Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 11
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

mehmet_ali“Rabbimiz; bize doğru yolu göstermiş,

Yedirmiş, içirmiş,

Hastalandığımızda şifa vermiştir.

Her canlı gibi bir gün öleceğiz. İnanıyoruz ki yeni bir yaratılışla tekrar diriltileceğiz.

Şu fâni hayatta birçok hatalarımız olmuştur. Bu hatalarımızın merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimizin bağışlayacağını ümit ediyoruz. (Şuara 78–82) 

İbrahim Peygamberimizin bu duası bizlere ne güzel bir örnek.

Rabbimizin gösterdiği doğru yol nedir? Şüphesiz ki KUR’AN diyeceksiniz. Peki, Rabbimizin Peygamberimize vahyettiği konusunda hiçbir şüphe olmadığına inandığımız Kur’anı anlamak için bir gayret gösteriyor muyuz? Kur’anı Arapça olarak okumanın sevap kazandıracağı öğretilmiş bizlere. Biz de çocuklarımıza Arapça Kur’an okutabilirsek sorumluluğumuzu yerine getirdiğimizi düşünüyoruz.

Oysa Kur’an, anlaşılması ve Rabbimizin öğütlediği mesajları hayata geçirebilmemiz, doğru yolu bulabilmemiz için indirilmiştir.

{Ve bu [Kur`ân], “Kitap, sadece bizden önceki iki topluluğa [Yahudi ve Hıristiyanlara] indirildi; Biz ise, onların okumasından habersizdik [o kitapları okuyamıyor ve dillerini anlayamıyorduk” veya “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz diye Bizim indirdiğimiz bereketli bir kitaptır. O nedenle, rahmet olunmanız için ona uyun ve takvalı davranın. İşte size de Rabbinizden açık delil, kılavuz ve rahmet gelmiştir. Öyleyse Allah’ın ayetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmeleri sebebiyle azabın kötüsüyle cezalandıracağız.} (En’âm 155–157)

Kur’an, son Peygamber Muhammed A.S. a içinde yaşadığı toplumu uyarması ve anlamaları için Arapça olarak indirilmiştir. Eğer Kur’an Arapça olmasaydı Araplar onu anlamayacaklardı. Şu hâlde, Kur’andan yararlanabilmek için mutlaka onun anlaşılması gerekmektedir.

Arapça bilmeyen diğer toplumların, Kur’an’ı anlamadan Arapça telâffuz etmeleri, Rabbimizin Kur’an’ı anlaşılmak üzere indirdiğini bildiren ayetlerine ters düşmektedir. Çünkü telaffuz ettiğimiz kelimelerin, cümlelerin ne anlama geldiğini bilmiyoruz. İşte Rabbimiz de her peygamberi, içinde yaşadığı toplumun ana dili ile eğitmiş ve bu peygamberler de içinde yaşadıkları toplumu ana dilleri ile uyarmışlardır.“Ve biz onlara açıkça ortaya konsun diye her peygamberi yalnız kendi kavminin/halkının diliyle gönderdik..” (İbrahim 4)

Kur’anı inzal sırasına göre ve bildiğimiz lisan ile bir mealden okuduğumuzda; hevâ ve hevesler ile yorumlanan bir kitap haline gelmeden önce, Ehli kitabın (Yahudi ve Hıristiyanların) kendi kitaplarını nasıl tahrip ettiklerini anlayabiliriz. Ancak Rabbimiz Kur’anın korunduğunu, bir benzerinin meydana getirilemeyeceğini bildirmiştir. Kur’anın bu mucizeliği de 14 asırdan buyana yapılan çalışmaların boşa çıkması ile kanıtlanmıştır.

 

{ Ve onlar, "Ona Rabbinden âyetler [mu'cizeler] indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Âyetler [Mu'cizeler] ancak Allah'ın katındadır. Ben ise ancak apaçık bir uyarıcıyım." Kendilerine okunan Kitabı şüphesiz Bizim sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.} (Ankebut 50–51)

Elçilerin getirdiği kitaplardan bâtıni mesajlar çıkarmaya çalışmak (güya keşif yoluyla), vahyin anlamını değiştirir. Kur’an bize bunun yoldan sapmak olduğunu bildirir.

Vahiy ile inşa olmak isteyen insan, Kur’anı Rabbimizin bildirdiği şekilde en yalın ve saf haliyle okuyunca herkesin anlayabileceği ve kendi anladığından sorumlu olduğunu bizzat görür. Kimseye çekebileceğinden fazlasını yüklemeyen Rabbimiz, bize verilenle mutmain olmamızı ister. Yani haddimizi bilmemizi ister. Çalışmalarımızdan bu şekilde nasibimizi aldığımızı görürüz.

Kur’an, başkalarının kendi heva ve hevesleriyle “bana bildirildi”, “ben en iyisini anladım, size anlatayım” şeklindeki tuzaklarından insanı korumaya çalışır. Atalarımızın dinine uymamamızı tavsiye eder. Onların doğru yolda olup olmadıklarını bizim bilemeyeceğimizi ve herkesin kendinden sorumlu olduğu konusunda bizi defalarca uyarır. Çevremizi dikkatlice gözlemlediğimizde masal anlatımlarının, toplumumuzun ilgisini ne kadar çok çektiğini bizzat göreceksiniz.

Kuran’ı anlamanın sonu yoktur, evrenseldir. Kur’ân; sadece Peygamberimizin içinde yaşadığı Arap toplumu için değil, “Tüm insanları karanlıklardan aydınlığa çıkmaları için” indirilmiş son kitaptır. “Andolsun Biz Kur'ân'ı düşünme/öğüt için kolaylaştırdık /hazırladık. O hâlde var mı ibret alıp düşünen?” (Kamer: 40)

Bütün amacı kâr etmek olan bir iş adamı düşünün ki, anapara olarak çok büyük sermayesi atalarından miras yolu ile kendisine intikal etmiş olsun. Kâr etmek istemesine rağmen cesaretle bir karar veremeyip, insanların yararlanabileceği ve kendisinin de kâr edebileceği bir yatırım yapmadığını düşünelim. Elinde tuttuğu sermayesinin, yaptığı harcamalar ile günbegün eridiğini göreceksiniz. Bu kararsızlık içinde ömür sermayesini de tükettiğinde ise kâr etmek bir yana, çocuklarına yaşamlarını devam ettirebilecekleri sermayenin bile kalmadığı görülecektir.

Yukarına verilen örnek, sadece geçici dünya hayatını her şeyin önüne çıkaran bir hayat felsefesini ilke edinmiş kimseler içindir. Oysa eğer inanıyorsanız bu geçici dünya hayatından sonra, içinde ölüm olmayan bir âhiret hayatı vardır. Bu ebedî hayatın sermayesi ise bu imtihan dünyasında kazanılmaktadır.

Rabbimiz, engin merhameti gereği tüm dünya insanlarının yararlanmaları için Kur’anı tüm insanlara hediye etmiştir. Ama biz ne yapıyoruz? Bu hazine olan Kur’anı güzel işlemeli bohçalara sarıp-sarmalayıp, evimizin bir köşesine asıyoruz. Sanki müzelik bir nesne gibi. Aynı yukarıda verilen örnekteki beceriksiz iş adamı gibi. Ondan yararlanmayı düşünmüyoruz.

Acaba Rabbim ne demek istiyor diye merak edip okuyacak birikimimiz de yok. Çünkü Arapça bilmiyoruz. Oysa Müslüman olmak için Arapçayı öğrenme mecburiyetimiz yoktur. İslâm âlimlerinden İmam-ı Âzam’ın “Arapça bilmeyen Müslümanların ana dilleri ile namazlarını kılabilecekleri” yolundaki içtihadını hiç düşündük mü? Yoksa ezberlerimiz bozulacak diye kokuyor muyuz?

 

“Kur'ân'ı öğretti, insanı yarattı, ona beyanı öğretti.” (Rahmân 1–4) Rabbimiz, her toplum için, birbirleri ile anlaşabilecekleri ve diğer toplumlar ile kaynaşabilecekleri lisanlarını da lütfetmiştir. Arap toplumu içinden Rabbimizin seçtiği son peygamberin ana dili ile vahiyleri toplumuna bildirmesinden daha tabii ne olabilir ki? Keza Musa A.S. da kendi toplumuna, Rabbinden aldığı vahiyleri İbranice bildirmiş ve görevini yapmıştır.

 

Dünya’daki her akıllı insan, kendi ana diline çevrilmiş bulunan Kur’anı okuyabilir. Anlamaması için hiçbir neden yoktur. Araştırdığınızda çeşitli ülkelerde birçok insanın Kur’anı kendi ana dilleri ile okuyup anladığına ve İslâm dinini özgür iradesi ile seçtiğine tanık oluruz.

Bir de şöyle düşünelim; Rabbimizin mesajlarını çalışıp anladık. Tüm insanların da yararlanabilmeleri için bu öğrendiklerimizi ırk farkı gözetmeksizin diğer insanlara da duyurmak istedik. Amacımız sadece Allah’ın rızasını kazanmak. Farz edelim ki malî durumumuz da iyi. Kendimize en yakın ülkenin insanlarına da Kur’andaki mesajları anlatabilmek için, o ülkeye gittik. Peki, o insanlara kendi ana dilimizle bir şeyler anlatmak istesek başarılı olabilir miyiz? Anlatmak için ne kadar çaba sarf etsek kaç kişiye duyurabiliriz? Yoksa bir tercüman aracılığı ile mesajlarımızı iletsek daha akıllıca olmaz mı?

Din tarih boyunca aklı işletmeyi, din karşıtı görüş ise gelenekçiliği yani muhafazakârlığı savunmuştur. Ne garip bir çelişkidir ki günümüzde muhafazakârlık ve gelenekçilik dindar olma manasında kullanılmaktadır. Kuran’ın anlattığı dine göre vahiy ve akıl insanların hareketlerine yön vermelidir. Gelenekler, toplumca benimseniyor dahi olsa peşin kabuller, çoğunluk kabul etse bile vahyin ve aklın doğrulamadığı görüşler insan hayatına rehberlik etmemelidir.

Geleneklere körü körüne bağlı kalmak, o toplumun değişmesinin, gelişmesinin önündeki en büyük engel, ayaklara takılmış korkunç bir prangadır. Rabbimiz elçi göndererek, kitap indirerek bu zincirleri çözmeyi, insanları özgürleştirmeyi, değişimi ve gelişimi amaçlamıştır.

Gelin; şu sayılı günlerimizi heder etmeyelim. Elimizde fırsat varken zamanımızı değerlendirelim. İşten güçten zaman bulamıyorum şeklindeki mazeretler ile kendimizi kandırmayalım. Zaten Kur’an düşmanları da bunu istemektedir. Arapça harfleri öğrenerek, “Kur’anı peygamberimizin ana dili ile okuyup sevap kazanacağız” tuzağına düşmeyelim. Günde yarım saat ayırıp, Rabbimizin bizlere hediye ettiği Kur’anı, bildiğimiz lisan ile anlama yoluna girelim.

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.
 

Son Güncelleme (Perşembe, 01 Ağustos 2013 14:02)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+1 #2 Tebrik 2013-08-09 17:45
Değerli araştırmacı yazarı tebrik ederim.
Alıntı
 
 
+2 #1 RE: KUR'ÂNI ANLAYABİLME YOLUNA GİRMEK 2013-07-25 18:16
Tam zamanında çok güzel bir konuya temas etmişler. Dini cehaletimizin en temel nedenlerinden biri; Kuran'ı anlamamak.
Allah'ın ilahi mesajını anlamadan nasıl Müslüman olunur? Değerli yazarımızdan 'Hafızlık Eğitimini' de bu çerçevede ele almasını bekliyorum. Maşallah hafızlarımız Kuran'ı hıfzediyor ama tek kelime meal bilmiyor. Hutbe ve vaazlar dışında camilerde anadilde iletişim adına ne var? İnsanların Allah'ın mesajını anlamasından kim neden korkuyor? Bu inadı tutumun altında ne var?
Değerli yazarımıza canı gönülden teşekkür ederim. Allah kendilerinden razı olsun. Selam ve saygılar. Allah'a emanet olun.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2117
Dün3798
Tüm Zamanlar3948133
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 148 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2103
İçerik : 1482
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?