• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon MÜSLÜMANLARIN TÜRKİYE'DEKİ PANORAMASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 1
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


Mehmet_Coban1950, 60'lı yıllar Müslümanların İslam'la tanışması...

1970'li yıllar Müslümanların devletle tanışması, devletleşme adımları

1980'li yıllar Müslümanların İslam'la tekrar tanışması

1990'lı yıllar Müslümanların iktidar nimetleriyle tanışıp, dünyevi zevkleri tanıması

2000'li yıllar, Müslümanların burjuvalaşması...

 

Aradaki farklar nedir biliyor musunuz?

 

50’li, 60'lı yıllar, çok bilgili de olmasalar Müslümanlar samimi, içten insanlardı. Bilgiler arttıkça samimiyet azaldı.

 

70'li yıllar Müslümanların hafiften siyasileşmeye başlayıp, devlete göz diktikleri zamanlardır. Bu devrelerde samimiyet henüz kaybolmamıştır.

 

80'li yıllar Müslümanların yeniden kendilerini gözden geçirdikleri devirlerdir. Kavramlar, yeni okumalar, tartışmalar, ayrışmalar, birleşmeler, Müslümanların gündemini oluşturdu.

 

90'lı yıllar, Müslümanların iktidar nimetlerinde dünyayı tanımalarıdır. Bu devirde Müslümanların samimiyetleri zenginleştikçe kayboldu.

 

2000'li yıllar, Müslümanların içinden burjuvazinin doğup, Müslüman burjuvalar tarafından Müslüman halkın kandırılmaya başlandığı devirlerdir.

 

Artık bu devirde Müslümanların hayatına, gösteriş, süs, yalan, riya, suiistimal, talan, soygun girmiştir.

 

Amerikan veya Avrupa tipi yaşamın hayatımıza girmesiyle, kapitalizm Müslüman'ım diyenlerin yaşamına, iliklerine kadar işleyip, dünyevileştikleri dönemdir.

 

Ülkemizde son 60 yılda Müslümanların bir şeyleri yoktu. Saftılar, samimiydiler. Öğrendiler, niyetlendiler, hayaller kurdular. Parayla, mevkiiyle tanıştılar. İktidarların nimetlerinden bal tuttular. Ve kayboldular.

 

Bugünlerde Müslümanlık adına, dünyeviliklerini kurtarma peşindeler. Hâlbuki Müslümanlık biteli yıllar olmuştu.

 

Görebiliyor muyuz?

 

Dindarlığı, muhafazakârlığı Müslümanlık sanıyoruz. Hâlbuki dindarlık, muhafazakârlık Müslümanlık değildi.

 

İktidarların gölgesinde, zenginleşip burjuvazileşmeyi Müslümanlık sanıyoruz. Halbuki zenginlik, burjuvazilik Müslümanlık değildi.

Müslümanlıkta, yalan, riya, talan, soygun, rüşvet, suiistimal, iltimas yoktu…

Müslümanlıkta, süs, gösteriş, caka satmak yoktu.

 

Bugün Müslüman’ım diyenler; en lüks otellerde toplantılar yapmakla övünüyorlar. Hâlbuki bir dönem o lüks otelleri gördükçe demediklerini bırakmıyorlardı.

Bugün Müslüman’ım diyenler; meydanlara topladıkları milyonlarla övünüyorlar. Hâlbuki övünülecek tek şey, Allah’ın yolunda, saf, samimi, yalandan, riyadan, gösterişten uzak yaşanacak hayattı.

 

Yirmi yılı çocukluk, gençlik geçen… İkinci yirmi yılı hayatı tanıma, sorumluluklar üstlenmeyle geçen. Üçüncü yirmi yılı ne oluyor diye hesapla geçen... Dördüncü yılı eyvah bitip gitti denecek bir hayat içindeyiz.

Dünyanın en güçlü devletini kursanız da, içinde yalan, riya, gösteriş, haram olduktan sonra hiçbir anlamı yoktur. Allah Süleyman kıssasını bunun için bize örnekler. İktidarının zenginliğiyle, şöyretiyle tanınan Süleyman, toplumundaki, yalan, riya, fitne, fesatla yıkılıp gitti.

Dünyanın sayısal olarak en çok toplumu olsanız da, Allah’ın emrettiği saf, halis dini yaşamıyorsanız, hiçbir şey ifade etmez. Ancak iman etmeyenler çoklukla övünürler.

 

Yaşam Allah’ın insanlara verdiği bir emanettir. Her türlü yaşanır. Önemli olan hesabını Allah’a verebilecek yaşamı yaşayabilmektir. Ne var ki bugün Müslüman’ım diyenler, toplumdaki yasalar çerçevesinde veremeyeceğim hesap yok diyorlar. Hâlbuki toplumdaki yasalar, yeri geldiğinde çıkarcıları korur. Yalanlarla örtülür. Dili kıvrak avukatların ağzında değişir. Esen rüzgârlara göre hâkimlerin hükmü değişir.

Yasalarda darbe yapmak suç olduğu halde, siz hangi darbe de, savcıların darbeciler aleyhine suç duyurusunda bulunduğunu duydunuz? Hangi hâkimlerin darbecileri tutuklayın diye karar aldıklarını duydunuz? 1960’ta mı? 1971’de mi? 1980’de mi? Aksine darbeler döneminde darbecilere karşı olanları suçladılar. Darbecilere karşı olanları yargıladılar.

 

Üniversiteler darbecilere fahri doktoralık unvanları verdiler. Güya özgürlüklerin dili olan gazeteler, darbecilere şakşakçılık yaptılar. Açın bakın o dönemlerin gazetelerini.

Ve hepsi ben Müslüman’ım diyordu. Ve hepsi biz adaletin yanındayız diyordu.

Günler böylece gelip geçti. 

 

Degerli Yazarimiz MEHMET ÇOBAN Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 16 Ocak 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1680
Dün3731
Tüm Zamanlar3758276
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 462 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1324
İçerik : 1479
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?