• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon EBU LEHEB’DEN FİRAVUN SİSİ’YE

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

mer_naci
Kahrolsun Ebu Leheb’in çifte gücü, zaten kendisi de kahroldu-kahrolacak!
Malı da kazancı da ona hiçbir yarar sağlamayacak!
Zamanı gelince tarifsiz bir alevli ateşe (yakıt) olacak!
Karısı da (onun ateşine) odun hamallığı yapacak, gerdanında (takı yerine sanki) çelikten bir halat (bulunacak). (111/Tebbet, 1-5) 

      Tarihler 14 Ağustos 2013 Çarşamba sabahını gösteriyordu. Dünya tarihinin ve Mısır tarihinin en kara günlerinden biriydi. Bosna katliamını hatırlattı. Buruç suresindeki mü’minleri hatırlattı. Daha birçok olayı ve katliamı hatırlattı. Bu katliamları inananların düşmanları yapıyordu. Son katliamı ise Emperyalizmin devşirmeleri yaptı.

         İslam dünyası olarak, Müslüman halklar olarak gerçekten huzur istiyorsak, adalet istiyorsak, eşitlik istiyorsak, insan hakları istiyorsak, hakça paylaşım istiyorsak, topyekûn bir kalkınma ve büyüme istiyorsak, inancımızı özgürce yaşamak istiyorsak, izmlerden, çılık-çülüklerden kurtulmak istiyorsak öncelikle başımızdaki devşirme emperyalist uşaklarından kurtulmamız gerekmektedir. Eğer Türkiye’de son on yıldır farklılıkları yaşıyorsak bunun en önemli nedeni yerli devşirmelerden kurtulmuş olmamızdır. İslam ülkelerinin halkları da başlarındaki devşirmelerden kurtuldukları gün, asr-ı saadete kavuşacakları gün olacaktır. Öyle ya da böyle bir takım eksikliklerine rağmen yinede bir takım güzellikleri Rabbimizin lütfuyla bu topraklarda yaşıyoruz. İslam coğrafyasındaki kardeşlerimizin de en doğal hakkı olan güzellikleri yaşamaları için başlarındaki devşirmelerden kurtulmaları gerekmektedir. Dualarımız bunun içindir.

        

Mısır'ın son Firavunu Ebu Cehil’in ve Ebu Leheb’in yol arkadaşı hain ve alçak Sisi elini kana buladı ve Müslümanları katletti. Mısır’lı Müslümanlar her türlü tehdide rağmen direndiler, ölüme meydan okudular, ölümü korkuttular. Ölenlerin değil; öldürenlerin korktuklarına şahit olduk. Bir meydandan cennete nasıl gidildiğine şahit olduk, kardeşlerimize gıpta ettik, biraz da utandık….

         Bu direniş ideolojik değil, hak, hakikat ve adalet adınaydı. Allah’a verdikleri sadakat sözünü yerine getirmek için direndiler. Sonunda da canlarını imanlarına şahit gösterdiler ve Ramazan bayramını yaşadıkları meydanda şehit/şahit oldular.  Mısırlı Müslümanlar Rablerine kavuşurken, onları katledenler Ebu Leheb’e, Ebu Cehil’e ve Firavunlara kavuşacaklardır. Firavun Sisi ve adamlarının katlettiği mü’minler iman ediyoruz ki aynen şöyle muamele göreceklerdir: 

Rablerine karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar ise guruplar halinde cennete yollanacaklar. Kapıları zaten açımlı bulunan cennete vardıklarında, oranın muhafızları kendilerine şöyle diyecek: Safa başınıza! Ebedi kalmak üzere buyursunlar! (39/Zümer, 73)

(Çünkü) onlara “Esenlik ve güven içinde oraya girin!” (denilecek). (15/Hicr, 46)

İşte böyleleridir zorluklara göğüs germeleri sebebiyle cennet köşkleriyle ödüllendirilecek kimseler; hem oraya esenlik ve hayat bahşeden tarifsiz bir mutluluk tebrikiyle buyur edilecekler! (25/Furkan, 75)

Onlar bu şekilde karşılanırken Ezher’in zalim ve sözüm ona âlimleri! sipariş fetvalarla Sisi’nin kanlı ellerini yıkamanın telaşına düşeceklerdir. Varsın yıkasınlar. Firavun’un sonuna bir baksınlar. Tevbenin kabul edilmeyeceği anı beklemesinler.

Kahrolsun Ebu Leheb’in çifte gücü, zaten kendisi de kahroldu-kahrolacak!

        

Evet, imanın ve insanlığın düşmanı Ebu Leheb için Rabbimiz böyle takdir buyuruyordu. Ebu Leheb’in iki gücünün ne olduğunu biliyoruz. Bu günkü Mısır’ın Firavunu olan Sisi ve avanesinin iki gücünün biri İsrail, diğeri ise Amerika’dır.  İnsanlık bir gün bu iki gücün de kahrolacağına şahit olacaktır. İnananlar bilirler ki biz mü’minler adam olursak Rabbimiz bizim aleyhimize kâfirlere yol vermeyecektir.

        

Hiç kuşkusuz Allah kâfirlere, mü’minler karşısında üstün gelme fırsatı vermez.  (4/ Nisa, 141)

         Bunun içindir ki İsrail ve Amerika kahrolacaktır, biz buna inanıyor ve iman ediyoruz.

         Her Firavunun bir Musa’sı vardır ve Sisi de bir Musa’ya muhatap olacaktır. Bu bile Sisi ve avanesine bela olarak yeter de artar bile.

         Ey Mısır’ın şanlı şehitleri/şahitleri,

         Ey Mısır’ın Adeviyesinden Rabbinin davetiyle cennete giden yiğit insanları,

         Ey şanlı Mısır destanının Mus’abları, Sümeyyeleri, Hamzaları, Esmaları selam olsun sizlere. Şahadetinizle bizlere ders verdiniz. Allah adamı olmanın ne olduğunu konuşarak değil, bizzat yaşayarak bize gösterdiniz, öğrettiniz. Ümmetin şerefini şahadetinizle kurtardınız. Birilerine göre ölümünüz bile kâfirleri, işbirlikçilerini, İslam ülkelerinin başlarındaki satılmışları korkuttu. Allah adamı olmanın ve Allah için ölmenin ne olduğunu, nasıl olduğunu öğrettiniz. Oysa onlar bitti, bir daha olmaz ve yaşanmaz zannediyorlardı. Onların tarihte, geçmişte kaldığına inanıyorlardı. İşte bunun için ümmetin şeref ve haysiyetini kurtardınız. Şahadetinizi tebrik ediyoruz. Sizinle kardeş olmaktan dolayı onur duyuyoruz.

         Mısır’daki katliama sessiz kalan İslam ülkelerinin kukla liderleri, şeref, haysiyet ve onur sizin semtinize hiç uğramadı mı?

         Mezhep takıntılı allameler, Mısır katliamı, direnişi size bir şey öğretmedi mi? Ne zaman imanınızın ve vicdanınızın sesi olacaksınız?

         Firavunun makamlarına, rütbelerine tav olan allameler! Rabbimizin vaatleri sizi kesmiyor mu? El Kâfi olan Allah size yetmiyor mu? Al-i İmran 173. ayeti siz nasıl okuyor, nasıl anlıyorsunuz?

         Onlar ki, malum insanlar kendilerine “Bakın, düşmanlarınız size saldırı için toplandı, onlardan korkun!” demişlerdi de, işte bu onların imanını artırmış ve şöyle cevap vermişlerdi: “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!”

         Ölüm bir kez gelmiyor mu? Bırakın, korkmayın, Esma yürekli olun ve Allah için ölün.

         Allah’ım!

         Mısır’ın bu günkü Firavunlarını, Tiranlarını ve hainlerini sana havale ediyorum.

         Nobel ödülü alan hainleri sana havale ediyorum.

         Hain ve katil Sisi’yi sana havale ediyorum.

         Barak Obama’yı sana havale ediyorum.

         Obama geldi diye sevinen coğrafyamızın beyinsizlerini sana havale ediyorum.

         Ezher’in z(a)limlerini sana havale ediyorum.

         Kâbe’ne tepeden bakan alçakları sana havale ediyorum.

         Zulüm ve katliam karşısında sessiz kalan hainleri sana havale ediyorum.

         Birleşmiş Milletlerin hainlerini sana havale ediyorum.

         Avrupa Birliği’nin hainlerini sana havale ediyorum.

         Suudi Arabistan’ın kuklası İslam Konferansı Örgütünü sana havale ediyorum.

         Ama, fakat, ancak diyen beyinsizleri de sana havale ediyorum Ey Rabbim.

         Allah’ım!

         İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizleri helak eder misin? demişti Musa peygamberimiz. İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizleri helak etme Allah’ım!    

Kahrolsun Ebu Leheb’in çifte gücü, zaten kendisi de kahroldu-kahrolacak!

Malı da kazancı da ona hiçbir yarar sağlamayacak!

Zamanı gelince tarifsiz bir alevli ateşe (yakıt) olacak!

Karısı da (onun ateşine) odun hamallığı yapacak, gerdanında (takı yerine sanki) çelikten bir halat (bulunacak). (111/Tebbet, 1-5) 

      Tarihler 14 Ağustos 2013 Çarşamba sabahını gösteriyordu. Dünya tarihinin ve Mısır tarihinin en kara günlerinden biriydi. Bosna katliamını hatırlattı. Buruç suresindeki mü’minleri hatırlattı. Daha birçok olayı ve katliamı hatırlattı. Bu katliamları inananların düşmanları yapıyordu. Son katliamı ise Emperyalizmin devşirmeleri yaptı.

         İslam dünyası olarak, Müslüman halklar olarak gerçekten huzur istiyorsak, adalet istiyorsak, eşitlik istiyorsak, insan hakları istiyorsak, hakça paylaşım istiyorsak, topyekûn bir kalkınma ve büyüme istiyorsak, inancımızı özgürce yaşamak istiyorsak, izmlerden, çılık-çülüklerden kurtulmak istiyorsak öncelikle başımızdaki devşirme emperyalist uşaklarından kurtulmamız gerekmektedir. Eğer Türkiye’de son on yıldır farklılıkları yaşıyorsak bunun en önemli nedeni yerli devşirmelerden kurtulmuş olmamızdır. İslam ülkelerinin halkları da başlarındaki devşirmelerden kurtuldukları gün, asr-ı saadete kavuşacakları gün olacaktır. Öyle ya da böyle bir takım eksikliklerine rağmen yinede bir takım güzellikleri Rabbimizin lütfuyla bu topraklarda yaşıyoruz. İslam coğrafyasındaki kardeşlerimizin de en doğal hakkı olan güzellikleri yaşamaları için başlarındaki devşirmelerden kurtulmaları gerekmektedir. Dualarımız bunun içindir.

         Mısır'ın son Firavunu Ebu Cehil’in ve Ebu Leheb’in yol arkadaşı hain ve alçak Sisi elini kana buladı ve Müslümanları katletti. Mısır’lı Müslümanlar her türlü tehdide rağmen direndiler, ölüme meydan okudular, ölümü korkuttular. Ölenlerin değil; öldürenlerin korktuklarına şahit olduk. Bir meydandan cennete nasıl gidildiğine şahit olduk, kardeşlerimize gıpta ettik, biraz da utandık….

         Bu direniş ideolojik değil, hak, hakikat ve adalet adınaydı. Allah’a verdikleri sadakat sözünü yerine getirmek için direndiler. Sonunda da canlarını imanlarına şahit gösterdiler ve Ramazan bayramını yaşadıkları meydanda şehit/şahit oldular.  Mısırlı Müslümanlar Rablerine kavuşurken, onları katledenler Ebu Leheb’e, Ebu Cehil’e ve Firavunlara kavuşacaklardır. Firavun Sisi ve adamlarının katlettiği mü’minler iman ediyoruz ki aynen şöyle muamele göreceklerdir: 

Rablerine karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar ise guruplar halinde cennete yollanacaklar. Kapıları zaten açımlı bulunan cennete vardıklarında, oranın muhafızları kendilerine şöyle diyecek: Safa başınıza! Ebedi kalmak üzere buyursunlar! (39/Zümer, 73)

(Çünkü) onlara “Esenlik ve güven içinde oraya girin!” (denilecek). (15/Hicr, 46)

İşte böyleleridir zorluklara göğüs germeleri sebebiyle cennet köşkleriyle ödüllendirilecek kimseler; hem oraya esenlik ve hayat bahşeden tarifsiz bir mutluluk tebrikiyle buyur edilecekler! (25/Furkan, 75)

Onlar bu şekilde karşılanırken Ezher’in zalim ve sözüm ona âlimleri! sipariş fetvalarla Sisi’nin kanlı ellerini yıkamanın telaşına düşeceklerdir. Varsın yıkasınlar. Firavun’un sonuna bir baksınlar. Tevbenin kabul edilmeyeceği anı beklemesinler.

Kahrolsun Ebu Leheb’in çifte gücü, zaten kendisi de kahroldu-kahrolacak!

         Evet, imanın ve insanlığın düşmanı Ebu Leheb için Rabbimiz böyle takdir buyuruyordu. Ebu Leheb’in iki gücünün ne olduğunu biliyoruz. Bu günkü Mısır’ın Firavunu olan Sisi ve avanesinin iki gücünün biri İsrail, diğeri ise Amerika’dır.  İnsanlık bir gün bu iki gücün de kahrolacağına şahit olacaktır. İnananlar bilirler ki biz mü’minler adam olursak Rabbimiz bizim aleyhimize kâfirlere yol vermeyecektir.

         Hiç kuşkusuz Allah kâfirlere, mü’minler karşısında üstün gelme fırsatı vermez.  (4/ Nisa, 141)

         Bunun içindir ki İsrail ve Amerika kahrolacaktır, biz buna inanıyor ve iman ediyoruz.

         Her Firavunun bir Musa’sı vardır ve Sisi de bir Musa’ya muhatap olacaktır. Bu bile Sisi ve avanesine bela olarak yeter de artar bile.

         Ey Mısır’ın şanlı şehitleri/şahitleri,

         Ey Mısır’ın Adeviyesinden Rabbinin davetiyle cennete giden yiğit insanları,

         Ey şanlı Mısır destanının Mus’abları, Sümeyyeleri, Hamzaları, Esmaları selam olsun sizlere. Şahadetinizle bizlere ders verdiniz. Allah adamı olmanın ne olduğunu konuşarak değil, bizzat yaşayarak bize gösterdiniz, öğrettiniz. Ümmetin şerefini şahadetinizle kurtardınız. Birilerine göre ölümünüz bile kâfirleri, işbirlikçilerini, İslam ülkelerinin başlarındaki satılmışları korkuttu. Allah adamı olmanın ve Allah için ölmenin ne olduğunu, nasıl olduğunu öğrettiniz. Oysa onlar bitti, bir daha olmaz ve yaşanmaz zannediyorlardı. Onların tarihte, geçmişte kaldığına inanıyorlardı. İşte bunun için ümmetin şeref ve haysiyetini kurtardınız. Şahadetinizi tebrik ediyoruz. Sizinle kardeş olmaktan dolayı onur duyuyoruz.

         Mısır’daki katliama sessiz kalan İslam ülkelerinin kukla liderleri, şeref, haysiyet ve onur sizin semtinize hiç uğramadı mı?

         Mezhep takıntılı allameler, Mısır katliamı, direnişi size bir şey öğretmedi mi? Ne zaman imanınızın ve vicdanınızın sesi olacaksınız?

         Firavunun makamlarına, rütbelerine tav olan allameler! Rabbimizin vaatleri sizi kesmiyor mu? El Kâfi olan Allah size yetmiyor mu? Al-i İmran 173. ayeti siz nasıl okuyor, nasıl anlıyorsunuz?

         Onlar ki, malum insanlar kendilerine “Bakın, düşmanlarınız size saldırı için toplandı, onlardan korkun!” demişlerdi de, işte bu onların imanını artırmış ve şöyle cevap vermişlerdi: “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!”

         Ölüm bir kez gelmiyor mu? Bırakın, korkmayın, Esma yürekli olun ve Allah için ölün.

         Allah’ım!

         Mısır’ın bu günkü Firavunlarını, Tiranlarını ve hainlerini sana havale ediyorum.

         Nobel ödülü alan hainleri sana havale ediyorum.

         Hain ve katil Sisi’yi sana havale ediyorum.

         Barak Obama’yı sana havale ediyorum.

         Obama geldi diye sevinen coğrafyamızın beyinsizlerini sana havale ediyorum.

         Ezher’in z(a)limlerini sana havale ediyorum.

         Kâbe’ne tepeden bakan alçakları sana havale ediyorum.

         Zulüm ve katliam karşısında sessiz kalan hainleri sana havale ediyorum.

         Birleşmiş Milletlerin hainlerini sana havale ediyorum.

         Avrupa Birliği’nin hainlerini sana havale ediyorum.

         Suudi Arabistan’ın kuklası İslam Konferansı Örgütünü sana havale ediyorum.

         Ama, fakat, ancak diyen beyinsizleri de sana havale ediyorum Ey Rabbim.

         Allah’ım!

         İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizleri helak eder misin? demişti Musa peygamberimiz. İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizleri helak etme Allah’ım!   

Son Güncelleme (Perşembe, 22 Ağustos 2013 09:14)

 

Degerli Yazarimiz ÖMER NACİ YILMAZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazartesi, 04 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün506
Dün1148
Tüm Zamanlar4529294
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 60 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 5235
İçerik : 1505
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?