Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon SOROZ TURUNCU DEVRİMLERİ YA DA KAPİTALİST EMPERYALİZMİN EN TEHLİKELİ SİLAHI: DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK!!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Demokrasi ve özgürlükler, insanın esaretten kurtulup hür iradesi doğrultusunda insanca yaşaması için son derece önemli kazanımlardır. Tabi insan yaşamı ve hür iradesi üzerinde en büyük esaret ve hâkimiyet en başta yönetimlerden kaynaklanmaktadır. Geçmiş asırlarda sürmüş ve hala günümüzde de birçok ülkede hala varlığını sürdüren bir kişi veya ailenin hâkimiyetine dayalı krallık, şeyhlik gibi rejimler insan iradesini ve özgürlüklerini kısıtlayan rejimlerdir. Bu tür rejimlerde tek doğru fikir, kral ve ailesinin toplum ve ülke üzerinde hâkimiyetini meşrulaştırıcı, onları yüceltici ve aldıkları kararların tartışılmaz doğruluğunu onaylayıcı ideolojilerdir. Bunlara karşı hiçbir görüş ve hareketin yaşaması mümkün değildir. Ülke yönetimi ve önemli görevler ehliyetli eller yerine, yönetime yakın aile ve onların destekçilerinin elindedir. Böyle bir ülkede aklıselim insanların verimli çalışması ve ülkenin ilerlemesi mümkün değildir. İnsanlık tarihi dünya hâkimiyeti peşinde koşan bu tür yönetimlerin sebep oldukları savaşlarla doludur. Günümüzde bu tür rejimler faşişt ve dikta olarak tanımlanmaktadır.

İnsanlık bu ortaçağ kalıntısı rejimleri, aydınlanma çağı ile başta Amerika ve Fransa gibi ülkelerdeki halk ayaklanmaları ile bu tür rejimlere alternatif yönetimler olan halkın hür iradeleri ile seçimle iş başına geçen cumhuriyet ve ilerleyen yıllarda demokratik rejimler kuruldu. Görünüşte bu gelişmeler insanlık için faydalı görünmektedir. Ancak ilerleyen yılarda insanlık 2 dünya savaşı yaşayarak şok oldu. Bu iki savaşta neredeyse dünyanın tamamına yakını esaret altına girip sömürgeleşti ve son iki asırda 200 milyon çıvarında insan katledilerek, tüm insanlık tarihinin en büyük insan katliamları yaşandı. Asıl enteresan olanda bu katliam ve işgallerde demokrasinin önderleri olan aydınlanmış ülkeler olması insanlığı şok etmiştir.

İnsan hak ve özgürlükleri, dünya barışını savunarak yola çıkan bu ülkeler ne olmuştu da tam bir dikta uygulamalarına dönmüşlerdi. Yönetim biçimi böyle insani uygulamaları savunurken bu işgalleri tetikleyen neydi? Problemin temelini incelediğimizde altında yatanın insan egosuna dayanan KAPİTALİST EGONOMİ’nin yattığını görmekteyiz. Demokrasi gibi bir insani rejimle ülke yönetimi maalesef, toplum menfaatinden ve insanlıktan daha fazla kendi çıkarlarını düşünen hâkim derin güç burjuvanın eline geçmişti. Yani kendi hâkimiyetini düşünen bir kral ve ailesinden kurtulalım derken ülke doymak bilmez bir sürü kral ve avenesinin eline geçmişti. Demokrasi maskesi altında kurdukları KAPİTALİST EKONOMİK SİSTEM doymak bilmez insan egosunun tatminine dayanmaktadır. Maddi gücü ele geçiren bu çevreler siyasilerle girdikleri derin ilişkilerle ülke kaynaklarını ve politikalarını kendi çıkarları istikametinde yönlendirmişlerdir. Kendi ülkeleri yetmemiş dünya pazarlarını ellerine geçirerek küreselleşerek kendilerine karşı diğer ülke yönetimlerini ve rejimlerini de tehdit etmektedirler. Günümüzde artık, ülke işgalleriyle beğenmedikleri yönetimleri devirmek çok pahalıya mal olduğundan ve halk direnişiyle karşılaştıklarından, kendileri çıkarları engelleyen ülke rejimlerini son yıllarda TURUNCU DEVRİM denen halk hareketleriyle devirmektedirler.

Bu adamlar Ortadoğu gibi birçok ülkede darbe ile başa geçen şeyh, kral gibi dikta rejimlerle, kendilerine hizmet ederken, akıllarına hiç demokrasi, insan hakları ve özgürlükler gelmeden gayet iyi ilişkilerde olup, zamanla bu diktalar SADDAM HÜSEYİN gibi kendilerine yan çizdikleri zaman, birden demokrasi kahramanı kesilerek karşılarına dikilmekte ya zorla ya da çeşitli vakıf, dernek ve iletişim araçlarıyla halkı örgütleyip isyan ettirerek devirmektedirler. Ama bazen İran’da ve Arap baharında olduğu gibi bu halklar devrimden sonra onların arzu etmedikleri kişileri başa geçirmektedir.

Şu bir gerçek ki dünyada en gelişmiş ülke olan ABD dahil olmak ekonomik problemler yaşamayan hiçbir ülke yoktur. Hangi ülke olursa olsun halkın % 50’si daima ekonomik zorluklar içinde yaşamaktadır. Bugün ABD dünyada gelir dağılımı en bozuk ülkeler arasında olup Türkiye ile ayni seviyededir. ABD’de ekonomik problemlerden kaynaklanan 32 kişinin öldüğü “Wall Street’i İşgal Et” eylemi buna örnektir. Bu demektir ki her ülkede halkın yarıya yakını hoşnutsuzdur ve dış provokasyonlara açıktır.

İşte dünya hâkimiyeti peşinde koşan KÜRESEL FİNANS KAPİTAL DERİN GÜÇLER ülke halkları arasındaki bu problemleri kullanarak kendilerine karşı yönetimleri maalesef halk devrimleri ile tehdit etmektedir. Meşhur borsa spekülatörü ABD’li SOROZ gibiler bu devrimlerde çil çil dolarla sponsorluk yapmaktadırlar.* ABD ve CIA destekli OTPOR gibi profesyonel örgütlenmeler bu hareketlerde organizatörlük yapmaktadırlar. Artık bu güçlerin ülkelerde halk devrimi organize eden profesyonel teşkilatları var.

İŞİN EN KORKUNCU YAŞAM ZORLUKLARI ALTINDA YAŞAYAN BU HALK KİTLELERİ MAALESEF DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK VE BARIŞ GİBİ MASUMANE FİKİRLERLE KANDIRILMAKTA VE İŞİN GERÇEĞİNİ ANLAMADAN KÜRESEL EFENDİLERİN İSTEKLERİ DOĞRULTUSUNDA HİZMET ETMEKTEDİRLER.

Burada şu yanlış anlaşılmasın; zorluk içinde yaşayanlar seslerini duyurmasın yoksa küresel güçlere hizmet eder demek istemiyoruz. Elbette insanlar hak aramak için bazı eylemler içinde bulunacaktır. Ancak şu unutulmamalıdır ki demokrasilerde yönetimler ancak seçimle değiştirilir. Bu durum demokrasinin güzel bir sigortasıdır. Melese olan masumane hak arayalım derken ülkemizi birilerinin esaretine düşürmeyelim. Bu küresel güçler Komünizmi yıktıktan sonra İslam’ı yeni düşman seçtiler. 11 Eylül 2001 ikiz kule saldırıları, Irak ve Afganistan işgalleri daha 6 ay önceden planlanmış organize işlerdir.  Ülkemizde bir halk ayaklanmasının daha 2009’da planlandığı ortaya çıktı.** Bunları ayrıntılarını yazdığım kitabımın www.armagedonsavasi.com isimli sitesinden daha ayrıntılı okuyabilirsiniz. Geçen şubat ayında ABD’de bir think thank kuruluşunda işin provası bile yapıldı. Masumane gezi parkı eylemlerinde eylemciler öncelikle 4 noktaya saldırdı. Başbakanlık, meclis ve başbakanın Keçiören’deki evi ve İstanbul’da başbakanın Dolmabahçe’deki Ofisi. Guruplar başbakanın Keçiören’deki evine 125 metre polis müdahalesiyle zor durdurabildiler. Bu durum işin vahametini anlatır sanırım.

Hani birilerinin dediği “Kardeşim anla artık gezi parkı bahane”. Bu ülke daha 1930’lu yıllarda 2 tane uçak fabrikasına sahipti. Birileri onları batırdı. Araştırın İstanbul Yeşilköy hava limanında 1930’lu yıllarda ne varmış. Hani şu ünlü müzisyen Melike Demirağ’ın babası Nuri Demirağ kimmiş, bu ülkede neler yapmış, nasıl ve kim tarafından batırılmış. Düşünün bu fabrikalar 80 yıl önce kurulmuş ve yaşasaydı bugün neler yapardı. Bu ülkede yıllarca TÜBİTAK vardı ve işi gücü her kurumda olduğu gibi siyaset yapmaktı. Şimdi ise yok füze, yok gece görüş aletleri, yok savunma yazılımları, yok uydu araştırmaları, yok tank, yok uçak Bor ve Toryum araştırmaları sürüp gidiyor. Şimdi de kalkmışlar uzay mekiği ve uçaklara kaşı lazer silahı araştırmalarına. Eeeee durup dururken şimdi nerden çıktı bu ileri teknoloji işleri. Hani her ülke böyle işleri başaramazdı. Şu iyi bilinmeli; eğer birileri bu kurumdan bu araştırmaları yapacaksın al sana para demezse kimse bir şey yapamaz. Olay bu kadar basit. Bu kurum yıllardır bu ülkede vardı. Kendi topunu, füzesini, uçağını, uydusunu, tankını, helikopterini, lazer silahını vs. yapan ve adı da İslam olan bir ülke rahat bırakılmaz. Bunu unutmayalım. Vatan kurtarmak için meydanlara çıkanlar artık çok dikkatli olmalı. Bakın İsrail’li bakan ne diyor: “Bu eylemler ülkenin başına geçen YENİ OSMALICILARA iyi ders oldu”. Anlayan anlasın  “Kesilen 3 tane ağaç bahane” ama geçmişte ayni şekilde kesilen 3 tane başa çok yazık oldu. Kesilen 3 ağaç yerine binlercesi dikilir ama insan ? Birileri “Bunların sonu Menderes gibi olacak “ boşuna demiyor.

*http://medyagundem.com/iste-gezi-sponsorlari/

**http://haber.stargazete.com/yazar/turkiye-hakkinda-korkunc-deneme/yazi-763141

 

 

Degerli Yazarimiz İLHAN AKKURT Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cuma, 04 Haziran 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #1 RE: SOROZ TURUNCU DEVRİMLERİ YA DA KAPİTALİST EMPERYALİZMİN EN TEHLİKELİ SİLAHI: DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK!! 2013-09-07 10:32
merhaba sevgili ilhan bu yazınızı bir cümleyle özetleniz istense ne yazardınız.teşekkürler
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1224
Dün1043
Tüm Zamanlar4262256
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 150 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2473
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?