Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon BİLMEM YAZSAM MI YAZMASAM MI?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 245
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

 

Öğretmen Rabia Sevilay Durukan. İzmir'in Karabağlar İlçesi Nazire Merzeci Ortaokulu`nda görev yaparken, 26 Eylül 2012 tarihinde “sınıfa geç geldiği için müdürün yanına gönderdiği” H.K. isimli öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Herkesi derin üzüntüye sevk eden bu menfur olay hakkında, bugüne kadar birçok kişi ve kuruluş bir şeyler söyledi ve hala söylemeye devam etmekte. Bir eğitimci olarak, acizane kişisel duygu ve düşüncelerimi yazmak için, Rahmetli Öğretmenimizin cenaze töreninde yaşadığım derin üzüntü ve duygu yoğunluğunun üzerimden gitmesini bekledim. Gerçi normalleştiğimden hala emin değilim. Çünkü olayın üzerinden epey zaman geçmesine rağmen, bu yazıyı yazarken hala gözlerimin nemlendiğini ve ruhumun daraldığını hissediyorum. Dolayısıyla bu süreçte sağlıklı düşünemeyebilir, kastımı aşabilir, kendimi tam ifade edemeyebilir, dahası genç yaşta hayatına son verilen öğretmenimin aziz ruhunu incitebilir endişesi içindeyim. İşte bu yüzden ta ilk günden bu yana, kendi kendime “Bilmem yazsam mı yazmasam mı?” diye sorup durdum.

 

Evet sözün bittiği yerde, duyguların doruğa çıktığı dönemlerde konuşmak, kendini doğru ifade edebilmek, tam ve doğru anlaşılmak kolay değildir.

 

Ancak bütün bu gerçeklere rağmen, elim olaya ilişkin yapılan çeşitli açıklama, yorum, analiz ve değerlendirmelere baktığımızda, içerik ve düzey açısından insanı büyük bir şaşkınlığa, hayal kırıklığına ve derin endişeye sevk eden görüşlerin ortalığı kaplamış olduğunu görmekteyiz. Maalesef bazı öğretmenler, “temel eğitimdeki çocuklardan” gelecek tehditlere karşı, kendilerine “çelik yelek, beylik tabanca, biber gazı ve özel koruma” verilmesinden bile söz edebilmektedirler. Bana göre olayın asıl ürkütücü, düşündürücü ve dehşet verici yönü de budur. Olaya ilişkin farklı ve önemli değerlendirmeleri olan Prof. Dr. Abbas TÜRNÜKLÜ gibi değerli hocalarımızı tenzih ederek söylüyorum, isimlerinin önünde akademik ünvanları da olan bazı kerli ferli kişiler bile, ulusal gazetelere verdikleri demeçlerde, “öğretmenlere, temel eğitimdeki öğrencilerinden korunmaları konusunda, eğitim verilmesini önermekte ve göz yaşartıcı sprey taşımaları” konusunda öğretmenleri uyarmaktalar.

 

Daha önce de buna benzer şok edici çıkışları duymuştuk. Sözgelimi, 2008 yılında dönemin İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü’nün, meşhur “Narkotikçi Keş Arı Projesi” hakkında ulusal basına verdiği: “Arılar üzerinde bir çalışma yaptık, uyuşturucu verilen arılarla öğrencilerin uyuşturucu kullanıp kullanmadıklarını belirleyeceğiz.” şeklindeki demecini ilk duyduğumda, bir eğitimci olarak hem üzülmüş ve hem de dürüst olmak gerekirse kahkahalar atarak gülmüştüm. Bu konu her aklıma geldiğinde, gülmekten hala kendimi alamamaktayım.

 

Aynı şekilde, Erzurum'da Yakutiye Emniyet Müdürlüğü tarafından 20 Şubat 2012 tarihinde düzenlenen “Huzur Toplantısı”na katılan bir okul müdürünün: " Emniyet suçluların kanını alıp gen haritasını çıkarsın. Bunların çocukları doğduktan sonra analizi yapılsın. Vatana, millete, bu ülkeye zararlıysa yürümeden, yok edilsin." şeklindeki sözlerini duyduğumda da, sayısı 700 binin üstünde olan büyük bir camianın içinde “Olur böyle vakalar” deyip, olayı pek kayda değer bulmamıştım. Ancak bu sefer durum çok farklı ve vahim boyutlarda.

Allah aşkına, kendimize gelelim! Gerçekten ne dediklerimizin farkında mıyız? Kendilerinden korktuğumuzu söylediklerimiz düşmanımız değil; temel eğitimdeki öğrencilerimiz, çocuklarımız, canlarımız, bizim en büyük sermayemiz, sigortamız ve gözbebeklerimizdir. Belki yazının ruhuna pek uygun değil ama, otobanda ters yönde hareket eden Karadenizli Temel için yapılan “Lütfen Dikkat! birisi ters yolda ilerliyor, dikkatli olun.” şeklindeki uyarıya, Temel’in: "Ne birisi hepisu, hepisu.” Fıkrası Allah’tan imdadıma hızır gibi yetişiyor da, böylece çıldırmaktan ve keçileri kaçırmaktan kurtulabiliyorum.

 


Rabia Öğretmenin acısı, henüz tazeliğini korurken, 03 Ekim 2012 günü bu sefer İzmir’in Çiğli İlçesi Tuğba Özbek Anadolu Lisesi'nde okuyan 10. sınıf öğrencisi 15 yaşındaki M.H.I’nın, 4. katta bulunan sınıfın penceresinden atlayarak intihar etmesiyle sarsıldık. İddiaya göre, intihar eden öğrenci, öğlen arasında okul yemekhanesinde arkadaşı M.Ö ile birbirlerine pilav atarken öğretmeni tarafından görülmüş ve müdür yardımcısı odasına çağrılmasından sonra, sınıfa çıkıp “Ben bunu anneme babama nasıl açıklayacağım.” dedikten sonra intihar etmiştir. Peki, olaylara yüzeysel bakanlara, ilköğretim okulunda üstün başarı gösterdikten sonra Anadolu Lisesi'ni kazanarak okulun gurur tablosuna giren, ancak “pilav yüzünden canından olan” M.H.I gibi yavrularımızı “Nasıl koruyacağız?” sorusu sorulması gerekmez mi?


15 yaşın 9 yılını elimizde geçiren bir çocuk, eğer “geç kağıdı” için bizi öldürebiliyorsa
veya okulun gurur tablosuna giren bir yavrumuz, “pilav yüzünden” canından oluyorsa, bunları gerçekten sorgulamamamız ve kendi kendimize “Biz nerede hata yapıyoruz.” sorusunu ısrarla sormamız ve bunun üzerinde derinlemesine düşünmemiz gerekmez mi? Başka türlü sorun çözülemez.


Lütfen kimse kusura bakmasın. Sorun, öğrencileri sevmeme, onları anlamama ve onlarla iletişim kuramama sorunudur. Sorun, mevzuatı düz mantıkla yorumlama, ölçe ve değerlendirmeyi doğru dürüst yapamama ve temel eğitimde sınıf tekrarına yer verme sorunudur. Sorun, “sorunlu çocukları” kazanmak yerine, onları “çürük elma” gibi görme ve rehberlik müessesesini misyonuna uygun çalıştıramama sorunudur.


Eğer bir öğretmen, öğrenciyle ilgili bir sorun karşısında, önce kendisi bir şey yapma çabasına girmiyorsa veya sınıf rehber öğretmeni ve okul rehberlik servisiyle işbirliği yapmayı düşünmüyorsa, yardım için aklına ilk önce okul idaresi, polis veya öğrenci velisi geliyorsa, burada sorgulanması gereken ciddi bir durum var demektir.

“Ne olursan ol yine gel!” diyen Mevlanaları, “Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü!” diyen Yunusları, “Eline, diline, beline sahip ol!” diyen Hacı Bektaş-ı Velileri bağrından çıkaran coğrafyada yaşadığımızı hatırlayalım.

Üniversitenin Ü’sünü görmemiş Anadolu’nun eli öpülesi bilge çiftçisinin “Her öküz, aynı sırıkla sürülmez.” sözüne kulak kabartalım.


Bizleri bugünlere taşıyan aziz öğretmenlerimizin azim, aşk, heyecan ve özveri dolu çalışma prensiplerini kendimize model alalım.

Topraklarımızda yetişen ve mizah yazımının dünya çapında uzmanı olan Aziz Nesin’in, çocuğun içinde yetiştiği ortamdaki "sevgi" ve "benlik bilinci"nin, bir insanın kaderinde oynayabileceği rolü, psikolojik bir perspektifle anlatan “Petir Canavarı ZENGO” adlı hikayesini, Ceyhun Atuf KANSU’nun Dünyanın Bütün Çiçekleri ile Hatice Kültür adlı öğrencinin öğretmenler gününde yazdığı “Yorum Senin Öğretmenim” adlı şiirlerini yeniden ve bir başka duygu ile okuyalım.


“Sana çiçek getirdim; dikkatini çekmek için”
diye haykıran arka sıradaki Mehmet’in gözlerinin içine, gelin bugün başka bir türlü bakalım.


Sevginin açamayacağı kapı, yaratamayacağı mucize yoktur. Sevgi eksikliği, her zaman bir “Zengo veya H. K.” yaratmaz, ama dünyaya küskün, kendini değersiz bulan, kendini ve insanları sevmeyen kişiler ortaya çıkarır. Öğrencilerimizi gerçekten sevmeli ve kendilerini sevdiğimizi onlara hissettirmeliyiz. Eğer elin oğlu, en vahşi, en yırtıcı hayvanların yavrularını eğitebiliyor, sirklerde binlerce kişinin huzurunda onlarla şov yapabiliyor, dans edebiliyorsa,
henüz daha 5-6 yaşında iken bize verilen “en mükemmel varlık olan” insan yavrusuna yıllarca bir şey veremiyorsak, eğitimciler olarak bunun hesabını verebilmeliyiz.


Ayrıca tıpkı bilgisayarlarda olduğu gibi, kendimizi yenileyip zaman zaman formatlamamız ve sık sık güncellememiz gerekiyor.
Ancak bu şekilde, anne-babalarımızdan ve bizden son derece farklı ortam, imkan ve şartlarda yetişen yeni nesille iletişim kurma şansını yakalarız. Eğer kendimizi yenilemezsek ve   yıllar öncesi bilgilerimizle, söylemimizle, yaklaşımımızla, alışkanlıklarımızla ve bakış açımızla hareket etmekte ısrar edersek, adeta 20 yıl önceki monokrom ekranlı, 6502 işlemcili, Dos işletim sistemli ve megabaytlık hafızası olan kocaman kasalı bilgisayarlar gibi işlevsiz kalırız. Dolayısıyla adeta dört çekirdek işlemcili ve terabayt hafızalı bilgisayarlar gibi çalışan öğrencilerimizi anlayamaz, onlara ayak uyduramaz ve böylece hem kendimiz kaybeder, hem de onları kaybetmeye devam ederiz.


Eğer bunları yapabilirsek, inanın her şeyin yeniden başladığını, değiştiğini ve çok farklı geliştiğini göreceğiz.

Ortada sadece görevini yaptığı için hayatına son verilen bir öğretmen varken, tabiki hiç kimse “Hırsızın suçu yok” diyemez. Ancak o hırsızı düzeltecek okuldan başka kurum, öğretmenden başka kişi bulunmamaktadır. Çünkü “Yeni nesil bizim eserimizdir."


Olay sonrası ortaya konulan duruşu, gösterilen tepkileri, edilen protestoları ve yapılan basın açıklamalarını, son derece haklı, gerekli, yararlı ve yerinde görmekte ve bir eğitimci olarak buna katkısı olan herkese minnet ve şükranlarımı sunmaktayım.

Sürçü lisan ettikse affola Rabia Öğretmenim. Mekanın cennet olsun.
                                                             

Abdulkadir YILDIZ
Uzman Rehber Öğretmen
İzmir/Konak İbn-i Sina Anadolu
Sağlık Meslek Lisesi Müdürü

 

Degerli Yazarimiz Abdulkadir YILDIZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Perşembe, 01 Mart 2012.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+2 #27 RE: BİLMEM YAZSAM MI YAZMASAM MI? 2012-11-26 15:33
tebrik ederim.A.Kadir Orhan
Alıntı
 
 
+5 #26 RE: BİLMEM YAZSAM MI YAZMASAM MI? 2012-11-12 23:30
kalemine sağlık....hep böyle duyarlı olmanı diliyorum! Meryem öğretmenin
Alıntı
 
 
+5 #25 bilmem yazsammi yazmasammi 2012-10-24 06:58
Sagol hocam
Alıntı
 
 
+7 #24 RE: BİLMEM YAZSAM MI YAZMASAM MI? 2012-10-23 10:35
Ellerinize, beyninize sağlık. İyi ki şu eğitim camiasında sizin gibi düşünen eğitimciler var. Siz ve sizin gibi insanlar beni olumsuz düşüncelerimden vazgeçirip umutlandırıyor. Bunun için de teşekkür ediyorum.
Alıntı
 
 
+6 #23 RE: BİLMEM YAZSAM MI YAZMASAM MI? 2012-10-23 10:26
"İsveç çakısından Dut Yemiş Bülbüle" adlı yazınızdan sonra okuduğum ikinci yanzınız. Çok önemli noktalara temas ediyorsunuz, lütfen yazma işini bırakmayın. Tebrik ediyorum.
Alıntı
 
 
+5 #22 RE: BİLMEM YAZSAM MI YAZMASAM MI? 2012-10-23 10:22
Eline, kalemine, yüreğine sağlık. Özellikle "kendimizi yenileyip zaman zaman formatlamamız" düşüncesi çok doğru ve yerinde bir tespit. Kutluyorum.
Alıntı
 
 
+6 #21 Bilmem yazsam mı yazmasam mı? 2012-10-22 08:00
Sayın müdürüm, tesbitlerinize katılmamak mümkün değil. Geleceği yetiştiren her öğretmenin bu yazıyı dikkatle okuyup, dersler çıkarması gerekir. Sizin çok güzel bir sözünüz vardı; Gerçek dostlarımız sırtımızdaki akrebi gösterenlerdir, diye. Kendi kendimize içimizde özeleştiriyi yaptığımız zaman öğretmenlik mesleğinin çok daha ileriye gideceğini görürüz. Kaleminize sağlık der, Şehit olan Rabia öğretmenimize ve tüm eğitim şehitlerimize Allah' tan rahmet dilerim.
Alıntı
 
 
+8 #20 RE: BİLMEM YAZSAM MI YAZMASAM MI? 2012-10-20 20:02
ŞUAN ÜNİVERSİTEDE OKUYAN 24 YAŞINDA BİR KIZIM VAR.SİZİN SÖYLEDİKLERİNİZ E AYNEN KATILIYOR VE ÖĞRETMENLERİMİZ E ŞUNU SÖYLEMEK İSTİYORUM "SİZLER KENDİ ÇOCUĞUNUZU NASIL SEVİYOR VE SEVGİ GÖSTERİYORSANIZ LÜTFEN ÖĞRENCİLERİNİZE DE AYNI SEVGİYİ GÖSTERİNİZ EĞER BUNU YAPAMIYORSANIZ BEN SİZİN ANNE VE BABALIĞINIZDAN ŞÜPHE DUYARIM"
Alıntı
 
 
+7 #19 RE: BİLMEM YAZSAM MI YAZMASAM MI? 2012-10-20 19:56
Bir dönem Konak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü de yapan rehber öğretmen Abdulkadir Yıldız, yayınlanan bu yazısıyla Rabia Öğretmen cinayetine farklı, derinlemesine bir bakış açısı getirdi.

Rabia Öğretmen Cinayetini her yönüyle ele alan ve soruna ‘içeriden ve sağlıklı’ bir teşhis koyan, benzer vakalar konusunda önemli uyarılarda bulunan Yıldız’ın ‘Bilmem Yazsam mı yazmasam mı?’ başlığıyla kaleme aldığı bu yazısı, eğitim camiasını ve kamuoyunu sarsan CİNAYETE İLİŞKİN TARTIŞMALARA NOKTA KOYAN BİR İÇERİĞE SAHİP... (Ege'de SonSöz)
Alıntı
 
 
+6 #18 RE: BİLMEM YAZSAM MI YAZMASAM MI? 2012-10-20 19:40
Yüreğinize sağlık güzel insan. Her kesime hitap edebilecek bu değerli yazının geniş kesimlere ulaşmasını dilerim.
Alıntı
 
 
+7 #17 RE: BİLMEM YAZSAM MI YAZMASAM MI? 2012-10-20 19:37
Güzel bir çalışmanın ürünü olmuş. Emeğinize sağlık
Alıntı
 
 
+8 #16 RE: BİLMEM YAZSAM MI YAZMASAM MI? 2012-10-20 19:34
Oldukça güzel tespitler...
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1571
Dün2889
Tüm Zamanlar4208951
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 127 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2221
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?