Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon KAR ÇİÇEKLERİ SICAK SICAK DÜŞÜYORDU AVUÇLARIMA

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 23
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

30 Aralık 2012 Pazar Günü kayınbiraderim, çocukluk ve ilk gençlik arkadaşım, sırdaşım M. Ali Sanlı’nın vefat haberi’ni alıyoruz. Zaten beklenen bir şeydi, son haftalar durumu ağırdı. Diriliş, Mavera, Edebiyat dergileri ve risale-i nûr ortak okumalarımızdı. Tasavvuf’a ilgisi benden ilerideydi. Tasavvuf’u algılamalarımızda farklılıklarımız vardı. Ve çok iyi bir okuyucuydu. Çok seyrek olarak bir şeyler karalardı, fakat hiçbir yayın organına göndermediği gibi deftere de yazmazdı, saklamazdı. Bir müddet sonra yazdıkları ya atılmış, ya yakılmış oluyordu. Öğretmen olduktan sonra ben hep gurbette olduğum için ancak birkaç yılda bir yaz tatiline memlekete yani Ergani’ye gittiğimde en çok vaktim onunla geçerdi. Böyle bir buluşmada bir kâğıda yazılı bir şiirini elinden almıştım. Ve o şiiri o yıl İzmirde çıkarttığımız Kırkikindi dergisi yazı heyetine vermiştim ki yazı heyetinde Ali Çolak, Birol Vural, Mustafa Oğuz, Salih Güzel ve ben vardım. Şiir beğenildi, 3. Sayıda yayınlandı ve devamı istendi. Devamı gelmedi, zaten dergi de kısa bir süre sonra kapandı. Merhuma rahmet ve mağfiret diliyorum. Ruhu şâd olsun.

 

altVefat haberini aldığımız gün ne uçakta, ne otobüste yer bulamadık. Ertesi güne, yani 31 Aralık 2012 Pazartesi günü akşam 18.30 Star Diyarbakır firmasından yer ayırttık. Gece yolculuğumuz Yılbaşına denk gelmiş oldu. Afyonkarahisar il sınırını geçtiğimizde bir yılı geride bırakmış oluyorduk. Yani 2013’e yolculukla girmiş oluyorduk. Diyarbakır otogardan 1 Ocak 2013 Salı Günü kardeşim Mustafa bizi alarak Ergani’ye götürdü. Ergani’de çocukluğumun mahallesindeki umuma açık taziye evi ile cami arasında geçti ilk iki günüm. Gündüzleri hava açık, güneşli ve sıcaktı. İzmir’den farklı değildi. Fakat gece oldu mu Karasal iklimin özelliğinden ısı çok düşüyordu. 5 ocak günü kar yağışı başladı. Kar taneleri çiçek çiçekti. Hatıralara, aylarca kar dinmeyen günlere götürüyordu beni. Hava soğuktu, kar çiçekleri sıcak sıcak düşüyordu avuçlarıma. Hatıra kokuyordu, çocukluk kokuyordu. Kar’a saplandığım çocukluk günlerine götürüyordu. Kar’ı kürediğim günlere. Sezai Karakoç’un “Kar” Şiirini anımsatıyordu:

 

“Karın yağdığını görünce
Kar tutan toprağı anlayacaksın
Toprakta bir karış karı görünce
Kar içinde yanan karı anlayacaksın

 

Allah kar gibi gökten yağınca
Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
Başını önüne eğince
Benim bu şiirimi anlayacaksın

Bu adam o adam gelip gider
Senin ellerinde rüyam gelip gider
Her affın içinde bir intikam gelip gider
Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın

Ben bu şiiri yazdım aşkın çeşidi
Öyle kar yağdı ki elim üşüdü
Ruhum seni düşününce ışıdı
Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın”

 

Haci_Zülfükârla Beraber4 Ocak 2013 Cuma Günü Bagür Camisi çıkışı Bagür’ün Starı, Güneydoğu’nun Bengdej’i (Ses Sanatçısı) Hacı Zülfükâr Yumrukla karşılaştım. Hal hatırdan sonra fotoğrafını çekmek istediğimi, röportaj yapmak istediğimi söyledim, memnuniyetle kabul etti ve evine davet etti. O gün Bir söyleşi yaptım, üç fotoğraf, üç video çektim. Ve bir şeyi yeni fark ettim. Evet Zülfükar dayıyı Uzay Tv, TRT Şeş ve SözTv’de dinlemiştim. Fakat bu kadar çok söz ve beste sahibi olduğunu, irticalen yani doğaçlama şiir yaptığını, üstelik te kafiye, hece ve rediflerin ustalıkla kullanıldığını fark ettim ve hayranlık duydum. Eğer bu adam tahsil yapmış olsaydı ne olurdu diye düşünmekten kendimi alamadım. Makinemin şarjı bittiği gibi hafıza kartı da dolduğunda diğer kılam ve şiirlerini almak için yarın devam edelim dedim. “- Yarın Uzay Tv’de Konserim var, öbürsü gün devam edelim” dedi. Ve bu çekimleri kendisinin benden daha çok önemsediğini anladım. “- Sayısını bilmiyorum ama 250’nin üstünde güftem ve bestem var. Şiirlerim var. Bu eserlerin yok olmasını, çalınmasını istemiyorum. 75 yaşın üstündeyim ve ölümümden sonra bu eserler yaşasın istiyorum. Paylaşmak, figanımı, feryadımı herkes’e duyurmak istiyorum. Sana da çok güveniyorum, seviyorum, bu işe meraklı olduğunu da biliyorum. Lütfen gel, çek çekebildiğin kadar çek.” Dedi. Hacı Zülfükâr, nam-ı diğer Gûlo Türkçe iyi bildiği halde bütün şiir ve şarkılarını, kaside ve gazelleri Kürtçe, yani anadilinde yapmıştır. Her bir bestenin ayrı ayrı öyküleri vardır. Tamamına yakını gerçek yaşam öykülerine dayanmaktadır.

 

İkinci buluşmamız yine Bagür Camisinde 6 Ocak günü gerçekleşti. Eve geçtik. İki şarkı videosu çektim. Gönül Sitesi ve Ergani web sitemiz için eğer varsa bir aşk şiiri okumasını istedim. “ Var” dedi. “Hem de birkaç tane…” ve okumaya başladı. Aşkı bu denli tanımlayan, bu derece sarsan, aşkı böylesine kutsayan, yücelten bir şiir duyulmadı desem yanılmış olduğumu zan etmiyorum. Müthiş etkilendim, çok duygulandım. “-Bu ne dedim. Nasıl dokudun bu şiiri? Bu şiir mi, gönülden çıkan bir yangın mı, ilhamın dalga dalga renklere bürünerek dans etmesi mi? “- 1970 yılında aşık oldum” dedi. İsim vermedi ama biz ona Leyla diyelim; “-Görür görmez bedenimi alevler sardı, ayaklarımın altından yer kaydı, sanki gökler yarıldı, beynimde fırtınalar koptu, cemali mekânı adeta yok etti, gözlerinde kayboldum. Odur budur tutuşur yüreğim, şiirler söyler dilim, bestelerle avunur, şarkılardan bir bedenle yaşarım.” Ardından bazı şarkıların isimlerini ve hikayeleri hakkında notlar aldım. Fidanê, Bukê, Şeyha Delâl, Feleknaz, Saima, Derevin, Lolo Bra,Bılbılo, Şahino, Berivan ve kendi yaşam öyküsünü, acılarını anlatan; Zülfkâr-û Bra Tû Tîneyba, bir de Marmara Depremi ila Van Depremi hakkında iki destan. Onu dinlemenin etkisiyle olacak, duygu fırtınasına tutuldum ve aşağıdaki iki dörtlüğü terennüm ettim:

 

Kar çiçekleri sıcak sıcak düşüyordu avuçlarıma

Hatıra kokuyordu, çocukluk günlerinden kalma

5 ocak 1965’te Ergani’de kar yağmıştı yüreğime

5 Ocak 2013’te yine Ergani’de kar, aynı drama.

 

Ergani Bagür Mezarlığında tanıdıklar daha çoktu

Çarşıda pazarda sanki tanıdık, dost hiç kimse yoktu

Makam Dağı ihtişamını koruyordu, canlı duruyordu

Her taraf eskiyi yutmuştu, hasret hüzün kokuyordu.

 

Başka bir yazıda Çınar Kızın, Saima’nın, Feleknâz’ın öykülerini de yazmayı düşünüyorum. Velhasıl-ı kelâm 6 Ocak Pazar Günü akşama doğru Ergani’den ayrılıp Diyarbakır’a gitme zarureti hasıl olduğundan Hacı Zülfikârlan vedalaştım. Perşembe Günü tekrar Ergani’ye dönerek görüşebileceğimi söyledimse de havanın karlı ve soğuk olmasından dönemedim.

 

 

Diyarbakır’da 12 Ocak ikindi saatine kadar kaldığım sürede anlatılmaya değer izlenimlerim vardır elbet. Şehirde sosyal hayat, kültürel hayat canlı. İhtiyaçları temin konusunda hiçbir sıkıntı yok. Yok, yok. Fakat sık sık, diyebilirim ki yarım saatte bir elektrikler kesiliyor ve bütün marketlerin, dükkanların, iş merkezlerinin ve pasajların jeneratörleri çalışmaya, adeta ötmeye başlıyor. Bu durumu kaçak elektrik kullanımına da, tesisatlar teknolojisinin eski olduğuna da bağlayanlar var. Bilemiyorum. Yalnız 11 Ocak Cuma Günü Ulu Camide Cuma Namazında vaiz’in kaçak elektriğe isyanına bakılırsa birinci şık daha doğru. Ulu Camide Cuma’da mahşeri bir kalabalık vardı. Ve her vakit namazında camiler lebalep dolu. Müzeler sokağı başında, Ahmet Arif Edebiyat Müzesi ve Cahit Sıtkı Tarancı Evi Müzesi yakınındaki “Müze Cafe” diyorlar ama ben kıraathanesinde diyeceğim, iki gün takıldım. Çay, kahve içtim, Aziz Ateşle Derin düşüncelere dalarak sohbet ettik. Kahvenin duvarında rahmetli Gaffar Okan’ın “Diyarbakır Seni Unutmadı, Unutmayacak” alt yazılı Fotoğrafı asılıydı. Bu vefakârlık hoşuma gitti.

 

Beni şaşırtan diğer bir husus tarihi Hasan Paşa Hanı’nın zeminin altında adeta bir kültür hazinesinin varlığı olan Ensar Kitap. Çok geniş bir alanda gayet muntazam tanzim edilmiş reyon ve standlar. Hemen hemen bütün yayınevlerinin kitaplarının sergilendiği bölümler var. Oturma, dinlenme, okuma mekânlarıyla nezih bir ortam. İzmir’de bulamadığım kitapları orada buldum. Ve sürekli indirimli. 

Bir diğer husus her akrabanın ayrı ayrı sıraya koyarak bizleri misafirliğe davet etmesi. Allah eş, dost, akraba eksikliği vermesin.

 

Bu taziye ziyareti ile hastaları da ziyaret etmiş olduk, uzun yıllar görüşemediğimiz akrabalarla buluştuk. Mesela 40 yıl aradan sonra daha yeni tanıştığımız veya karşılaştığımız akrabalar oldu. Akranlarımı bulamadım sayılır. Kimisi mecburiyetten, kimisi memuriyetten gurbette, kimisi ahiret yurdunda. Ve artık çocukluk ve gençlik arkadaşım, dostum, kayınbiraderim Mehmet Ali de yoktu. Ergani’de Mezarını ziyaretimde ona söyleyeceklerimi söyledim. Bu kez sohbet tek sesliydi. Babamın da kabrinin başında bir fatiha okuyarak iki kelâm etmiştim.


Kar çiçek çiçek yağıyordu üstüme, avuçlarım yanıyordu. Hüzün bulutları dolaşıyordu ortalıkta. Sessizlik sarmıştı dört bir yanımı. Makam Dağına, Zülküfül Nebi Makamı’na bakarak şehre doğru bir başka yürümüştüm. Sanki bir asırdır yürüyordum.

 

Son Güncelleme (Salı, 22 Ocak 2013 19:58)

 

Degerli Yazarimiz NACİ GÜMÜŞ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Çarşamba, 16 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+3 #3 RE: KAR ÇİÇEKLERİ SICAK SICAK DÜŞÜYORDU AVUÇLARIMAMEHMET ÇOBAN 2013-01-20 01:23
Başımız sağ olsun...

Güzel bir paylaşımdı
Alıntı
 
 
+3 #2 RahmetMehmet Ali OĞUZ 2013-01-19 13:43
Ne mutlu sınavını lâyıkı vechile verenlere.
Alıntı
 
 
+4 #1 RE: KAR ÇİÇEKLERİ SICAK SICAK DÜŞÜYORDU AVUÇLARIMA 2013-01-19 01:22
Gönül insanı, yüreğine, kalemine, duygularına, vefana, sadakatine,.. sağlık.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün241
Dün1043
Tüm Zamanlar4261273
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 84 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2429
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?