Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


ilhan akkurtİnsanlık tarihi boyunca, insanoğlu kendisi için daima iyiyi güzeli ve doğruyu aramıştır. Bu arayıştan kaynaklanan toplumsal hareketler tarihin her döneminde kendisini göstermiştir. Tabi bu arayışlar hep mevcut yapıyı korumaya çalışan kurulu düzene ve hâkim güçlere karşı olmuştur. Yeni toplumsal hareketlerin başlangıcı olarak her ne kadar 1960 yılı alınsa da, asıl değişim 1990’dan sonradır. 1990’lı yıllara kadar toplumsal hareketlerde ekonomik eşitsizliklere ve özellikle Marksizm’e dayanan hareketler ön plandaydı. Bu yıla kadar ekonomik eşitsizliklerden kaynaklanan, ezen ve ezilen olmak üzere dünyada sadece iki grup insan vardı. Tabi bu arayışlarda başat rolü hep batı toplumları oynamıştır. Bunları örnek alan çevre ülkelerde de, genelde bu oluşumlardan etkilenerek benzer konularda toplumsal hareketler gözlemiştir. Bu durum, bu ülkelerdeki büyük halk kitlelerinin eğitimden uzak olması ve entellektüellerin de batı kültürünün etkisinde olması büyük etkendir. 1979’teki İran devrimi hariç dünyada batı kopyası olmamış ciddi bir toplumsal hareket gözlenmemiştir.

1991 yılında Sovyetlerin çöküşüyle Marksizm de çökmüş ve ezilen- sömürü de birden bitmiş mi oldu, yoksa görmezden mi gelindi bilinmez? Her şeyi işçi sınıfının önderliğine bağlayan bu ideoloji nedense birden bir kenara atılıverdi. Belki gelişmiş batılı kapitalist ülkelerde ekonomik problemler azalmış olması bu sonucu onlar için doğurmuştur. Ancak onlarda işçi hareketlerinin sona ermesiyle birlikte çevre ülkelerde de sona ermiştir.  Tarih yazan işçi sınıfı birden bire yeryüzünden yok mu olmuştu? Acaba insanlar boş yere mi koşturuldu? Yoksa birileri insanları kullanıp atı mı verdi?

Yani az gelişmiş çevre ülkelerde ekonomik dengesizlikler hala açlık sınırının altında seyretse de artık bu konular ve ezilen sınıf kimsenin umurunda değil. Yeni toplumsal hareketleri izah etmeye çalışan batılı sosyologlar bu gelişmeleri post modern dönemin bir sonucu olmasına bağlayabilir ancak birçok çevre ülke daha henüz modernizme bile geçemediği de bir gerçek. Sizin anlayacağınız tarihi galipler yazıp yönlendirmeye devam etmektedir.  Yani çoğu zaman insanlar, birilerinin doğruları peşinde boşuna koşturulmaktadır. Bu durumda bir ülkenin insanlarının ve kaynaklarının gerçekten o ülke yararına harcanıp harcanmadığını iyi düşünmek gerek. Hani milli geliri bilmem kaç doların altında olan ülkeler için demokrasi çok lüks bir rejimdir sözü de boşuna değil. İyi de milli geliri birçok Avrupa ülkesinden daha yüksek olduğu halde, krallıkla yönetilen bir sürü ülkeye Arap baharının uğramamasını bu sosyologlar nasıl izah eder? Bu işte de bir bit yeniğinin olduğu kesin. Alaine Touraine, Hank Johnston, Manuel Castells, Jurgen Habermas gibi bu işlere kafa yoran sosyologlar ne der acaba? Ezilmişlik, ekonomik farklılık ve sömürü yeryüzünde bitti mi acaba ki kimse artık bu konulara yeterince ilgi göstermiyor?

Dünyada değişim durmaz diyen batı güdümlü yeni toplumsal hareketler, daha fazla özgürlük, demokrasi ve yaşanılabilir bir dünya istikametinde faaliyetlerine devam etmektedir.  Yaşanılabilir bir dünya-çevre hareketleri için söylenecek fazla bir şey yok. Ancak daha fazla özgürlük ve demokrasi konusunda batıda daha çok, geleneksel toplum ve birey anlayışından farklı, toplumda sapkınlık olarak değerlendirilecek din, kadın-erkek ve cinsel kimliklerin topluma kabulü zorlanırken, bizim gibi henüz feodal anlayıştan kurtulamamış olan ülkelerde ise ırkçılık ve inanç temeline dayalı istekler ön plandadır. Yani bizim gibi az gelişmiş çevre ülkelerde henüz sıradan demokratik hak arayışları sürmektedir. Batı toplumlarında bu tür hareketlerin fazla olmayışı, onların hem bu tür baskılardan hem de bu tür anlayışlardan uzaklaşmış olmalarıyla ilgilidir. Onlarda böyle bir ayrışma isteği genelde, referandumla toplum onayladığında, bölünmeye kadar gitmesinde bile bir sakınca görülmemektedir. Ancak batı toplumlarında bu tür takıntılar fazla bulunmadığından (İspanya ve İrlanda bu sorunu çözmüş görünüyor) önemli bir sorun olmazken, çevre ülkelerinde bu haklar için yapılan mücadelelerde hala büyük problemler yaşanmakta ve batı bu tür hareketleri kendi çıkarları doğrultusunda sıkça kullanmaktadır. Hatta Mısır örneğinde olduğu gibi kendi demokratik ilkelerini bile rahatça çiğneyebilmektedir. Tabi bu adamlar için önemli olan ilkeler olmadığından, başbakan Suriye ve Mısır konusunda her ne kadar demokratik ilkeleri savunarak, dünyada yalnız kalıp buna “DEĞERLİ YALNIZLIK” dese de, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, 'Eğer bir İsrail olmasaydı çıkarlarımızın korunabildiğinden emin olmak için bir tane (İsrail) icat etmek zorunda kalabilirdik'* diyebilmektedir. Bu ifadeler dünya, insanlık ve demokratlık adına ibret verici bir iki yüzlülük ve batının ne kadar çıkarlarına düşkün, bencil bir zihniyete sahip olduğunun açık bir göstergesidir.

 

Gezi parkı olaylarını ülkemiz için Arap Baharına benzeten bu zihniyete karşı, Türkiye’nin Türk Baharı 2002 seçimleriyle başladığı ve halen eksik kalan kısımları da zaman içinde halledileceği savunulmuştu. İşte bu istikamette atılan adımlardan biri olan son demokrasi paketi başbakan tarafından açıklandı. Paketin içeriğine bakıldığında gerçekten de inanç, seçim, ana dil öğrenimi gibi bazı eksik demokratik hakları içerdiği görülmektedir. Geçmiş yıllarda bu hakları savunan ve şimdilerde bunlardan vazgeçip, Marks, Mao, Lenin hayranlığından sonra Kemalizmi yeni keşfetmiş, halkalara özgürlük diyerek didiştikleri milliyetçilerin kötü bir kopyası olan ulusalcılığa soyunmuş olan eski sol tüfeklerle, bazı sözüm ona batılı çok demokrat aydınların biraz uykusu kaçmış görünüyor. Cami ile cemevi yan yana açılıyor, eski gericiler artık oldu ilerici roller değişti, gezicilerin ellerindeki malzemeler tükeniyor, irtica elden gidiyor. Çünkü bu pakette Alevilere, diğer dini azınlıklara, dini yaşantıdaki engellere, Romanlara, anadil konusuna ve seçim sistemine yeni düzenlemeler yapılmıştır. Artık günümüzde ne darbeyle, ne devrimle, ne dini, ne laik ne de ırki zorlamalarla bir yere varılması mümkün değildir. Umarız birileri artık bu konuları kullanarak insanımızı kamplara ayıramaz.

Bu durum da artık batılı entelektüeller ile onların yerli işbirlikçileri, normal insan haklarının daha tam oturmadığı bu ülkede, ülkedeki hayvan haklarına, sökülen ağaçlara, femenlerin ve homoseksüellerin hakları konularına var güçleriyle destek vererek seçimle gelen iktidarları zorlayarak batılı akıl hocalarını sevindirirler. Başka türlü hükümet yanlılarının önüne geçip ilerici olmaları mümkün değil. Arkasından ülke kalkınması için büyük gayretlerle ortaya atılan projeleri engellemeye çalışarak aferin alırlar. Belli olmaz bakarsınız füze ihalesinin neden Çin gibi bir doğulu ülkeye verilmesine de karşı çıkarlar. Çünkü gezi eylemlerine destek veren dış basın şimdi hükümeti bu konuda sıkıştırmaktadır. Artık birileri bu konuları diline dolayıp hem insanımızı kullanması, hem de uluslar arası camiada ülkemizi sıkıştırmasının önü kesilerek, ülkemize darbeler değil, meclis hâkimiyeti yön verecektir. Kimlerin gerçekten doğrulardan ve insan haklarından yana olduğu kimlerinde bu doğruları çıkarları için kullandığı ortaya çıkmaktadır. İnsanların doğru olanı bulması, her türlü fikrin rahatlıkla tartışıldığı bir ortamda daha kolay olacaktır.  Ha gayret batı bu ikiyüzlülüğe devam ettiği sürece doğruların arkasında dik duruşla “DEĞERLİ YALNIZLIK, DEĞERLİ MODELLİĞE” dönüşebilir.

*http://www.timeturk.com/tr/2013/10/02/israil-olmasaydi-biz-icat-ederdik.html

Son Güncelleme (Pazar, 27 Ekim 2013 18:38)

 

Degerli Yazarimiz İLHAN AKKURT Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cuma, 04 Haziran 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #1 TebrikMehmet Ali OĞUZ 2013-10-03 12:35
Değerli yazarı günümüzde oynanan oyunları açık bir şekilde sergilediği yazısından ötürü tebrik ederim.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün109
Dün2665
Tüm Zamanlar3951446
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 106 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2071
İçerik : 1482
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?