Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon ÜST DÜZEY HİZMETKÂR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 176
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

abdulkadirİnsanların toplu halde yaşamayı tercih etmelerinin temelinde, tek başlarına üstesinden gelemedikleri sorunlarını çözüme kavuşturma ve birtakım ihtiyaçlarını karşılama düşüncesi yatmaktadır. İlk dönemlerde daha çok temel ihtiyaçları karşılamak için oluşan ve işleyen toplu yaşam şekli, süreç içinde büyük bir işbölümü ve işbirliği halinde gelişerek muazzam bir yapıya dönüşmüştür.

 

Geçmişte toplum/devlet kavramı üzerine kafa yormuş, bu kavramı açıklamaya ve tanımlamaya çalışmış Platon, Aristoteles, Farabi ve İbn-i Haldun gibi birçok ünlü düşünürün bu konuya ilişkin görüşlerine bakıldığında da, bu durum açıkça görülmektedir.  Bu bağlamda, “toplum/devlet” kavramına ilişkin özet olarak, Platon’un: “İnsanlar, kendi kendilerine yetmedikleri ve başkalarına ihtiyaç duydukları için toplumu oluşturduklarını”, Aristoteles’in: “Devletin, doğanın bir devamı ve insanın doğasına bağlı olarak ortaya çıkan organik bir varlık olduğunu.”, Farabi’nin: “Bütün insanlar, ihtiyaçlarını giderebilmek için birbirleriyle yardımlaşmaya ve birlikte bulunmaya muhtaç olduklarını.” ve İbn-i Haldun’un ise: “Toplum, insanların birbirine muhtaç olmasından dolayı çıkmıştır.” Dediği bilinmektedir.

 

Bugün içlerinde çok sayıda kişinin barındığı ve birçok sosyal donatıları olan apartmanlar/siteler, sözü edilen toplu yaşama ihtiyacının bir sonucudur. Bu apartmanlar/siteler, özellikle yönetim işleyişleri itibariyle devlete benzeyen birçok boyutu söz konusudur. Şöyle ki; Devleti oluşturan insanlar,  kendilerini yönetecek bir kişiyi başkan, güvenliklerini sağlaması için  asker/polis, eğitimleri için öğretmen, sağlıklarıyla  ilgilenmesi için doktor, vs. görevlendirirler. Bunların giderlerini de, “vergi” adı altında topladıkları para ile karşılarlar. Apartman/site yönetiminde de işleyiş, üç aşağı beş yukarı buna benzemektedir. Site sakinleri de bir araya gelerek, sitenin ortak alan ve yapılarla ilgili bakım, temizlik ve güvelik gibi bir takım hizmetlerin gereği için site yönetimini, kapıcısını, bahçıvanını, güvenlik görevlisini, vs. görevlendirirler. Bunların giderlerini de “apartman veya site aidatı” adı altında topladıkları ortak paradan karşılamaktadırlar.

 

Peki, bugün apartmanlarda veya sitelerde ikamet eden kişilere hizmet etmek ve onların hayatını kolaylaştırmak üzere göreve getirilen yönetici, kapıcı, bahçıvan, güvenlik, vs. personelin, apartman/site sakinlerine afra tafra yapması, onlara tepeden bakması, “bugün git yarın gel” demesi veya ürettiği hizmette karşılık aylığının dışında onlardan menfaat sağlamaya kalkışması mümkün mü? Elbette mümkün değil.

 

O halde, devleti, apartman veya siteye bakan yönü ile değerlendirdiğimizde, bu durumun, topluma hizmet etmek üzere göreve getirilen başkan, bakan, vali, general, savcı, hakim, müdür, öğretmen, doktor, şef, memur, hizmetli, velhasıl-ı kelâm tüm kamu görevlileri için de geçerli olması gerekmez mi?

 

Unvan ve statüsü ne olursa olsun, tüm kamu görevlilerinin, “halkı işveren, kendilerini hizmetkâr” olarak görmeleri ve görevlerinin her aşamasında bu anlayış içinde hareket etmeleri; çağdaş, şeffaf, demokratik ve insan odaklı devlet anlayışının olmazsa olmazıdır. Bireylerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğu ile insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi, büyük ölçüde buna bağlıdır.

 

Bu nedenle:

1-    Demokratik hayatın vazgeçilmez unsuru olan siyasi partilerin birinin Bartın il binasına gidişinde, kendisini başkan yardımcısı karşıladı diye, oradakileri azarlayan bir valinin davranışında somutlaşan bir “anlayış”ın tasfiyesi;

2-    “Biz size efendi olmaya gelmedik, hizmetkâr olmaya geldik.” Anlayışını sözde değil, özde benimsemiş ve bu anlayış içinde çalışan hizmetkârların iş başına getirilmesi ve ön plana çıkarılması, ciddi önem arz etmektedir.

 

 

Abdulkadir YILDIZ

Uzman Rehber Öğretmen/Eğitim Yöneticisi

İzmir İl Milli Eğitim Şube Müdürü

Son Güncelleme (Cumartesi, 01 Haziran 2013 16:18)

 

Degerli Yazarimiz Abdulkadir YILDIZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Perşembe, 01 Mart 2012.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+1 #4 RE: ÜST DÜZEY HİZMETKÂR 2013-05-25 12:59
Herkes özeleştirisini yapmalı.
Alıntı
 
 
+3 #3 RE: ÜST DÜZEY HİZMETKÂR 2013-05-24 20:55
Üstadım kalemine ve ağzına sağlık. Temenniniz gerçekleştiğind e ancak çağdaş muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkabilmemiz mümkün olacaktır.
Alıntı
 
 
+3 #2 TebrikMehmet Ali OĞUZ 2013-05-23 11:23
Kur'ânî ilkeler hurafelerden sıyrılarak insan olanlara (insandan daha aşağı olanlara değil) anlatılsa, toplu halde yaşayanlar huzur içinde yaşarlar. Kibirlenenlerin âkıbeti zaten bellidir.
Alıntı
 
 
+3 #1 RE: ÜST DÜZEY HİZMETKÂR 2013-05-22 22:35
nerde hocam bu şekilde hizmetkarlar hemen oraya gidelim...:))
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün13
Dün2889
Tüm Zamanlar4207393
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 109 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2193
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?