• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama
Hata
  • JUser::_load: Unable to load user with id: 6898

PostHeaderIcon GENÇLER İNSANLIĞIN UMUDU ŞİMDİ SİZDEDİR (3)

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

 

altÖnceki yazımızda da değindiğimiz, vergi cennetlerinin zula olarak kullanılması yoluyla ahlaki ve vergisel denetimlerden kaçınılması gerçeğini, bazı yürekli gazeteciler pertavsız altına almışlar. Bu anamalcı, egoist kadrolardan böyle insanlar da çıkabiliyor, hayret ki hayret. Wikileaks’den çok daha hacimli dosyalar hazırlanmış ve bunlar halkların bilgisine sunulacakmış. Bizim sermaye medyası önce konuya kenarından köşesinden değindi ve sonra ‘tıs’ kesti. İnanç esnafı zaten (Allah saklaya) sermayeyi, hele hele sapık tüketim gibi nedenlerle ayıplama ‘misillu’ davranışlara hiç girmez de daha çok yoksullara ‘kanaat’ tavsiyesinde bulunur. Peki, halkların, ‘bu ne rezalet’ diye haykıracak politikacıları, iktisatçıları, kamu maliyecileri, sosyologları, siyasal bilimcileri yok mu… Aslına bakarsanız, ‘var’ diyemeyiz. Onlar sermayeye karşı çok saygılı olduklarından daha çok ‘sineğin yağını’ çıkarma yönünde uğraş verme seçeneğini yeğlerler.

Sermaye halkın dikkatini ‘ötelere’ çekmek için gereken her şeyi yapıyor. Pazar akşamı televizyon kanallarının büyük bölümü futbol kavgaları (Özel tiyatro aktiviteleri ile olaylar renklendiriliyor) ve tilavet’e odaklanmışlardı. Haydi, halk aynı zamanda eğleniyor ya da yüceliyor deyip ses çıkarmayalım. Ama, bir yandan da, global sermaye halkları bölmek, birbirine karşı karşıya getirmek için elinden geleni ardına koymuyor.

 Örneklere global ölçekten başlayalım. İran ile Mısır’ın iyi ilişkiler içine girmesi ‘Selefiler’ tarafından önleniyormuş. Selefiler İran’ın Şiiliği yaymak istediğini ileri sürüyorlarmış. Bir başka yerde, barışçı bilinen Budistler epey bir Müslüman kıyımı yapıyorlar. Afrika tam bir bölünme kaosu içinde. Bizim çocukluk, gençlik dönemlerimiz boyunca, ülkemizde, etnik bir ayrışma pek yoktu. Devlet örgütünün bazı azınlıklara uyguladıkları dışında… Zaten 6/7 Eylül olaylarının ‘planlı’ niteliği açıklandı sonradan. Bir gazeteci şaşmış, kalmış: Geçen yıl Suriye’de Türkiye sınırındaki bazı kentleri işgal eden bir etnik gruba ateş püskürülürken şimdi sempati ile bakılıyormuş (Aslı Aydıntaşbaş, Milliyet, 8 Nisan 2013). ‘Barışın’ emri tepeden geldi, hava değişti, çünkü. Bir uzman ne güzel söylemiş: ‘Sen cumhurbaşkanısın ama öteki adam milyoner… Onun hududu seninkinden çok daha önemli’ (Zeynep Miraç, Milliyet, 8 Nisan 2013).

 

Dünyada, ayrımcılık dayatmasına başvurmadan kavimleri, inançları, dilleri bir arada yaşatabilmiş en önemli bütünlüklerin Osmanlı ve Rus İmparatorlukları olduğu ileri sürülür. Sovyet döneminin de bu açıdan ve yeniden değerlendirilmesi gerekir, diye düşünüyorum.

 

 

 

Genç kardeşlerimizin göz önüne almaları zorunlu olan durumlar şöyle:

a)Yaş almış kuşaklar, özellikle soğuk savaş döneminde, halkla bütünleşik (Köy Enstitüleri, 1960’lara kadar liseler hariç) bir eğitim ve öğrenim görememişler ve dolayısıyla sorunlar ile bilgiler arasındaki uyumsuzluğu hep yaşamışlardır. Bunu saptamak için, ülkemizdeki kentlerin durumuna şöyle bir göz atmak yeterlidir (Bunu hemen yapmalı, çünkü orta şiddetli bir depremden sonra böyle bir olanak da olmayacak).

b)Yine, yaş almış kuşaklar sermayenin öngördüğü biçimde karşı karşıya konuşlandırılmışlardır. Okumuşlar arasında öyle bölünmeler var ki futbol bölünmelerinden çok daha anlamsız ve temelsiz (Kadınların baş ambalajı, erkeklerin etnisite, inanç ve dil temelleri üzerindeki bölünmeleri gibi).

c)Aynı kuşakların önde gelenleri, etki yeteneğine göre sermaye ulufe ve(veya) orunlarına bağlanmış olduklarından sürekli avantalarını yitirme endişesi taşımaktalar.

d)Yine aynı kuşaklar, Enderun geleneği gereği, padişah’ı (Günümüzde global sermayeyi) hiçbir biçimde karşısına almayıp, hatta o’na ağzıyla, kalemiyle bile dokunmadan birbirleriyle kıyasıya rekabet içinde oluyorlar. En ilericiler bile global sermaye ve dünya halkları çelişkisini, ülkeler arası (Amerika ve ötekiler gibi) ‘sanal’ çelişkilere indirgemeye çalışıyorlar (Son inci: Dünyada öyle bir büyüme stratejisi var ki bir ülkenin büyümesi, ötekinin sefaletine dayanıyor). Öyleyse, bir petrol şeyhi sahipliğindeki dünyanın 180 metrelik en büyük yatı ‘Azzam’ hangi çelişki tertibinden inşa edilip suya indirilebiliyor…

Mustafa Kemal’in ‘Gençliğe Hitabe’sini bir kez daha okuyalım ve böylece ‘Strateji’ üzerindeki önerilerimizi değerlendirmeye hazır olalım.

 

Son Güncelleme (Cumartesi, 12 Kasım 2016 21:44)

 

Degerli Yazarimiz Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazar, 27 Mayıs 2018.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün510
Dün1148
Tüm Zamanlar4529298
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 61 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 5235
İçerik : 1505
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?