Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon Yenilikçi, İlerici, Atılımcı ve Millet Sevdalısı Bir Eğitimci

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 9
ZayıfEn iyi 


Vedide Baha PARS’ı Vefatının 55. Yılında Rahmetle Anıyoruz

 

NaciGumusVedide Baha PARS; Yarım Yüzyıl öncesinde Türk Millî Eğitiminin ve Öğretmenlik Mesleğinin yüksek ideallerinin sembolü, yarım yüzyıl sonrasının hedeflerini ortaya koyan numune bir kabiliyet.. Millet sevdalısı bir öğretmen, erdem abidesi güzide bir şahsiyet. Yenilikçi, ilerici, atılımcı bir müdire. Güçlü bir imân, sarsılmaz bir azim.

 

Vatan ve Millet Sevgisi’ni öğretmenlik mefkûresi ile birleştiren, tüm gayesi ‘mamur bir vatan, münevver ve müreffeh bir Türkiye’yi görmek olan bir babanın kızı. “-Kendimizi değil milleti en öne koyalım” diyen büyük idealler peşinde koşan bir babanın evladı. Hayatını bu yola koyan eğitimci bir baba.

 

Okuma zevki ve ihtiyacını, düşünmenin ve buluşun önemini, yorulmamanın sırlarını, kadın haklarını, hayatta olgun insan olmanın ne demek olduğunu, kendini idare edebilme sanatını, çocuk ve gençlere geleceklerini kurma, hayata atılmayı, büyümenin anlamını, sağlıklı bir vücut, sağlam bir ruh’un ne demek olduğunu Radyo Sohbetlerinde, Veli Toplantılarında, konferanslarında anlattı. Öğrencilerini aydınlattı. Gazete ve dergilerde yazdı.

 

Çocuk ve gençlerin ruh ve beden sağlıklarını, psikolojik gelişmelerini çok mühimsedi. Öğretmen okullarında okutulacak Eğitim Psikolojisi kitabına imza attı. İlkokul ve Ortaokullarda Genel Öğretim Metotları ve Uygulama, Okuma Psikolojisi, Eğitim Psikolojisi konularında çağının en iyi eserlerini tercüme ederek dilimize kazandırdı.

 

“1930’da ilk defa İzmir Kız Muallim Mektebinde ruhiyat ve terbiye muallimi olarak mesleğe atıldı. Bilgi dolu kafası, sempatik şahsiyeti, tatlı ifadesi ve öğrenci seviyesine inmesini bilen anlayışlılığı ile derhal talebelerinin sevgisini kazandı. 1932’de ek görevle İzmir Amerikan Kız Kolejinde bazı dersleri İngilizce olarak vermeyi kabul etti. İngilizce’ye olan derin vukufiyeti, vakur ve aynı zamanda dost tavırlarıyla talebelerin gönüllerine girdi.”

 

vedideanim“İdealist bir öğretmen olarak gösterdiği üstün başarılar, İzmir Maarif muhitinde takdir ediliyordu. Bunun neticesi olarak 1941 yılında İzmir Kız Lisesi Müdürlüğüne tayin edildi. 9 sene müddetle bu öğretim müessesinde okuyan genç kızları yarının üstün vasıflı Türk Kadınları ve kültürlü anneleri olarak yetiştirmek için bütün varlığı ile çalıştı.”(1)

 

Aslen Bursalı bir babanın evladı olarak 29 Ekim 1907’de Selanik’te dünyaya geldi. Bursa Öğretmen Okulunda okurken Hocası Halide Edip’in dikkatini çeker ve onun teşvikiyle İstanbul’da Arnavutköy Amerikan Kız Kolejine imtihanla girer. 1928’de kolejden üstün bir derece ile mezun olur. Kolejde iken bir ara hastalanır ve revirde yatarken “Polianna’nın Çocukluğu ve Polianna’nın Gençliği” kitaplarını iki cilt olarak Türkçe’ye çevirir. Mizacı Polianna’nın mizacına tam uyuyordu. 1928 yılında kolejden üstün bir derece ile mezun olur. Bakanlıktan aldığı bursla Şikago Üniversitesinden mezun olduktan sonra Vaşington Türkiye Büyük Elçiliğinde sekreter olarak çalışır. Amerika’da iken pedagoji ve psikoloji ilmini tahsil etmişti. Elinde diploması ile yurda memleket hasreti, hizmet arzusu ile döner. Bir ara İngiltere’ye bursla giderek eğitim sistemlerini incelemede bulunur. Bir çok sosyal kurum ve derneklerde faal olarak çalıştı, destek verdi. 1958 Nisanında Seylan Adasında Dünya Öğretmenler Konfederasyonuna Türkiye temsilcisi olarak katıldı. Aynı yılın 19 Mayısında Kıbrıs Türklerinin davetlisi olarak Kıbrıs’a gitti coşkun bir kalabalığa hitap etti. Magosa zindanını Namık Kemal hatırasına binaen ziyaret etti. “27 Temmuz 1958’de Roma’da başlayacak Öğretmenler Kongresinde Türk Öğretmenini temsil etmeye hazırlanıyordu. Sonrada 7 Ağustosta Atina’da Dünya Kadınlar Birliği Kongresine katılacaktı. Bu tatil faaliyetlerini müteakip 1958-1959 ders yılı için, İstanbul Çapa Eğitim enstitüsü Psikoloji Öğretmenliğine nakli kararlaştırılmıştı. Onun yanı sıra eski okulu olan Arnavutköy Amerikan Kız Kolejinde Dekan Müşavirliğinde bulunacaktı.”

 

“Ne yazık ki bütün bu faydalı faaliyetler, bu güzel çalışma hazırlıkları 24 Temmuz 1958 gecesi karanlıkta azgın bir süratle koşan (giden) bir otomobilin zalim sadmesiyle (vuruşuyla) akim kalmıştı. ….. …. …. Artık yurt dışında Türk Öğretmenini ve Türk Kadınını temsil edemeyecekti.” (2)

 

28 senelik meslek hayatını üstün nitelikli öğretmen yetiştirmeye, Türk Milli Eğitiminin kalite standartlarını yükseltmeye vakfeden bu güzel insan İzmir Kız Lisesi Müdürlüğünden sonra Çapa Eğitim Enstitüsü Müdür Muavinliğine, daha sonra da Gazi Eğitim enstitüsü öğretmenliği ve müdürlüğü hizmetlerinde bulunmuştur.

 

alt26/11/1945 İzmir Halk Evi’nde açılmış olan Kitap sergisinde yaptığı uzun bir konuşmada şunları söylemişti: “… Hakiki saadet hiçbir zaman dıştan gelmez.. O, insanın bedenen, hissen ve zihnen faal ve tatmin oluşundan doğan bir duyuştur. Daima misafir veya dostlarının mânasız ve yersiz iltifatlarıyla beslenen, onların yapmacık taltiflerinden zevk alarak geçinen bir sosyete kadını farkında olarak veya olmayarak ne kadar bedbahttır.” “En mesut insanların çoğu, çok çalışanlardır. Hiçbir şey tam ve son şekliyle yapılmış değildir.” Diyordu. Onu 55 yıl aradan sonra anmak ve anlatmak: Ne vefasızlık. Bir yazar olarak, bir öğretmen olarak kendime diyorum. Meslek hayatımda onun Eğitim Psikolojisi kitabından çok yararlandım. Öğrencilerimin ruh ve beden sağlıklarının korunmasının gerekliliğini ondan öğrenmiştim. Yalnız vefasızlık bende mi? İzmir ve İstanbul birer okula adını vererek yaşattılar. Yanılmıyorsam İzmir’deki okul adını bilahare değiştirme vefasızlığına düşmüşler. Fakat Memleketi Bursa ve Başkent Ankara; babasının Atatürk’e olan yakınlığına rağmen bildiğim kadarıyla ismini bir okula vermemişlerdir. Muhtemelen unuttular. Zaten günü kurtarmaya çalışanların umurunda da değil.

 

İsminin okullara verilmesi de yetmez. Adına Enstitü açılmalı. İyi ki 1962 yılında Ayşe Akıncı’nın hazırladığı, önsözünü Samim Kocagöz’ün yazdığı “ÖRNEK HAYATLAR” kitabı var. Bu eserin genişletilerek tekrar basılması öğretmenlerimizi motive edecektir. Bir de İzmir İzmir Dergisinin 3. Sayısında yaptığı bir konuşma metni var. Bu vesileyle Samim Kocagöz’ün ruhu şad olsun, Ayşe hanım yaşıyorsa Allah selamet versin. Vefat etmişse ruhu şad olsun. Google amca hakkında bilgi veremedi bana. İzmir İzmir dergisine de Kasım 2012’de yaptığım gecikmeli teşekkürümü burada yinelemeliyim.

 

Merhumenin ruhuna fatiha okuyarak konuya uygun düşen şu sözüyle yazıya son veriyorum: “Bilen borçludur. Bu dâvada rolü mühimdir.”

 

_____________________________

(1)  Örnek Hayatlar, derleyen: Ayşe Akıncı. İstanbul, 1962.

(2)  A.g.e.

Son Güncelleme (Perşembe, 25 Temmuz 2013 09:14)

 

Degerli Yazarimiz NACİ GÜMÜŞ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Çarşamba, 16 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #1 TebrikMehmet Ali OĞUZ 2013-07-23 23:06
Toplumda güzellik, iyilik üretenleri rahmetle anarız.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2559
Dün3100
Tüm Zamanlar4123020
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 156 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2346
İçerik : 1491
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?