• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon ABD, BATI'YI ve BOP'U İYİ ANLAMAK

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Bu BOP konusuında yazdığım dördüncü makaledir. İlk makalem Erdoğan’ın 2009’da başbakanın katıldığı Davos Dünya Ekonomik Formunda İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e “VAN MİNUT” dediği gün yazmıştım. Ve başbakanın bu çıkışını Türkiye’nin BOP’unun başlangıcı ilan etmiştim. Daha sonraki 12 Ekim 2012 tarihli yazımın başlığı “ABD ve TÜRKİYE’NİN BOP’LA İMTİHANI” idi. Son yazımda “ULUSALCILARIN BOP’LA İMTİHANI” idi. Bu yazılarda özetle; Ortadoğu’da ABD’nin bir BOP’u (Büyük Ortadoğu Projesi) olmasına karşılık Erdoğan’nın da bir BOP’u (Büyük Osmanlı Projesi) olduğuydu ve bu projenin başlangıcını ise Davos’ta ki “VAN MİNUT” bağlayarak ulusalcıların bu konuyu tam anlayamadığını ve hala başbakanı boş yere ABD uşaklığı ile BOP’un eş başkanı olması ile suçladıklarının altını çizmiştim.

Gerçekler her geçen gün, gün ışığına çıkmaya ve yazdıklarımızı doğrulamaya devam etmektedir. Bu gün çıkan bir habere bakalım:

“İsrail Altyapı Bakanı Silvan Şalom'un “Türkiye'yi Yeni Osmanlıların iktidarından kurtaracak her gelişmeyi memnuniyetle karşılarız” demeçlerini aktardı. İlginç bir tesadüf, İngiliz Independent on Sunday yazarı Patrick Cockburn da makalesinde Türkiye'de ve Orta Doğu'da son dönemde yaşananlar sayesinde Yeni Osmanlıcılık tehlikesinin (!) geçtiğinden söz etti. Patrick Cockburn yazısında “Yeni Osmanlılar fikri, Ankara'nın geç anladığı bazı tehlikeler içeriyordu. Bugünlerde artık Yeni Osmanlıcılık konuşulmuyor” ifadelerine yer verdi.” *

 

Nasıl her şey apaçık ortada değil mi? Son gezi parkı olaylarıyla gerçek gün yüzüne çıkmıştır. Değerli müttefikimiz (!) ABD içinde durum farklı değil küresel sermayenin sesi The Ekonomist, New York Times, İngiltere’de BBC hep bir ağızdan demokrasi dersi vermeye başladılar. ABD’de Wall Street’i İşgal Et” eyleminde 32 kişi öldüğü halde ve yabancı düşmanlığından dolayı AB ülkelerinde günlerce süren sokak ayaklanmalarında kendi ülkelerindeki demokrasiyi sorgulamayanlar bir meydanın düzenlenmesindeki kesilen ağaçlar protesto eden (!) gösteriler için polisin müdahalesiyle hükümeti devirme hedefine yönlendirilmeye çalışılmaktadır. Konuyu yanlış yöne çekecekler için biraz daha açalım. Osmanlı’nın kendisi aslında devrini doldurup yanlışıyla doğrusuyla tarih sahnesinden çekilmiştir. Her çıkışın bir de inişi olacaktır. Bazı marjinal gurupların tarihten gelen bir Osmanlı karşıtlığı içinde olduğu bilinmektedir.

 

Önce konuyu doğru anlayalım, Osmanlı’nın bir sembol olduğunu iyi kavrayalım. Ancak ORTAÇAĞ KARANLIĞINDA insanların ırk ve din adına birbirine yaşam hakkı tanımadıkları bir dönemde bir sürü ırkı ve dini bir arada insanca yaşatmış bir medeniyete de haksızlık etmeyelim. Ne yapalım her çıkışın bir inişi var, çağın gidişini iyi kavrayamayıp zaman içinde tavsiye olmuştur. Kimse çıkıp ta Osman oğulları sülalesini tekrar devletin başına padişah olarak geçirecek ve eski toprakları fethe çıkacak değildir. Ancak Osmanlı bugünkü AB gibi faklı medeniyeti temsil etmekteydi. Batı’nın maddeci ve sömürgeci anlayışı karşısında daha insani bir kültüre sahipti. Batlı sömürgecileri tekrar koku aldı, dünün hasta adamı artık iyileşti ve yiğit yerinden kalkarak er meydanına çıktı. Davullar yeni yiğit için çalıyor. Artık hastalık Batıya bulaştı, hasta adam onlar oldu.

Türkiye kendi imkânlarıyla topunu, tüfeğini, füzesini, tankını, helikopterini, insansız uçağını yapan ve önümüzdeki günlerde de savaş uçağını yapacak olan bir ülkedir. Batılı sömürgeciler, küresel silah tüccarları ve İsrail için bu durum korku vermektedir.   Bu gerçekleri iyi anlamak ve hak aramak gibi bazı masumane isteklerin hangi maksatlar için yönlendirildiği görmek gerek. Herkesin bu tehlikeye odaklanması gerekir. Birilerine bir taşla beş kuş avlamasına müsaade etmeyecek basiret gerek. Bakın bu yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisi yine %3 büyüdü. Euro Bölgesi'nin en büyük ekonomileri Almanya yüzde 0.3, Fransa yüzde 0.4, İtalya yüzde 2.3 daraldı. Türkiye ilk çeyrekte yüzde 0.6 büyüyen ABD'nin 5 katı büyümüş oldu ve bu büyümenin asıl anahtarı ise İslam ülkeleriyle yapılan yeni ticaretlerdir.

Herkesin bizim gibi düşünmesini bekleyecek halimiz yok ve hükümetinde her icraatını savunacak değiliz. İnsanların farklı fikir ve beklentileri olabilir. Biz burada ülkemizi ve tüm Ortadoğu’yu ilgilendiren önemli bir gerçeğe dikkat çekmek istiyoruz. Biz bu oyunları 12 Eylül öncesinde de çok yaşadık. Birileri masumane vatan kurtaracak istekler peşinde koşarlarken bilmeden dış güçlerin emellerine hizmet ettiklerini gördük. MHP bundan bir ders almış ki hükümete muhalefetini gösterirken ölçüyü korumaya dikkat etmektedir. Şunu iyi bir gerçek ki dışta da iç te de bu çevrelerin rahatsızlığının sebebi, Türkiye’nin İslami söylemlere sahip ellerde büyütülmesi ve bu büyümeden önceki iktidarlarda olduğu gibi dış sermayenin içteki temsilcilerinin, istedikleri gibi devlet sırtından nemalanamamasıdır. Bu ülkede dış sermaye temsilcilerinin trilyonlarca lira vergi kaçırdıkları ve bunlardan kimsenin hesap sorma cesareti gösteremediklerini iyi bilmekteyiz. Daha cumhuriyetin ilk yıllarında iki tane uçak fabrikası kuranların nasıl batırıldıklarını ve bu döneme kadar tekrar savunma sanayinde elle tutulur bir gelişme yaşanmadığı iyi bilmekteyiz. Daha yakın zamanda bu projelerde çalışan mühendislerin başına neler geldiğini herkes hatırlar. Hal böyle iken içimizdeki Ulusalcılar şimdi Esed gibi bir diktatörü desteklerken gelişen gezi parkı eylemlerinde kimlerin yönlendirmelerine kapıldıklarını farkında mıdırlar? Bu ülke gerçek Türk baharını 2002 seçimleriyle yaşadı ve tabi ki Arap Baharına karşı sessiz kalmayacak. İleride belki bu bahar bazı Türk Cumhuriyetleri’nde de esecek. Ülkemiz geçtiğimiz yıllardaki yapısal değişikliklerle AB standartlarında bir anayasaya kavuşarak darbecilerden hesap sorabilecek bir özgürlükler kazandı.  AB ülkeleri standardında bir anayasa, özgürlük ve demokrasiye sahip olan ve Avrupa Birliğine girmeye çalışan bir ülke konumuna yükseldik. Türkiye artık 21. Yüzyılda hala askeri vesayetlerle yönetilen 3. Dünya ülkesi bir ülke olmaktan çıktı. Son terör belasında da kurtulmak üzere iken yeni bir belanın içine çekilmek istenmektedir. Bunu görmek ve bu oyuna gelmemek gerek. 

*http://www.timeturk.com/tr/2013/06/12/ingiltere-ve-israil-in-yeni-osmanli-korkusu.html

Son Güncelleme (Perşembe, 13 Haziran 2013 21:23)

 

Degerli Yazarimiz İLHAN AKKURT Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cuma, 04 Haziran 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün3166
Dün4075
Tüm Zamanlar3780357
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 538 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1362
İçerik : 1479
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?