• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ NEREYE GİDİYOR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


mer_naciÜniversite eğitimi gençlerimizi hayata hazırlamada önemli bir basamaktır. Her yıl bir milyonun üzerinde gencimiz bu basamağı çıkabilmek için maddi manevi birçok sıkıntıya katlanmaktadır. 1980 öncesinde gençlik sağ-sol diye ikiye bölünmüş, siyasi fraksiyonların etkisi altına girmekteydiler. Bu tür hareketlerden kendilerini korumayı başarabilenler eğitimlerini tamamlayıp bir işe girmeyi başarmış, milletine ve ailesine hizmet etmeye başlamıştır. O yıllarda çocuklarını okutmak isteyen ailelerin çocukları üzerinden beklentileri vardı. Okuyacak, memur olacak aile fakirlikten kurtulacaktı. 1980 sonrasında bu tür beklentiler farklılaştı. Çocuğumuz okusun kendisini kurtarsın da ben başka bir şey istemem denilmeye başlandı. Yine o yıllarda kendisini kurtarsın denilen gençlerimiz, kimliksiz ve kişiliksizleştirilmeye maruz kaldı. Etrafına kurulan şeytani tuzaklar nedeniyle amaçsız, hedefsiz, değerleriyle kavgalı, inancından utanır hale getirildi. Bütün bunlara rağmen kendisini koruyan korumayı başarabilen gençlerimiz de yok değildi. Teknolojinin, cep telefonunun, internetin, facebookun hayatımıza girmesiyle birlikte gençliğin zihni ve gönlü darmadağınık oldu. Hayattan bıkmış, çevresinden kopmuş, her türlü değere sırtını dönmüş, kültüründen uzaklaşmış, hedeften yoksun bir hale gelmiştir.
 

Günümüze geldiğimizde üniversite gençliği oturmasından kalkmasına, yemesinden içmesine, giyiminden kuşanmasına, inancından kültürüne kadar çok müthiş bir savrulmayı yaşayabilmektedir. Sanal bir âlemde sanal bir gençlikle karşı karşıyayız. Annesinin babasının yediğini yemeyen, onların giydiğini giymeyen, onların oturup kalktığı insanları hakir gören, onların değerlerini küçümseyen, onların inançlarını hafife olan veya hiç dikkate almayan, kendine bile yabancılaşan bir gençlikle karşı karşıyayız. Etrafa baktığımızda bu tür gençlerin sayısal çoğunluğu geleceğe dair ümitlerimizi kırmaktadır.
 

Bazı gençler üniversiteye giderken sadece evlerinden ayrılmıyorlar. İnançlarından,kültürlerinden, kimliklerinden, değerlerinden, önemsediklerinden velhasıl onlarda şahsiyet inşa eden her ne varsa hepsini terk edip başkalaşıyor, yabancılaşıyor. Üniversite adı altında içine girdiği ortam çok farklı, arkada bıraktığı hiçbir şey sanki buralarda geçerli değilmiş gibi, güya özgürlük adı altında cehenneme sürükleyici her şeyin geçer akçe olduğu ve bu yolların kırmızı halılarla döşenmiş bir ortama girmiş oluyor. Üniversiteler adeta her şeyin konuşulduğu, her türlü değerin yok sayıldığı, namus ve sadakat mefhumlarının hiç de konuşulmadığı, geçerli olmadığı mekânlarmış gibi davranılıyor. Birçok gencimiz, birçok açıdan, acı ama gerçek, üniversiteye gittiği gibi geri gelmiyor.
 

Fakat tüm bunlara rağmen bunların dışında bunlardan farklı bir gençlik yapılarının varlığını bilmek de ümitlerimizi yeşertmektedir.

Yıllar önce rahmetli Ali Ulvi Kurucu hocamızdan dinlediğim gibi “ateşler içinde olduğu halde yanmayan gençlerimiz” de yok değil elhamdülillah.

Teknolojinin her türlü dayatmasına rağmen, etrafına saran ve idol haline getirilen sınırsız cinsellik sarmalına takılmayan gençlerimizin varlığını da görmek mümkündür elhamdülillah
.

Peki, gençlerimiz nasıl kurtulacak?
 

Öncelikle anne ve babalar, o artık bir üniversiteli, koskoca adam, büyümüş kız, neyin ne olduğun biliyor denmeyecek, denilmeyecek. Yediğine, yatağına varıncaya kadar, kimlerle arkadaş olmuş, nerelere, kimlere takılıyor, neler okuyor bütün bunlara varıncaya kadar her halükarda takip edilecek, takip edildiği kendisine de hissettirilecek. Hayvanları meraya salar gibi saldım çayıra, mevlam kayıra diye bir şey yok. Senin sahip çıkmadığına, senin değerlerinin düşmanları sahip çıktığında iş işten geçmiş oluyor. Böyle olunca da sana geçmiş olsun, oluyor.
 

Yapılacak olan çok zor değil.

Yeter ki zamanında yapılsın.
 

Allah’ını tanıtacaksın, tanıtmakla kalmayıp, Onsuz olunamayacağını kavratacaksın.

Kur’anını, yol kılavuzunu, hayat rehberini tanıtacaksın, tanıtmakla kalmayıp bir yaşam biçimi, hayat tarzı haline getirmesi için gayret göstereceksin.

Peygamberini tanıtacaksın, iki dünya saadetinin rehberinin o olduğunu öğreteceksin.

Kur’an ile olanın, Peygamber ile olanın Allah tarafından mahzun bırakılmayacağını öğreteceksin.

Allah ile olan mahzun olur mu?

Son Güncelleme (Perşembe, 31 Ekim 2013 19:57)

 

Degerli Yazarimiz ÖMER NACİ YILMAZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazartesi, 04 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün3555
Dün4705
Tüm Zamanlar4619577
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 113 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 905
İçerik : 1505
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?