• İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
  • İnternet Dünyasına Açılan Sevgi Penceresi
Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Twitter'den Takip
Sitemizi Mavi Kuş'u tıklayarak Twitter'da paylaşın.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon TEVBE İLE ÖLELİM VE DİRİLELİM!

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 10
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri

Dünya hayatında ölüp de dirilen bir kişi veya toplum olabilir mi? Vereceğiniz cevap tabii ki “hayır” olacaktır. Çünkü Allah’ın bu hayat için koyduğu kurallara aykırı. Peki, ama o zaman kılavuz kitabımız Kur’ânda geçen şu âyeti nasıl anlamalıyız?mehmet_ali

Kendileri binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkan, sonra da Allah’ın kendilerine “Ölün/canınız çıksın!” deyip, sonra da kendilerine bir hayat verdiği kimseleri görmedin mi/hiç düşünmedin mi? Şüphesiz Allah, insanlara karşı bir armağan sahibidir. Velâkin insanların pek çoğu kendilerine verilen nimetlerin karşılığını ödemiyorlar.” (Bakara 243)

Bu âyete de maalesef İsrailiyat etkisi ile yanlış anlamlar verilmeye çalışılmıştır. Sadece örnek olarak bir tanesini okuyalım:

{Âyet-i kerîmede sözü geçenlerin kıssasına gelince, bunlar aralarında vebanın baş gösterdiği İsrâîloğulları’ndan bir kavim idiler. “Dâverdân” denilen bir kasabada yaşıyorlardı. Vebadan kaçmak kastıyla kasabalarından çıktılar, bir vadide konakladılar. Yüce Allah da onların canını aldı. İbn Abbâs der ki: Bunlar 4.000 kişi idiler. Taundan kaçmak kastıyla çıkıp şöyle dediler:” Ölümün bulunmadığı bir yere gidelim.” Yüce Allah da onların canını aldı. Bir peygamber onların bulunduğu yerden geçti, Yüce Allah’a dua etti, Allah da onları diriltti.} (Kurtubî, Ahkâmi’l-Kur’ân)

Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi böyle bir olaya inanmamız, Sünnetullah’a, akla ve mantığa aykırı. Peki, o zaman bu âyetin anlamlandırılması nasıl olacak? Değerli araştırmacı yazar Hakkı Yılmaz beyefendi’nin Karadeniz Tv. da yayınlanan “Kur’ân ve İslâm” programlarının 29. sunda, bu çok merak ettiğim konu açılınca çok sevinmiştim. Gerçekten de şimdiye kadar bu âyet ile ilgili olarak yaptığım sorgulamada kalbimin tatmin olduğu bir cevap bulamamıştım. Bakınız bu programda yapılan tahlile bir kulak verelim:

Burada, ölüm korkusuyla savaştan kaçanların kaçınılmaz olarak zillete düşecekleri, savaşın neden gerekli olduğu ve savaşta akıllı bir yol izlendiğinde zarar görülmeyeceği ifade edilmekte ve İsrâîloğulları tarihinden bir örnekle, aslında mü’minler uyarılmaktadır.

Âyette, “onları öldürdük” denmeyip, Allah’ın kendilerine “Ölün” [canınız çıksın] dediği bildirilmektedir. Yani, Kur’ân’a göre onlar bir anda ölmemişlerdir. Sürünmüş, sıkıntı ve zillete düşüp perişan olmuşlardır. Bu olay tarihte gerçekleşmiştir. Medîne’deki Yahudiler, İsrâîloğulları tarihlerine ait bu olayı biliyorlardı. Allah, ölüm korkusuyla savaşmayanların nasıl bir zillete düşeceklerine bunlardan örnek getirmiştir. Âyette “Gördün mü?” deniyor. Medîne’deki Yahudiler, İsrâîloğulları tarihlerine ait bu olayı biliyorlardı. Zaten Kitab-ı Mukaddes de bu olay anlatılmaktadır.  

Bu insanlar ölmek istemiyorlar, savaştan kaçıyorlar. Allah ölün, kendinizi değiştirin demiş. Onları öldürmemiştir. Kendinizi, benliklerinizi değiştirin mesajı veriliyor. Kültürümüze yerleşmiş bulunan “Ölmeden evvel ölünüz” deyimi ile de anlatılmak istenen budur.

İşte tam burada mucize Kur’ân yine kendi kendini açıklıyor. Aynı surenin 54. âyetinde; Hani bir zamanlar Mûsâ toplumuna, “Ey toplumum! Şüphesiz siz altına tapmakla kendi kendinize haksızlık ettiniz. GELİN HEMEN YARATICINIZA TEVBE EDİN DE BENLİKLERİNİZİ DEĞİŞTİRİN. Böylesi, Yaratıcınız nezdinde sizin için hayırlıdır” demişti. Sonra da Yaratıcınız tevbenizi kabul etti. Şüphesiz Yaratıcınız, tevbeleri çokça kabul eden, çok tevbe fırsatı verenin, engin merhamet sahibinin ta kendisidir.”

Musa (A.S.)kavmine; “Ey toplumum, siz paraya, altına tapmakla, milleti sömürmekle kendinize en büyük zulmü yaptınız. Toplum olarak yozlaştınız. Dininiz, imanınız para olmuş. Öyleyse hemen Allah’a dönün. Tevbe edin de nefislerinizi öldürün. Benliklerinizi değiştirin” mesajını veriyor.

Ancak bu katil eylemini silahla değil, tevbe ile gerçekleştireceksiniz deniyor. Katil hakikat anlamı ile ölmek olarak anlaşılır. Burada ise; “Kendini tevbe ile öldüreceksin silâhla değil, tevbe seni öldürsün” denmek isteniyor. Katil mecaz olarak “değişime uğrama” manası ile anlaşılır. Ölüm, tevbe ile oluyor. İşte hakiki bir tevbe ile insanlar adeta yeniden diriliyorlar. Hayatlarında yeni beyaz bir sayfa açılıyor. İşte âyetin ifade ettiği yeniden dirilme budur. Toplum olarak can bulmak budur. Âyetten anlaşılan o ki, burada İsrâîloğulları’ndan istenen, tevbe ederek Allah’ın istediği gibi olgun kul olmalarıdır.

 

Bu konuda şöyle bir örnek verilmesi de mümkündür. Toplumda suç işleyen kişilerin çok büyük bir bölümü, kamu otoritesinin verdiği cezalar nedeniyle cezaevlerine alındığında, orada durum muhasebesi yaparak, kendilerini ayrıca muhakeme etmekte, yaptıkları yanlış işlere pişman olmakta, ceza süreleri dolup da tahliye olduklarında, topluma faydalı birer insan haline gelebilmektedirler. Sanki benliklerini değiştirerek yepyeni bir insan olmuşlar, dünyaya yeniden gelmişler gibi. Bu mucizevî ilâç nedir biliyor musunuz? “Pişmanlık” Yani tevbe.

Peki, bu olay tarihte vuku bulmuş olarak kabul edelim de, şu çağda biz nasıl bir mesaj almalıyız? Aslında tarih devamlı tekerrür eylemekte. İnsanlık tarihine bakıldığında, toplumların huzurla yaşadığı altın çağlar olduğu gibi, tağutlar tarafından insanların ve toplumların öldürüldüğü, yani sömürülmek suretiyle hayatlarının söndürüldüğü, sadece kendilerinin rahatça yaşayabilecekleri bir dünya oluşturabilmek için sömürü sitemini kurdukları, bu sefil amaca ulaşabilmek için vahşî hayvanlarda bile görülmeyen davranışlar sergilediklerini görebilmekteyiz. Halen içinde bulunduğumuz çağda gördüğümüz gibi.

Toplum olarak şu basit ve seviyesiz dünya hayatının da Tağutî kişi ve kurumlarca Cehenneme çevrildiğinin farkında mısınız? Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Çevremize bir bakalım. Hiç ölmeyecekmişiz gibi altın, mal biriktirme hırsı gözlerimizi bürümüş. Birbirimize duyduğumuz kin ve nefretle en ağır hakaretleri edebiliyoruz. Siyasetçilerin sorumsuzluk içinde söyledikleri yalanlar havada uçuşmakta. Adalet gibi en önemli kurumlara bile kimsenin güveni kalmamış.

Bu durum maalesef Kur’ânda verilen İsrailoğulları örneğinden daha da korkunç. Geliniz biz de toplum olarak samimi bir tevbe edelim. Beyaz bir sayfa açalım. Bu rezil hayatımıza bir format atalım. Bakınız Rabbimiz bizlere bunun örneğini de göstermekte. Rasulullah Medine’ye geldiğinde Evs ve Hazrec kabilelerinin durumunu bize örnek olarak gösteriyor.

“Ve hep birlikte Allah’ın ipine sıkıca sarılın/Allah’ın ipi ile korunun, ayrılmayın ve Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz, birbirinize düşmanlar idiniz de, Allah, kalpleriniz arasında ülfet oluşturdu. Sonra da siz, O’nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de oradan sizi O kurtarmıştı. İşte Allah, kılavuzlandığınız doğru yolu bulasınız diye alâmetlerini/ göstergelerini sizin için böyle ortaya koyar.” (Âl-i İmran 103)

Allahın koruması altına girmek istiyorsak, Müslümanız diyorsak, hep birlikte Allah’ın ipine sarılalım. . Kur’ana sarılırsak kardeş oluruz. Kur’ana dönelim. Uçurumun kenarından dönelim. Yoksa bu aziz Milletin cenaze namazı kılınacak hale düşeriz.

Son Güncelleme (Pazartesi, 11 Ağustos 2014 10:40)

 

Degerli Yazarimiz Mehmet Ali OĞUZ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cumartesi, 27 Kasım 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #2 RE: TEVBE İLE ÖLELİM VE DİRİLELİM! 2014-07-26 14:14
M. Ali Oğuz Bey,
Önemli bir konuyu çok güzel bir şekilde ve sade bir üslupla açıklamışsınız. Sizi içtenlikle kutluyorum.
Alıntı
 
 
0 #1 RE: TEVBE İLE ÖLELİM VE DİRİLELİM! 2014-07-26 11:30
Sayın hakkı yılmaz beyin bakara suresinin 243. ayetine verdiği anlam ve yorum sünnetullaha daha uygun. Bu ayetten sizin de ifa ettiğiiz gibi insanın hataları ve günahları dolasıyla kendini muhusebeye çekip tevbe ile ruhen dirilmesidir. konuya açıklık getiren yazınıza ve Hakkı Yılmaz beyefendinin yorumuna teşekkürler.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1115
Dün4918
Tüm Zamanlar3774231
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 228 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 1309
İçerik : 1480
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?