Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon YABANCILAŞMA SORUNU VE İNSANIN YALNIZLAŞMASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


Yabancılaşma bir şeyin bir kimsenin başka bir şeyden ve kimseden uzaklaşmasıdır. Psikoloji, sosyoloji ve felsefede yabancılaşma insanın kendisine, toplumuna, doğaya ilgisiz kalması, kopması, uzaklaşması, dostluklar kuramaması, hayatın anlamsızlaşması ve hayattan bir tat alamamasıdır. Kontrol edilemeyen tutkular, içgüdüler ve yerleşik alışkanlıklar sebebiyle hayattan kopup yalnızlaşmasıdır. Bu açıdan yabancılaşma psikiyatride normalden sapma olarak tanımlanır.  Bu terimi ilk kullanan Alman düşünür Hegel olmasına karşılık, Marks yabancılaşma sorunu üzerinde önemle duran bir düşünürdür. Marks bu terimi, insanın doğadan kopmasından çok kapitalist anlayışın işçiyi emeğine yabancılaştırması anlamında kullanmıştır. Eric Fromm bu kavramı, kapitalist modern anlayışın mutluluğu ve özgürlüğü tüketim kültürüne bağlamasıyla ilgisine dikkat çekmiştir. Aşırı tüketim, aşırı üretim ve çalışmayı gerektirir. Böylece insan bunlardan başını kaldırıp etrafını göremez hale gelir. Bir tuş kadar yakın olmasına rağmen kişi ailesine, dost ve arkadaşlarına vakit ayıramaz hale gelir. Yabancılaşmanın temelinde kölelik bir yerlere bağımlılık, tutsaklık ve esaret yatar. Eh kapitalist üretim ve tüketim kültürü zaten hepimizi çağdaş köle haline getirmedi mi?

Kapitalist egoizm sebebiyle insan maddi güç sahibi olma peşinde koşturulurken, doğa ve insanlarla olan her türlü ilişkisinin temelinde maddi çıkar yatar. Doğaya bakışı talan edilmesi gereken tam bir “Altına hücum sendromu” gibidir. İnsani ilişkileri de benzer bir yaklaşımla olduğundan, her şeyi tahakkümü altına alma çabasındadır. Böyle bir ilişkiden insan ve çevreyle uyumlu bir sonuç elbette beklenemez. Her birey diğeri için geçilmesi gereken bir rakip durumundadır. Hayat tam bir rekabetten ibarettir ve önce davranan diğerini alt eder, onu geçer ve malı kapar. En büyük en güçlü en zengin en iyi şartlarda hayat sürmek hedefiyle “Acıyan açınacak hale düşer” anlayışından, her türlü hile, güç kullanma, işgal için doğada geri dönülmez yaralar açan her türlü ölümcül silah üretilir. Herkes demokrasi, özgürlük ve insani hakları sadece kendisi için düşündüğünden altta kalanın canı çıkar. Bu anlayışın sürdürülebilmesinin temeli “ÖZGÜR İNSAN” modelinde yatar. Özgür insan çevreye, ailesine ve toplumuna bağımlı olursa özgürlüğü bozulur. Kolay mı öyle yuvaya bağımlı olup çocuk doğurarak anne olabilmek. Dokuz ay karnında taşı, 18 yaşına kadar temizle besle bakımını yap. Kölelik gibi gelir bir kadına. Bereket 18 yaşında ne hali varsa kendi görsün deyip kurtulmak var. Yoksa bizim gibi toplumlarda ölünceye kadar bakmak ta var. Çekilecek hal mi? Hal böyle olunca bu adamlar ne kadar nazik ve saygılı olursa olsun yuvada bile gerçek dostluğa erişemezler. Özgürlük adına meşrulaştırılmış her türlü zevklere ulaşmak için, aralarında daima gizli bir rekabet vardır. Bunlar görücü usulüyle bir yuva kurmadıkları halde, bırakın sevgiyi, bir yuvada uzun bir süre içinde beraberliklerini bile sürdüremezler. Herkes karizmayı dik tutmak peşinde koşar ama yaş ilerleyip karizma bittiğinde kapılarını çalan bile olmaz ve tam bir yalnızlık içine gömülürler. Tabi bu yazdıklarımız bu medeniyetin gerçek yüzüdür. Ancak çağdaş uygarlık denilen bu ortamlarda yaşayan herkes tabi ki böyle değildir. Bir çok insan tabi ki fıtratı gereği çevrenin tahribatını, tüketim çılgınlığını ve insanın yalnızlaştığını görüp buna karşı bir takım eylemler içindedirler. Ama bu anlayışın değiştirilmesi açısından daha yapılacak çok şey var.

Çözüm “ÖZGÜR İNSAN”ın alternatifi olan “SORUMLU İNSAN” modelini esas almak ta yatar. Sorumlu insan, bu dünyaya kendi isteğiyle gelmediği gibi yine kendi isteğiyle ayrılmayacağını iyi bilir. Kendisi için hazırlanmış bu hayat düzenin de bir misafir olduğunu ve bir gün göçüp gideceği hakikatini iyi bilir. Hayatını ve varlığını kendisi için hazırlanmış bu misafirhaneye borçlu olduğu bilinciyle yaşar. Bu anlayışta ki bir insan, diğer insanlara ve çevreye minnet borçlu ve dosttur. Hayatta her şeyin diğer şeylerle birbirine bağımlı olarak sürdüğü bilincindedir. Hal böyle olunca sorumlu insan nasıl olur da sadece kendini düşünen bir egoist olabilir ve nasıl olur da diğer şeylerle azılı bir rekabet içinde olup çevreyi talan etmek peşinde sınırsız bir tüketim peşinde koşar. İnsanlığın en büyük problemi olan ve bir çok hastalığın da sebebi olan yabancılaşma ancak çevreye karşı sorumlu bir insan modeli örnek alınarak aşılabilir. Nasıl mı?

Bir gün bir TV kanalında ABD’de yaşayan ünlü doktor Mehmet Öz’ü izliyordum. Sunucu hangi hastalık için hangi gıdaların veya şifalı bitkilerin kullanılmasını soruyordu. En son olarak bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendirileceğini sorunca ben hemen bir kağıt ve kalem alarak pür dikkat ne söyleyeceğini dinlemeye başladım. Ancak söyledikleri karşısında adeta şok oldum. İşte söyledikleri “Kendinizle ve çevrenizle barışık olmalısınız, insanlara karşı sevecen davranmalısınız, doğayı sevmelisiniz vs.”. Ne kadar kolay değil mi? Aynen Derviş Yunus’un dediği gibi:

GELİN CANLAR BİR OLALIM

İŞİ KOLAY KILALIM

SEVELİM SEVİLELİM

BU DÜNYA KİMSEYE KALMAZ
 

Son Güncelleme (Perşembe, 21 Ağustos 2014 10:28)

 

Degerli Yazarimiz İLHAN AKKURT Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Cuma, 04 Haziran 2010.

Yazarin Diger Yazilari

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün1689
Dün2585
Tüm Zamanlar4114434
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 47 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2238
İçerik : 1491
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?