• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon BOŞUNA MI YARATILDIK?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 11
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


mehmet_ali“Ve Biz gökyüzünü, yeryüzünü ve aralarında olanları boşuna yaratmadık. Bu, şu küfretmiş olan kişilerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay şu küfretmiş olan kişilerin hâline! Yoksa iman eden ve de sâlihâtı işleyenleri Biz, o yeryüzündeki bozguncular gibi mi kılarız? Yoksa o takvâ sahiplerini azgın günahkârlar gibi mi kılarız?(Bu), temiz akıl sahipleri onun âyetlerini düşünsünler ve öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz bereketli bir kitaptır
.”
(Sad 27–29)

Her gün hayata yeniden gözlerimizi açıyor, koşmaya başlıyoruz. Nereye? Sanki kurulmuş oyuncaklar gibi tutkularımızın peşinde sürükleniyoruz. Bir daha bu dünyaya yeniden gelivereceğimizi mi düşünüyoruz? Yoksa âhirette kendimizi bekleyen çok güzel bir hayatı mı garantiledik?

Allah bu dünyayı bir eğlence olsun diye yaratmamıştır. Aksine Evren’in yaratılışında büyük bir amaç vardır. Rabbimiz insanlar için sayısız imkânlar sağlamış ve bizlerin yararlanmamızı murad etmiştir.

Bilimsel olarak incelenip “yakîn” (Kesin bilgi) ölçüsünde bilgiye sahip olunduğunda tespit edilebilir ki, evren boş ve gereksiz yere yaratılmamıştır. Bilim adamlarının zamanımıza kadar yaptıkları tesbitler bir yana, daha nice bilimsel gerçekler ileride gün ışığına çıkacaktır.

Rabbimizin tasarrufumuza sunduğu nimetleri değerlendirebiliyor muyuz? Yukarıda meali sunulan âyette boşuna yaratılmadığı ifade olunan gökyüzünden neden Müslümanlar yararlanamadı da yakîn, yani kesin bilgiye ulaşanlar yararlandı? Hiç düşündünüz mü? Her vesile ile tekrarladığım bir gerçek var. Kur’ândan uzaklaştırıldığımız için! Şimdi bu âyet ile uzaydan yararlanamama konusu ile “ne ilgisi var” diyeceksiniz.

Bakınız bizi nasıl uyutmuşlar? Elinize herhangi bir mealden Hicr suresi 16–18 ile Saffat suresi 6–10 âyetlerini bir okuyun. Nasıl anladınız? Şimdi de bu âyetler neden bu şekilde anlaşılmış, açıklamasına bakalım:

[Kur’an inmeye başlamadan önce şeytanlar diledikleri gibi göklerde dolaşırlar, meleklerin arasına sızarak meleklerin Allah’tan öğrendikleri geleceğe ait; gayba ait bilgileri kaparlar, bu bilgilerin içine biraz da yalan katarak kâhinlere anlatırlar, kâhinler de bu bilgileri halka anlatırlarmış. Böylece peygamberler ile şeytanlar arasında bir sürtüşmedir devam eder gidermiş. Bu zamanlarda bazılarına göre gökyüzünde yıldız yokmuş, bazılarına göre yıldızlar varmış ama kovalamaca işi yokmuş. Sonradan yıldızlar yaratılmış ve şeytanlar gökyüzüne sokulamaz olmuş. Fakat yine de içlerinden bazıları, meleklerden bir şeyler öğrenmek için onların aralarına sızmaya çalışırmış. İşte meleklerin arasına sızmaya çalışan bu şeytanlara yıldız fırlatılırmış ve alev topu halinde üzerilerine gelen yıldızı gören şeytanlar gerisingeri dünyaya kaçarlar, elleri boş kalırmış.
Yalnız bu inançta net olmayan bir nokta varmış. O da; acaba yıldızlar yeni mi yaratılmış yoksa eskiden beri varmışlar da şeytanlara karşı silâh olarak kullanılmaya mı yeni başlanmış?

İbn-i Abbas’a göre; şeytanlar önceleri göğe çıkmaktan menedilmemişti. Bundan dolayı göklerde dolaşıyor, meleklerden gaybın haberlerini duyuyor ve haberleri kâhinlere ulaştırıyorlardı. Kâhinler de bu aldıkları kelimelere dokuz daha katarak bunları yeryüzündekilere anlatıyorlardı. Bu kelimelerin dokuzu batıl birisi hak idi. İsa peygamber doğunca, onlar üç kat gökten menedildiler. Peygamberimiz doğunca da, bütün göklerden menedildiler. Dolayısıyla bu şeytanlar, kulak hırsızlığı yapmak istediklerinde, ateş parçaları ile taşlanmakta, uzaklaştırılmaktadırlar. (Hıcr suresi tefsiri, Mefatih ul Gayb, İmam Razi ve Kurtubi, Cilt 10. sh. 20,21) Bu konu en uzun teferruatlı anlatımıyla Kurtubi’de yer almıştır.]

Şimdi de Hakkı Yılmaz beyefendinin ilmî araştırmaları sonucu ulaştığı sonuca bakalım ve önyargılardan arınık olarak bir düşünelim.

{Hıcr; 16 – 18:
16- Hiç kuşkusuz, gökte burçlar oluşturduk ve seyredenler için onu süsledik.
17- Ve onu Şeytan-ı Recim’in hepsinden koruduk;
18- Az da olsa vahye kulak veren ve kendisini açık bir alev takip edenler hariç.
18. ayetin, 17. ayetin devamı olması münasebetiyle iki ayeti tek bir cümle halinde ifade dersek cümle şöyle şekillenir:
“Ve onu, az da olsa vahye kulak veren ve kendisini açık bir alevin takip ettiklerinin haricindeki tüm Şeytan-ı Racimlerden koruduk.”
Yani sema “azıcık da olsa vahye kulak veren ve kendini açık alev takip edenlerin dışındaki tüm Şeytan-ı Racimlere” kapalıdır. Az da olsa vahye kulak kabartanlara açıktır, onlara serbesttir, onlardan korunmamıştır.
Saffat; 6 – 10:
6- Gerçekten biz en alt semayı ziynetlerle; yıldızlarla süsledik.
7- Asi inatçı şeytanın tümünden koruduk;
8- onlar mele-i a’lâya hiç kulak vermezler ve her taraftan taşlanırlar,
9- kovulmak için… Ve onlara sürekli azab vardır,
10- ancak bir kırıntı kapan ve kendisini şihab-ı sakıp takip eden hariç.
Burada da 7 – 10. ayetler tek bir cümle olduğu için bunları da tek cümle halinde ifade edelim:
“Biz semayı, mele-i a’lâdan bir bir kırıntı kapan ve kendisini şihab-ı sakıp takip edenler hariç, sürekli azap içinde olan, kovulmak için her taraftan taşlanan ve mele-i a’lâya hiç kulak vermeyen ‘şeytan-ı marid’in tümünden koruduk.”
Ayetin özetini alırsak; “gökyüzü ‘şeytanı marid’e kapalı olup mele-i a’lâdan azıcık bilgi kırıntısı sağlayan ve kendini delici alevin takip ettiklerine açıktır.”

Kur’an’da kozmolojiye ve astronomiye ait birçok ayet vardır. Çağımızda bunlar eski çağlara göre binlerce kat daha iyi anlaşılmakta ve her biri taze birer mucize olmaktadır. İşte bu âyetlerden bir tanesi de şudur:

Rahman; 33: Ey ins ve cinn topluluğu! Göklerin ve yeryüzünün çaplarından aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa hemen aşın geçin. Ancak üstün bir güçle (sultan ile) geçebilirsiniz.”

 

Âyette konu edilen “sultan/üstün güç” bilim ve teknolojidir. Şihab-ı sakıp, mübin /delici parlak alev (ROKET) de sultanın (üstün bir gücün eseridir. Bu ayet, istisnalı bir cümle ve devamı olan ayette “Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz?” diye sorulmak suretiyle, “Gidin görün bakalım o gördükleriniz karşısında Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabileceksiniz” denildiğinden insanlara acziyetlerini hatırlatan bir meydan okuma olmayıp, bir yol göstermedir. Yani bu üstün güce sahip olursanız semavat ve arzın çaplarından çıkabilirsiniz. Bu üstün güce sahip olmazsanız bunu başaramazsınız denilmektedir.

İstisna: 

Konumuz olan pasajlardaki ayetler (Hıcr; 18 ve Saffat; 10. ayetler), “illâ” istisna edatıyla başlamaktadır. Böyle olunca istisna edatından sonraki bölüm, daha evvelki yargıdan dışlanmaktadır. Ayetleri birlikte değerlendirirsek ayetlerin anlamı; “semayı… Şeytandan koruduk ama vahye kulak veren (mele-i a’lâdan bir parça alan) ve kendisini şihabın takip ettiği kişilerden korumadık.” demek olur.
Dikkat ederseniz piyasadaki meal ve tefsirlerde olması lâzım gelen bu anlam, maalesef yoktur. Ayetlerdeki “illâ” edatı yokmuş gibi davranılmış ve “men” ism-i mevsulu, şart edatı gibi değerlendirilmek suretiyle, cümle, şart cümlesi anlamıyla “kim kulak hırsızlığı yaparsa alev topu onu yakalayıverir” diye çevrilmiştir.

Kısacası istisna cümlesinin anlamını eski tefsirciler havsalalarına sığdıramamışlardır. Yani o dönemlerde bir insanın Kur’an’dan duyacağı bir ayetten, gökyüzünü geçebileceğini, kendine parlak delici bir alev makinesi yaparak onunla gökyüzüne çıkabileceğini öğrenmesi düşünülemiyordu.

Ham fikir, uzay ile ilgili bir şey üretemez. Ama insan, Kur’an’dan bir şeyler kaparak ham fikri tefekkür boyutuna ulaştırırsa, kendisini uzaya götürecek bir alev topu yani ROKET yapabilir ve semaya gidebilir. Çünkü artık ona gökyüzü açıktır.} (Tebyînü’l-Kur’ân)

İşte, şimdi düşünelim; Uzaya kimler çıktı? Dünya’yı uzaydan yönetenler, diğer milletleri köle yapanlar, sömürgeciler. Bir zamanlar “aya da çıkılmaz, çıkılırsa kıyamet kopar” diyenler nerede? Allah çalışanın emeğini kaybetmiyor.

Kur’anı, Müslümanlar mezarlarda hem de makam ile Arapça olarak okunması gereken bir kitap gibi benimsedikleri için, ilimden ve fenden nasiplerini tam alamamışlardır. “Anlamadan da okunsa sevaptır” diyenler nerede? Oysa Rabbimiz bizlere: “az da olsa bilgi kırıntısına kulaklarımızı açmamızı” bildirmiş iken! İlim, fen öğrenmemizi emretmiş iken!

Kur’ân bir hayat kitabıdır. Tabii ki yararlanmak isteyenler için.

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.
 

Son Güncelleme (Çarşamba, 30 Ekim 2013 12:29)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+1 #2 RE: BOŞUNA MI YARATILDIK? 2013-10-11 02:55
Sayın Savcım, dün Hakkı Yılmaz Hoca Efendiyi dinledim Besmele konusnadki ve diğer yorumları da her zaman ki ezber bozucu ve ufuk açıçı yorumlar. Sizin yazılarınız da aynı şetkilde. Bu çalışmalardan sonuç alamıyorum diye çalışmaları bırakma. Bize düşen şey bildiklerimiz yazmak ve duyurmak. Selamlar
Alıntı
 
 
+1 #1 RE: BOŞUNA MI YARATILDIK?NACİ CEPE 2013-10-07 17:13
KADİM ZAMANLARDA KUR'ANIN BAZI AYETLERİNİ MUHAYYEL DÜŞÜNCELERLE ANLAMAK KADİM GÜNÜN BİLGİSİ KADARDIR.YARADILIŞ NASIL SÜRGİT DURUMDA İSE İLİMDE İLERLEME İÇİNDEDİR.BAZI AYETLERİN AÇILIMI DA ZAMANI GELİNCE ANLAŞILIR.ESKİ YORUMLAR DOĞRUDUR DİYE ISRAR İÇİNDE BULUNMAK BİR GARABETTİR.MÜBİN OLAN KUR'AN BAZI AYETLERİNİ ZAMANI GELİNCE AÇAR YADA GÜNCELLER.BUNU ANLATMAYA ÇABA GÖSTEREN YAZARI TEBRİK EDERİM BÖYLE BİR EFORUNDAN DOLAYI.HİÇBİR ŞEY DE NE TESADÜFİDİR NE DE BOŞUNADIR.BİR YAPRAĞIN YERE DÜŞMESİ BİR TANE'NİN BİTKİ OLMASI ALLAH'IN YÖNETİMİNDEDİR.VESSELAM RİZE'DEN GÖNÜL DOLUSU SEVGİ VE SELAMLARIMLA AEO NACİ CEPE
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1114
Dün4918
Tüm Zamanlar3774230
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 226 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1309
İçerik : 1480
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?