Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon MERHAMETİN SIFIR NOKTASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 15
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

NaciCepeİnanma bilincini yitirip

Kalplerini susturanların

 

Vicdanlarını buz gibi donduranların

Sorumluluk bilincini kullanılmaz kılanların

Ahlâki duyarlılıklarını unutanların

Merhametsizliği

 

Erdemliliğin önüne sinsice nemelazımcı tavır koyup

Çıkarlarını ön plana çıkaranların

 

Uygarlığın zirvesinde insanlığını unutup

Onursuzluğunu ilan edenlerin

 

Zülümlere razı olup rıza gösterenlerin

Merhametsizliği

 

Az bir bahaya kişiliklerini satanların

Şahsiyet kazanmış kimliklerini dermeyan edenlerin

İhtiraslarına dur diyemeyip muhterisliğe soyunup

Düşkünleri ezerek yol alanların

Merhametsizliği

 

Genç insanların hayatlarıyla oynayıp onları suç tuzaklarının içine bırakanların

İnsanlığın, geleceğe yönelik ikbâl ve istikbâllerini şaşırtanların

Hayatın dengeleriyle oynayıp

Hayatın içinde yaşayan insanların

Yaşam biçimlerini suç eylemleriyle karartanların

Merhametsizliği

 

İnsanların yaşama ve bilinç iradelerini

Kötülüklerle ipotek edenlerin

Sadece kendini düşünüp ölümcül bencillikler yaşayanların

Merhametsizliği

 

Ve üstelik merhametin beşiği olan

İnsanlığa örnek olmuş yaşam diyarlarının

 

Küllliyen insanlığın

Bizzatihi insanın, kendine ait yaşama şifresi olan

Merhameti,

Onca olumsuzluklar ile

Acaba bugünkü kadar

Sıfır noktasına nasıl taşınabilmiştir?

 

Bu ne nâgam bu ne nâhak bu ne tasasızlık!

........................................................................

 

Hiç kuşkusuz!

Bîgamın

Duyarsızlığın

Nemelazımcılığın en son varış yeri

Merhametin sıfır noktasıdır.

 

Ahlâk ve iffet,vurdum duymaz gösterişlerle

İyilik, kötülüklerle

Erdemli kişiliklik vahşi bencilliklerle çökertilip

Böylesine amansız eylemler karşısında

İnsanın ve insanlığın

Dilsiz bir sessizlik içinde kalmasıdır.

 

Yiğitliğin ve Mertliğin ortadan kaldırılıp

Nâmertliğe doğru yol alınmasıdır.

...................................................................

 

Merhametin sıfır noktası;

Merhamet ve insafı talep eden düşkünlerin

Çığlık seslerini duy/a/mayan

Nasırlaşmış hissiz kalplerin

Hissedememesidir.

Bu durum,

Zulmün; çareyi, çaresiz hale dönüştürüp örterek örtbas edip

Lağv etmeye kalkışmasıdır.

............................................................................

 

Merhamet;aslında insanın yaradılışının başında var olan ontik tasarımlı bu sistem,her insanın doğumundan itibaren bir mevcudiyeti var.İnsanın enfûsi alemine kodlanmış “Merhamet” sadece insana dair bir yaradılış gerçekliğidir.Rüşte eren her insanın hayatın içinde varlığıyla birlikte kaim olandır. Fıtratımız gereği çalışmaya başlayan vicdani duygu ve ahlakımızın oluşturduğu, gönülden gelen acıma ve şefkat hissidir.

 

Vicdanlar ayaktayken;

 

Merhameti, seslendirerek şâd edenler

En ülvi davranışlarımızdan olan,

Haya ve edep ile yaşanılan hayatı süslüyorlardı.

 

Edebin yeşerttiği haya ile rikkat içinde olan yürekler

Yüzleri kızarırcasına ar ve iffet duygularıyla yıkanırken

İnsana ve insanlığa

İşte! o güzel Ahlâk'ı, gönüllere nakşederek kuşatıyorlardı.

 

Edep ve terbiye ile mülhem olmuş ahlâki birliktelikler

Hayatı yaşamak  

İnsanı yaşatmak

Ve

Erdemli bir toplumu inşa etmek içindi.

..................................................................

Merhametin sıfırlanmasıyla

Akîde ve akidlerini bozanlar

Verdikleri sözlerini unutup sözlerinde dur/a/mayanlar

Latifkâr

Vefakâr

Cömert

Fedakârlıklarından ihmâlkârlık yapıp

Samimiyet ve dürüstlüklerinden içtinâp ederler.

 

Hatta! Mevzu, kendi aleyhlerinde olunca

Kendi kendilerinden bile vazgeçerler.

 

Merhameti sıfırlayarak bitirdikleri gibi

Kimlik sıfırlamasını yapmak

Mücrim olanlar için muhal bile değildir.

 

İnsanlık âleminin içinde bulunduğu

Ahlâki buhran ve ızdırapların

Duyulup hissedilmediği

Merhamet acısının

Sürekli yaşanılır kılınamadığı kalplerde

Vicdan olabilir mi?

.........................................................................

Acıların, hocalığını unutmuş

Nasihatin ak yüzü olan iffetli vicdanlar

His ve duygularını da şekilsiz kılarak

Rehavete gafletle teslim olup

Kimliklerini nasıl da karartıyorlar.

Bu söz konusu durumu anlamak mümkün değil.

İşte! böylesine ahlak dışı musibetlere karşı

Bir direnişin gösterilemediği her an

Mecalsiz kalmış bir hâl zamanı yaşar hep insanlık.

Binbir emekle hak edilen nimetler

Kazanılmış bu nimetlere karşı hak edilmeyen nankörlüklerle

Nasıl da bir külfete razı olup, düşüşe geçer bu insan, heyhat!

 

Dermansız bırakılan hayatın

Ontolojik farklılığın

Farkında olamamak gibi bir algı kıtlığının

Anlamını yitirmesiyle

Özden uzaklaşma

İnsanın, insan olma özelliğini de unutturulabiliyor.

 

Hak ve adaletin sesi duyulmuyorsa

Bir iş yapamaz halde bırakılıyorsa

Ahlaki iffet ve erdem yozlaştırılmışsa

İnsanın ve insanlığın içinde bulunduğu

Merhamet;

Çaresiz kalan mahrumiyetiyle

Utanmayı da unutması ve terk etmesi anlamını taşır.

..............................................................

Hayat, gittikçe daha çok metalaştırılıyor

Metalaşan hayat, hayat değil sanki

Belki de esas metalaşan

Hayatla birlikte hayatın bizzat içindeki insandır.

 

İnsan metalaştıkça

Kalpler giderek katılaşıyor

Kalpler katılaştıkça nasırlaşıyor ve taşlaşıyor

Taşlaşan kalp, vicdanları da yoksullaştırıyor

Yoksullaşan vicdan, bomboş kalıyor.

Vicdanlar bomboş kaldıkça

Merhamet de yoksul vicdanlarda kayboluyor.

 

Post modern zamanda.

İnsanın vicdanı azapta olunca

Ve

Merhametin yoksulluğu dibe vurunca/vurdukça

Vicdanın sınırlarını aşıyor

Ve haliyle merhamet de sıfır noktasında bırakılıyor.

..........................................................................

Merhametten mahrum bir Âlemin içinde yaşadığını zanneden insan da

Yaşadığı âlemdeki zaman potasında eriyerek bir hiç oluyor.

 

İnsanlık bu haliyle diri canlı değil.

Adeta ölü canlılar olarak yaşıyor

Yaşıyor ama ....yaşamıyor.

.............................................................................

Acı ve ıztırap;

Yüreğimizdeki vicdanın besin kaynağı

Acı; fıtratımıza ait hislerimizin akort eden bir sızısı adeta

Hüzünlerimiz çoğaldıkça acı ve ızdıraplarımız da artar.

 

Vicdan; acı ve ızdıraptan beslendiği

Belli olduğuna göre

Doğru ile yanlışı ayırt etmek için

Akla yardımcı olan en kuvvetli duygu biçimi olmalı.

 

Vicdani duygularımız yoksullaştıkça

Merhametin , vicdan hislerimizi yönlendirici takâti de kalmıyor

Merhamet yoruldukça insanı yaşatıp destek vereceği direnci de azalıyor

Direnç azaldıkça tükeniş başılıyor

Ve bir direniş dinamiği olan merhametin tükenişi ile sıfır noktasına yaklaşılıyor.

.........................................................................................

Merhametin sıfır noktasına varmış olmaksa

 

İnsanlık değerlerinin kayboluşu anlamına geliyor.

 

İnsanlık, zamanın evrelerine göre yaşlandıkça değil

Daha fazla rahata erdikçe

Hayatın içinde var olan herşey kolaylaşıyor

Rahat ve kolaylık

İnsanın susturulmuş ve akîm bırakılmış vicdanını duyarsız kılıyor

İnsan nankörleştikçe kıraçlaşan gönlü, iyice çoraklaşıyor

Böylesine

Bir umarsızlık ya da yerinde sayma ise hayatı daha da işlevsiz kılıyor

Değer taşıyan herşeyi pasifize ediyor.

Vurdumduymazlığın ve yerinde saymanın pasifliği susarak arttıkça

İnsan, giderek yaradılışının ilkelerine isyan ediyor.

Kendini yaşatıcı ve var kılıcı değerleri ekarte edip iyice önemsizleştiriyor.

......................................................................................

Aslında; fıtrat aynı zamanda yaradılıştır.

Yaradılış, kıyamete kadar sürecek olduğuna göre

O halde, insan nerede ve nasıl durmalı?

Ya da nerede duracak diye sormalı?

 

Kalbi besleyen vicdan duyguları körelirse

Vicdanla irtibatlı merhamet de bir işe yaramaz.

 

İnsanı ve hayatı sevmesini unutanlar

Merhameti yaşatamazlar.

 

Acıma duygularını ucuzlatanlar

Merhameti zenginleştiremezler.

 

...................................................................................

Günümüz popüler kültüründe acılara bakmak

Belirli mesafeden”acıyı paylaşma”şeklinde giderek yaygınlaşıyor.

Post modern insanın yaşam biçiminde ızdırapları metalaştırma var.

 

TV ekranlarında acılı haberleri, çayımızı içerken izliyoruz.

Dünyanın bir yöresinde yaşanılan bu acılar

TV imgesi marifetiyle hafifleşiyor.

Acılarla örülmüş imge seli

İnsanın gerçeklik hislerini aşındırıyor.

Gerçeklik hislerimizi aşındırdıkça

Merhamet noktamızı da umarsızca en dip sıfır seviyesine indirgiyoruz.

.....................................................................................

Şu an ülkemize sınır komşusu olan bir ülkede

Müslümanların katledilmesinden bahsedenler

Katlonulan bu insanların acısına bile sağırlaşabiliyor.

 

Merhamet ise ötekini bile empati ile tahayyül edebilmektir.

Hayattan kovmamaya çalışmaktır.

Anlamaya çalışmaktır.

Şefkatimizi küllendirmemektir.

Seyirci kalıp insanları

Öldürtmemek için

En azından bir vicdani davranış içinde bulunmaktır

Vicdanları iyice yorup”mehameti” ayaklandırmaktır.

 

Böylesine hüzün dolu acılara

TV ekranlarından belli bir mesafeden değil

Ancak yakından izlendikçe

Bu acı, bizlere bir şeyler öğütleyebilir diye düşünmek gerektir.

Acıya ve acılara merhamet ile bakmak

Önce biz insanlara

Birinin hayatına nasıl saygı duyulur sorusunun

Cevabını vermeyi öğretebilir diye ibretle bakmaktır.

................................................................................

Sadece bir iktidar olmak adına

Ya da bir rant temin etmek adına

Çıkarılan her savaş, bir zulümdür.

..................................................................................

Yoksulluk üzerine yaşanan bir tabloyu görüp hissettiğimizde

Yoksulların yaşadığı zorluğa bizi daha duyarlı kılmıyorsa

İşte!orada

Merhametin değil emaresi,

Zerresi bile yok demektir.

...............................................................................

Kış'ın o çok soğuk günlerinde yaşanılan

Büyük kentlerin sessiz ve karanlık noktalı mekanlarında

Yani köprü altlarında ya da metruk harabelerinde

Birbirlerine üşümemek için

Sımsıkı kenetlenmiş kimsesiz veya yetim kalmış çocuklara

Göz göre göre duyarsız kalmak

Yaşanılan acılarını ve ızdıraplarını bakmayı

Bizlere gördür/e/miyorsa

............................................................................

Kazançta meşru olmayan soygun ve vurgunlar

Sosyal yaşamda lüks ve israf ile yapılan savurganca tüketimler

Gelir dağılımında yaşanılan her türlü adaletsizlikler

Bir toplumu sefalete götürüyorsa

 

Bir yerde kayırmacılık,iltimas,rüşvet olayları bir belgesi olmadan artmışsa

Tüy bitmediklerin hakları ve imkanları bir biçimde çarçur ediliyorsa

Burada sayılan günah alanına girmiş

Ne varsa

Hepsi bir arada olumsuz bir işlev içindeyse

Orada vicdan ve merhametin sesi kesilmez mi?

....................................................................................

Özellikle büyük kentlerde birbirlerini tanımadan yaşayan insanlar arasında

Sosyal ilişkiler asgari seviyenin altına inmişse

İnsanlar yanı başındaki acı çeken, mağdur olan insanları duymada zorlanıyorsa

 

Büyük kentlerde daha fazla işlenmekte olan suçlara karşı bir tavır alıp

Yaşanılan onca kötülükleri savmak için

Önce kalbimizle buğz edip

Sonra da elimizle ve dilimizle müdahil olabilecek bir cesareti gösteremiyorsak

İşte ! Orada insanlığın merhameti sıfırlanmış demektir.

...................................................................................

 

İnsanlık tarihinin başlangıcından bu yana kendilerini

Hatasız/yanlışsız,Dokunulmaz/Eleştirilmez/Tartışılmaz/Sorgulan/a/maz ve Ulaşıl/a/maz davranış biçimlerini sergileyen İnsan toplumları kendilerini nasıl da tahammülsüz veya itibarsız mertebelere taşıdıklarını sorgulayamamış sayılırlar.Bu yüzden insanlar arasında sınıf kimlikleri meydana gelmiş.Alt-Üst sınıf oluşumları beşeri hayata dahil olarak yerlerini almışlar.

 

Yine bu nedenlerden ötürü kendilerini, kendilerine teslim edenler

Kendi kendilerini yeterli kılıp fütursuzca tuğyan içinde olanlar

Kendi doğrularını yegâne doğru bulup bu doğrularını topluma dayatanlar

Bencillikte, egoizmi

Kayırmacılıkta,asabiyeti

Hazcılıkta, hedonizmi

Kendini sevmede, narsizmi şiar edinip yeryüzünde egemenlik kurmaya çalışırlar.

Adaletsizliğin yaygın hale geldiği bir suç toplumunu oluştururlar.

Suç toplumu;

Suçlar ve suçlulular üretir.

Suç işlendiğinde suçu işleyenlere karşı

Bir suç toplumu;

Mağdur olanları korumak için Adalet önünde şahitlik yapamıyorsa

Yine bir suç işlendiğinde suçluyu koruyup kollamak için

Bile bile yalancı şahitlik yapabiliyorsa

Aynı şekilde hak ve hakikatin yanında saf tutmayıp

Sorumluluk bilincini iğdiş ederek nemelazımcılığa tevessül edip

İstismarcılığa başlanmışsa

 

Vicdani ahlaki değerlerin tükenişi

İnsaf ve merhametin ise

Yoksulluk yüzünden

Nasıl sıfırlandığını da apaçık hale getirirler.

..................................................................................

Postmodern zamanda yapay ve gerçek dışı olan tutsak olmuşluk

Eğer ruhumuzun ihtiyaçlarını gideremiyorsa

Kabul edelim ki bu ihtiyaçlar, maddecilikle sağlanamaz.

Hayatın içinde var olan

Acı,gam,keder,tasa,hüzün ve ızdırapla başabaşa kalamıyorsak

Bu kadar gerçek varken

Sanal gerçek dışılıklıklarla oyalanıp

Fıtratın özünde var olan merhameti nasıl tanıyacağız?

Hakikati yaşamadan sanal gerçekliklerle hayatımıza nasıl şekil verececeğiz?

Vicdan ve merhamet hayatın olmaz ise olmazı sayılan

Ve

İnsan ruhunun tefekkür ilacı olan

Acılarla insanı diri tutan

Uyarıcı bir akıl hocasına nasıl kavuşacağız?

 

Aslında tattığımız gönlümüzü inciten bütün acılar

Gözlerimizde akan göz yaşlar

Ruhumuzu dağlayan yaralar

Rahmetle buluşmak için duaya tazarruen açılan eller

Bizi daha bir insan kılar.

Bizi daha bir mümin kılar

 

Duygusal acılarla büyüyenler

Acılar yaşanırken tezekkürü,tefekkürü bir an bile unutmadan

Taakkul, teemmül ve takva ile haşrolup

Meşakkatlere tahammül ve metanetle taalluk içinde olanlar

Var olmayı ve yok olmayı göze alabilen cesur insanların işidir.

 

İçinde yaşadığımız postmodern zamanlar

Bugün tüm dünyanın içinde bulunduğu ahlâki duyarsızlıklara

Ve değerlerin yozlaştığı bir insanlık dramına daha fazlaca tanıklık ediyor.

Artık günümüz insanlığının idealleri ve idealistleri yeterince yok mesabesindedir.

Çünkü! Dünyayı değiştirebilecek bir kudretleri yoktur.

Hayallerini yitirmiş

Vicdanlarını çözmüş

En ufak bir merhamete müspet cevap ver/e/meyen

Kulak bile asmayan bu insanlık, acaba yaşamın neresindedir?

Bir toplumda merhamet sıfırlanıyorsa

Hoşgörü,diyergamlık, empati,anlayış ve sevginin azaldığı yerde

Daha çok şiddet

Daha çok suç işlenmesi kaçınılmazdır.

.....................................................................

Bu günün dünyası, merhametin rahmetini çoktan unuttu

Çünkü insanlığın kahir çoğunluğu

Otomatik işleyen bir kuruluma bağlanarak

Ruhları ile birlikte kimliklerini,hazlara ve fahşaya râm olarak

Gücün sembol ve temsilcileri olanlara kendilerini teslim ettiler.

 

Mele ve mütref azınlıklar ise bütün zamanlarda olduğu gibi

En çok güç yarışlarını yaşadığımız postmodern bir çağın içinde

Asırların birikimini arkalarına alarak işlerini daha bir profesyonelce yapıyorlar.

Daha fazla sömürüyorlar

Daha fazla bilinçleri süblimine ederek

Daha fazla şartlandırmalar yaparak

Daha fazla biyo siyasetlerle esir alıyorlar

Daha fazla insanlığın ikbal ve istiklalleriyle oynuyorlar

Daha fazla zülmediyorlar

Daha fazla kan ve göz yaşı döküyorlar.

 

İnsanın ve insanlığın

Kalplerinde vicdanlarının sesini susturdukları için

Var olmayan merhametlerini de zülme dönüştürdüler.

Dünyada bir avuç olan bu müstekbirler

Zulümlerini

En çok da müslümanların yaşadığı coğrafyalarda yapıyorlar

Afganistan,Irak,Suriye,Arakan ve diğer müslüman topraklarda

Yıllardır hiç durmadan kan döküyorlar

Milyonlarca müslümanın kanı

Merhametleri dumura uğramış

Kalpleri kararmış bu zalimlerce akıtılmaktadır.

Son otuz yıldır kaç milyon kardeşimizin kanı doküldü bileniniz var mı acaba?

Bu marazi durum,sürgit devam ettiği sürece

İnsanlığın yaşadığı sefalet,ızdırap ve dramlar da hiç bitmeyecektir.

Kurtuluş

İnsanlık çoğunluğunun

Bir gün merhametin buluşmasına karar verinceye değin

Her zülme uğramış coğrafyada bu dram sürecektir.

İnsanlığın uyanışı başlayınca ancak sönecektir.

..........................................................................

Bir insanın olduğu mekanda

Bir ülkenin içinde yaşayan toplumda

Merhametin varlığı,güvenlik alanıdır.

 

Bir yerde umud ve ümit varsa orada güvenlik var demektir.

Umudu ve ümidi diri tutan insanlık yaşamının başında

Hiç şüphe yoktur ki o da

Yeryüzündeki merhametin varlığıdır.

......................................................................................

Zulüm ve Merhamet birbirlerinin zıtlarıdır.

Merhamet yoksa

Zulüm de çoksa

O halde zülme karşı

Merhameti direnişe geçirmek gerek

Her merhamet direnişi, bir diriliştir.

Her diriliş, bir uyanıştır.

Her bir uyanış,kurtuluştur.

......................................................................................

Dinlemeyi kaybedersek

Başkalaştırdıklarımızı nasıl işitebiliriz?

 

İnsanların gerçek ihtiyaçlarını

Onları dinlemediğimiz için bir iletişim bağı kuramıyoruz.

İnsanları dinlemeden,hallerini araştırmadan

Kendilerine kendimizi yakın bulundurmadan

Uzaklıkları ve soğuk mesafeleri kendimize nasıl sımsıcak durarak yakın kılabiliriz?

 

En yakınlarımızı yüz yüze gelme buluşmaları yapmadan

Onların acılarına ve sevinçlerine nasıl ortak olabiliriz.

 

Hayatı okuyabilmek;

Lafzi işaretleri bilmekle başlar.

Yüce Allah'ın afaktaki ayetini görüp okumaktan geçer.

Allah'ın enfüsi/insanın iç alem ayetini okumak

İnsanı okumaktan geçer.

İnsanı okumak ise onun vicdan ve merhametini tanımaktan geçer.

 

 

Ey! Merhamet.

Ey! kalpleri buluşturan rahmanın rahmeti

Kalpten kalbe köprüler kuran güvenli fıtrat!

Bilinç ışıklarını yaktır ki

İnsanlığın vicdani aydınlansın.

Merhametin insanlığı saracak şefkatiyle tüm kötülükler dağılsın

Rahmetinin ışığıyla karanlıklar aydınlık olsun

Aydınlığın ışığını bekleyen

Zayıf bırakılmış ve mağdur olmuş insanlar var olsun.

Ebeden bu alemde ve öteki alemde

İnsanın ve insanlığın kalbi şefkatle

Rahmanın lütfuyla yoğrulsun.

Ve

Merhamet sürgit daim olsun.

Vesselam.

 

 

“Çünkü kullarımdan bir grup: -Rabbimiz, iman ettik, bizi bağışla, bize merhamet et, merhamet edenlerin en hayırlısı sensin! Derlerdi.”23/109

 

Degerli Yazarimiz NACİ CEPE Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazar, 06 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #1 RE: MERHAMETİN SIFIR NOKTASI 2013-06-11 13:26
Kişi imanın ve bilimin derinliklerinde yol alan tefekkür ehlinden olunca Allah onu mütefekkirler zümresine dahil eder.
Allah dostu olan mütefekkirler de insanlığın en hassas nahiyesini işte böyle tahlil eder ve çareyi;
"Zulüm ve Merhamet birbirlerinin zıtlarıdır.
Merhamet yoksa
Zulüm de çoksa
O halde zulme karşı
Merhameti direnişe geçirmek gerek
Her merhamet direnişi, bir diriliştir.
Her diriliş, bir uyanıştır.
Her bir uyanış, kurtuluştur." diyerek ilan eder.
Tebrik ve teşekkürler sayın hocam, Allah sizden razı olsun...
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2873
Dün2795
Tüm Zamanlar4207364
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 77 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2193
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?