• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon NEDEN HAMD ETMELİYİZ?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 14
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


Kur’anda hamd konusu ilk defa Muhammed A.S. ın açıktan ilk tebliğindeki Fatiha suresinde açıklanmıştır. “Hamd/övgü, âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, Dîn Günü'nün sahibi Allah'adır.” (Fatiha 2–4)
“Hamd, bir nimetin ve güzelliğin kaynağı ve sahibi olan gücü, övgü ve yüceltme sözleriyle anmaktır. Bu anlamıyla hamd, verilen bir nimetten yararlanma veya yapılan bir yardımla feraha çıkma karşılığı olmaktan çok, o nimeti verenin veya o yardımı yapanın, yani Yaratıcı'nın sonsuz güç ve kuvvetine, yarattığı nimetlerin çokluğuna, O'nun Rabbliğine duyulan hayranlık sebebiyle dile getirilen bir övgüdür.
Bu içeriğinden dolayı hamd, şükür' den farklıdır: Şükür bir nimete karşılık ve bir eylemle yapılırken, hamd bir nimetten yararlanmadan da, sadece söz ile de yapılır. Hamd, ilk bakışta methetme olarak tanımlanabilirse de her methiye [övgü]hamd değildir. Çünkü methiyenin riyakârlık, dalkavukluk şaibesi taşımasına karşılık, hamd tam bir samimiyet gerektirir. Dolayısıyla hamd, nimetleri, ikramları ve iyilikleri sonsuz olan Yüce Rabbimiz dışında hiç kimseye yapılmaz. O halde hamd yapılırken nimetler sahibi Yüce Allah hem övülerek yüceltilmeli, hem de kendisine şükredilmelidir.” (Tebyîn’ül-Kur’an)
Şükretmek demek; “Elhamdülillâh şükür” demek midir? Yoksa Rabbimizin sayısız nimetlerinin karşılığını vermek midir? Bunca nimetin karşılığı nasıl ödenir? Nefsimiz bize bunu zor göstermektedir. Ama gerçek böyle değil. Rabbimiz vaad ediyor. “Biz dileyene zor olanı kolaylaştırır, dileyene de kolay olanı kolaylaştırırız” (A’lâ 7–8)
Zor olan; ebedî hayatımızdaki kötü yerimizi (Cehennem) [“mürtefeka” =devamlı kalınacak yer] (Kehf 29) belirlemek için tâbi tutulduğumuz sınavı kaybetmek için çaba göstermektir.
Kolay olan; ebedî hayatımızdaki güzel yerimizi (Cennet) [“mürtefeka”= devamlı kalınacak yer] (Kehf 31) belirlemek için tâbi tutulduğumuz sınavı kazanmak için çaba göstermektir.
Kehf sûresinin iki ayrı âyetinde geçen “mürtefeka” sözcüğü üzerinde çok düşünmek gereklidir. Şu basit dünya hayatımızdan örneklendirecek olursak;

Yılda bir defa gitmeyi plânladığımız tatil için, yani orada kalacağımız birkaç gün için uzun süre düşünür, plân-programımızı yapar, orada yapacağımız harcamalar için tasarrufumuzu ayarlarız. Sadece bir-iki hafta rahat edebilmek için. Peki, ebedî olduğuna inandığımızı devamlı söylediğimiz ahiret hayatımız için ne gibi hazırlıklar yapıyoruz? Rabbimiz, ahirette devamlı olarak kalacağımız en güzel yer için kolay olan yolu tercih etmemizi öğütlüyor. Daha net bir söylem ile hayat rehberimiz olan Kur’anı aklederek okumak!
Bir de şöyle zıt bir örneği tasavvur edelim; Hırsızlık yapmak, para uğruna masum insanları öldürmek ne kadar zor, değil mi? Rabbimizin öğütlerine kulak verenler için çok zor olan bu işler, çalışmadan kazanmayı ilke edinen, düşünce yetisinin fısıltılarına kulak verenler için çok kolaydır. Rabbimiz bu zor olan işleri onlar için kolay kılmıştır. Kolaylarına gelmese çete kurup, kötü eylemlerine devam etmelerini nasıl açıklayabiliriz?
Kararımızı kendi özgür irademizle belirleyeceğiz. Rabbimizin öğütlerine kulak verip, bilgilenirsek; adam olmuş adam oluruz. Rabbimizin öğütlerine kulak asmaz, câhil kalırsak; Kur’anî tabirle hayvandan da aşağı mertebeye düşeriz. Câhil olmak demek, diploma sahibi olmamak değildir. Adam olmak da diploma koleksiyonu sahibi olmak değildir. Tabir câiz ise hamallıktır. Hamal, taşıdığı yükten faydalanamaz, yükü taşır ve o yük kiminse ona teslim eder.
Rabbimizin nimetlerinin karşılığını ödemek demek;

Eğer verilen nimet zenginlikse, o zenginliğini iyi ve faydalı işlerde kullanmak demektir. Örnek vermek gerekirse tasarrufunda bulunan fabrikada çalışan işçilerinin haklarını fazlasıyla vermek demektir. Toplum içinde her zaman için mevcut olan fakir ve yetim çocuklardan gücü oranında okutmak, ihtiyaçlarını karşılamak demektir. Toplumun faydalanabileceği yeni iş alanları açarak istihdam sağlamak demektir. Adaleti sağlamaz ve sadece kendi menfaatlerini ön plânda tutarsa, Rabbimizin belirlediği ömrü sona erince her şeyini ve bu arada hamallık görevini bırakır gider. Nereye? Hesap vermeye.
Eğer verilen nimet ilim ise, ilmin kıskançlığından çekinip o ilimden toplumun faydalanmasını temin etmek demektir. İlmin değeri hiçbir zaman para ile ölçülemez. İlim kıskançlığı ile kendisini üstün görür ve kibirlenirse, para ile ilmini ihtiyacı olanlara satarsa o da ömrünün sonunda hamallık görevini bırakır gider. Nereye? Hesap vermeye.
İşte Rabbimiz, biz kullarına faydalanabilmemiz için akıl başta olmak üzere sayısız nimetler vermiştir. Aklımızı kullanır, toplum içinde iyi ve güzel işler üretirsek, (Kur’anî tabir ile sâlih amel) karşılığını mutlaka alırız.
Yaratılış gereği fıtratımızda bulunan düşünce yetimizi nefsimizin eline verirsek, (Kur’anî tabir ile fücûr) karşılığını mutlaka alırız. Çünkü Rabbimiz âdildir. Herkesin hak ettiğini mutlaka verecektir.

Toplum hayatında karşılaştığımız herhangi bir olay karşısında iblisin dürtülerine uyarak anında tepki verirsek, kendimizi aldatmış oluruz. Eğer hemen tepki vermez ve önce Rabbimizin öğütlerini hatırlayarak irademizi kullanırsak bu tuzaktan kendimizi korumuş oluruz.
İşte HAMD, Rabbimizi her türlü noksanlıklardan arındırıp, O’nu yüceltmek ve saygı ile anmak demektir. O’nun bir tek olduğunu, Hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını, asla doğurmadığı ve kendisinin de doğurulmadığını, hiçbir şeyin O’na denk olamayacağının bilinmesi demektir. Sadece “Elhamdülillâh” kelimesini anlamını düşünmeden söylemek yeterli değildir. Aynı zamanda tasarrufumuza verilen nimetlerin karşılığını da ödemek, hayatımızın her ânının bir sınav olduğu bilincini muhafaza etmektir.
Bakî olan Allah’a emanet olunuz.

 

Son Güncelleme (Cumartesi, 22 Aralık 2012 23:26)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+2 #2 RE: NEDEN HAMD ETMELİYİZ? 2012-11-05 09:44
Bilgeliğinizin, samimiyetinizin , inanmışlığınızı n ve teslimiyetinizi n tesirinde kalmamak, onu hissetmemek mümkün değil. Ufkumuzu açıyor, gönlümüzü ve yolumuzu aydınlatıyorsun uz. Sağolun, varolun. Allah emeğinizin karşılığını versin.
Alıntı
 
 
+2 #1 Güzel 2012-11-04 11:55
Elllerine Sağlık Çook güzel olmuş
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1093
Dün4918
Tüm Zamanlar3774209
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 157 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1309
İçerik : 1480
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?