• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon EY ÜMMETİN KIZLARI! ESMA’NIN GÖZLERİ ÜZERİNİZDE

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


Henüz 17 yaşında ve hayatının baharındaydı. Hayattan beklentileri vardı, hedefleri vardı. En büyük hedefi Özgür Mısır’ın inşasına katkıda bulunmaktı. Bunu başarabilmek için Ramazan ayını Adeviye Meydanı’nda geçirdi. Orucuna o meydanda niyet etti, o meydanda açtı. Teravih namazlarını o meydanda kıldı, bayramı o meydanda karşıladı ve Rabbimize o meydanda yürüdü. Şehadetinden sonra babası Muhammed Biltaci’nin kızı Esma’ya yazdığı mektup yayınlandı. Mektubun bir satırı özellikle dikkat çekiyordu. Adı Ayşe, Fatma, Emine, Semra, Hatice, Hanne, Hacer, Hande, Kevser, Kübra, Selma, Hülya olan kızlarımız, Esma sizin yaşlarınızdaydı. Sizler nelerle meşgul olduğunuzu biliyorsunuz. Bakınız Babası Esma için ne diyor: “Akranlarının uğraştığı işlerle meşgul olmadın.”  Ne demek istediğini her halde anlamışsınızdır. Kızlarım, bırakın topun, popun yıldızlarını, starlarını Allah’ın yıldızlarına bakın. İşte Esma o yıldızlardan bir tanesiydi. Mavi Marmara gemisinde şehit olan Furkan Doğan o yıldızlardan birisiydi. Furkan çalışkan bir öğrenciydi ve Kayseri Fen Lisesi’ni kazanmıştı. Henüz birinci sınıftayken babasına beni bu okuldan al demiş ve bir başka okula gitmişti. Furkan kendisini o okuldan neden aldırmış biliyor musunuz? Sınıfından bir kız, arkadaşlık kurma adına sürekli Furkan’ı rahatsız ediyormuş. İffet gömleğine bürünmüş olan Furkan çareyi o okuldan ayrılmakta bulmuş. Çağımıza Yusuf yüzlü yavrular armağan eden Rabbimize hamdolsun. Bu isimler ümmete ışık oldu, rehber oldu. Ümmet bu isimleri unutmayacaktır. Arif Nihat Asya’nın Fetih marşını hatırlayacaksınız:

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden 
Senin de destanını okuyalım ezberden 
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden 

Elde sensin, dilde sen; gönüldesin, baştasın 
Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın! 


        Bu yavrular ve diğerleri Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştan da küçüktüler. Onlar belki coğrafyaları fethetmediler; ancak ümmetin gönlünü fethettiler. Onlar yardan geçtiler, anadan geçtiler, serden geçtiler. Ve biz onların şehadetine/ destanına şahit olduk. Biz onlardan ders aldık. Baba Muhammed Biltaci kızı Esmaya yazdığı mektuba sevgili kızım, değerli öğretmenim diye başlıyordu. Evet, Esma sadece babasının öğretmeni değildi, o artık tüm ümmetin, hepimizin öğretmeniydi.

        Biz Esma’dan Allah’tan yana nasıl tavır alınacağını öğrendik.

        Biz Esma’dan Allah adamı olmanın nasıllığını öğrendik.

        Biz Esma’dan nasıl bedel ödeneceğini öğrendik.

        Biz Esma’dan özgürlüğe nasıl âşık olunacağını öğrendik.

        Biz Esma’dan anadan, yardan, serden nasıl vazgeçileceğini öğrendik.

        Biz Esma’dan konuşmanın değil, iş yapmanın nasıllığını öğrendik.

        Şehit Esma’nın direnişi bizlere Sevgili Ömer Karaoğlu’ndan dinlediğimiz bir marşı hatırlattı.

Dağları oyup zindan etseler

Allah nurunu söndüremezler

Dağları oyup zindan etseler

Davamın önüne geçemezler

Yarasız olmaz çilesiz olmaz

Şehitsiz olmaz kurbansız olmaz.

        Esma, ümmetin hem şehidiydi, hem de kurbanıydı. Yüce Rabbimiz şehadetini kabul eylesin.

        Şimdi sizleri Adeviye Meydanı’nda keskin nişancı tarafından vurularak şehit edilen 17 yaşındaki Esma’ya babası Muhammet Biltaci’nin yazdığı mektupla baş başa bırakıyorum, lütfen bu mektubu kızlarınıza okuyun, okutun. Unutmayın Esma’nın gözleri ümmetin gençlerinin, özellikle kızlarının üzerindedir.

Sevgili kızım ve değerli öğretmenim...

Sana elveda demiyorum bilakis yarın görüşmek üzere. Başı dik tuğyana isyan ederek yaşadın. Tüm engelleri redderek hürriyete sınırsızca aşık oldun. Bu ümmet, uygarlıkta hak ettiği yeri alabilsin diye onu yeniden diriltmek ve inşa etmek için sessizce yeni ufuklar arıyordun. Akranlarının uğraştığı işlerle meşgul olmadın. Her zaman derslerinde birinci olmana rağmen öğrenmeye olan açlığın dinmedi.

Bu kısa hayatta sohbetine doyamadım. Vaktim mutlu olacak ve eğlenecek kadar geniş değildi. Rabiatul Adeviyye'de son kez bir araya geldiğimizde, "Sen bizimle olduğunda bile bizden ayrısın" diyerek bana olan sitemini dile getirmiştin. Ben de sana, "Bu hayat birbirimize doyacak kadar geniş değil. Birbirimize doyalım diye Allah'tan cennetinde bize bu sohbeti vermesini temenni ediyorum" demiştim.

Sen şehit olmadan iki gün önce seni rüyamda gelinlikler içinde gördüm. Bu dünyada eşi benzeri olmayan bir güzellikteydin. Yanıma sessizce oturduğunda sana, "Bu gece senin düğün gecen mi" diye sordum. Sen de "Düğünüm akşam vakitlerinde değil öğlen olacak" demiştin. Çarşamba günü öğlen vakti şehit olduğun haberi bana ulaştığında, senin rüyamda bana ne demek istediğini anlamış oldum. Allah'tan seni şehit olarak kabul etmesini niyaz ettim. Ve şehadetin, bizim haklı olduğumuzu ve düşmanımızın batılın ta kendisi olduğu inancımızı pekiştirdi.

Son vedan da yanında olamamam, son bir kez seni görememem, alnına son bir öpücük konduramamam ve senin cenaze namazını kıldırma şerefine nail olamamam beni derinden üzdü. Beni bunları yapmaktan alıkoyan, ölümden veya karanlık hücrelerden korku değil, uğruna canını verdiğin davayı (devrimin hedeflerine ulaşması) sürdürebilmekti.

Zalimlere karşı başın dik (göğsünü gere gere) direnirken gaddar kurşunlar göğsüne saplandı ve ruhun yüceldi. Ne kadar güzel bir azmin ve terbiye edilmiş bir nefsin vardı. İnanıyorum ki, sen Allah'a verdiğin söze sadakat gösterdin, Allah da sana verdiği söze... Öyle ki, şehadet şerefini bize değil de sana bahşetti.

Son olarak, Sevgili kızım ve değerli öğretmenim...

Sana elveda demiyorum bilakis görüşmek üzere.. Buluşmamız, yakında peygamber ve ashabıyla birlikte Havz-ı Kevser'de olacak. Sonsuz kudret ve hükümranlık sahibi Allah'a yakın, O'nun nezdinde değerli ve şerefli bir konumda. Ayrılmamak üzere, birbirimize doyma temennilerimizin gerçekleşeceği bir buluşma...

Son Güncelleme (Çarşamba, 28 Ağustos 2013 10:54)

 

Degerli Yazarimiz ÖMER NACİ YILMAZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazartesi, 04 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #1 TebrikMehmet Ali OĞUZ 2013-08-28 14:01
Rabbimin sınavını kazananlara ne mutlu!
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün866
Dün1856
Tüm Zamanlar4407438
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 75 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2918
İçerik : 1504
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?