• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon İşte Bizim Andımız

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

mer_nacie-mail:  Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

De ki: “Benim tüm istek ve arzum, bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah`a armağan olsun! Ulûhiyetinde o`nun ortağı yoktur. Ben işte bu tevhid ile emrolundum; ve ben varlığını kayıtsız şartsız Allah`a teslim edenlerin öncüsü olacağım!” (6/ En`am, 162-163)


Demokratikleşme paketiyle gelen yeniliklerden birisi de ilkokullarda andımızın kaldırılması oldu. Aslında geç bile kalınmıştı. Paketin getirdiklerinin üzeri örtülsün diye malum güruh andımız üzerinden saldırıya geçti. Irk üzerinden itibarsızlaştırma/ değersizleştirme en iyi saldırı yöntemi olarak seçildi. İkiden ikiye kaldıklarında “aslında şimdiye kadar biz neden düşünemedik” diye hayıflanırken topluma dönük yüzleriyle farklı görüntü vermeye çalışıyorlar.

Karşı çıktıklarında toplumun kahır ekseriyetini karşılarına alacaklarını bildikleri düzenlemeleri geçiştirip andımız meselesine takılıp kaldılar. Sanki çok yürekten söylüyorlarmış gibi. Talebelerin en nefret ettiği uygulamaların başında bu tekmil verme gelmektedir. Asker millet olduğumuz için körpe dimağlara bile adeta bir perçin gibi bu tekmil vurulmakta, çakılmaktadır. Andımızla alakalı olarak feveran edenlere sormak lazım. Bu coğrafyada yaşayan herkes Türk mü? Başka ırklardan insanların da burada yaşadıklarını ne zaman kabul edeceğiz. Sizin çocuklarınız başka ülkelerde okurken orada da böyle bir tekmile zorlansa hoşunuza gider mi?

 

Düşünün en hızlı Türkçüsünüz ve işinizden dolayı bir başka ülkede yaşıyorsunuz ve çocuğunuz orada okumak zorunda ve anda şöyle başlıyor:

 

Arap’ım… Ne mutlu Arap’ım diyene.

 

İngiliz’im… Ne mutlu İngiliz’im diyene.

 

Alman’ım… Ne mutlu Alman’ım diyene.

 

Yahudi’yim… Ne mutlu Yahudi’yim diyene.

 

Rus’um… Ne mutlu Rus’um diyene.

 

Ermeni’yim… Ne mutlu Ermeni’yim diyene.

 

Bunları uzatmak mümkündür. Ancak kendisini bir ırka ait hisseden hiçbir insan bu durumdan hoşlanmaz. Bu dayatmayı kabul etmek istemez. Bu dayatmayı yapınca başka ırkların çocukları Türk oluyorlar mı? Ya da andımız dediğiniz o garabet söylenmeyince Türk olan çocuklar Türklüklerini unutuyorlar mı? Söylenmedi diye unutuyorlarsa bu zaten başlı başına bir garabettir. Bu tür ayrılıkçı, ötekileştiriçi söylemler bu ülkenin birlik ve beraberlik ruhuna vurulan darbedir.

 

Kendi ırkımızı başkalarına dayattığımız takdirde başkaları da ırklarını dayatma hakkını kendilerinde bulurlar. Bu türden dayatmalarla da bir yere varamayız.

 

Seksen yıldır bu tekmili dayattık da ne oldu?

 

Bu memleketi soyup soğana çevirenler,

 

Askerine, polisine kurşun atanlar,

 

Kardeşi kardeşe vurduranlar,

 

İnananları alevi sünni diye bölenler,

 

Sağ sol deyip gençleri kırdıranlar,

 

Bankaların içini boşaltıp bedelini millete ödettirenler… Bunlar da andımız tekmilini veren insanlardı. Ülküleri çalmak, çırpmak, soyup soğana çevirmek vs.

 

Peygamber efendimizin şu beyandaki hadisini bilmeyenimiz yoktur: "Kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi, sizde başkasına yapmayınız." İşte size adam olma ilkesi. Bunu hayıtınıza serlevha ederseniz hiç kimseyle, hiçbir gurupla, hiçbir ırkla probleminiz olmaz. Bütün ırklar Allah’ındır. Tanışıp bilişmemiz için insanlar farklı farklı yaratılmıştır: “Ey insanlık! Elbet sizi bir erkekle ve bir dişiden yaratan Biziz; derken sizi kavimler ve kabileler haline getirdik ki tanışabilesiniz. Elbet Allah katında en üstününüz, O’na karşı sorumluluk bilinci en güçlü olanınızdır; şüphe yok ki Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır. (49/ Hucurat, 13)

 

Yüce Rabbimiz ilkesini böylece ortaya koymuşken; ama, fakat, lakin, ancak diye başlayacak kelimelerin ardından gelecek olan cümleler Allah’ın yaratmasına müdahale etmektir ki Rabbimiz buna müsaade etmez.

Haydi andımızla bitirelim ve şükredelim: De ki: “Benim tüm istek ve arzum, bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah’a armağan olsun! Ulûhiyetinde o’nun ortağı yoktur. Ben işte bu tevhid ile emrolundum; ve ben varlığını kayıtsız şartsız Allah’a teslim edenlerin öncüsü olacağım!” (6/ En’am, 162-163)

Son Güncelleme (Çarşamba, 30 Ekim 2013 12:28)

 

Degerli Yazarimiz ÖMER NACİ YILMAZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazartesi, 04 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün858
Dün1856
Tüm Zamanlar4407430
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 70 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2918
İçerik : 1504
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?