Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon KIL, KILLIK, KILÇIK

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 247
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


alt1930'larda eğitim hayatımıza “kara yazgı” gibi giren ''kara önlük''ten mavi önlüğe geçilirken yaşanan tartışmaların benzeri, bugün de “serbest kıyafet” ekseninde yaşanmakta ve gündemi epey işgal etmektedir. Yaşanan tartışmanın boyut,  şekil ve düzeyinden, konunun daha uzun bir süre gündemi meşgul edeceği görülmektedir. Peki, gündemi çok hızlı değişen bir ülkede yaşamamıza rağmen, kılık kıyafet konusundaki tartışmalar, neden bu kadar uzun sürmekte ve sert geçmektedir? 

Aslında köklü bir değişimi içermeyen yeni kılık kıyafet düzenlemesiyle birlikte, öğrenciler sadece “tek tip ve tek renk kıyafetin esareti”nden kurtulmuş olacaklardır.

 Yani yeni düzenlemede zannedildiği gibi, “sınırsız ve sorumsuz  bir serbestlik” söz konusu değildir. Çünkü yeni düzenlemenin 4. Maddesinde, kılık ve kıyafete ilişkin bir dizi sınırlamalar sıralanmıştır. Dolayısıyla yeni düzenlemeye göre öğrenciler: “Öğrenim gördükleri okulun arması ve rozeti dışında nişan, arma, sembol, rozet ve benzeri takılar takamayacak; İnsan sağlığını olumsuz yönde etkileyen ve mevsim şartlarına uygun olmayan kıyafetler giyemeyecek; Yırtık, delikli ve şeffaf kıyafetler giyemeyecek; Vücut hatlarını belli eden şort, tayt gibi kıyafetler ile diz üstü etek, derin yırtmaçlı etek, kısa pantolon, kolsuz tişört ve kolsuz gömlek giyemeyecek; Siyasî sembol içeren simge, şekil ve yazıların yer aldığı fular, bere, şapka, çanta ve benzeri materyalleri kullanamayacak ve giysileri giyemeyecek; Okul içinde baş açık, saçlar temiz ve boyasız olarak bulunacak, makyaj yapamayacak, bıyık ve sakal bırakamayacaktır.” O halde, yeni düzenlemeden ötürü  kaygı duymaya,  ortalığı velveleye vermeye ve daha da önemlisi milyonlarca velinin zihnini bulandırmaya hiç gerek yoktur.

 Yeni düzenlemede, “öğrencilerin kafasındaki kıl”lara (kıllık yapmaya lüzum yok, saç da denilebilir) ilişkin bir sınırlamanın getirilmemiş olması, büyük bir eksikliktir. Bu yöndeki itirazlara sonuna kadar hak veriyorum. Ancak gelin bunu da, öğrenciliğinde saçları üç numaraya vurulduğu ve memuriyetinde de saçları döküldüğü için, “tarak” denilen aletle tanışma  imkanı bulamamış ve “kıl yerine aklı tercih etmiş” milyonlarca “tarama özürlü”nün güzel hatırına, görmezden gelelim.

 

Serbest kıyafet düzenlemesine karşı gösterilen donkişotvari tepkiler, önyargıya teslim olmanın, çağı doğru okuyamamanın, değişime karşı direnmenin, Uğur MUMCU’NUN ifadesiyle “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma”nın veya benimsenmeyen  daha  önceki bir uygulamanın bilinç altında oluşturduğu antipatinin dışavurumu gibi gözükmektedir. Bu nedenle serbest kıyafete karşı yasakçı çıkışlar, yeni uygulamayı sabırsızlıkla bekleyen milyonlarca öğrencinin nezdinde kabul görmeyecek ve kuvvetle muhtemel ters tepecektir. 

Cami, havra ve kilisenin yüzyıllar boyunca yan yana barışık yaşadığı; Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli ve Yunus Emre gibi sevgi ve hoşgörü timsali sayısız değerin neşet bulduğu bir coğrafyada, kıllık kıyafet çerçevesindeki tartışmalar, son derece trajikomiktir.

Farklılıklara tahammülsüzlük, farklı renklerin, dillerin, dinlerin ve kültürlerin yüzyıllarca harmanlanarak muhteşem bir armoni oluşturduğu; insan sevgisinin, hoşgörünün ve toleransın anavatanı olan Anadolu’nun dokusuyla hiç uyuşmamaktadır. Zira yakın tarih, tek tipçi anlayışı egemen kılma adına yapılan sayısız başarısız ameliyatlarla doludur. 

Serbest kıyafete karşı çıkarken, belki farkında olmadan çocuklarımıza: “Sen merkezi sınavlarda Türkiye birincisi olabilirsin, sen fen lisesinde okuyabilirsin, ancak giyeceğin kıyafetin rengini, modelini ve desenini seçmeye aklın eremez, bu işi sana bırakırsak yanlış yaparsın, onun için nasıl ve ne giyineceğine bırak büyüklerin karar versin.” mesajını vermiş olmuyor muyuz?

 Daha giyeceği kıyafeti bile seçme inisiyatifine sahip olmayan  gençlerden, “okuyan, anlayan, görebilen, görebildiğinden anlam çıkaran, ders alan, düşünen ve anlama yeteneğini eğiten” bireyler olmasını beklemek ne kadar doğrudur?

Bugün çocuklarımız, dünyayı ve çağı bizden daha iyi takip ediyor ve daha iyi yorumluyorlar. Onun için, çocuklarımıza güvenelim, inanalım ve yakın bir gelecekte bizi mahcup ve gülünç duruma düşürecek söz, tutum ve davranışları kayda geçirmekten özenle kaçınalım.

Düşünüyorum, acaba ülkemizde kılık kıyafet konusu kadar, insanların rengini ve zihin arka planını deşifre etmeye yarayan başka bir argüman var mıdır? Öyle ki, yıllardır “yasaklara karşı” duruşuyla tanınan, “özgürlükçü”, “aydın” ve “demokrat” diye bilinen, farklı kutuplardaki kesimlerce de benimsenerek takip edilen, marka haline gelmiş bazı isimlerin, kıyafete özgürlük noktasında çark etmesi, savrulması, ezber bozan karşı çıkışlar yapması ve belki kariyerlerinin en talihsiz sözlerini sarf etmesi yadırganmamalıdır. Evet, “özgürlükçü” bir çizgide seyretmesine karşın, zaman zaman “yasakçı” çıkışları nedeniyle, hayranlarına: “Ben bu kişiyi böyle tanımıyordum.” şeklinde sözler söylettiren bu “tutarsız” tutumlar, söz konusu kişilerin eğitim ve sosyal yaşamlarında farklı görüş, anlayış, kültür ve yaşam tercihleriyle yeterince tanışma fırsatı bulamadan yetişmiş olmalarından ileri gelmektedir.

Eğer gerçekten düşündüklerini açıkça ve hiçbir endişeye kapılmadan ifade edebilen, farklılıklara tahammül eden, farklı tercihleri hoş gören, kırıp dökmeden, üzmeden, şiddete yönelmeden, uygar ölçüler içerisinde sorunlarına çözüm arayan, kişiliğini bulmuş, “bilgi çağını yakalamış”, “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür ve yüksek karakterli bir gençlik” istiyorsak, onlara uygar dünyanın ulaştığı seviyede her türlü fırsatı ve özgürlüğü tanımamız şart. Yok eğer, çoğu zaman olduğu gibi, kısıtlı ve dar fırsatlarla, lütfedilmiş, bağışlanmış, küçük ve sınırlı özgürlüklerle işi geçiştirmeye devam edeceksek, hem “özgürlükçü” hem de “yasakçı” olabilen garip tipler yetişmeye ve türemeye devam edecektir.            

            

Serbest kıyafet düzenlemesiyle birlikte, ''Çocuklar arasındaki gelir farklılığının ortaya çıkacağı” yönündeki kaygının da, sosyolojik ve psikolojik hiçbir temeli bulunmamaktadır. Çünkü gerçek yaşama bakıldığında, tek renk ve tek tip kıyafetin, çocuklar arasındaki zengin ve fakir farkını kapatmaya yetmediği görülmektedir. Zira, öğrencinin markalı çantası, ayakkabısı, ders araç gereçleri, cep telefonunun modeli, kantinde harcadığı harçlık miktarı; özel araçla, servisle veya otobüsle okula gelme durumu gibi sayısız faktör, öğrenciler arasındaki zengin ve fakir farkını zaten net bir şekilde ortaya koymaktadır.

  alt

Düşünen, hisseden, hatırlayan, yaratılmışların en şereflisi (eşref-i mahlûkat) ve kainatın halifesi olan insan, vücudunun üzerini ne şekilde örteceği konusunda gerekli  donanım ve iradeye sahiptir.  Bu nedenle üstümüze vazife olmayan işlere karışmaya ve mevcut sorunlarımıza yenilerini ekleyerek sağlığımıza zarar vermeye hakkımız yoktur. Dolayısıyla kişinin en değerli  varlığı olan bedenini (canını), ondan daha iyi önemseyen başka biri olamayacağına göre, bu bedeni ne şekilde giydireceği konusunda da, başka bir insanın dayatmacı bir anlayışla karar verme hakkı bulunmamaktadır. Zira bu yöndeki davranışlar, bireyin doğuştan bir hak olarak sahip olduğu “tercih etme iradesi”ni ipotek altına alma olur ki, bu da en hafifiyle “haddi aşma”ya girer. “Şüphesiz ki, Allah haddi aşanları sevmez.” Vesselam…

Abdulkadir YILDIZ

Uzman Rehber Öğretmen

Son Güncelleme (Cuma, 21 Aralık 2012 14:56)

 

Degerli Yazarimiz Abdulkadir YILDIZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Perşembe, 01 Mart 2012.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+1 #9 RE: KIL, KILLIK, KILÇIK 2012-12-11 10:30
Abdulkadir hocam, inşaallah insanlar kılık kıyafetle degil de gönülle ilgilenmeyi ve kendilerini bulmayı bilirler.
Alıntı
 
 
+4 #8 RE: KIL, KILLIK, KILÇIK 2012-12-06 21:28
Olamaz böyle bir yazı. Psikoloji, pedagoji, mizah, ironi, sataşma,… hepsi bir arada. Tek kelimeyle muhteşem…
Alıntı
 
 
+4 #7 RE: KIL, KILLIK, KILÇIK 2012-12-06 20:18
Emeğinize sağlık hocam.Çok güzel bir anlatım olmuş.Fakat biz toplum olarak çocuklarımızı büyütürken yanlış yapıyoruz.Onlara okumayı, araştırmayı, sorgulamayı, çok yönlü düşünmeyi, karar verebilme yeteneğini,kend i seçimlerini yapabilmeyi öğretmek yerine ebeveynler ve büyükler olarak biz karar veriyoruz ve uyguluyoruz.Sizin gibi çağdaş ve ilerici düşünen idareciler ve eğitimciler sayesinde el ele vererek sevgiyle,doğru iletişimle bu sorunları aşacağız.Çünkü geleceğimiz olan çocuklarımız ve öğrencilerimiz bizim için çok değerli. Saygılarımla.
Alıntı
 
 
+4 #6 RE: KIL, KILLIK, KILÇIK 2012-12-06 17:31
Kalemine,eliniz e,bilginize ve yüreğinize sağlık .Çok güzel bir yazı.saygılarımla.
Alıntı
 
 
+4 #5 RE: KIL, KILLIK, KILÇIK 2012-12-06 14:36
Sayın hocam,bir yandan "kılı" kırk yarmış ama bir yandan da "yanlış düşünmenin tarihi"ni, nedenlerini ve doğruya giden yolu akıcı ve eğlenceli bir üslupla anlatmış.Bu kadar az sözle bu kadar çok şeyi anlatmanın hocamın bilgeliğiyle ilgili olduğunun da bilincindeyiz. Saygılar.
Alıntı
 
 
+4 #4 RE: KIL, KILLIK, KILÇIK 2012-12-06 11:39
Sayın NMüdürüm, yazının güncelliği,önem i ve içeriğinden dolayı teşekkür ederim.Yüreğinize kaleminize sağlık.Maalesef yetişme tarzımız ve yanlış kültür yapılanmamız, sen düşünme,karar verme, ben senin yerine düşünürüm, karar veririm.sen sadece uygula.Çağdaş uygarlığın üzerinde nasıl yaşayacaksak.. Bunlar da geçecek hocam. Bir gün ne iyi olmuş diyeceklerHerke sin kendi adına karar verebildiği günler de gelecek inşallah.
Alıntı
 
 
+4 #3 TEBRİK ve TEŞEKKÜR 2012-12-06 09:49
Sayın Abdülkadir Eğitim Camiamızda bulutlu havalarda dahi hep parlayan bir yıldızdır. Güzel fikir, görüş ve düşüncelerinden dolayı tebrik eder; Gönül Sitesi'ne Katkılarından dolayı da teşekkür ederim.
Kalemine, diline ve gönlüne sağlık.
Alıntı
 
 
+5 #2 Hocamın güzel yazısına iki cümlelik katkı...ÖZCAN BAHADIROĞLU 2012-12-06 09:25
A.Kadir hocamın güzel yazısıne ufak bir katkı da ben yapayım. Evet çocuklar ailenin maddi durum farkını zaten yaşamaktadırlar . Ancak unutulan iki şey var, her çocuk zaten ortalama kendi maddi düzeyindeki mahallede oturmaktadır, ikincisi çocuklarımız bu maddi gelir farkını olgunlukla karşılaşayacak bir yapıdalar. Yani çocuk deyip geçmemek lazım.
Alıntı
 
 
+5 #1 RE: KIL, KILLIK, KILÇIK 2012-12-05 20:14
Sayın müdürüm,duygu ve düşüncelerinizi bizlerle paylaştığınız için teşekkür ediyorum.Doğru ve ayrıntılı tespitlerle güzel bir çalışma olmuş.Eğitimci bir ailenin ferdi olarak yazdıklarınıza yürekten katılıyorum.Emeğinize sağlık.Yaratıcı ve güzel düşüncelerinizi bizden mahrum bırakmamanız dileğimle saygılar sunuyorum...
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün15
Dün2889
Tüm Zamanlar4207395
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 109 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2193
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?