Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon GÜVEN DUYGUMUZ VE İHLÂLLERİMİZ

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 25
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

altSosyal yaşantımızdaki iletişimlerimizi sağlayan en kıymetli duygularımızdan biri “güven “duygusudur. Fakat son zamanlarda, sosyal yaşantımızda kurduğumuz tüm ilişkilerimizde gözlediğimiz bu önemli konuya toplum olarak yeterince ilgi gösteremiyoruz. Birbirimize yönelik karşılıklı yaptığımız görüşmelerimizde güvenin kullanılırlığı neredeyse ortadan kalktı.Kendimizi ne hazin ki güven ihlâlleri diyebileceğimiz istenmeyen ve güveni olmayan başka ortamların içinde buluveriyoruz.

Her türlü imkanın egemen olduğu günümüzde parayla alınıp satılacak çok şey vardır. Fakat satın alınamayacak sevgi, ahlak, hoşgörü, merhamet ve güven gibi hayatımızı koruma altında tutan değerlerimiz de var.

Aynı inanç aidiyeti içinde bulunarak bir arada yaşamakta olduğumuz insanlarımız, kadim geleneklerinde bu gibi değerlere hakikatin doğruları ile daha çok bağ kurarlardı.Şimdilerde ise söz konusu iletişim biçimlerimizde geçmişe nazaran daha fazla olumsuz evrilmeler yaşanıyor.

Sosyal yapımızın iletişim bağı olan bu güven dokusunun aslını bozmadan yaşatabilmek için tek şart var;bahsini ettiğimiz söz konusu olan bu duygularımızı yüz yüze yaptığımız bütün iletişimlerimizde hakikatin ahlaki ilkeleriyle daha bir koruma altına almamızla mümkündür.
Komşuluktan tutun hayatın diğer sosyal ilişki ağlarının içinde barındırabilecek samimi olan beraberlikler içinde bulunmaktır.

Burada en çok anlatmaya çalışacağımız bir değer var ki o da güven duygusudur.Ayrıca sahip olduğumuz bu güven duygumuza yaptığımız zarar verici ihlâllerimizdir.

Son günlerde bir çok insanımızın sıkça söylediği bir telkinat var.”Artık bu devirde babana bile güvenmeyeceksin” şeklinde bu telkinat, çok sık yapılyorsa artık burada bireyci bencilliğin sosyal hayatın itimat dokusunun nasıl yozlaştırdığının halini anlatmaktan başka bir konumuz olmayacaktır.

Peki neden ve niçin güvenmeyeceğiz? Birbirimize olan bu güvenilmezliğin nedeni nedir böyle?Yaşadığımız hayatı ve kendimizi yeterince sorgulayamıyorsak hayatı hayat yapan biricik değer olan güveni ıskalayıp soyutlayarak nasıl bir ahlak zemininde yaşayacağız?
Güven duygusu olmazsa, hayatın insanı sımsıcak saran o güzelliği yoksa hayatımızı nasıl idame ettireceğiz?

Post modern süreçte insan nasıl metalaştı bu kadar?İnsana ve insanımıza ne oldu böyle...Kim ya da kimler kazıdı bu güvensizliği gönlümüze ve yaşantı dünyamıza anlamak mümkün değil.Hakikatin en çok yaşanıldığı bir coğrafyada bir güvensizlik sendromu sayılabilcek bu güvensizlik fitnesini kimler soktu hayatımıza acaba?Kimler kazanıyor ve kimler kaybediyor?
Güvensizlik, bir sosyal ölüm demektir.Bir toplumda güven olmazsa o toplumun asalak olarak yaşaması kaçınılmaz bir sonu olur.

Aslında güvensizliğin, bir toplumda artışını sağlayan belki de tek faktör, varlığın içinde hasetlik ve fesatlık ile yokluğun içinde hasetlik ve fesatlığın hiç bitmeyecek çatışmasını içeren sinelerdeki içsel bir rekabetin kavgasıdır.Kıskanmakla yanan bir ateş akabinde hasisliği,haset ve fesatlığı da salık verir.

Böylesine bir durum, kimlik olarak insanın sosyal bir varlık olmasına da hasar verir.İnsanın insana olan görev ve ödevlerini askıya aldırır.Lüks bir hayatı hakkı olarak veya olmadan elde etmiş bir insana karşı, lüks hayata tutkusuyla özenti güdüleriyle hareket etmeye çalışan birinin hasislik ateşi ne kadar yakıcıysa, konformist yaşamı elde etmiş insanın da kendinden daha alt seviyelerde yaşayanlara kibirle bakan gösterişçi bakışı da doğru değildir.

Sahip olma ile sahip olamama arasında kısmış, maddi temelli bu duygulara sahip olanlar arasında bu çekişmeli rekabet, insanlık yaşadıkça daha uzun zamanlarda bile süreceği anlaşılıyor.
İnsanı, hayatın içinden alıp bir boşluğa ya da sorumluluğunu kaybetmiş bir hiçliğe postalamak nasıl bir güvensiz ortamıdır acaba? Oysa günümüz insanı, kendi özgüvenine nefsince bir öncelik tanıyarak katı ve bencil bireyci olacağına, karşısındaki insanla empati kurup ona karşı güvenini hissetirmesi daha doğru olamaz mıydı?

Dağa,taşa,toprağa hissiz duygusuz metaya mı güvenilmeliydi, yoksa sırtımızı güvenerek dayayacağımız dağ gibi bir dostumuzun omuzuna yaslanıp göz yaşı dökeceğimiz can dostu diyebileceğimiz bir sevdiceğimiz hiç olmayacak mıydı? İtimat edilmek,bazen sevilmekten bile çok öte bir duygudaşlıktır.Aynı zamanda çok özel bir yeri olan iki insan arasındaki iletişim bağıdır.
GÜVENSİZLİK SENDROMU

İş hayatında güven olmazsa yatırım da olmaz.H er müteşebbüs yatırımlarını güvenli ortam ev mekanları olan yerlerde yaparlar.Para sahipleri olan sermaye çevreleri paralarını güvenli ortamlarda kullanırlar.Güvensizliği olan ortamlardan ürker ve korkarlar.Yatırımcı iş adamları güvenin bulunmadığı yerlere bir yatırım da yapmazlar.

Güven;insanların birbirlerine kapılarını açıp yaklaştırabilen yaraşırlığı olan bir duygu birlikteliğidir.

Evlenerek kurulan bir yuvanın temeli güven olmadan atılamaz.İki insanın nikahlanması iş hayatındaki ortaklık akitlerine de benzer.Evlilik güvene bağlı olan bir sözleşmedir.Evliliğin iki insan hayatının sonuna kadar sürmesi de güven esaslıdır.
Bugün insanın içinde bulunduğu bir araya gelmiş olan bütün topluluklarda ; iş'te,sokakta, mahallede,köyde,ilçede, ve ilde yaşayan bütün topluluklarda maske takarak insanlar maskeli
yüzleriyle konuşurlar.Çünkü birbirlerine güvenleri yoktur.Herkes birbirine şüphe içinde bakarak yaşar hale geldi.Her insana kafasındaki vesveseler hakimdir.
Oysa güvenmek istiyor insan...Kim kirletti...Kim ya da kimler bozdu bu duyguyu?
Şimdi kimler tamir edecek insanlar arasındaki bu manevi diyaloğu?
Neden insanlar arası ilişkilerde şüphecilik bu kadar yoğun....
Neden insanlar, birbirlerine karşı temkinli bir şüphe içinde bakıyorlar?
Birine temkin ve şüphe ile yaklaşacak olursak, karşımızdaki de aynı temkin ve şüphe ile bakacaktır.
Hiçbir şeye “güvenme” diyebilen bir insan, aslında bir bakıma kendini de(güvensizlik içinde) teşhir etmiyor mu?
Yani “sakın bana güvenme” mesajını da vermiyor mu?Karşısındaki insanın yüzüne, karşı durumda bulunmuyor mu?Bu güven duygu yitimi nereye kadar sürecek...
Toplumun bütün katmanlarına tek tek bakıldığında karşılıklı bir etkileşimsizlik içinde bulunduklarını gözlüyoruz.Eşler birbirlerine güvenmez ise yuvaları da çadırdamaya başlamasının işaretlerini de verir demektir.Okulda öğretmen öğrencisine,memur amirine,devlet vatandaşına,komutan askerine güvenmez ise o toplum ne olur?
Paronayaya dönüşen bir güvensizlik sendromu, insanı ve toplumu deli divane etmez mi?

GÜVENİN OLMADIĞI YERDE YALAN ÇOK OLUR

Güven duyulmayan bir toplumda ardı arkası kesilmeyen yalanlar ürer
İşte o yalanlardan bazıları;
“SAKIN ALDANMAYIN
-Lafı mı olur abi,ne demek,dükkan senin.
-Ben de tam şimdi seni arayacaktım.
-Keşke önceden haber verseydin,hazırlık yapardık.
-Az önce birine verdim,bende hiç kalmadı.
-Kaç kere aradım,cebin hep kapalı.
-Yoldayım, beş dakika sonra geliyorum.
-Yarına yüklü bir ödemem var.
-Trafiği hesap edemedim.
-Olsa vermez miyim?
-Benim en yakın dostum sensin.
-Hiç yalan söylüyor gibi bir halim var mı?
-Benim prensiplerim vardır.
-Biz de seni konuşuyorduk.
-Aramızda kalsın.
-Maliyetini kurtarmaz.
-Zararına satıyoruz.
-Yollar uzak gelemedim.
-Senin için ölürüm.
-Para beni değiştiremez.
-Sensiz yapamam.
-Şu dünyada bir gün bile gülmedim.
-Ben ölünce değerim anlaşılacak.
-Bir milyon dolarım olsa, yarısını sana veririm.
-Hiç yalan söylemem.
-Sen,bir numarasın”
(*Y.Şafak-Mehmet Şeker-18.01.2000-Sakın aldanmayın-yazısından alıntı)
-Ben sana sonra dönerim.
-Efendim.....Bey Toplantıda
-Ben seni sonra ararım.
-Ben sizin konunuzu sonra gözden geçireceğim.
-Hallederiz merak etmeyin
-Yüzünü gören cennetlik.
-Bir şey olursa söylerim
-Söz veriyorum aramızda kalacak.
-İşlerimi halledince ödeyeceğim.
-Bir çaresine bakarız.
-Seni düşünmekten bütün gece gözüme uyku girmedi
-Dünya ahiret bacımsın.
-Valla sarıda geçtim memur bey.
-Valla bu size çok yakıştı.
-Bir kez olsun yüzüm gülmedi.
-Şu an yetmiş milyon bizi izliyor.
-Sen bir de beni gençliğimde görecektin.
-O elimdeki tek kaldı başka yok.
-Doğduğumdan bu yana hiç yüzüm gülmedi.
-Hayatımda hiç ilaç almadım.

Yukarıda iktibas ettiğimiz ve ilavede bulunduğumuz yalanların bir çoğu ülkemizde dillendiriliyor.Yalan,hakikatin düşmanıdır.Yalan, güven'in de istismarıdır.Bir yerde güven yoksa orada yalan da çoktur iki yüzlülükte.Bütün burada sıraladığımız deyim ya da lakoni haline dönüşmüş sözler, maalesef ülkemizde konuşuluyor olması güvensizliğin bir göstergesidir.Yalan üzerine bir hayat inşa edilemez.Bir yerde güven yoksa orada herkesin mutlu olabileceği sorunsuz bir hayat beklenilmemeli.
Burada kısmen yazımızın konusuna ışık verecek şekilde saydığımız güven duygularımızı ipotek altına alabilecek olan ihllâler var oldukça güvensizlik hayatımızı olumsuz yönde kuşatacaktır.
Bir toplumun çürüyüp sonra da yok olup gitmesinin tek engeli, güvendir.
Toplum olarak birbirimize güvenmeliyiz.
Birbirimizden, güvenmeyi öğrenmeliyiz.

Ama güvene bağlı bir yaşam tarzı
Sevilmekten daha büyük bir iltifat olacaktır
İnsan için.
Aşkınlığa iman etmiş insanlığımız için
İnsanlık alemi için..

“Dostluğu öldüren en tehlikeli silah,güvensizliktir” Hz.Ali

Son Güncelleme (Cumartesi, 09 Şubat 2013 20:37)

 

Degerli Yazarimiz NACİ CEPE Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazar, 06 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #2 TebrikMehmet Ali OĞUZ 2013-02-07 22:23
Rabbimizin mesajlarından uzaklaştıkça, kendi kendimizi kandırmanın adeta zevkini tadıyoruz. Kardeşimizin bu değerli tesbitlerine katılmamak mümkün değil. Teşekkür eder, değerli yazılarının devamını dilerim.
Alıntı
 
 
+1 #1 RE: GÜVEN DUYGUMUZ VE İHLÂLLERİMİZ 2013-02-05 11:27
Üstad yine derin bir yaraya parmak basmış.
Eskiden "bu kadar cahiilik ancak mektebinde öğrenilir" denilirdi. Üstadın altını çizdiği güvensizlik de maalesef mektebinde öğreniliyor. Çünkü tabiat boşluk kabul etmiyor. Bir sanatı icra etmek için onu öğrenmek gerekiyor. Fırıncılık, mektebinde ya da bir ustadan öğrenilir. İyi fırın ustası iyi ekmek yapar. Peki hayatın bütün sanatlarını kapsayan yaşama sanatı nereden öğrenilir? Bunun için Allah insanlara kitaplar ve peygamberler göndermiş. Biz bu öğretimi terk ettik. Hak gidince batıl geldi. Güven duygusu da diğer faziletler gibi insana ait bir duyguydu ve biz onu geliştirmeyi terk ettik. Terk ettiğimizin yeri boş kalmadı şüphe gelip oraya oturdu.Nefsini vücut coğrafyasına şah ederek bu günkü şüphe toplumunu oluşturduk.
Deveye sormuşlar boynun niye eğri? Nerem doğru ki! diye cevap vermiş. Suretimiz insan gerisini Allah bilir...
Teşekkürler üstadım; siz düşünün deyince bize de fırsat oluyor. Herkese selam ve hürmetler...
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2874
Dün2795
Tüm Zamanlar4207365
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 80 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2193
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?