Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


ilhan akkurtSon aylarda ülkemizden bazı önemli şahsiyetler artık dışarıdan birilerinin açık hedefi oldukları görülmektedir. Ülkemizdeki hedef olan bu kişilerin Başbakan, Dışişleri Bakanı ve Mit Müsteşarı olduğu açıktır. Özellikle gün geçmiyor ki bu üçlü hakkında ABD ve İsrail’de bir şeyler yazılmasın.  Başbakan Erdoğan’ın 29 Ocak 2009’ta, İsviçre’nin Davos şehrinde yapılan “Dünya Ekonomik Formu” toplantısında, İsrail Cumhurbaşkanı Simon Perez’e çektiği “ONE MİNUTE” resti, Türkiye ile İsrail dahil Batı Dünyası arasında önemli bir kırılma noktasıdır. Arkasında İsrail ile yaşanan 9 vatandaşımızın katledildiği “Mavi Marmara” problemi iplerin iyice kopmasına sebep olmuştur. Bunlar belki tesadüflerin ortaya çıkardığı birilerinin planlaması sonucu olmayan sıradan olaylardı.  Nedense bu tarihten sonra giderek artan bir şekilde hükümet yetkilileriyle İsrail, ABD ve diğer batı dünyasının arası gittikçe açıldı. Özellikle son aylarda, önce Arap Baharı’nda ki dış politikaları sebebiyle Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve onu savunan başbakanla dış ülkelerin arasına kara kedi girdi.

 

Arap Baharı ile gelen demokratik seçimler sonucu yıkılan diktatörlerin yerine İslami söylemleri olan partiler iş başına geçmişti. Lafı uzatmaya gerek yok hükümetin özellikle İsrail’in haksızca uygulamalarına karşı dik duruşu ve ülke yönetimindeki ekonomik başarıları, Ortadoğu’daki birçok ülkeye model olmuştu. Türkiye bu halk hareketlerinde İslamcı guruplara destek vermişti. En son Suriye’de bu desteği sürdürürken İsrail ve ABD uyandı ve birden baş düşmanları Esed’e destek vermeye başladılar. Başbakan ne kadar bastırdıysa ABD Esed’e karşı bir operasyonu onaylamadı. Tabi kimse başbakanın “Bu nasıl demokratlık ey batı hani ilkeleriniz, hani BOP” demesini duyan olmadı. “Değerli Yalnızlık “ diye tabir edilen bir politika izleyerek bu demokratik değerleri Birleşmiş Milletlerde de savunarak “DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR” diyerek Bop’u Birleşmiş Milletler’e taşımıştır. Bir lider ilk defa “Derin Dünya Düzeni’in” tekerine çomak sokmuş oldu. Bu ara ülkemizde bazı güzel gelişmeler oluyordu. Kendi milli tankımızı, helikopterimizi, insansız uçağımızı, füzemizi, uydumuzu yani savunma sanayimizi kurmaya ve batıya bağımlılıktan kurtulmaya başlamıştık. Kanal İstanbul, 3.köprü, yeni bir havaalanı, uzun menzilli füze savunma sistemi gibi önemli projeler başlamıştı.

 

Özellikle uzun menzilli füzelerin Çin’li CPMIEC kuruluşu ile Türkiye'de ortak üretilmesi amacıyla sözleşme görüşmelerine başlanması işi iyice ayyuka çıkardı. Bir kaç kez ihalesı iptal edilen 4 milyar dolarlık projeye Amerika Patriot, Fransa-İtalya ortaklığı Eurosam Samp-T ve Rusya ise S-400 füzeleri ile talip olmuştu. Çinli firmanın ihaleyi kazanmasında teklifinin yüzde 50'den fazla yerli sanayi katılımını içermesi ve teklif fiyatını 3,44 milyar dolar vererek maliyet avantajı sağlaması etkili olmuştu. Hükümet milli menfaatlerimizi göz önüne alarak haklı olarak bu projeyi Çin’li firmaya vermişti. Bu ihalenin Çin'e verilmesi ABD’Lİ Patriot’un üreticisi Raytheon firması, kurucularından olduğu İsrail tezlerini savunan Neo-con eksenli Amerikan derin düşünce kuruluşu  CFR  (Council On Foreign Relations- Dış İlişkiler Konseyi” gibi ABD politikaları üzerinde önemli etkisi olan kuruluşları devreye soktuğu anlaşılmaktadır. Türkiye'nin askeri, ekonomik ve istihbarat alanlarında attığı bağımsız adımların Batı medyası tarafından sorgulamaya açılmasının arkasından Amerikan gazeteleri Wall Street Journal ile Washington Post'un Milli İstihbarat Teşkilatı Hakan Fidan üzerinden Türkiye'yi yargılayan haber-analiz yayınlamasının ardından, İngiliz Financial Times gazetesinin üst üste Türkiye'nin Çin'e verdiği füze ihalesini ve 3. havalimanını sorgulayan haberler yapmaya başladı. Yazdıkları makaleler ile Türkiye karşıtı medya kampanyasına kaynak teşkil eden David Ignatius ile Steven Cook'un CFR üyesi olduğu ortaya çıktı. Bu David Ignatius hani şu Davos’ta başbakan Erdoğan’ın tartıştığı medaratör olması da çok dikkat çekici bir durumdur.

 

Suçlamalar çok ağır, Türkiye-ABD ilişkileriyle ilgili Obama hükümetine baskı yapmaya çalışan CFR uzmanı Cook'un CFR sitesinde yazdığı blogdaki, “Türkiye'nin yaptıkları dikkate alındığında Obama yönetimi nasıl olur da Türkiye için 'model ortak' çığırtkanlığı yapabilir, hatta Türkiye'ye nasıl müttefik olarak davranabilir” şeklindeki yorumunun  İngiliz Financial Times haberine alınarak yayınlanması tesadüf değildi.  Önceki gün yine  İngiliz Financial Times’ta 20 ekimde  “Türkiye'nin Batı'yla ilişkileri üzerindeki şüpheler artıyor' başlığıyla yayınlanan haberde, 'Türkiye 61 yıldır üyesi olduğu Batı'ya veda mı ediyor. Türkiye'nin müttefiklerinin sormaya başladığı soru bu” denildi. Türkiyeli bazı resmi yetkililerin El Kaide'nin uzantısı El Nusra'yı övdüğünü ileri süren FT, 'Türkiye'nin terör örgütü El Kaide'ye destek verdiği' imajı oluşturmaya çalışması dikkat çekti.

Hakan Fidan’ı bekleyen Sürpriz ne ola ki ?

 

Wall Street Journal'da Hakan Fidan aleyhine yayınlanan haberin ardından Washington Post yazarı David Ignatius 17 Ekim'de yayınlanan yazısında, Hakan Fidan'ın, Türkiye topraklarında İsrail'e çalışan İran'lı ajanları İran istihbaratına sattığını ileri sürmüştür. Yine 24 Ağustos’ta The Wall Street Journal’da  Russel Mead imzasıyla yayımlanan bu makalenin başlığı, ‘Amerika’nın Ortadoğu’da başarısızlığa uğrayan Büyük Stratejisi’ (The Failed Grand Strategy in the Middle East). Mead’e göre, Obama yönetiminin Ortadoğu stratejisi bütünüyle başarısızlığa uğradı. Bu strateji ılımlı İslamcılarla birlikte Ortadoğu’nun demokratikleştirilmesini öngörüyordu. ABD yönetimi AK Parti gibi ılımlı İslamcılarla birlikte çalışarak Ortadoğu’ya demokrasi getirecek, İslamcı terörist örgütleri marjinalleştirecekti. Ancak bu konuda hesaplar tutmamıştı. (Bize göre ise İsrai arası bir türlü düzelmeyen, yani İsrail politikalarına karşı tavır alan Türk yetkililerin ABD ve İsrail’e karşı yeni bir BOP (Büyük Osmanlı Projesi” başlatma korkusu işi bozdu).Washington Post makalesinde, MİT Müsteşarı'nın İran'a İsrail hesabına çalışan ajanların listesini verdiği öne sürüldü. Jewish Press ise resmen tehdit etti: "Hakan Fidan bir sabah arabasında özel bir sürprizi hak ediyor” Bu yazıların kaynakları için www.armagedonsavasi.com sitesine bakabilirsiniz.

 

Sanırız bu saldırıların merkezi ve nedeni anlaşılmıştır. Asıl hedefin Hakan Fidan için “Benim Sır Küpüm” diyen başbakan olduğu ortadadır. Bu yayın organları Gezi Parkı olaylarına verdikleri desteğin sebebi sanırız şimdi daha iyi anlaşılmaktadır. Düne kadar “Kahrolsun ABD VE BOP” diyenler bir kez daha düşünmeli. Yıllardır meydanlarda “Bağımsız Türkiye“ diyenler iyi düşünmeli. Galiba bizim üçlünün derin güçlerin hedefi olması, ilk defa bağımsız bir politika izlemekten oluyor. Bu olaylara destek vermeyen MHP Genel Başkanı Bahçeli bakın son gelişmeleri nasıl değerlendiriyor “Türkiye'nin Suriyeli muhaliflere verdiği desteğin ABD'nin çıkarlarına ters düştüğü, bu stratejinin mimarının da MİT Müsteşarı olduğu, Türkiye'nin izlediği Ortadoğu ve güvenlik stratejisinin ABD ve müttefiklerin menfaatleriyle çeliştiği, Türkiye'nin ne yapacağını, nasıl politika takip edeceğini ABD'nin derin yapılanmasının taşeron elemanları belirleyemez, belirleyemeyecektir.” demiştir. Aklın yolu birdir. Ulusalcıların bu işe ne der acaba. "Sonları menderes gibi olacak" diyenler kimlerle yan yana kol kola iyi anlamalı. Hükümeti demokratik yollarla sandıkta deviremeyeceklerini çok iyi bilen bu derin dünya güçlerinin gelecek için hiç te iyi planları olmadığı ortada. Herkesin derin bir hesabı olduğu belli. Bekleyip göreceğiz, ancak asıl kurulan hesapları bozan ve onlardan daha iyi hesap gören bir güç daha var.

 

“Onlar sana tuzak kurarlarken Allah’ta tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en iyisidir.”Enfal-30

 

Bir de şu yazı iyi okunmalı.http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/ergundiler/2013/10/22/yollar-ayrildi
 

Son Güncelleme (Perşembe, 31 Ekim 2013 19:58)

 

Degerli Yazarimiz İLHAN AKKURT Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cuma, 04 Haziran 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün104
Dün2665
Tüm Zamanlar3951441
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 94 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2071
İçerik : 1482
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?