• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon “Yenildik ey halkım!”

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Bir devletin tarihi ile milletin tarihi aynı değildir. Eğer söz konusu millet Türkler ise hiç değildir. Yakın geçmişte yaşananlar iyi incelenmeden; sadece hırsla ve hevesle tarihi yorumlamak, insanı büyük yanılgılara sürükler. O nedenle Mukaddime’yi okumanın tam zamanı.
İbn Haldun, Mukaddime adlı ünlü eserinde, yönetme hastalığına yakalananların neden çok azının başarılı, çoğunun da başarısız olup kendileriyle beraber peşine takılanları da ölüme nasıl sürüklediklerini örnekleriyle anlatmıştır. Dediğim gibi, bunu okumanın tam zamanı.
Bugünlerde tanığı olduğumuz terörün sonlandırılması süreci, tarihte sıklıkla tekrarlanan ve çoğunluğu başarısızlıkla sonuçlanan bir maceranın serencamından başka bir şey değildir. Kimse bu süreçten bir sürpriz beklemesin! Bu iş bitmiştir; birinin bunu ilan etmesi gerekiyordu. O da yapılıyor.
Fakat akan kana bel bağlayanlar aynı görüşte değiller! Çünkü onların beklentisi “kanın akmasından yana!” Çıkarları, hangi taraftan olursa olsun, yeter ki kan aksın da!
Bazılarının çıkarı “yenmek”te ise, bazılarının çıkarı da “zaferi mümkün olmayan kavganın devamında”.
Bu milletin çoğu akan kan için “bu süreç neden 10 yıl önce başlatılamadı” demekte iken, küçük bir azınlık da “Zamanı değil!” görüşünde!
Evladını şehit veren aileler ile onlar gibi şehadete yakın olanlar “Bu işi hayırlısı ile sonuçlandırandan Allah razı olsun!” duasında iken, amansız yönetme hastalığına yakalananlar ise “AKP bunu çözerse en az on yıl daha iktidarda!” hayıflanmasında! Beklentiler farklı olunca vatanseverlik de üç – beş parça...
O zaman;
Kazanlar kaynamalı…
Büyüler yapılmalı…
Elden gelen arda koyulmamalı…
Bir şekilde süreç kesintiye uğratılmalı...
Manşetler ve demeçler peş peşe:
- Hükümet vatan haini, eşkıya ise dava adamı…
- Hükümetin her söylediği yalan, Öcalan’ın söyledikleri veya Öcalan’dan rivayet edilenler ise mutlak gerçek…
- % 50’li oyla başbakan olan kişi cahil ve kolay kandırılan biri, Öcalan ve yandaşları ise allame…
- Halk salak, patronun parayla çalışan köşe yazarı ise filozof…
- Ak Parti yer altı örgütü, muhalefet ise halkın temsilcisi…
- Terörün şehitlerine üzülüp vatanın bölündüğüne hükmedenler, ölümlerin bitişini vatana ihanete yormaları ise aklı selim...
- Türk demokrasi tarihinde iktidar partisi hep vatanı satan, muhalefet ise vatanı kurtaran...
- Terörün arkasındaki güçler Batılı emperyalistler, terörü bitirmek için çırpınan Ak Parti ise ABD uşağı!... gibi akla zarar, her yönüyle şahsi çıkar ve hırsla dolu, intikamcı iddialar ve bir o kadar da gerçek dışı kara propaganda...
Hepsi bir arada...
Bu ve benzeri birçok manşet ve demeçle süreci başarısız kılmaya yönelik yığınla girişim olacak! Son ana kadar da her türlü yol denenecek!
Ellerinden geleni yapsınlar!
Söylenmedik söz, yapılmadık ihanet de kalmasın!
Hepsi yapılsın!
Ama kimse sonucu değiştiremeyecek; göreceksiniz:
1-Ermeniler Osmanlı’dan ne aldılarsa bundan emin olabilirsiniz ki, PKK yandaşları ve terör lobisi de ne fazla ne eksik ancak o kadarını alabilecek! Açıkçası toprak cinsinden alabilecekleri bir şey olmayacak. Bundan emin olabilirsiniz.
2-Türklerle her türlü pazarlığa girebilirsiniz ama toprak pazarlığı asla! İş bu noktaya gelmemeli! Gelirse ne mi olur? İşte Kıbrıs ortada. Bütün dünyaya rağmen Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni silah kullanarak aldı ve bir karış yeri de geri vermedi! Ve KKTC’yi vatan toprağı yaptı. Kırk yıldır her hükümet Kıbrıs’ı satmakla suçlandı. Satıldı mı yoksa vatan toprağı mı yapıldı, bunu Türklere değil; dünyaya sormalı!
3-PKK, İslamî bir ideoloji edinseydi taleplerini “İslam’ın verdiği kadarını istiyoruz” çerçevesinde sürdürebilir ve çoğunu da alırdı. Ama Nasyonal Sosyalist Kürtçü bir ideolojiyi benimsediğinden bu hakkını da kaybetti! Bugünden sonra PKK’nın İslam’ı gerekçe göstererek hak talebinde bulunması ise kendini inkar olacaktır ki, bunu da yapmayacaktır.
4-Ermeniler Yahudilerden, PKK’lılar da Ermenilerden “Diyaspora”yı öğreniyor. Kısmen de öğrendiler. Dünyada gittikçe yaygınlaşan mal ve emek transferinden PKK’lılar da yararlanacak. PKK’nın Ermenilerin yapabildiklerini yapmaları da çok zor. Çünkü PKK’lılar “Biz Kürdüz!” deseler de, Batılılar onları her zaman Müslüman göreceklerdir!
5-Doğu ve Güneydoğu’nun yıllardan beri kilitlenen reel ekonomisi, önümüzdeki bir iki yıl içinde önemli bir canlanma gösterecektir. Silah ve uyuşturucu taşıyanlar, Ortadoğu ülkelerine mal ve hizmet taşıyacaklar. Batılı dostları ise bundan hiç hoşlanmayacaktır!
6-Silahlı mücadele bitince kısa sürede herkesin gerçek yüzü ortaya çıkacak ve birbirlerini ahlaksızlıkla, beş para etmezlikle, sahtekarlıkla, adam kayırmakla, işbirlikçilikle, döneklikle, liboşlukla… suçlayacaklar. Ama en çok da “Elimize ne geçti?!” sorusunu tartışacaklardır. “Bunun hesabını kim verecek?!” sorusun cevabı ise hep ortada kalacaktır.
7-Türkiye’yi idare edenler de bu ülkeyi ve insanlarını, özellikle Doğu ve Güneydoğu insanını tanımadıklarını bir-iki yıl geçtikten sonra yavaş yavaş anlamaya başlayacaklar. Yıllardan beri bölge için uzmanlara hazırlattıkları “Ekonomik Paketler”in neden işe yaramadığını hayretler içinde öğreneceklerdir. Ticaretin dünyanın en değerli iktisadi faaliyeti olduğunu ve Kürtlerin de bunu her türlü riski üstlenerek herkesten daha iyi yaptıklarını görecek ve şok olacaklardır.
8-Neden devlet olamadıklarını kendi aralarında ateşli bir şekilde tartışan PKK’lılar, sonunda acı gerçeği bir dost sohbetinde öğreneceklerdir: “Sizler devlet olamadıysanız bunun suçlusu Türkler değil; sorun sizde! Çünkü Kürt aşiretlerinin binlerce yıldan beri sürdürdüğü dağınık ve uzlaşamaz yaşam sosyolojisi, önünüzdeki en büyük engel. Bunu görmeniz ve Çerkezler ve Gürcüler ve Arnavutlar ve Boşnaklar ve Pomaklar gibi hem Kürdüz hem de Türküz deyin! Çünkü Müslümansınız! Türlük Müslümanlık ise biz de “Amenna Müslümanız!” deyin. “Kimse size Türkmen olun demesin! Türk olmak Türkmen olmak değildir; Müslüman olmaktır! Biz de Türküz yani Müslümanız!” deyin.
9-Sosyal uyum her şeyden önemlidir. Şimdilerde iş inada bindiği için Kürtçe konuşmak için aşırı bir ısrar var! Bu konudaki yasak, başından beri yanlıştı, bu kısıtlama büyük ölçüde de kaldırıldı. İş geldi savunma hakkına dayandı. Savunma hakkının kutsiyetine inananlar için bir sorun olduğunu sanmıyorum. Ama başı örtülü olduğu için savunmasını engelleyen şabanlara gelince, onlar tepkilerini göstermeye devam edeceklerdir! Onlar zaten savunma hakkı konusunda hiç güven vermediler!
10-Bütün mesele af mı? Pür dikkat de bundan mı? Atatürk’ün 15 yıllık devlet başkalığında ve devamında bir suçlu baştan idam edilmemişse, verilen ceza ne olursa olsun, o hükümlü sonunda af edilmiştir. En azından Atatürk döneminde 15 yılda, siyasi ve mali tamı tamına 15 af çıkarılmıştır. Şimdiye kadar bu işler nasıl son bulduysa, bundan sonra da müebbet mahkumlerin affı konusu da böyle nihayet bulacaktır.
Öcalan’ın ve PKK’nın bu bahiste Kürtlere söyleyeceği son söz ise “Yenildik ey halkım!” olacaktır.

 

 

Degerli Yazarimiz HARUN ÖZDEMİR Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazar, 06 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün769
Dün1407
Tüm Zamanlar4413672
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 61 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 3035
İçerik : 1504
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?