• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama
Hata
  • JUser::_load: Unable to load user with id: 6898

PostHeaderIcon SERSEMLEMİŞ YİĞİTLER NE SÖYLERLER NE BİR HABER VERİRLER

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

ODTÜ Güneş Araştırma ve Uygulama Merkezi Başkanı Prof. Raşit Turan şöyle demiş: 'Tuz gölünün 3'te 2'si büyüklüğünde bir alanın güneş panelleriyle kaplanması, ülkenin enerji gereksinmesinin tümünü karşılamaya yeter. Bir ülkenin enerji gereksinmesi Karadeniz altından doğal gaz boru hattı çekilerek karşılanamaz. Devletin kendi enerji kaynaklarımızı kullanma yönünde bir iradesi mevcut değil. Almanya, gelişmiş bir sanayi ülkesi olduğu halde, Mayıs ayında bir dünya rekoru kırarak, günün bir saatinde ülkenin tamamının elektrik gereksinmesini güneş enerjisiyle karşılayabildi. İstanbul bile Almanya’dan daha fazla güneş enerjisine sahip. Gelecek 15 yıl içinde, büyük santraller yanında, her ev ve işyerinde elektrik üreten mikro güneş üreteçleri bulunacak (Milliyet, 14 Kasım 2012).

Eğer bu böyle ise, ülkemiz açısından, doğal gaz boru hatları, yüksek petrol faturaları, çevre için tehlikeler saçan kömür, nükleer ve hatta hidrolik santraller falan, dünya üst yöneticileri öyle arzuladıklarından dolayı mı giderek çoğalarak yaşamlarını sürdürüp duracaklar… Bu soru kim ya da kimlere, nerenin halkı ve özellikle de okumuşları tarafından sorulabilecek acaba…

Marksizmi bir yana bırakalım da bakalım Galbraith ne demiş…’Kamusal faydanın genişletilebilmesi ve teknolojik seçkinliğin (daha doğrusu, seçkin tüketiminin) önlenebilmesi için devletin, ekonominin anahtar sektörlerinde mülkiyeti elinde tutması, ücret ve fiyat denetimleriyle şirketlerin egemenliğini azaltması, yüksek vergi oranları uygulayarak seçkin tüketimini törpülemesi gerekmektedir’ (CBT, 16 Kasım 2012). Otomobil ve mesken üretimini ele alalım. Otomotiv ve petrolcülere ‘dur’ ya da en azından ‘yavaş ol’ diyebilecek bir güç ortalarda görünmediği için, Pekin ve Moskova dahil bütün kentler trafik cehennemi ve hızlı atmosfer kirliliği ile tanışmış oldular. Peki, Çin ve Hindistan’da da, tüketici ülkelerdeki gibi, her iki kişiye bir araba düşerse durum ne olacak… Öte yandan, insanların büyük bölümünün çamur evlerde yaşadıkları ülkelerde bile, mesken üreticileri ‘rezidans’ yapımına yoğunlaşmıyorlar mı… Çamur evlerde ömür tüketen çoluk çocuğa öncelik verilmesini kim ya da kimler dayatacak acaba… İspanya’da taksitlerini ödeyemeyen insancıklardan evlerinin geri alınmasına, bir ay içinde üç kişi intihar edince, ara verdiler. Sistem, evi iade etsen bile birikmiş faizlerin yıllarca ödenmesini gerektiriyor ve malum, para eşkıyasına kimsecikler toz konduramıyor.

Bir başka haber… Dünya Sağlık Örgütü, yoksul ülkelerde kullanılan ilaçların beşte birinin, uygun olmayan şartlarda ucuz ve bazen zehirli malzemelerle üretilen sahte ilaçlardan oluştuğu uyarısını yaptı. Özellikle pahalı ve yüksek satış düzeyleri yakalamış ilaçlar taklit ediliyor ve bazı ülkelerde sahte ilaç oranı yüzde 80’lere çıkıyor. Halklara sigara ve uyuşturucudan bile daha fazla zarar veren sahte ilaç piyasası 30 milyar dolarlık bir gelire hükmediyor (TRT). Bu tür sahtecilikler global sermayenin gölgesinde büyütülüyor ve mafya, silahlı güçler tarafından korunuyor. Bir de besin işi var ki ABD halkının büyük bölümünü ‘obez’ yaptılar ve öteki halkları da ‘benzetme’ faaliyetlerini başarıyla yürütüyorlar.

Silahçı kardeşlere daha önce değindik. Onlar, silah satışlarına gaz vermek amacıyla seri katiller için toplu cinayet fırsatları yaratma, savunmacılara bol keseden teşvik pirimi dağıtma gibi etkinliklerini büyük özverilerle sürdürüyorlar. Taraflar içindeki ajanlar yine füze savurganlığı ve dolayısıyla satışlarını gazladılar bugünlerde…

Halkların ve ‘sözde’ okumuşların bütün bunlara şöyle bir ses getirecek itirazları olmuyor, olamıyor, birkaç yalnız insanın cılız sesleri dışında…Yoksa, sermaye fedaileri, yiğitleri, sersemletme yanında ölümüne korkutuyorlar mı… Öyleyse, dünyanın en büyük ölüm temalı şiirini okuyalım, hiç olmazsa…

Yalancı dünyaya konup göçenler
Ne söylerler ne bir haber verirler
Üzerinde türlü otlar bitenler
Ne söylerler ne bir haber verirler

Kiminin üstünde sararır otlar
Kiminin üstünde servi söğütler
Kimi masum kimi güzel yiğitler
Ne söylerler ne bir haber verirler

Toprağa gark olmuş nazik tenleri
Söylemeden durmuş tatlı dilleri
Gelin duadan unutman bunları
Ne söylerler ne bir haber verirler

Yunus der ki gör takdirin işleri
Dökülmüştür kirpikleri kaşları
Başları ucunda hece taşları
Ne söylerler ne bir haber verirler

YUNUS EMRE

Son Güncelleme (Cumartesi, 12 Kasım 2016 21:38)

 

Degerli Yazarimiz Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 26 Mayıs 2018.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün595
Dün1485
Tüm Zamanlar4528235
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 40 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 5217
İçerik : 1505
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?