Kitap Okuma Anketi
Kitap Okuyor musunuz?
 
Yasal Uyarı
Bu sitede yayınlanan bütün eserlerin çoğaltılması, izinsiz olarak bestelenmesi yasaktır! Buna uymayanlar hakkında, 5846 ve 411 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 3257 sayılı Sinema ve Muzik Eserleri Kanunu Hükümleri gereğince hukuki işlem yapılacaktır. Sitede yayınlanan şiir, yazı ve hikayelerin telif hakları sahiplerine aittir. Ancak Naci Gümüş imzalı yazı, şiir ve hikâyeler; isim anılması, kaynak gösterilmesi şartıyla alıntılanabilir.
Site İçi Arama

PostHeaderIcon DİL ve ÜSLUP

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 6
ZayıfEn iyi 
Yazarlarımız - Makaleleri


NaciGumusAnahtar anlamını da taşıyan dil, Sözlüklerde; “Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı” olarak tarif edilir ve İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan…”diye tavsif edilir.(tdk) Lakin sözlükler dil yarası, dil belası,  tatlı dil, sivri dil ve keskin dil nedir’i konu edinmez. Hz. Ali; “Kişi dilinin altında saklıdır” demiş ve ilave etmiş; “insanın selameti dilini tutmasına bağlıdır.” Ha keza Thomas Füller’in “Kuşlar ayaklarıyla, insanlar dilleriyle yakalanırlar”  Sözü dilin önemini anlatmaya yeter. Yeter de yetmesine dil ile üslup arasındaki sıkı bağı, tenasübü de ortaya koymamız lazım.
 

Üslubumuza dikkat ederek üslup’un sözlükteki tanımlarını alalım önce: “1- Anlatma, oluş, deyiş veya yapış biçimi, tarz… 2- Her yazarın, her sözenin (hatîbin) fikrini, duygularını anlatmak için kullandığı özel anlatış tarzı. 3- Bir sanatçıya ya da bir çağa özgü teknik, renk, kompozisyon ya da biçimlendirme yolu…” (tdk) Öyleyse dil belasına düşmemek için, gönüle girmek için, sağlıklı iletişim için, sevginin ifadesi için dil ve üslup sıkı bir birliktelik içerisinde olmalı. Yoksa birlik kuramaz. Bir de dil ve üslubun yardımcı organları var. Onların kullanılması kişilik belirtisinin portresini çıkarır. Karşısındakine etkisi, uyandırdığı tepkisi iletişimde sözel dilden daha baskın olabilir. Nedir o? Beden dili, jest ve mimikler. Gözler ve bakışlar. Samimiyetin ya da riyanın göstergesi gibidir.

Halk dili, köylü dili, sanatçı dili ayrı bir konu olmakla birlikte anmamız, anlamamız lazım. Milletlerin diline de saygı göstermemiz lazım. Bir milletin, bir ırkın dilini yok saymak, insanlığın diline hakarettir. Empati yaparsak bunu rahat anlarız. Dil bir insanın olduğu gibi bir milletin de sesidir.

Yunus Emre’nin tüm zamanlara hitabı bizi anlatmak istediğimiz yere götürür:

“Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı
Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz .”

Dilden söze, sözden öze; konuşmadan üsluba, üsluptan haz’a bir yol bulursak barışın önünü açarız. Dilin kemiği olmadığı için çatışmanın dilini söker atarız. İçimizdeki şeytan barınamaz artık. Hiddet, şiddet yerini tatlı dil, güler yüze bırakır. Bu demek değildir ki eleştirmeyeceğiz. Eleştiri bir sanattır. Tenkit olmadan tekamül olmaz, meyvesiz ağaç taşlanmaz olsa da biz taş atmayacağız. Söz konusu olan dil ve üsluptur. Ozanın dediği gibi; “tatlı dile, güler yüze doyulur mu, doyulur mu?”

 

 

Degerli Yazarimiz NACİ GÜMÜŞ Bu tarihten itibaren bizimle beraberdir: Çarşamba, 16 Aralık 2009.

Yazarin Diger Yazilari

Yorumlar 

 
0 #1 TeşekkürMehmet Ali OĞUZ 2014-09-25 19:27
Sevgili Hocam, Toplum olarak hepimizin ihtiyacı bulunan bu çok önemli konudaki tecrübe ve bilgi birikiminiz inanıyorum ki çok faydalı olacaktır. Teşekkür eder, saygılarımı sunarım.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Site Dili / Language
İstediğiniz dile çeviriniz

language you want to turn the

Üye Girişi
Ziyaretçi Sayısı
Bugün231
Dün1043
Tüm Zamanlar4261263
Kimler Çevrimiçi
Şu anda 205 konuk çevrimiçi
İstatistikler
Üyeler : 2429
İçerik : 1500
Web Bağlantıları : 26
Ziyaretçi Anketi
Gönül Sitesini Dünyanın neresinden İzliyorsunuz?