• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon NEDEN UYANMIYORUZ?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve birbirinizden ayrılmayın! (3/ Al-i İmran, 103)

“…Hiç kuşkusuz bir toplumun bireyleri kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe Allah da o toplumun gidişatını değiştirmez…” (13/ Ra’d, 11)

“Ve insan başkasının değil, sadece kendi çabasının karşılığını görecektir. Ve elbet onun çabası, günü geldiğinde kesinlikle gözler önüne serilecektir. Sonunda (yaptıklarının) karşılığı eksiksiz verilecektir. (53/ Necm, 39-40-41)

Ümmet coğrafyamız darmadağınık, yürekler paramparça, tek asabiyeti hak ve hakikat olması gereken mü’minler habire gereksiz asabiyetler üretmekteler. Mezhep algıları, cemaat algıları, tarikat algıları, ekol algıları dinlerinin önüne geçmiş, hatta geçmekle kalmamış çatışmaya dönüşmüş bile. Aralarında verdikleri nicelik savaşı, niteliğin mücadelesinin önüne geçmiş. Bunları yaparken de etraftan, dünyadan, olup bitenlerden, kaybettiklerimizden, şehitlerimizden bihaber olarak yaşamaktadırlar. En basitinden Gazze şehidimiz, ümmetin onuru olan Furkan Doğan’ı tanımamak olur mu? O’nu bilmemek olur mu? İtalya’dan Kayseri’ye kalkıp gelen seksen yaşındaki papaz mezarının başında onun için “Furkan sadece sizin değil, bizim de şehidimizdir.” derken sayısallığın sarhoş ettiği hizmetin kurumlarında görev yapan birinin hem de aynı şehirde yaşadığı halde Furkan Doğan’ı bilmemesi olacak iş değil. Ne yazık ki Esma’yı da bilmiyorlar. İşte bir soru İtalya’dan bir papaz hem de seksen yaşında bir papaz kalkıp Furkan Doğan’ı ziyarete geliyor. Bizim imamlarımız, bizim müftülerimiz, bizim ilahiyatçılarımız siz de Furkan’ı ziyarete gidiyor musunuz? Mus’ab bin Umeyr’i anlatanlar, işte bu toprağın Mus’ab’ı Kayseri’de yatıyor, hadi gidin de ziyaret edin.

Vahyin ana kaynağından uzaklaştıktan sonra neye yaklaşırsanız yaklaşın yaklaştıklarınızın hiç biri sizi Kur’an’a çıkarmayacaktır. Sizi Kur’ana çıkarmayan yollardan gittiğiniz müddetçe de Allah’ın ipine sımsıkı sarılamayacaksınız. Allah’ın ipine sarılmadıkça da niye böyleyiz, neden bunlar başımıza geliyor demenin bir manası yoktur. Biz bu durumumuzu değiştirmediğimiz müddetçe Rabbimiz de bizim durumumuzu değiştirmeyecektir. Zira bu Allah’ın insanlık için koyduğu bir yasadır: “…Hiç kuşkusuz bir toplumun bireyleri kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe Allah da o toplumun gidişatını değiştirmez…” (13/ Ra’d, 11)  Bu yasanın sınırlarını zorlamak mecburiyetindeyiz. Bunu yapmadığımız takdirde birilerinin bize biçmiş olduğu rolü oynamaya devam ederiz. Bu rol ümmet için maalesef aşağılanmadır, hakir görülmedir, çaresiz bırakılmadır. Şu an oynadığımız rol de işte budur. Ali Şeriati’nin ifadesiyle hımarlaştırılan/ eşekleştirilen bir toplumun varacağı yer burasıdır. Bundan başkasının olması da sünnetullaha aykırıdır.

Bu eşekleştirilmenin faturasını hastalığımız gereği hemen batıya kesmeyelim.

Bunu, bizi Allah’a değil kendilerine çağıranlar yaptılar.

Bunu Kur’an’a değil, insanların kitaplarına çağıranlar yaptılar.

Bunu Peygamberimizi değil, kendilerini örnek ve model olarak gösterenler yaptılar.

Bunu Fırkayı Naciye biziz diyenler yaptılar.

Bunu öyle ya da böyle yaptılar ve başardılar. Dün İsrail’e karşı giriştiği mücadelede alkışladıklarımız bu gün zalimlere arka çıkabilmektedirler. Yıllarca her ortamda savunmak zorunda kaldıklarımız bu gün zalimlere arka çıkabilmektedirler. Ne oldu, nasıl oldu da bu ümmet bu hale geldi? Hem de herkes Allah’ın ipine sımsıkı sarıldığını söylerken…  Biz böyle olunca ellerindeki sosyal, siyasal ve kültürel ip demetini boynumuza dolayan batı sırtına bineceği ve sürekli kullanabileceği eşeği ele geçirmiş oldu. Ümmet olarak sırtımıza semer vuruldu, boynumuza yular geçirildi. Biz kendimizi ne kadar özgür bir aslan zannedersek zannedelim bu bir aldatmacadan başka bir şey değildir.

Bu eziklikten ve ezginlikten kurtulmak için ümmet olarak ya Allah’ın öğrettiği vahyin aydınlığında yürüyen müslüman bir toplum oluruz ya da efendilerinin hizmetlerini görmeye devam edenler oluruz. Yani eşekliği sürdürmüş oluruz.

Batının sömürmesine ve eşek gibi kullanmasına karşı koyabilmek için bilimsel, ekonomik, kültürel, sanayi, teknoloji, silahlanma gibi alanlarda gayret göstermemiz gerekmektedir. Aksi halde hâlâ başkalarından ve dinimizin düşmanlarından yardım dilenmeye devam ederiz. Bireysel olarak da ümmet olarak da çalışmaktan hem de çok çalışmaktan başka çaremiz yoktur. Zira Allah çalışanlara verdiğini beyan etmektedir: “Ve insan başkasının değil, sadece kendi çabasının karşılığını görecektir. Ve elbet onun çabası, günü geldiğinde kesinlikle gözler önüne serilecektir. Sonunda (yaptıklarının) karşılığı eksiksiz verilecektir. (53/ Necm, 39-40-41)

Son Güncelleme (Pazartesi, 16 Eylül 2013 17:47)

 

Degerli Yazarimiz ÖMER NACİ YILMAZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazartesi, 04 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün510
Dün1148
Tüm Zamanlar4529298
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 62 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 5235
İçerik : 1505
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?