• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon İÇTİĞİMİZ SUYA DİKKAT EDİYOR MUYUZ?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 12
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


mehmet_aliBundan 37–38 yıl önce ilk görev yaptığım
Saimbeyli, Orta Toros dağlarının arasında tabiat güzellikleri hiç bozulmamış şirin bir ilçedir. Mesai saatleri dışında ve hafta sonu tatillerinde kıymetli arkadaşlarım İlçe kaymakamı ve Hâkim Bey ile ile birlikte civarımızdaki tabii güzelliklerin keşfine çıkardık. 1000–2000 metre rakımlarda piknik yapmak ne kadar güzeldi. Toros dağlarından gürül gürül fışkıran kaynak sularını içmeye doyamazdık.

Yol güzergâhımızda susadığımızda, rastladığımız şırıl şırıl akıp giden sayısız akarsulardan hiç tereddüt etmeden kana kana içerdik. O kadar temiz, o kadar tatlı suları içerken içimizde bir şüphe oluşmazdı. Biliyorduk ki bu sular tabiattan kaynıyor ve akarsu yatakları civarında hiçbir yerleşim birimi de bulunmuyordu. İçtiğimiz suyun içine hiçbir katkının bulaşmadığından emindik.

İlçenin ihtiyacı olan içme ve kullanma suyu da Obruk adıyla bilinen bir kaynaktan sağlanıyordu. Öyle ki bir mağaradan çok gür bir şekilde yeryüzüne çıkan buz gibi kaynak su, genişçe bir boru marifetiyle tabii eğimden de yararlanılarak ilçeye ulaştırılıyordu. Buralarda görev yaparken içtiğimiz sular nedeniyle hiç birimiz ve aile bireylerimiz hastalanmadı. Ne tuhaftır ki İstanbul’da güvenilir ve tahlili yapılmıştır düşüncesiyle satın aldığımız içme suyu nedeniyle ailecek zehirlendik, hastaneye zamanında yetişmeseydik ne olurdu tahmin edersiniz. Demek ki satın aldığımız kaynak suya yabancı maddeler karışmış!

Daha önceki yazılarımı sabırla takip eden sevgili okurlarımız, benim şimdi de tıbbî konulara merak saldığımı düşünebilir. Kesin olan şu ki, Kur’ân hayat kitabımızdır. Hayatımızın içindeki her örnek, mutlaka mucize olan Kur’ân ile ilişkilidir.  Şu üç-beş günlük fani hayatımız kesinlikle bir gün son bulacaktır. Ancak içinde ölüm olmayan ebedî bir hayat hepimizi beklemektedir. O güne hazırlıklı olmamız gerekmektedir.

Âlemlerin Rabbi olan Allah; bizleri yaratmış, ancak başıboş bırakmamıştır. Yeryüzünde kargaşa çıktığında, zulüm arttığında, insanlık onuru ayaklar altına alındığında Rahmeti gereği müdahele ederek toplumlara elçi göndermiş ve kitap indirmiştir. Son Peygamber Muhammed (A.S.) ın tüm insanlara tebliğ ettiği Hak din, kıyâmete kadar geçerlidir. Kur’ân içinde yer alan ilke ve yasalar, tüm dünya insanlarının huzur ve refahı içindir. Eğer bizler Rabbimize isyan ile Peygamberimizin tebliğ ettiği ilkeleri beğenmez, bu yasa ve ilkelerin doğru anlaşılmasına engel olacak yeni kurallar, yeni sözler katıştırma yolunu izlersek, sömürgecilerin ve Kur’ân düşmanlarının işine gelecek biçimde birtakım düzenlemeler icat etmeye kalkışırsak ebedî hayatımız nasıl olur?

Bakınız Rabbimiz Zümer suresi, 2–3. Âyetlerinde bizleri nasıl ikaz ediyor;

{ Şüphesiz ki Biz bu kitabı sana gerçekle indirdik. Öyleyse Dini sadece O’nun için arındırarak Allah’a kulluk et.
DİKKATLİ OLUN, HALİS DİN SADECE ALLAH’A AİTTİR…}

A’râf suresi 29. Âyetinde de; {De ki: “Rabbim adaleti emretti. Her mescidde yüzünüzü O’na doğrultun ve DİNİ YALNIZ KENDİSİNE HAS KILARAK O’na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi O’na döneceksiniz.”}

Rabbimiz, DININ HALIS (İnsanlar tarafından yozlaştırılmamış), Allah’tan geldiği gibi korunan, ANA SÜTÜ GIBI KATIKSIZ olmasını istemektedir. Yani din adına ne varsa hak olan Kur’ân kaynaklı olması istenmiştir. Dine hiçbir şeyin karışmaması, Allah’tan geldiği gibi tertemiz olması, içinde Allah’ın koymadığı hiç bir inanç ve amelin bulunmaması istenmektedir. Merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz, Kur’ânda bu ciddi ikazı defalarca tekrarlamıştır.

 İşte başka bir örnek:

{ Oysaki onlara sadece DİNİ YALNIZ ALLAH İÇİN ARINDIRAN KİŞİLER halinde sadece Allah’a kulluk etmeleri, namazı ikame etmeleri, zekâtı vermeleri emredilmişti. Ve işte bu, doğru ve eksiksiz dindir.} (Beyyine 5)

 

Kur’ân ve İslâm tarihi ciddi ve ön yargılarımızdan arınmış bir şekilde tetkik edildiğinde; Peygamberimizin özellikle Medine döneminde bizim sahabe sandığımız, ancak Rabbimizin onlarca âyette dikkatimizi çektiği ikiyüzlülerin sinsi faaliyetlerini görebiliriz. Kaybettikleri saltanatı yeniden elde edebilmeleri için, dört halife sonrasında Muaviye ve Mekke’nin ileri gelenleri yalan, hile ve entrikalar ile gerçek sahabeyi zulümle susturmuşlar, Peygamberimizin en yakınlarını, torunlarını katletmişler, Hak din İslâmın adına sahip çıkarak zulme dayalı saltanatlarını yeniden kurmuşlardır. Yönetimlerinin meşrû olduğu inancını oluşturabilmek için de, kâh Peygamberimizin adına yalan uydurtmuşlar, kâh zorbalıkla çok kıymetli âlimleri hapsedip, kırbaçlatarak zindanlarda öldürmüşlerdir. İmam-I Âzam Ebu Hanife’nin mücadelesi ve başına gelenleri mutlaka okumuşsunuzdur.

 

Özellikle Halife Osman’ın öldürülmesinden sonra Müslümanlar arasında çok çirkin fitne ve olaylar baş göstermiştir. Bu fitne ortamında otuz-kırk bin Müslüman’ın kanına girilmiştir.  Emeviler, İslam tarihinde ilk ciddi kargaşayı çıkarmış ve Hz. Ali’ye karşı savaşmışlardır. Hz. Ali’nin kendilerini yeneceğini anlayan Emeviler, mızraklarının ucuna Kuran sayfaları geçirip, Hz. Ali’nin ordusunu bu şekilde kandırarak “Biz Kuran’a karşı savaşmayız”derdirtmişlerdir. Hz. Ali’nin, Kuran’ın mızraklardaki sayfalar olmadığını, kendisinin Kuran’a bağlı olduğunu söylemesine rağmen Emevi oyunu başarılı olmuştur.

Aynı Emeviler, Hz. Ali’ye karşı olan düşmanca tutumlarını, Hz. Ali’nin oğulları ve Peygamberimiz’in torunları olan Hasan ve Hüseyin’e karşı da göstermişlerdir.Tarihi kaynaklar Yezid’in nasıl Hüseyin’in ölüsüne bile saygı göstermediğini ve Hüseyin’in kesik başını sopayla didikleyip alay ettiğini anlatırlar. Tüm bunları yapan, Peygamber torunlarının katilleri olan Emeviler, ne yazık ki tüm bunları, din için yaptıklarını savunma cüretini gösterebilmişlerdir.

Emevî dönemi elbette sırf olumsuzluklarla dolu değildir, bu dönemde İslâm adına önemli hizmetler de yapılmıştır. Fakat Kuran’ın anlattığı şekliyle dinin dejenere edimesinde bu dönemin katkısı çok önemlidir, bu yüzden örtbas edilen bu dönemin olumsuzluklarını bilmek gerekir. Emeviler döneminde uydurulan hadisler, daha sonra Abbasiler zamanında hadis kitaplarına dönüştü.

Kur’ân düşmanı ikiyüzlü saltanat düşkünleri, kendilerini haklı çıkarabilmek için dayanak bulma mecburiyetine düşerek, hadis uydurmaya hatta uydurtmaya başlamışlardır. Herkes kendini öven, karşı anlayışı da yeren hadisler ortaya atmaya başlamış ve ilk hadis uydurma harekâtı bu şekilde başlamıştır. BÖYLECE RABBIMIZIN, HALIS, KATIKSIZ, ANA SÜTÜ GIBI OLMASINI MURAT ETTIĞI DINIMIZIN YEGÂNE KAYNAĞI KUR’ÂN’IN YANINA BAŞKA YABANCI BIR KAYNAK EKLENMIŞTIR.

Hadisler, Kur’anın açıklaması ve dinin ikinci kaynağı ise, peygamberimiz sözlerinin yazılmasını yasaklayarak dini eksik bırakmış ta daha sonra insanlar dini tamamlamış mı oluyorlar? Oysa bizzat hadis ilmi ile uğraşanlar onbinlerce hadis uydurulduğunu belirtmektedirler. Peygamberimiz müsaade edip bu sözler yazılsaydı şu anda elimizde uydurma hadisler de olmayacaktı. Rabbimizin hiçbir emrinden çıkmayan sevgili peygamberimiz, sözlerinin yazılmasını yasaklamakla, Kur’an dışında bir ilâhî kaynağın olmadığını bizzat göstermiştir.

Tüm varlığı koruyup gözeten, programlayan, eğiten ve bunu sağlamaya yönelik buyruk ve yasaları koyan, itaat ve ibadet edilecek tek kudret olan Rabbimiz, şu imtihan dünyamızda insanca yaşayabilmemiz için Kur’ânda aramızdaki borçların bile yazılmasını emretmiş iken, dinimizin ikinci bir kaynağı olacak ise Peygamberimizin sözlerinin de yazılmasını neden bildirmemiştir? Rabbimiz Kur’ânda “Size dininizi tamamladım” dememişmiydi?

İçtiğimiz suya nasıl dikkat ediyor, yabancı madde katıksı olmamasını diliyor ve sağlıklı yaşamak istiyorsak, hem dünya hem de âhiret hayatımızda mutlu olabilmek için de Rabbimizin mesajlarını ana kaynak olan Kur’ândan öğrenmeliyiz. Peygamberimiz 23 yıllık tebliğ döneminde mutlaka güzel sözler söylemiştir. Ama kendiliğinden dine bir hüküm karıştırmamıştır.

“Yoksa cahiliye hükmünü mü arıyorlar? Kesinlikle bilen bir toplum için, HÜKÜM YÖNÜNDEN ALLAH'TAN DAHA GÜZEL KIM OLABILIR?” (Mâide 50)

“Ve O, size Kitab'ı [Kur'ân'ı] ayrıntılı / hakk, batıl ayrılmış olarak indirdiği hâlde, Allah'tan başka bir hakem mi arayayım? (ALLAH'TAN BAŞKA HAKK İLE HÜKMEDEN bir hâkim mi arayayım?)” (En’âm 114) 

Kur’âna göre hüküm koymak yetkisi sadece Rabbimize aittir. Aksi halde uydurma olduğu ilim adamlarımızca da belirlenen bulanık su kaynağından hüküm çıkartmaya kalkışırsak, Âhirette  Rabbimizin huzurunda bize kim yardım edebilir?  Veya hüküm çıkarılabilir dersek o zaman “Kara köpekleri öldürünüz, çünkü onlar şeytandır” (Hanbeli. 4/85, 5/54) hadisi gereğini yerine getirmemiz gerekmez mi? Bunu red ediyorsak, “Bir hadisi red edenin küfre düşeceği” fetvası gereğince halimiz nice olur?

”Şüphesiz yeryüzünde dolaşan canlıların Allah katında en kötüsü, aklını kullanmayan şu sağırlardır, dilsizlerdir.” (Enfal 22) 

Bakî olan Allah’a emanet olunuz.
 

Son Güncelleme (Salı, 10 Aralık 2013 15:59)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
+2 #4 RE: İÇTİĞİMİZ SUYA DİKKAT EDİYOR MUYUZ? 2013-12-08 13:35
Kıymetli M. Ali Oğuz Bey,
sizi can-ı gönülden kutluyorum. Harika olmuş yazınız.
selam ve saygılarımı sunuyorum..
Alıntı
 
 
+2 #3 RE: İÇTİĞİMİZ SUYA DİKKAT EDİYOR MUYUZ? 2013-12-05 23:32
C.Hak yarattığı kulunun anlattığın kaynak suyu gibi duru ve berrak olmasını istiyot..tertemiz..onun içinde peygamberler ve beraberinde kitaplar indirmiş..duru kaynak suyu gibi olsun diye.. Çok enfes bir yazı..tebrikler..devamı dileğiyle
Alıntı
 
 
+2 #2 RE: İÇTİĞİMİZ SUYA DİKKAT EDİYOR MUYUZ? 2013-12-05 06:53
Sayın Savcım Çok güçlü bir benzetme ile konuyu çok güzel izah etmişsiniz. Teşekkürler Elinize sağlık
Alıntı
 
 
+2 #1 RE: İÇTİĞİMİZ SUYA DİKKAT EDİYOR MUYUZ? 2013-12-04 19:19
Tebrikler değerli dostum. Sizden ve sizin düşüncelerinizi bizim istifademize sunan herkesten Allah razı olsun.
O arı duru sular gibi berrak, temiz ve besleyici bir yazı olmuş. Bir şey bütün sadeliği ile ancak böyle anlatılabilirdi .
İnsanda ihlas olunca ameli de böyle oluyor. Allah ruhunuzun dinginliğini arttırsın, kelamınıza, kaleminize, sağlığınıza güç katsın. Allah'a emanet olun.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1117
Dün4918
Tüm Zamanlar3774233
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 230 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1309
İçerik : 1480
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?