• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama
Hata
  • JUser::_load: Unable to load user with id: 6898

PostHeaderIcon YÖNETİCİLERİN YETİŞMİŞLİK DÜZEYİ İLE AKIL SAĞLIĞI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


MustafaYulugDobra dobra yazan bir hocamızın görüşü şöyle bir şey: Ülkemiz kötü yönetilmektedir. Ancak, yine ülkemizde yönetimleri değerlendirmede başvurulabilecek bir standart, bir ölçüt mevcut değildir. Türkiye ölçüsüz bir ülkedir. Ölçüler gözlem ve düşünce ürünü, dolayısıyla da bilimsel ürünlerdir. Ölçüsüz Türkiye bilimsiz Türkiye anlamına gelir (Celal Şengör, CBT, 20 Eylül 2013). Aynı hocamızın üniversite öğretim üyelerini niteleyen görüşlerini de bir başka yazıda ele almıştık. Yine, Cambridge Üniversitesine ilişkin değerlendirmeler  ‘Ne Üniversite Ama’ başlıklı yazıda yer aldı.
 

Fazla ayrıntıya girmeden, soğuk savaş döneminde, sermaye egemenliği bölgesinde yer almış ülkelerde, sosyal bilimler bir propaganda ve savunma düzeneğine dönüştürüldüğünden, yönetici takımlarının (adaylar, muhalifler dahil) gerektiği gibi yetiştirilebilmesi mümkün olamamıştır diyebiliriz. İçinden geçtiğimiz bütün sosyal ve ekonomik dar boğazların temel nedeni budur sanki. Birçok kez vurguladığımız üzere, hızlı kalkınmayı gerçekleştirme yönünde yararlanabilecek bütün bilgiler dünyamızda mevcuttur ve yetişkin liderlerin bunları kullanarak uçurdukları ülke sayısı da az değildir.

 

Başka bir önemli sorun da yöneticilerin, yönetici adaylarının akıl sağlığını değerlendirecek bir düzeneğin mevcut olmamasıdır. Bilindiği gibi, sosyopati, psikopati, şizofreni, kişilik bozukluğu, alzaymer, depresyon, sadizm, mazohizm,otizm gibi başlıklar altında sınıflandırılan bazı durumlar, klinik saptamalar sonucunda, tedavi ve hatta ‘tecrit’ gerektirebilmektedir.

 

Şöyle düşünelim: Kulelere uçak çarptıranlar, Irak ve öteki ülkelerde savaş başlatarak milyonlarca insanı ölüme ve karanlık günlere sürükleyenler, yalnızca Meksika’da on binlerce genci öldüren uyuşturucu baronları, insanlara roman okur gibi işkence uygulayabilen güvenlikçiler, çoluk çocuk üzerine atom bombası sallayabilenler, fıkra anlatırcasına cinayet işleyen ajanlar, bir başbakanla ekibi ve ayrıca da birçok genç hakkında idam hükmü verebilen yargıçlar ile bunları onaylayan ve uygulayanlar, faili meçhul cinayetleri gerçekleştirenler, katillere dilediklerince silah temin edenler, paradan para kazanma yolunda halkları ekonomik krize sokanlar, yoksullara karşı göstere göstere tüketmekten zevk alanlar normal insan kategorisine mi girerler, yoksa başka bir kategoriye mi… Niçin bu adamlar, kadınlar açısından, gerektiğinde, kafalarındaki tahta sayısına uygun bir tanı konulamıyor… (Şanlı padişahlarımız arasında ‘Deli İbrahim’ diye adlandırılanı en akıllıları olmasın sakın…).

 

Bence sorun, tıp mesleğinin toplumsallık kazanamamasından kaynaklanmaktadır. Hekimler, salgın hastalıklar dışında, genel olarak mikro uygulama elemanı olarak devinmektedirler. Özellikle psikiyatri ‘ Ancak önüme geleni incelerim’ yaklaşımı içindedir. Oysa, psikiyatrik, psikolojik tanı ve tedaviye bireyselliği aşan bir genişlik ve hatta evrensellik kazandırılması, Dünya Sağlık Örgütüne de bu yönde bir ‘motivasyon’ yerleştirilmesi, iletişimin böylesine hızlandığı yeryüzünde, halklar açısından çok yararlı sonuçlar doğurmayacak mıdır…

 

Her aşırı yenilik gibi, böyle bir fikir de epey tuhaf görünüyor ama yine de üzerinde düşünmeyi sürdürelim bence. Dünya halklarının akıl hastalarının oyuncakları olmaya terk edilmesi dışında bir seçenek bulunabilir belki de…
 

Son Güncelleme (Cumartesi, 12 Kasım 2016 21:47)

 

Degerli Yazarimiz Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 26 Mayıs 2018.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün598
Dün1485
Tüm Zamanlar4528238
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 46 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 5217
İçerik : 1505
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?