• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon Ankara’dan Siirt’e Kültür Kervanı(13)

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 19
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

 

ONUNCU (son) DURAK: KAHRAMANMARAŞ

 

Mahir_AdibesMaraş’a gelirken herkes iyice yorulmuştu. Yollar çok iyi değildi. Arabamız çoğu zaman ani firenle yavaşlayıp ve çukurlarda sarsılıyordu. Arkadakilerde ses seda yoktu. Bazısı uyumuş bile. Yol yakın dediler ama bize çok uzun geldi. Şehre yaklaştık ama bir türlü şehir merkezine giremiyorduk. Meğer yol çevresinden dolaşıyormuş. Şehrin ışıklarını seyrederek, uzaktan minarelerin ışıklarını takip ederek geçtik…

Gece 22.00 sıralarında Kahramanmaraş Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesinin uygulama Oteline geldik. Maraş Türkiye Yazarlar Birliği Şubesi Yönetim Kurulu üyeleri; Başkan İsmail Göktürk, Başkan Yardımcısı Hasan Ejderha, Yönetim kurulundan Ali Yurtgezen, Muzaffer Gözükara ve Ahmet Doğan oradaydılar. Hemen yemeğe geçtik. Sohbet yemekte devam etti. Yemekten sonra kısa bir görüşmeden itibaren odalarımıza çekilmeye karar verdik. Artık kiminle kaldığımız çok önemli değildi. Herkese eşit mesafede alışmıştık. O gece yine Mehmet Kurtoğlu’yla aynı odayı paylaştık.

Gezinin başından beri otelde kimin kiminle kalacağı ve tek başına kalacaklar sıkıntı olmuştu. Mehmet Sılay ile Şükrü Can seyyah gibiler bu tip problemlerini önceden çözmüşler. Vedat uyanık davranıp bir şekilde çıkarına meseleyi çözüyordu. Listenin başından (bazen bu sayı değişiyordu) beşle yedi kişi tek gelecek diye emir veriliyordu. Gittiğimiz her yerde bazı uyanıklar el altından işi halletmeye çalışıyor bu da bazı arkadaşların zoruna gidiyordu. Listeyi kim ayarlıyordu bilmem ama bence bu yanlış bir davranıştı. Yolculuklarda elbette hele böyle uzun yolculuklarda bu tip sıkıntılar olabilir. Herkes bunları azaltmak için fedakârlık etmeleri gerekir. Bizim bazı arkadaşlarımız bu konuda inadına farklı olduklarını ortaya koyup ayrıcalık yaptılar. Üniversitede öğrenciyken bir arkadaşım için ders hocamız, “Bazı kişiler şanslı doğar,” demişti. Bu söz her kademede geçerli olduğunu gördüm. Bazı kişilere adalet bile farklı uygulanıyor, ne yazık ki…

Ferhat Abi bu gezi boyunca haberleri yazıp yayımlanmaya gönderdi. Akşamdan yorgun argın yetiştirmeye çalışıyordu. Onun için kimseyi rahatsız etmeden bu işi halletmeyi düşünüyordu. Maraş’ta üç kişilik odaya vermeye kalkışınca haklı olarak durumu anlattı. Bu halim selim, uyumlu, sabırlı kardeşimizin ilk defa kızdığını gördüm. “Abi bir gün daha dayan yolun sonuna geldik,” demek geldi içimden. Hâlbuki geride kalan günlerde Ferhat Abiyle aynı odayı paylaşmıştık hem de kendi isteğimizle.

15 Mayıs 2013 Çarşamba artık Kahramanmaraş’ta uyandık…

Sabah kahvaltıya indiğimizde bizim dışımızda üç kişi daha vardı. Çok geçmeden Fatih Uğurlu ve İsmail Göktürk, Hasan Ejderha geldiler. Karnımızı doyurmuştuk ki önümüze birer tas paça çorbası konuldu. Evet, akşam bizi karşılayanlar arasında, Siirt’te bizden ayrılan Fatih Uğurlu’da vardı. Şimdi o çorbayı o ikram ediyordu. Yeniden ekibe katılıyordu. Fatih Uğurlu Maraşlı olduğundan burada bizimle olmak istemiş. Doğrusu bu olayı büyük incelik olarak düşündüm.

Kahraman Maraş bu gezinin son durağıydı. Bir nevi dönüş hazırlıkları başlamıştı. Arkadaşların çoğu Ankara’ya dönecekti. Ben İzmir’e, Salih Bey Erzurum’a, Ahmet İlhan Kayseri’ye derken ayrılacaktık. Hasan Ejderha ile benim dönüş biletimi aldık. Salona geldiğimizde hazırlık başlamıştı. Salonda Vedat, Fatih kitapları sergileneceği yere taşıyorlardı.

İbrahim Ulvi Yavuz ilk günden bu yana kervanın en sessiz yolcusuydu. Birkaç defa bir şeylere kızdığını gördüm. Bazı olanlara veya olmayanlara canı sıkılıyordu, genelde olanları sessizce izliyordu. Bir müddet arka koltuklara oturup sohbet ettik. Bu seyahati kısaca konuştuk. Açıkçası ikimiz de düşündüklerimizi paylaşamadık.

Bu arada salonda hazırlıklar bitmişti. Yavaş yavaş dinleyiciler yerini alıyordu. Burada bu tip olaylar gayet alışa gelmiş, herken gayet sakin davranıyordu. Öyle yüksek sesle bağırıp çağıranlar, koşuşturanlara burada rastlamadık. Herkes üzerine düşeni yapıyordu.

 

 

Sütçü İmam Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof Dr. Uğur Yıldırım salona gelince herkesle tek tek görüştü.

Ahmet Doğan ile bir müddet ayak üstü sohbet ettik. O da kulağından bir rahatsızlık geçirmiş, konuşmasında sıkıntı vardı. Sesler onu rahatsız ediyordu. Sık sık kalabalıktan ayrılıp dışarı çıkıyordu. Rahatsızlığı ciddiye benziyordu. Allah şifa versin. Bu dışarı çıkışlarını da sigara içmekle değerlendirip boşa geçirmiyordu. Her şeye rağmen bizleri yalnız bırakmadı.

Türkiye Yazarlar Birliği bu etkinliklerin Kahramanmaraş ayağındaki programlarını Sütçü İmam Üniversitesi Cahit Zarifoğlu konferans salonunda, üniversite öğretim üyeleri ve öğrencilerinin katılımı ile gerçekleştirdi. Salonda çok seçkin dinleyiciler vardı. Bu şehir şiiri biliyor, ne çok şairi var nasıl bilmesin?

Şiir kendine yakışan, sakin bir ortamda başlayacaktı. 10.30’da Kahraman Maraş Sütçü İmam Üniversitesi, Cahit Zarifoğlu Konferans Salonu’nda Kültür ve Medeniyet Topluluğu’nun organize ettiği “Şiir ve Edebiyat Şöleni”ne geçildi.  Türkiye Yazarlar Birliğ Kahramanmaraş Şube Başkanı İsmail Güneş hoş geldin konuşması yaptıktan sonra Ahmet Fidan tanıtım programını gerçekleştirdi. Ekibimizi son şehirde şöyle tanıttı: Mehmet Doğan, İbrahim Ulvi yavuz, Erbay Kücet, Atilla Mülayım, Ferhat Koç, Fatih Gökdağ, Muhsin Mete, Mehmet Kurtoğlu, Mehmet Oymak, Salih Lütfü Şengül, Ahmet İlhan, İbrahim Eryiğit, Vedat Güneş, Mahir adıbeş, Fatih Uğurlu, Vahap Akbaş, Ahmet Dur ve Sami Terzi, Böylece “Kültür Kervanı”nı on sekiz kişiyle bitiriyorduk. Yolda kervana katılanlarla bazen sayısı artsa da sonuç olarak çekirdek kadromuz başladığımız sayıya yakın korunmuştu.

Sunuculuğu yapan Mehmet Yaşar ilk olarak şair Vedat Güneş’i çağırdı. “Aşkların adresi” şiirini okudu, “Gözlerin / Yağmur topluyor gözlerin / Teselli sözleri taşımayı âdet edinmedim / Gülüşün mevsim değiştirir…” İbrahim Eryiğit “Hüznümün Arka Bahçesi”, “Kültür Kervanı”, Mehmet Adil Oymak “Ağlama çocuk” ve “Anne” adlı şiirlerini okudu. Hasan Ejderha “Var  mı ki ağyara nar”, başlıklı şiirinden Lacivert Deftere aldığım şu mısraları sunuyorum.

“Yangın yangın yandıkça sen, yanacak ocaklar

Tüm dünyayı senin rengine boyayacaklar

Yürüme talimleri yapan küçük çocuklar

Gelecekte bir gün, bayrağı taşıyacaklar.”

Abdulvahab Akbaş “Bu Şiiri Söylemedim”, Fahri Hoşab “Şevkatli Gökler”, Mehmet Kurtoğlu “Aşk için vurulmak” şiirini okudu.

Şölenin son şiirini Kahramanmaraş Şube Başkanı İsmail Göktürk “Ey çocuk”, şiirinde, Ay öpüyor seni yanaklarından / Aya bir kez dokunsana çocuk…” dedi arkasından, “Giderim müsaade gerekmez” şiirini okudu, Biz çarpıp çıkalım kentin kapılarını / Gemileri limanlarında bu şehrin, kim yakarsa yaksın. / Sen ıslık çalmayı bilirsin, söyle artık şarkılarını / Gir koluma Musa, hayaletlere çarpacaksın…” İsmail Göktürk “Baharın Geldiğini Söylemeliyim” başlıklı şiirini okumadan önce bir açıklama yaptı. Bu şiiri Hasan Ejderha’ya ithaf etmiş. Yalnız asıl ilginç olanı bu olay pek gönül rızasıyla olmamış baskı altında olmasıydı.

“Sana baharın geldiğini söylemeliyim

Gözelerime su yürüyor oluk oluk

Biliyorum bu mevsimde keklik cücüklerine

Elimde bir dal sümbül

Bir şair gibi ünlemeliyim…”

Takdimi yapan Mehmet Yaşar eğitimli sesiyle, Bahattin Karakoç’un “İtiraf Dilekçesi”ni okuyarak oturumu kapattı.

Şimdi yalan çıkmanın utancını terliyorum

Ortalık olabildiğince bir kör-duman

Ben kendi dumanımda boğulurken

Beyaz ve siyah atlarını koşturmuş zaman;

Ihlamurlar çiçek açmış

Rüzgâr ıhlamurların türküsünü söylüyor

Çıkıp bir yelkende oturmam mümkün değil

Utancımın terleri kurumadan

Zamanın dışına sarkamıyorum…”


Türk Şiirinin “Ak Sakalı Dede Korkut’u” salonda yoktu. Hâlbuki buralara ne çok severdi. Şiiri okuyan genç inadına güzel okudu. “Ihlamurlar çiçek açmış salkım saçak...” O duymuş ki buraya dostları gelmiş bir ayağı çukurda olsa gelmez miydi? “Muhakkak sana gelecektim bir çiçek vakti,” demişti. Ne var acaba bizim bilmediğimiz? Yine resim çektiremedik şair, diye aklımdan geçti. On yıl önce yine bir bahar günü tıpkı bu gün olduğu gibi, Başkonuş Yaylasında beraberdik, makinemde filim bitmişti, onu hatırladım. Ihlamurlar çiçek açtığı zaman geleceğim, demişti şair, gelmedi. Şimdi geç biri onun şiirini okuyor kürsüde o arka sıralarda değil… Kalemi elinde kitap imzalayacak ama şiirin bitmesini bekliyor, öylesine pürdikkat…

 

Maraşta şiir bir gelenek!.. Onun için burada kürsüye çıkıp şiir okumak için yürek ister yürek... Her Maraşlı ister okusun isterse dinlesin şiirin hakkını veriyor. Necip Fazıl şiirde zirve yapanlardan, Abdurrahim Karakoç şiir durdukça yaşayacak. Maraş şiirin, şairin şehri… Şiir burada saygın bir yere oturmuş…

Öğlen yemeği ve arkasından Maraş dondurması yedik. Kahramanmaraş dondurmasının en önemli özelliklerinden biri, keçi sütünden yapılmasıdır. Ahır dağının eteklerinden beslenen keçilerin sütü tercih edilenidir. Daha sonra bu süte Ahır Dağından toplanan salep ve şeker katılır. İyice karıştırılan bu karışım, altı saat kadar dinlendikten sonra eksi 6 °C dereceye soğutulduktan sonra tüketime sunulur.

Salona biraz geç geldik. Ön sırada Bahattin Karakoç oturuyordu! Şaşırdım desem yalan olur. Biliyordum o bu toplantıları kaçırmazdı. Artık iyice yaşlanmış. Her şeye rağmen bizimle tek tek ilgilendi. Kısa bir süre muhabbet ettik. Yine benim üzerimde duygusallık vardı. Birazdan ayrılacağım. Elini öptüm. “Neden erken gidiyorsun?” diye sordu. Cevap vermedim. Yol uzun ben yolcu. Ne zaman biri çekip gitse hep erken gitti derler arkasından. Dışarıda yağmur yağıyor, ıslanmaya aldırmadan yürüdüm. Hasan Ejderha, genç bir delikanlıyı, adı Hüseyin, beni otobüs durağına bırakması için arabasıyla göndermiş…

Kahramanmaraş, Türkiye Yazarlar Birliği Şube yönetimini çok canlı ve dinç buldum. Birbirleriyle olan ilişkileri, arkadaşlık bağlarının sağlamlığı fark ediliyordu. Doğrusu bu şehirli edebiyatçıların da kıymeti biliniyordu. Gördüm ki burada usta çırak ilişkisi hâlâ devam ediyordu. Böyle büyük bir organizasyonu öğrenciler düzenliyor ama ustaların hepsi salonda bulunuyordu. Çıraklar her fırsatta onlara saygılarını sunmakta kusur etmediler.

Türkiye Yazarlar Birliği’nin 35. Kuruluş yılında “Ankara’dan Siirt’e Kültür Kervanı” gezisinde çok şey gördük ve yaşadık. Organizasyonu düşünen, yardımcı olan ve gerçekleştirenler çok iyi karar vermişler, hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Gezi boyunca arkadaşlarım arasında veya uğradığımız yerlerdeki tanıştıklarımız, merhaba deyip geçtiğimiz, uzahtan el salladığımız her kimseye karşı kusurum olduysa bilsin ki art niyetim yoktur, hakkını helal etsin. Bu yazı dostların dediği gibi gezinin hafızası “Lacivert Defter”den çıktı. Elimden geldiğince kırmamaya çalışarak, ön yargısız anlatmaya çalıştım. Bunlar benim baktığım açıdan böyle görünüyordu. Eğer kusurum var, düzeltebileceğim safhadaysa çekinmeden düzeltirim. Yol arkadaşlığı yaman olurmuş, unutulmazmış, ben de sizleri unutmayacağım, herkese teşekkür ediyorum, kusurlarımı bağışlayın, hakkınızı helal edin…

Ayrılıyorum Maraş’tan, dilimde Bahattin Karakoç’un “Bir Çift Beyaz Kartal” adlı şiiri…


“Hangi yayla yeşil, nerde keklik çok
 

Gel seninle orda olalım çocuk. 

Kayalar, kayalar... Sırt sırta vermiş;
Kimi yeni mürit, kimisi ermiş…”
 

Son Güncelleme (Cumartesi, 03 Ağustos 2013 01:02)

 

Degerli Yazarimiz Mahir ADIBEŞ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazartesi, 05 Aralık 2011.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #2 RE: Ankara’dan Siirt’e Kültür Kervanı(13) 2013-12-13 15:57
mahir ağabeye yazı için teşekkür ediyorum. dostları her zaman maraşta ağırlamaktan şeref duyacağımızı bildirmek isterim. muhabbetle.
Alıntı
 
 
0 #1 RE: Ankara’dan Siirt’e Kültür Kervanı(13) 2013-10-01 09:50
Gönlüne bereket aziz dost. Kalemine yüreğine sağlık; İzmir deyince aklıma ismingelir ve cemalin gözlerimde belirir.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1156
Dün4918
Tüm Zamanlar3774272
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 755 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1310
İçerik : 1480
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?