Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon İNSAN SIKINTI İÇİNDEDİR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 12
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

“Biz insanıgerçekten bir sıkıntı içinde yarattık.” (Beled 4)

Bu ilâhî ilke aynı zamanda insanın öldükten sonra mutlaka diriltileceği anlamına da gelmektedir. Çünkü Allah’ın insanı sadece sıkıntılar içinde yaşaması ve çile çekmesi için yaratıp programlamış olması, O’nun rahmetine uygun düşmez. Şu hâlde meşakkat ve sıkıntı yurdu olan bu dünyadan sonra başka bir dünyanın daha olmasıgerekir. Hiç şüphesiz, bu ikinci dünya âhirettir. (Tebyînü’l-Kur’ân)

Rabbimiz insanı bu imtihan sahasına uygun biçimde yaratmıştır. Bakara suresi 286. Âyetinde; Allah’ın hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemeyeceği ifade edilmiştir.

Aslında sıkıntı ve meşakkat; insanlık gayesine ermek için insana bahşedilen yaratıcının mükemmel bir kanunudur. İnsan âciz ve güçsüz iken, Allah’ın yardım ve korumasıyla desteklenmiştir. Mükemmel bir insan olabilmek için, Rabbimizin bu kanununu bilerek, sıkıntı ve meşakkatlere göğüs germelidir. Eğer Kur’anı rehber edinerek dosdoğru bir istikamet üzere yürünse hiçbir sıkıntı olmaz.

Çevremizdeki insanları tarafsız bir tarzda izlediğimizde, herkesin sıkıntı içinde olduğu, ancak bazılarının sıkıntılarını belli etmemek için çaba sarf ettiğini görebiliriz. Özellikle aşırı refah içinde bulunanlarda, huzursuzluklarınısaklamak veya unutabilmek için gece zaman diliminden son derece rahatsızlık duyduklarını tespit edebiliriz. Neden gece vaktinden korkuyorlar? Çünkü ölümü hatırlatıyor da ondan. Onun için alkol ve uyuşturucuya sığınıyorlar, onun için anlamsız partiler tertipleyip, etraflarında oluşturulan sun’i gülücüklerden medet umuyorlar.

Özellikle para ve mal biriktirme hırsına kapılanlarda bu sıkıntı ve telâşı daha net bir biçimde görebilirsiniz. Devamlı olarak kendilerinin etrafında, zenginlikleri nedeniyle düşmanlarının bulunduğu ruh hali içinde kıvranırlar. Hiç ölümü hatırlamak istemezler. Bir yetîmi iş sahibi yapmak, onun gülümsemesinden dolayımutlu olayı akıllarına bile getirmezler.

Meâric 19–21.âyetlerinde; “Şüphesiz insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıştır; kendisine kötülük dokundu mu sızlanır. Kendisine hayır dokundu mu da engelleyicidir” [küçük bir yardımı bile engeller]

Bu âyetlerde insanın psikolojik yapısıaçıklanmaktadır. İnsan dayanıksız, huysuz bir yapıya sahiptir. Kendisine kötülük; hastalık, yokluk, herhangi bir sıkıntı dokundu mu sızlanır da sızlanır. Mal-mülk, para-pul, makam-mevki gibi hayır cinsinden bir şeyler elde ettiğinde; engelleyici kesilir, küçük bir yardımı bile engeller. Öyle ki, iyişeylerin hepsi kendinde bulunsun, başkasının olmasın ister. Cimrilik eder, iyiliğe engel olur. Bu tip insanlar, tüm zenginliliklerine rağmen yine de huzursuzdurlar. Sıkıntı içinde kıvranırlar. Yarın acaba ne olacak diye devamlıendişe içindedirler.

Rabbimiz bu gibi olumsuz hâlet-i ruhiye içinde olmamamız için mü’min kullarına öğütte bulunuyor:

Ey insanlık! Yaşadığınız çağın insanlık hâli kanıttır ki iman eden, düzeltmeye yönelik işler yapan, hakkı ve sabrıtavsiyeleşenlerin dışındaki tüm insanlar, kesinlikle tam bir kayıp, zarar, bunalım, acı içindedir. Öyleyse, iman edin, düzeltmeye yönelik işler yapın, hakkı ve sabrı tavsiyeleşin kayıptan, zarardan bunalımdan kurtulun. (Asr suresi)

Düzeltmeye yönelik işler nelerdir?

Kur’ân, bozuklukları düzeltme faaliyetinde bulunanları muhlis olarak nitelendirmiştir. Bunun tersi davranışlar içinde bulunanları da, Bakara 11.âyetinde uyarmıştır. [Onlara, "Yeryüzünde kargaşa çıkarmayın" denildiğinde de, "Biz ancak düzelten kişileriz"] derler. Böylelerinin sadece geçmişte olduklarınısanmak yanlış olur. İkiyüzlü bu insan tipleri her çağda ve her yerde mevcut olup; "düzeltiyoruz, yardım ediyoruz" diyerek, fertlerin, akrabaların, toplumların ve ulusların arasını bozarlar. Ahlâkî, iktisadî ve siyasî açıdan her yeri fesada verirler.

Rabbimizin, insanı bu durumdan kurtarmak için elçi gönderip kitap indirmesine rağmen, insanoğlu yeryüzünde doğayı kirletmiş, kan dökmüş, fesat ve kargaşa çıkarmıştır. Rabbimiz yine de elçi gönderip kitap indirmiş ve bu sayede fesadın önüne geçilerek yeryüzü düzeltilmiştir. Yeryüzü düzeltildikten sonra bozgunculuk yapmayın ifadesi ile verilen mesaj şudur: Artık bundan sonra Rabbinizin elçisine uyun, vahye kulak verin, yeryüzünde fesat çıkarmayın, kargaşa oluşturmayın, kendi aranızda düşmanlığa meydan vermeyin!denilmektedir.

Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek, sâlihatı işlemek yani (düzeltmeye yönelik işler) değildir. Ama öğüt verme yolu ile namaz kılmayanı namaz kılar hale getirmek, zekât vermeyeni zekât verir hale getirmek, oruç tutmayanı da oruç tutar hale getirmek, sâlihatı işlemektir. Kavramın toplumsal boyutunun ise şu şekilde tanımlanması mümkündür: Bulunduğumuz zaman ve zeminde adlî, idarî, siyasî, iktisadî ve diğer alanlarda her türlü bozukluğun düzeltilmesi için gösterilecek çaba, yapılacak uygulama, sâlihatı işlemektir.

Kur’an da yetîmin kerîm hale getirilmesi konusu, daha 10. sırada inen Fecr suresinde dile getirilmiştir. 17–20. âyetlerde: “Hayır… Hayır… Doğrusu siz yetimi kerimleştirmiyorsunuz [üstünleştirmiyorsunuz] .Yoksulun yiyeceği üzerine teşvikleşmiyorsunuz. Oysa mirası yağmalarcasına öyle bir yiyiş yiyorsunuz ki! Malı öyle bir seviş seviyorsunuz ki, yığmacasına!”

Muhtaçların karınlarını doyurmalarınısağlayacak bir iş sahibi olmalarını temin etmeye yanaşmıyor, buna karşıiçinizde bir istek duymuyor, bu konuda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Bu hususta yarışmanız gerekirken aksine bundan kaçıyorsunuz. Hatta toplumun onlar için harcayacağı birikime, onların toplum zenginliği içindeki paylarına el koyuyor, onu büyük bir oburluk, düşüncesizlik ve aç gözlülükle yiyorsunuz. Malı da sınırsız bir sevgiyle öyle çok seviyorsunuz ki, aklınıza ne hesap vereceğiniz geliyor, ne de Rabbiniz.

Âyette geçen ikram, üstün kılma, saygın hâle getirme demektir. Bu da eğitim vermekle, fırsat vermekle, iş imkânı vermekle mümkün olabilir. Bir başka ifade ile ikram; “aç, susuz, öğretimsiz, eğitimsiz, becerisiz bırakma, toplumda seviyesiz hâle getirme” demek olan kahr etmenin tam tersidir.

Günümüzdeki ekonomik sistemlerin bu ilkelerle taban tabana zıt oluşu göz ardı edilmemeli ve İslâm’ın istediği sosyal adalet düzeni ile bu sistemler arasındaki uçurum topluma bir “tez-antitez”, yani “Hakk ile batıl” sunumu ile anlatılmalıdır. Böylelikle insanların en güzel sistemi tercih etmelerine yardım edilmiş olunur.

Bu önemli konuda bizzat tanık olduğum ve gözlemlediğim bir hususu paylaşmak isterim. Ülkenin her tarafında grevlerin moda olduğu bir dönemde, görevim gereği bulunduğum güzel bir ilimizde, büyük bir fabrikada bu tarzda hiçbir eylemin olmadığını hayretle tespit edip, nedenini araştırdığımda âdeta çarpıldım. Şirket yönetiminin başında bulunanşahsın o yerde hayırsever olarak tanınıp sevildiğini, fabrikasında çalışan işçilere, emsallerine göre daha fazla ücret ödediğini, her türlü sosyal haklarını fazlasıyla sağladığını, işçilerin provokasyona kanmadıklarını, şirket yönetimi ile çalışan işçilerin omuz omuza verdiklerini müşahede ettim. İşte sosyal paylaşım ve sosyal adalet! İşte düzeltmeye yönelik iş! İşte sıkıntıdan kurtulmanın yolu!

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+3 #4 RE: İNSAN SIKINTI İÇİNDEDİR 2012-12-04 20:12
dayanıksız ve güçsüz olarak yarıtılan insanın psikolojisini çok güzel ifade etmekle birlikte inanan bir müslümanın görevini de hatırlatan bir yazı. Hak hukuk gözeten şirket sahibi bu müslümanın örnek davranışını bütün müslüman iş adamları örnek almalıdırlar. Alın terin karşılığı zarar değil herzaman her szzaman kar getirir. Eline sağlık
Alıntı
 
 
+3 #3 Kalpler ancak Allah'ı zikrederek mutmain olur...ÖZCAN BAHADIROĞLU 2012-12-01 15:07
Açıkçası Emekli bir cumhuriyet savcısının kalelimnden bunları okumak beni daha çok sevindirdi. M.Ali abi'nin ilk kez yazılarını okuyorum. Ülkemiz normalliştikte hayretimiz artıyor. Allah'a şükürler olsun. Kalplerde ancak Allah'ı zikretmekle mutmain olur. Allah'ı zikreden kalplere selam olsun.
Alıntı
 
 
+3 #2 enfes 2012-12-01 13:46
Sa.Sayın Savcı Bey.. gerçekten yazılarınız enfes yahu..çok çok teşekkürler..zandederim bir ilahiyatçı bile bu kadar inceleme yapmaz..tebrikler..elinize sağlık..yazılarınızın devamı dileği ile..
Alıntı
 
 
+3 #1 RE: İNSAN SIKINTI İÇİNDEDİRNACİ CEPE 2012-12-01 10:20
İNSAN SIKINTI İÇİNDEDİR.Denilince sadece yoksullar sıkıntının içinde sanılır.Halbuki varsıl durumda olanlar da aynı sıkıntının içindedir.Rabbimizin biz insanlara gösterdiği bir tercih için iki yol vardır FUCUR ve TAKVA .İnsan TAKVA'yı tercih ettiğinde kurtuluşa.FUCUR'U tercih ettiğinde AZABA katlanacaktır.Üçüncü bir yol yok.Tüm insanlar için İMTİHAN'IN temel özelliği de budur .Yazarımız burada ifade etmeye çalıştığım bu yazısında geçiş noktalarını akıcı bir dille en anlaşılır bir biçimde anlatmış.Müstefit oldum.Zihnine rahmet kalemine güç versin Rabbim.Tekrar teşekkür ederim.Sevgime yönelik saygılarımla.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün3026
Dün3100
Tüm Zamanlar4123487
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 198 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2349
İçerik : 1491
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?