Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon NİRVANA'YA MI YOKSA BİRR'E Mİ ULAŞALIM

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


ilhan akkurtRamazan coşkusu bütün yurtta devam etmektedir. Ramazanın vazgeçilmez manzaraları olan iftar sofraları sokak ve caddeleri süslemektedir. Bu ayda suçlar azalmakta, paylaşma çabaları ön plana çıkmakta, maddi ve manevi dayanışma artmaktadır. Bütün bunlar sağlıklı ve çatışmasız bir toplum için önde gelen davranışlardır. Çağdaş medeniyetin insana aşıladığı kuyruğu dik tutmak, karizmayı yükseltmek hedefi, insanlar arasındaki dostluk ilişkilerini zaafa uğrattığı bir dünyada, bu çabalar birbirimize yabancılaşmanın önüne set çekecek davranışlardır.
 

Kendi medeniyetinin eseri olan milyonlarca insanın yaşadığı metropollerde yapayalnız kalan ve maddi ihtiyaçlar peşinde koşturulmaktan yorulan Batı insanı, artık “Kral çıplak” demeye başladı ve arınmak-Nirvana’ya ulaşmak için Hint fakirlerinin peşine düşmeye başladı. Bakmayın siz onların canım, cicim laflarıyla birbirlerine son derece saygılı ve nazik olduklarına. Maalesef bu güzel davranışlar hep birbirlerinin karizmalarını ve egolarını okşamak amacıyla olduğu için gerçek sevgi ve dostluk doğurmamaktadır. Ayrıca sosyal yardımlar da devletin işi olduğundan kimse kimsenin elinden tutmaması bu işin tuzu biberi olmuştur.
 

Abraham Maslow kendi kurguladığı “İnsani ihtiyaçlar piramidi”nde, insan için en zirve ihtiyaç “Kendini kanıtlama” yani “Toplumda bir saygınlık kazanmadır” derken aslında kastettiği insanın karizmasıdır. Aslında buradaki karizmanın temelinde de  “Gurur ve kibir” vardır. Bunu elde etmek içinde pompalanan maddi şeyler-markalar sahibi olma vs. insana toplumda kazandırdığı saygınlık gerçek değildir. Toplumda bireyler arasında gerçek saygınlık ve sevgi ancak karşılıksız paylaşma ve dayanışma ile oluşur. Bunu fark edenler, düşüyorlar Nirvana’nın peşine. Peki, bu konuda bizim inancımızda bir şey var mıdır? İşte ramazan manzaraları bize bunları hatırlatır. İnfak-paylaşma, sadaka-Allah yolunda harcama, fitre ve zekat bizlere bu yolu açan eylemlerdir. Uzak doğudaki Nirvana’nın İslam’da karşılığı zekâttır. Kuran’da Leyl Suresinin 18. ayetinde “Malından dağıtan arınır” derken kullanılan kelime “Yetezekkâ” da mana arınma, temizlenmedir. Kuranda 32 yerde geçen zekat, harcama, dağıtma olduğu gibi 13 yerde ise arınma ve temizlenme manasındadır. Bunu iyi bilmemiz gerekir.
 

Kuran’da bir de “BİRR”e erişme diye bir kavram daha vardır. Ali-imran-92. Ayette “Sahip olduklarınız şeyleri terk etmedikçe, başkalarıyla paylaşmadıkça BİRR’E eremezsiniz” der. Burada ki Birr’in anlamı “Mutlak iyiye ve güzele erişmek” demektir. Yani çok yüce bir makam. Hadi şimdi bu seviye ile çağdaş uygarlık seviyesine yükseltilmiş bir insanı bir kıyaslayalım. Hangisi daha saygındır. Tabi arınma sadece maddi servetten ihtiyaç sahiplerine dağıtmakla olmaz. Gurur, kibir ve egoyu ıslah etmeden de gerçek arınma olamaz. Bu konuda da birçok ayet vardır.

 

Şunu herkes iyi bilir ki yeryüzündeki çatışmaların tek sebebi doymak bilmez insan egoizmidir. Şu an dünyaya hâkim Çağdaş uygarlık düzeyi olmakla övünen Batı Medeniyeti’nde model insan doymak bilmez arzularının tatmini peşinde, ÖZGÜRCE hiçbir engel tanımadan koşan insandır. Bu tartışmasız bir gerçektir. Bu medeniyetin yetiştirdiği insan modeli budur. Diğer çevre ve insanlık için koşuşturanlar ise kendi kendine insan olma fıtratıyla gerçeği bulan aslında model dışı imalat hatalarıdır. Son iki asırda sebep oldukları sömürgeleştirme ve iki dünya savaşıyla 200 milyon insan katleden bir medeniyet insani bir medeniyet olamaz. Böyle bir medeniyetten de insanlık adına alınacak fazla bir şey olamaz. Ekonomik kalkınmanın sistemi kültürü yoktur. Yeter ki işi usulüne göre kurun. Faşizmle de, feodalizmle de, komünizmle de, demokrasi ile de kalkınılır. Hitler Almanya’sı, feodal yapıda ki Japonya, Komünist ülkeler farklı rejim ve kültürde olmasına rağmen ekonomik kalkınmalarını gerçekleştirmişlerdir. Bilim teknik evrensel doğrulardır bunların alınmasında bir sorun yoktur. Bunların sadece üretime faydası vardır ve ülkelerin gücüne güç katar. Ancak nasıl ki eğitimde fizik kimya matematik öğretmekle adam yetiştirilemiyorsa, bilim teknik te insanı NİRVANA veya BİRRE ulaştırmaz. İşte asıl sorunda budur.
 

Son Güncelleme (Pazartesi, 07 Temmuz 2014 10:05)

 

Degerli Yazarimiz İLHAN AKKURT Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cuma, 04 Haziran 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1257
Dün1043
Tüm Zamanlar4262289
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 206 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2475
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?