Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 10
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


mehmet_aliÜç şey var ki; İnsan iradesi dışında, Rabbimizin dilemesiyle, takdiriyle gerçekleşir.

1-Cinsiyetimiz,

2-Hangi coğrafyada ömür süreceğimiz,

3-Hangi zaman diliminde sınava tâbi tutulacağımız.

Düşünebiliyor musunuz; Kendinizin Kutuplar bölgesinde bir Eskimo ana-babadan veya İsrail topraklarında Yahudi bir ana-babadan dünyaya geldiğinizi?

Peygamberimiz çağında, Mekke’de yaşadığınızı ve Ebu Cehil ile çok samimi bir komşu olduğunuzu?

Firavun’un egemenliğini sürdürdüğü zaman diliminde, ona çok sadık bir ileri gelen olduğunuzu?

Veya 2.Dünya savaşı ortasında Almanların toplama kamplarında zulme maruz kalmış bir Yahudi aileye mensup olduğunuzu?

Bu soruların cevabını bulabilmek için tarafsız bir araştırma ve anket yapılacak olsa; herkesin şu an içinde bulunduğu durumdan memnun olduğu sonucu çıkar diye düşünüyorum. Demek ki merhameti sonsuz olan Rabbimiz, herkesi kendisi için en uygun olan zaman diliminde ve coğrafî bölgede yaratmış.

Arkadaşlarımızla sohbet esnasında çoğu zaman atar tutarız. Yok, Peygamber döneminde yaşasaymışız; “Hiçbir fedakârlıktan çekinmez, o kritik savaşlarda canımızı seve seve verirdik” gibi cümleleri kolaylıkla kurarız hiç düşünmeden. İnsan bu! Yaratan hiç bilmez mi yarattığı insanı? Öyle olsa idi, Tevbe sûresinde çok açık biçimde anlatılan ikiyüzlüler yani münâfıkların yaşamları, maddî zenginlikleri, dünyada daha çok yaşama hırsları, sıkça dile getirilir miydi? Biz o devirde yaşasaydık Peygamber yanında olacağımızın garantisini verebilir miydik? Rabbimiz; her insanı ne zaman, nasıl, ne gibi vasıtalarla imtihan edeceğini çok iyi bilendir. Onun için Rabbimize ne kadar hamd etsek azdır.

Rabbimiz ırkları, kavimleri “birbirinizle tanışasınız” diye yaratmış iken, egoistçe ve aptalca bir önyargı ile övünmenin bir anlamı var mıdır? Diyelim ki Dünya’da bir ırkın üstün olduğunu kabul edelim. O zaman bu ırka mensup olmayanların suçu ne? Allah adaletsizlik mi yapıyor yoksa?

Rabbimiz her insanı İslâm fıtratı üzerine yaratmıştır. Hal böyle iken, gözümüzü kapatıp, samimi olarak bir düşünelim. Hıristiyanlığın merkezi Vatikan’da ruhanî lider sayılan papanın evlâdı olduğunuzu, Hıristiyan kültürü ile yetiştirildiğinizi, sanki bir tiyatro sahnesinde olduğu gibi yaşamaya çalışın. Peki, bu durumda sizin İslâm dini ile tanışma fırsatınız olmayacak mı? Yani Kıyamete kadar geçerli ve bakî olduğuna inandığımız Kur’andan sadece şu anki İslâm coğrafyasında yaşayanlar mı yararlanabilecek? Bu hususta samimiyetle düşündüğünüzde vicdanlarınız rahat ediyor mu? Musa (A.S) döneminde Musa Peygambere, İsa (A.S) döneminde İsa Peygambere tabi olmaktan daha normal ve güzel ne olabilir! Ama bu gün öyle değildir. Hıristiyan ve Yahudilere Kur’an ve Rasülüllah iyi tanıtabiliyor muyuz? Eğer bu görevi yerine getiremiyorsak suçluyuz. Çünkü Kur’an’ı ve Rasülüllah’ı maalesef anlatamamışız demektir. Kur’ân evrenseldir. Kıyâmete kadar geçerlidir. Tüm Dünya insanlarına hitap etmektedir.

Ne yazık ki Müslüman olmayanların Harem-i şerif’e sokulmaması da, aklî ve mantıkî açıklaması mümkün olmayan bir durumdur. Buna malzeme yapılan şu âyettir: “Ey iman eden kimseler! Ortak koşan bu kimseler sadece bir pisliktirler. Artık bu yıllarından sonra Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar..,”(Tevbe 28)

Burada konu edilen“müşrikler” Rasülüllah ile yaptıkları sözleşmeleri, barış antlaşmalarını bozup, Müslümanları sinsice ve arkadan vurmak isteyen kimselerdir. ”Eğer bir toplumdan; hainlik yapmasından korkarsan, aynı şekilde antlaşmayı bozduğunu kendilerine bildir. Şüphesiz Allah, hain kimseleri sevmez.” (Enfâl: 58)  Yaptıkları anlaşmaya rağmen İslâm aleyhine komplolar düzenlemekte olan müşriklere karşı, artık anlaşmaların tek taraflı olarak tanınmadığı bir bildirge yayınlanma gereği bundandır.

Pislik olan da bir daha Mescid-i Haram’a sokulmayacak olan da bunlar olup başka yerde yaşayan müşrik, Yahudi, Hıristiyan, Mecusi, ateist değildir. Hele hele o günlerden seneler, asırlar sonra dünyaya gelmiş Müslüman olmayanlar hiç değildir. Ayetin yer aldığı pasajı iyi anlamak gerekmektedir. Sanki şimdi güya Harem’e sokulmadığı sanılan insanlar arasında kendini ikiyüzlülükle gizlemiş, kâfirden daha da aşağılık kimseler yok mudur? Yoksa Harem’e girişte insanların inancını ölçen bir alet mi icat edildi? Oysa tam tersi, Harem’de İslâm dinini öğrenmek isteyen herkese imkân sağlanmalıdır.

Kâ’be

, insanlık için açılmış bir ilk “okul”dur. Oranın ilk öğretmenleri de İbrahim ve İsmail peygamberlerdir. Bu öğretmenler orada insanlığa tevhidi, şirke karşı direnmeyi, onurlu yaşamayı öğretmişlerdir. Allah’ın “Evim” dediği bu okul, özerk olup burada kimsenin sultası yoktur.

 

Bir de özellikle cinsiyet konusunda çok yanlış değerlendirmeler yapıldığı için bu konu üzerinde biraz durmak gerekli olduğunu düşünüyorum. Maalesef Müslüman toplumlarda kadının din, hukuk ve ekonomik açıdan ikinci sınıf bir insan muamelesi görmekte olması, kocasının oyuncağı, sadık ve itaatkâr bir kölesi konumunda bulunması inkâr edilemez bir gerçektir. Bu yanlış uygulamaların faturası maalesef İslâm dînine çıkarılmaktadır.

Kur’ân’da yaratılışla ilgili âyetler incelendiğinde kadın ve erkeğin; tüm insanların aynı yaratılışla yaratılıp, birbirlerinden hiç farkları olmadığı görülür.

“Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratan, ondan eşini yaratan ve her ikisinden birçok erkek ve kadın türetip yayan Rabbinizin koruması altına girin. Ve kendisiyle birbirinizle dilekleştiğiniz Allah'ın ve akrabalığın koruması altına girin. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözeticidir.” (Nisa; 1)

Yaratılışları aynı olan kadın ve erkek hukukta, sorumlulukta da aynen eşittir. Birbirlerinden farkları yoktur.

“Erkek-dişi, mü’min olarak kim iyi amel işlerse kesinlikle onu güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve kesinlikle onların ücretlerini, yapmış oldukları amellerin daha güzeliyle ödüllendireceğiz.” (Nahl; 97)

Erkeklerin kadınlardan üstün olduğuna dair uydurulan sözün Kur’âni dayanağı olarak;”Allah'ın, bazı şeyleri bazısına fazla kılması ve erkeklerin mallarından harcamaları nedeniyle erkekler, kadınlar üzerine iyi koruyup iyi gözeticidirler….” (Nisa 34) âyeti ileri sürülmektedir. Bu konuda ilmî araştırma yapan Tebyînü’l Kur’an eserini istifademize sunan Hakkı Yılmaz beyfendinin açıklamalarına bir bakalım.

{Erkeklerin kadınlar üzerinde kur’ânî tabirle “kavvam” olması konusu da çok yanlış anlaşılmaktadır kavvam;"bir şey üzerinde özenle durmak, onu iyice gözetmek, bütün gayreti ile onu korumak, ona nezaret etmek" anlamındadır.  Toplumun erkekleri, toplumun kadınları [ana, bacı, kız, eş, gelin, hala, teyze, komşu kadını vs.] üzerine "kavvam" tayin edilmiştir. Bu da, kadınların yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli tüm ihtiyaçların erkekler tarafından karşılanması gerektiğini ifade eder. Daha güçlü, daha cesur ve daha dayanıklı olmaları hasebiyle erkekler kadınların koruyucusu ve gözeticisi olmalı, kadınlar, dağda taşta, madende, ormanda, şehir merkezinin uzağı alanlarda geçim temin etmek zorunda kalmamalı, askerlik gibi görevlerin riskli bölümlerinde çalıştırılmamalıdır. Bu, erkeklerin kadınlardan üstün yaratılmış olduğu anlamında değildir. Erkekler kadınları en iyi şekilde koruyup kollamalı ve gözetmelidirler. Zengin de olsalar kadınların geçimi erkekler üzerinedir.} (Hakkı Yılmaz-Makale)

Rabbimizin kanunu böyle olmasına ve her iki cinsin de biribirine muhtaç olduğu bilinmesine rağmen, bazı insanların kendilerini erkek düşmanı veya kadın düşmanı gibi görmeleri ne kadar tuhaf bir ruh halidir? Bu tür zorlamalar sadece o şekilde düşünüp yaşamayı amaçlayanlar için bir sınav konusudur. Özgür iradeleri ile verdikleri kararlar ve sonuçları ile sadece kendilerini bağlamış olurlar.

Rabbimizden, şu fanî hayattaki sınavımızı başarı ile verebilmemiz için yardım isteyelim.

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.
 

Son Güncelleme (Cuma, 03 Mayıs 2013 10:03)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+1 #1 RE: ÜÇ ŞEY 2013-04-30 19:39
ezber bozan yazılarınızın devamını diliyorum...
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2113
Dün3798
Tüm Zamanlar3948129
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 131 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2103
İçerik : 1482
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?