,sağından ve solundan çepeçevre kuşatarak kendine yaklaştırıyor bu habis müptela eden istekler.

DİKKAT! HAYAT YOLUNUN UYARI İŞARETLERİ DE VAR!

Herşeye rağmen insanın hayat geleceğini dosdoğru kullansın diye bazı işaret levhaları bildirilmiş kendisine.”Andolsun asra/zamana ki insan hasardadır/zarardadır.”Zamana karşı böylesine bir uyarı ile karşı karşıya getirilmesine rağmen bu uyarıya hiç kulak asmadan insan yine kendine takdim edilmiş zamanı çeşitli arzularıyla hasarlı hale getirerek heba edip zararlı çıkabiliyor.
Yukarıda zikretmeye çalıştığımız uyarı yol işaretiyle kaybedilecek ve heder olan zamanın en iyi nasıl kullanılacağına dair bir açıklama da yapılıyor.
Ancak Salih amel işleyip hakka / en doğruya sabır ile ulaşmak için yoldaki meşekkatler karşısında techizatlanmanın tavsiyesi de yapılmış olmasına karşın hala kendine tahsis olunan zamanı boşa geçirerek bu zamanı hasarlayarak kaybedip yok etmenin bir anlamı da olabilir mi?
Zarar ve kayıplar yaşayıp kaybetmekten başka insanın onca uyarı işaretlerini iyiliklerde kendi lehine kullanım görmesine rağmen ZAMANI bile bile tüketmenin kendi kendini aldatıp bunu her zaman bir ALDATMA hastalığına dönüştürmenin ne gibi bir anlamı olabilir?
İnsan, nedense cazibe merkezlerine karşı daha bir yakın durmayı yeğliyor.Cazip olan bir şeyi almak ya da ona ulaşmak nasıl bir psikolojidir ki hiç tüketmiyor kendini.Sürekliliği olan kışkırtmalarıyla proveke ediyor insanı.Biri bitiyor bir diğer albenisi olan istek hiç bitmiyor.Belki de hayatta insan için ölene dek tüketemeyeceği yegane şey hiç bitmeyen tükenişi olmayan istekleri olsa gerektir.Sonsuz isteklerle sınırlı olan bir hayat nasıl yitirilebilir bunu anlamak ise oldukça zordur.
Sonsuz istekler,insana dair zamanı yok edebilecek teyakkuzda hazır bulunmasına karşı.İsteklere sınır koyan tek şey,ihtiyaçlardır.İsteklerimizin en büyük kotasyonu israf ve telafisi olmayan ihtiyaçlarımıza göre hareket etmek durumudur.
Bir insan, olumsuz ve kötü olanı yeğleyerek saptı mı düşünüp doğruyu çıkarma yeteneğini de kaybeder ve artık doğru kararlar da alamaz.Böylece o, insan hakiki gayesinini de kaybederek ve şaşırarak başı boş olarak kalır.
Başıboş kalıp bir oyun ile oyalanma kaybı ise adı üzerinde bir başı boşluktan başka birşey olamaz.Ama insan, başıboş olsun diye bırakılmamıştır.Yaşadığı evrende bir görevi olabildiği gibi ciddi bir sorumluluk da taşımaktadır.
Bu bakımdan insanın kendini aldatma hastalığına gaflet içinde düçar kılması da bir oyun ve oyalanmanın getirdiği kayıplardan başka hiçbir şey olamaz.

EZ CÜMLE

Kendini aldatma hastalığı doğrudan doğruya bir yalanın üzerine kurulmuş olup insanın kendi kendini bu yalanlarla kandırıp yine kendine zarardan öte bir ihanetten başka birşey değildir.

İnsanın kendine yönelik ihaneti,
Kendini yok sayma kabuludür.
Sorumluluk bilincini silme
İnanma sorumluluğunu inkar
Yaşama bilincini heba
Anlamı olan bir hayatı hafife alıp anlamdıramama
Mağlubiyetin ilanı
Kaybetmenin bir sonu
Telafisi olmayan bir başka son olmamalı

İnsan,kendine hata yapma hakkı da tanımalı
Kendisini daha iyi tanıyabilmek için
Öncelikle,
Kendine kendi olma fırsatını da vermeli.
Hatasını bulmayı araştırma içinde bizzat kendi olmalı.
Hatası var ise onu arayıp bulmalı.
Sonra da kendine zarar veren bu hataları bir an önce terk etmeli.
Yepyeni bir yol arayışında olup
Bu durumdan yenilenerek çıkmalı
Hatalarda ne tekrar ne de ısrar etmemli
Çünkü,
İnsan, kendisi kadar hiç kimseyi kandırıp aldatamaz.
En zor olana yani önce kendine karşı
Direnmeli..
Direnişe kuşanılmalı
İdeal olan hakikati savunmacı olmalı
Ve yeniden doğmalı
Ki
Hak ve hakikat meydanında emek verip
Aldanmamaya ve kendimizi aldatmamaya daha bir özen gösterilmeliyiz.
Vesselam.

 

Degerli Yazarimiz NACİ CEPE Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazar, 06 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #2 RE: KENDİNİ ALDATMA HASTALIĞI 2012-09-18 07:02
Kalemine bereket üstadım.
Alıntı
 
 
+1 #1 TebrikMehmet Ali OĞUZ 2012-09-16 19:01
"Bu dünya hayatı, kendini kandırmanın zevkini tatmaktan başka bir şey değildir."
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2850
Dün2795
Tüm Zamanlar4207341
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 33 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2193
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?