Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon MASAL

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 
ŞİİR BAHÇESİ - Profesyonel Şairler

Doğuda bir baba vardi 
Batı gelmeden önce 
Onun oğullari batıya vardı 

Birinci oğul batı kapılarında 
Büyük törenlerle karşılandı 
Sonra onuruna büyük şölen verdiler 
Söylevler söylediler babanın onuruna 
Gece olup kuştüyü yastıklar arasında 
Oğul masmavi şafağin rüyasında 
Bir karaltı yavaşça tüy gibi daldı içeri 
Öldürdüler onu ve gömdüler kimsenin bilmediği bir yere 
Baba bunu havanın ansızın kabaran gözyaşından anladı 
Öcünü alsın diye kardeşini yolladı 

İkinci oğul Batı ülkesinde 
Gezerken bir ırmak kıyısında 
Bir kıza rastladı dağların tazeliginde 
Bal arılarının taşıdığı tozlardan 
Ayna hamurundan ay yankısından 
Samanyolu aydınlığından inci korkusundan 
Gül tütününden doğmuş sanki 
Anne doğurmamış da gök doğurmuş onu 
Saçlarını güneş destelemiş 
Yıllarca peşinden koştu onun 
Kavuşamadı ama ona 
Batı bir uçurum gibi girdi aralarına 
Sonra bir kış günü soğuk bir rüzgâr 
Alıp götürdü onu 
Ve ikinci oğulu 
Sivri uçurumların ucunda 
Buldular onulmaz çılgınlıkların avucunda 
Baba yağmurlardan anladı bunu 
Yağmur suları aci ve buruktu 
İşin künhüne varsın diye 
Yolladı üçüncü oğlunu 


Üçüncü oğul Batıda 
Çok aç kaldı ezildi yıkıldı 
Ama bir iş buldu bir gün bir mağazada 
Açlığı gidince kardeşlerini arayacaktı 
Fakat batinin büyüsü ağır bastı 
İş çoktu kardeşlerini aramaya vakit bulamadı 
Sonra büsbütün unuttu onları 
Şef oldu buyruğunda birçok kişi 
Kravat bağlamasını öğrendi geceleri 
Gün geldi mağazası oldu onu parmakla gösterdiler 
Patron oldu ama hala uşaktı 
Ruhunda uşaklık yuva yapmıştı çünkü 
Bir gün bir hemşehrisi onu tanıdı bir gazinoda 
Ondan hesap sordu o da 
Sırf utançtan babasına 
Bir çek gönderdi onunla 
Baba bu kağıdın neye yarayacağını bilemedi 
Yırttı ve oynasınlar diye köpek yavrularına attı 
Bu yüklü çeki 
İyice yaşlanmıştı ama 
Vazgeçmedi koyduğundan kafasına 
Dördüncü oğlunu gönderdi Batıya 

Dördüncü oğul okudu bilgin oldu 
Kendi oymak ve ülkesini 
Kendi görenek ve ülküsünü 
Günü geçmiş bir uygarlığa yordu 
Kendisi bulmuştu gerçek uygarlığı 
Batı bilginleri bunu kutladı 
O da silindi gitti binlercesi gibi 
Baba bunu da öğrendi sihirli tabiat diliyle 
Kara bir süt akmıştı bir gün evin kutlu koyunundan 

Beşinci oğul bir şairdi 
Babanın git demesine gerek kalmadan 
Geldi ve batının ruhunu sezdi 
Büyük şiirler tasarladı trajik ve ağır 
Batının uçarılığına ve doğunun kaderine dair 
Topladı tomarlarını geri dönmek istedi 
Çöllerde tekrar ede ede şiirlerini 
Kum gibi eridi gitti yollarda 

Sıra altıncı oğulda 
O da daha batı kapılarında görünür görünmez 
Alıştırdılar tatlı zehirli sulara 
Içkiler içti 
Kaldırım taşlarını saymaya kalktı 
Ev sokak ayırmadi 
Geceyi gündüzle karıştırdı 
Kendisi de bir gün karıştı karanlıklara 

Baba ölmüştü acısından bu ara 

Yedinci oğul büyümüştü baka baka ağaçlara 
Baharın yazın güzün kışın sırrına ermişti ağaçlarda 
Bir alinyazısı gibiydi kuruyan yapraklar onda 
Bir de o talihini denemek istedi 
Bir şafak vakti Batıya erdi 
En büyük Batı kentinin en büyük meydanında 
Durdu ve tanrıya yakardı önce 
Kendisini değistiremesinler diye 
Sonra ansızın ona bir ilham geldi 
Ve başladı oymaya olduğu yeri 
Başına toplandı ve baktılar Batılılar 
O aldırmadı bakışlara 
Kazdı durmadan kazdı 
Sonra yarı beline kadar girdi çukura 
Kalabalık büyümüş çok büyümüştü 
O zaman dönüp konuştu : 
Batılılar ! 
Bilmeden 
Altı oğlunu yuttuğunuz 
Bir babanın yedinci oğluyum ben 
Gömülmek istiyorum buraya hiç değişmeden 
Babam öldü acılarından kardeşlerimin 
Ruhunu üzmek istemem babamın 
Gömün beni değiştirmeden 
Doğulu olarak ölmek istiyorum ben 
Sizin bir tek ama büyük bir gücünüz var : 
Karşınızdakini değistirmek 
Beni öldürseniz de çıkmam buradan 
Kemiklerim değişecek toz ve toprak olacak belki 
Fakat değişmeyecek ruhum 
Onu kandırmak için boşuna dil döktüler 
Açlıktan dolayı çıkar diye günlerce beklediler 
O gün gün eridi ama çıkmadı dayandı 
Bu acıdan yer yarıldı gök yarıldı 
O nurdan bir sütuna döndü göğe uzandı 
Batı bu sütunu ortadan kaldırmaktan aciz kaldı 
Hâlâ onu ziyaret ederler şifa bulurlar 
En onulmaz yarası olanlar 
Ta kalblerinden vurulmuş olanlar 
Yüreğinde insanlıktan bir iz tasıyanlar...

Sezai KARAKOÇ

Son Güncelleme (Pazartesi, 07 Ağustos 2017 13:35)

 
Author of this article: Sezai KARAKOÇ

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün633
Dün1043
Tüm Zamanlar4261665
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 141 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2439
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?