Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon Batı Dünyasının Manipilasyonları ve Müslümanlar

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 5
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

BENLİĞİN EGEMENLİK KURUNTUSU ÜZERİNE KONUŞLANAN AYRIŞTIRICI İHTİLÂFLAR-II (Devam)

BATI DÜNYASININ MANİPİLASYONLARI  VE MÜSLÜMANLAR


NaciCepeDün ve bügün müslümanları kendi nezdinde ötekileştirmiş, batılı dünyanın tümü , muhallif duruşunu sergilemeye devam etmektedir.Dün nasıl bizi içimizden gerek kara parçası olarak aynı coğrafi karede cetvelle çizip mezhep ve meşreplere  göre akıllıca böldülerse  bugün de müslüman tabâmızı hetorojen siyasi ayrılıklar oluşturmak için o meşhur kadim plan olan”böl, parçala ve yut”u devreye koyup menhur ve  bozguncu niyetli emeller taşıdıklarını asla unutmayalım.

 

Batı dünyasının konforizm için nasıl bir bencillik yaşadıklarını biliyoruz.Bunun için başta nüfuz planlamalarıyla hatta kürtaj ile nüfuzunu azaltmayı düşünerek nasıl rahatça yaşadılıklarını da biliyoruz.Rahat yaşamak için uzun erimli nüfuz planlamaları yaparken bir de 1950-60 lı yıllardan başlayan ve kendilerine köle gibi çalıştıracak hem para kazandıracak hem hizmetçilik yapacak olan işçiler almıştı geri bıraktırdığı ülkelerden.

 

Dünya coğrafyasının en küçük ama en eski teknolojik uygarlık alanı olan Avrupa ,özellikle bizim ülkemizden ve yüz yıla yakın açık sömürge olarak kullandığı Fas,Tunus ve Cezayir v.b ülkelerden çok işçi almıştır.Almasına ama bir şeyi rahat etmesi için görmezlikten gelmiş ki kendi nüfuzu, bugün için yüksek oranda sayı bakımından  azalırken, ülkelerine yerleştirdiği müslüman coğrafyanın insanları ise kendi nüfus varlığını üçe beşe katlamasına da sebep olmuşlardır.

 

Bir kere batı, müslüman nüfus artışından rahatsız olduğu belki bugün için pek fazla düşünülemez. Çünkü müslüman coğrafyalardaki kahir çoğunluğun genç olduğunu düşünerek müslüman toplumları mezhep gibi gerek kadim bölünmelerden ve gerekse  müslüman ülkelerde yapay ayrılıklar oluşturarak manipile ettiği gençleri çok kolayca birbirine kırdırarak bu durumdan nasıl bedelsiz yararlandığı hesaplıyor. Âli çıkarlarına en uygun gençlerin alenen nasıl bir yararı olduğunu da çok iyi biliyor.Kaldı ki yapacağı bu aktvitelerini ne zaman yetesiz buluyorsa hemen hazurunda elinin altında bulunan paramiliter silahlı eğitimli terör çetelerini kullanıyor.Onlara en zengin lojistik desteği verek gerçekleştirmek istediği maksatlı eylemini, pekala devreye koyabiliyor.

 

Batı dünyası yıllar öncesinden teorik olarak “think thank” oluşumu olan  NGO gibi oluşumlarla başlattığı zihinsel performansını bir savın üstüne oturtmaya çabalamaktadır.O da küreselleşmedir.Bunun için G.Fuller'e “Medeniyetler çatışması” çıkacak tezini çıkartmış akabinde de F.Fukyamaya da “Tarihin Sonu” tezini hazırlatarak kendi dışındaki ülkeleri  geliştirtmeyip engellediği dünyaya da bir meydan okuma mesajı verdirmiştir.

 

Bu konunun, tekno-ekonomik politik gelişmeye yönelik post kapitalist bir gelecek stratejisinin önemi Batı için nasıl önemi varsa üzerlerinde çok daha başka korku kaygıları da var.Bütün dünyada tekno mekanik bakımdan güçsüz  müslüman topluluklara yıllardan beri bir savaş içinde bulunuluyor.

 

Afganistan, İran-Irak, Körfez, Bosnahersek,( Operasyonlara Kansız Kadife Devrimleri de dahil edilmeli)yine Irak ve parçalanması, Suriye ve Mısır. Bütün bu ülkelerde müslümanlardan ölenlerin sayısı milyonlarla ifade ediliyor.Bunlar müslümanlar için çok büyük kayıplar Allah bu kardeşlerimizin ailelerine sabır,ihsan,lutfunu nasip etsin inşallah.

 

COĞRAFYAMIZDA YAŞANAN ZAAFLAR VE İHTİLÂFLARIN BİTMESİ GEREKİR

 

Zaafları olan, içimizdeki iki yüzlü işbirlikçiler,  demografik coğrafyamızdaki çıkarcı seküler dinastiler, bütün bu olumsuz kurulu düzenlerin içinde oturan müslümanlar; maalesef yeterince uyanıklık içinde bulunamıyor.Öncelikle içlerindeki hizbi ayrılıkların olması ve her ayrılık parçalarının başat önderlerinin sıradan yapılacak amelleri salık veren kendilerini geliştiremeyen ve değişmeyen işleri yapmaları hep aynı.Bir öğreti olarak zaten asırlardan beri tekrarlanarak yapılan rutin işlerdir bunlar.Tevhidi bir birliktelik ve vahdaniyet istemelerini pratik eylem olarak bir yana bırakalım.

 

Kendilerine muti olarak intisap edenleri sadece eskatolojik taleplere yoğunlaştırmış olmaları bir eksiklik değil mi? Söz konusu olan bu durum, müslüman bir insanın öncelikli olan tevhidi itikadi direncine olan bir kırılganlık yaşatmaz mı?

 

Kur'an'da İslâmi akidevi teamüllere, güçlü algı ve anlamlarla ,salt formel ritüellerden mülhem olabilecek içe kapalı “ibadet” disiplinini seçmeleri esaslı bir “cemaat” algısının nasıl da bir “cemadât'a” dönüştürülerek geçen zamanların bir müslümana nasıl bir zaman kaybettirdiğini siz bir düşünün.

 

Oysa Kur'an'i ya da İslâmi bilinç diyebileceğimiz itikadi imani paradigmadaki “ibadet “konusunun tam özünde;önce iman sonra sırasıyla ahlak,muamelât, ukubat da bir fiili bir ibadet biçimidir.Kur'an'da bize verilen en temel düstur amel ya da eylemleri akrabaya,kardeşliğe,dayanışmaya,yetime, yoksula,yolda kalmışa, v.d pratik olarak bir destek olmak değil midir? Rabbimize yürüdüğümüz zaman dünyada iken yaptığımız eylemlerden sorumlu olmayacak mıyız?

 

Batının müslüman coğrafyalarda hiç hesabı bitmiyor.Sürekli sömürmeye  ve kan akıtmaya mahsus yeni hesaplar açıyor. Bizzat kendinin sadece ve sadece müslümanlara ait topraklarda etkili bir biçimde var olan enerji koridorlarını ve yer altı zengin madenlerini ele geçirmek gibi gözünü dikmiş kötü niyetleri de var.

 

Ama batı emperyalizminin müslüman toplumlara yönelik bir başka yönelimi daha var.O da bu ülkeleri, post kolonyal evrilmedeki siyasetlerinin içinde eritmektir.Örneği Mısır'dan verelim.Batı bir taraftan Arap Baharını bu ülkelerde demokratik sistemin oluşturmasını istiyor bir diğer taraftan kendi söyledikleriyle çelişiyor.Mısırda yapılan seçimlerde demokratik teamüllere uyularak Mursi ve partisi iktidara ezici bir çoğunlukla taşınıyor..Ama batı acaba dediği tüylerini diken bir başka korkusu olan İslâmi fobisinin patolojik vehim dünyasında dolaşıyor.Sonunda bir çare olarak modern zamanların zalim Firavunu addebilcek bir tıyniyetteki kişiyi darbe yaptırarak iktidara taşıyor.Binlerce Müsüman kardeşimizin kanını akıttırarak.

 

Bu ne ikiyüzlülük bu ne döneklik.Bu ne okzimoronluk/kendisiyle çelişkiye düşen bir hal böyle.

Batı sayıca ve silahça müslümanlardan korkmayabilir.Ama İslâm'ın misyonundan korkuyor.

Batı ne kadar bizi sömürürse sömürsün ne yaparsa yapsın İslâm'ın dirilişi çoktan başladı.

NOT: (İkinci Bölüm)Yazarımızın bu değerli ve uzun  çalışması Mayıs 2014 Umran Dergisi'nde de yayınlanmış olup, belli periyotlarla websitemizde devamı yayınlanacaktır. Düşünce ziyafetiyle iyi okumalar...  1. Bölümü Baştan Okumak için Tıkla.
 

Son Güncelleme (Çarşamba, 07 Mayıs 2014 21:39)

 

Degerli Yazarimiz NACİ CEPE Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Pazar, 06 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #1 TebrikMehmet Ali OĞUZ 2014-05-09 17:42
Sanki bin yıl yaşayacaklarmış gibi tüm dünyayı ellerine geçirmek istiyorlar. Ama yanıldıkları bir husus var. Önüne geleni deviren Kur'ân geliyor.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün2187
Dün2500
Tüm Zamanlar4217642
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 85 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2413
İçerik : 1497
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?