• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon DÜNYA BUNU BEKLİYOR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


mer_naciOynatmaya az kaldı doktorum nerde? Fatih Erkoç’a ait bir şarkısının sözü idi. Açık muhalefet, gizli muhalefet, kuyruk acısını bastırmaya çalışanlar, içten içe Tayyip’ten kurtulmanın dayanılmaz bir beklentisi içine girenler, çok yakın bir zamanda başlığa aldığımız cümleyi nakarat gibi terennüm etmeye başlayacaktır. Adı geçen kesimler 27 Nisan e- muhtırasından beri aslında bir travma yaşamaktadırlar. 27 Nisan e- muhtırası verildiğinde kim ne demişti bir hatırlayalım. Hatırlayalım ve travmanın kaynağını iyice anlayalım.

Mustafa Özyürek: (Muhtıranın yayınlanmasından hemen sonra NTV’ye telefonla bağlanarak): “Tabi bu bir muhtıradır. Hükümetin bunun gereğini yerine getirmesi gerekir.”

Onur Öymen: (Muhtıradan bir gün sonraki açıklaması): “Genelkurmay'ın tespitleri bizim tespitlerimizden farklı değildir. Altına imzamızı atarız. ‘Ne mutlu Türküm diyene’ sözünü kimse küçümseyemez ve bunu küçümseyenleri devletin düşmanı sayarız. Türkiye'yi Atatürk düşmanlarına teslim etmeyeceğiz.”

Deniz Baykal: (Muhtıradan sonra verdiği ilk röportajında): “Bu tablonun değişeceğini meydanlar gösterdi. Müdahaleye uğrayan yönetimlere halk sahip çıkmadı. Halkımız devlet organlarıyla çatışanlara sahip çıkmaz. Bu ortamda mağduriyet yok dayatma var. Anayasa Mahkemesi 367 kararını onaylamazsa ülke çatışmaya gider.”

Önder Sav: (Muhtıranın ardından Anayasa Mahkemesi’nin verdiği 367 kararından sonra): “Gözümüz aydın, Türkiye'nin gözü aydın.”

Nur Serter: (Muhtıradan bir gün sonra Çağlayan’daki Cumhuriyet Mitinginde yaptığı konuşma): Genelkurmay Başkanı’na “memur” diyen bir zihniyete karşı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin önünde, şanlı ordumuzun önünde saygıyla eğiliyoruz. Türk ordusu çok yaşa. Türk ordusu, 27 Nisan’da bizim sesimizi duymuş, bizim sesimize sahip çıkmış, demokrasiye sahip çıkmıştır. 27 Nisan'da Türkiye Cumhuriyeti’nin gerçek iradesine sahip çıkmıştır.

Emin Çölaşan: "Asker devreye girdi, 27 Nisan sürecini başlatıp milyonlarca insanımızı rahatlattı."

Oktay Ekşi: “Bu adı konmamış bir muhtıradır. Genelkurmay Başkanı’nın sözleri gayet açık, eğer demokrasinin kavram ve kuramlarını kullanarak bu cumhuriyetin laik karakterini tahrip etmek, onu yıkmak istiyorsanız biz buna müsaade etmeyiz diyor.”

Yılmaz Özdil : “Hâlâ deniyor ki, bundan sonraki adım ne olur? Bundan sonraki adım, tank olur. Gücüm var diye dayatırsan, gücü olan sana dayatır.”

Ural Akbulut (Eski ODTÜ rektörü): “Bu ikinci 28 Şubat’tır TSK her şeye rağmen soğukkanlı davranmıştır.”

Fikret Bila (Milliyet): “TSK, türbanın ve temsil ettiği zihniyetin Çankaya'ya çıkmasına karşı ilkesel bir duruş sergilemiştir. “

Yazgülü Aldoğan: "Yalnız bundan sonraki mesaj, internetten gelmez. Kapıya iki subay gelir. Üst rütbeli de olmayabilir."

E- muhtıranın verildiği günlerde bu isimler ve buraya alamadığımız diğer isimler adeta bir parti genel başkanı gibi her akşam televizyonlara çıkıp felaket tellallığı yapıyor, ülkenin bu muhtıra ile uçurumun kenarından döndüğünü haykırıyorlardı. Ve cumhuriyet mitinglerine çok farklı bir anlam yüklüyorlar, yapılacak ilk seçimde iktidardan kurtulacaklarını ve bunun adeta bir bayram olacağını söylüyorlardı.

Bu yapılanların ve söylenenlerin halk nezdinde itibar görmeyeceğini göremeyecek kadar da körleşmişlerdi. Çok geçmeden 12 Haziran Sandık Muhtırasından sonra çark etmeye başladılar. İşte bunlardan birisi, bir zamanlar CHP’yi Baykal’dan kurtarmak için soyunan adam(!) Haluk Koç ve dedikleri: Koç, muhtıraya verilen destek için genel başkan yardımcıları Onur Öymen ve Mustafa Özyürek'i eleştiriyor: "Biz muhtıraya karşı çıkmayı düşündük. Bir açıklama hazırladık. Sorumluluğu olmayanların sürece müdahil olmaları yanlıştır, diyecektik. Ancak Öymen ve Özyürek'in destek açıklamaları geldi. Muhtıradan sonra Deniz Baykal'a da ulaşamadık. Ali Topuz canlı şahididir."

27 Nisan e- muhtırasıyla olmadı, yargı darbeleriyle olmadı. Her defasında sandık darbesine maruz kaldılar. Taktik değiştirdiler, gezi kalkışması yaptılar yine olmadı. Misliyle karşılık gördüler. Tabi yenilen pehlivan güreşe doymaz misali yine vazgeçmediler. Bu kez yolsuzluk operasyonlarına başladılar, belki buradan bir şeyler çıkartabiliriz dediler, 17 Aralık’ta bir kalkışma yaptılar olmadı, 25 Aralık’ta tekrar denediler yine olmadı. Milli İstihbarat Teşkilatının Tırlarına el koyarak bir de yargı darbesine kalkıştılar yine olmadı. Ve sandık geldi çattı. Öyle anlaşılıyor ve görülüyor ki yine olmayacak. Şimdi bunlar çıldırmasın da ben mi çıldırayım?

Milliyetçisinden ulusalcısına, Tüsiad’ından kartel medyasına, Almanya’sından İngiltere’sine, Amerika’sından İsrail’iline, Neo Conlar’dan Evanjelistlerine, Halkı Müslüman ülkelerin başındaki zalimlerden, Müslüman ülkelerin Müslüman liderlerine, Arakan’daki masumlardan Mymmar’ın gariplerine, Kenya’nın yetimlerinden Somali’nin çocuklarına, Çeçenistan’ın yiğitlerinden Mısır’ın direnişçilerine, Türkistan’daki kardeşlerimizden Kırım’dakilere değin bütün dünya bunu bekliyor. Türkiye’nin dostları ve düşmanları bunu beliyor. 1071 Malazgirt ve 1453 İstanbul’un fethiyle birlikte bunlar Hıristiyanlığın utanç günleridir diyenlerin torunları bunu bekliyor. Ki bunu İstanbul’daki Gezi Olayları’nda ve Ankara’daki 1071 Malazgirt Bulvarı’nın açılışında gördük. Çanakkale Zaferi ile yeniden umutlanan Müslüman halklar bunu bekliyor. Yüz yıllarca Müslüman halkları sömüren emperyalistler bunu bekliyor. Tüm dünyada nerede bir Müslüman varsa ve Türkiye diye bir devletin varlığından haberdar ise onlarda bunu bekliyor. Bizim mahallenin bazılarının hoşuna gitmese de dünya Müslümanları bunu bekliyor. Olay sıradan bir dershane olayı olmadığı gibi olay sıradan bir yolsuzluk olayı da değildir. Olay salt paralelcilerle hükümet çatışması da değildir. Nasıl ki Osmanlı ilerleyişi 1683 Viyana Kuşatması ile son bulduysa, nasıl ki Abdülhamit’in tahtan indirilmesiyle bütün dünya, İslam düşmanları, Osmanlı düşmanları, Anadolu düşmanları, içimizdeki düşmanlar, nasıl derin bir nefes aldıysa aynı güruh bugün de aynı nefesi almaya hazırlanıyorlar. Abdülhamit’i Siyonistler bizim Siyonistlerle birlikte tahtan indirdiğinde dünya Yahudileri bayram yapmışlardı. Bu gün de bunu bekleyerek bayram yapmaya hazırlanmaktadırlar. Hıristiyan dünyası, Yahudi dünyası, bil umum dinlisi dinsizi ve yıllar yılı ezilmiş, horlanmış, dışlanmış Müslüman halklar da bunu bekliyor.

İnsanlık Türkiye’ye kilitlenmiş durumda olup 30 Mart akşamını bekliyor. Acaba Türkiye’de ne olacak. Birileri yine hoşlanmasa da Abdülhamit’ten sonra Müslüman halkları heyecanlandıran uzun adam devam edecek mi, etmeyecek mi? Uzun adam giderse kimler sevinecek, kimler üzülecek. Uzun adam kalırsa kimler sevinecek. Dünya’ya bakın görürsünüz. Ne İslam düşmanlarını, ne de paralelcileri sevindirmeyeceğiz. Hiç kimsenin Müslümanların ümitlerini kırmaya hakkı yoktur, bunun vebalinden de kurtulamazlar. Ahmet’in Mehmet’in çıkarı değil; dünya Müslümanlarının çıkarlarını düşünmek zorundayız.

Tüm dünya bunu bekliyor, bizler de bekliyoruz. Bekleyip göreceğiz. Allah, mü’minler aleyhine kâfirlere de, kâfirlerin dostlarına da yol vermeyecektir.

 

 

Degerli Yazarimiz ÖMER NACİ YILMAZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazartesi, 04 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1155
Dün1285
Tüm Zamanlar4525710
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 84 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 5172
İçerik : 1505
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?